Başkent Ankara Haberleri, MEM, Mili Ekonomi Modeli, Viyana
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Emekli vatandaşın isyanı: "Madem öyle bizi topluca öldürsünler"
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara – 100. Yıl Pazaryeri’ni ziyaret ederek esnafın ve vatandaşların dertlerini dinledi.
Emekli vatandaşın isyanı: "Madem öyle bizi topluca öldürsünler"
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara - 100. Yıl Pazaryeri'ni ziyaret etti. Vatandaşların tane ile alışveriş yaptığına dikkat çeken pazar esnafı, büyük marketler karşısında rekabet edemediklerini de kaydederek kendilerine suikast yapıldığın vurguladı. Emekli bir vatandaş ise yaşadığı maddi sıkıntılara işaret ederek "Madem öyle Cumhurbaşkanı yaşlıları bir yere koysun; gaz verip bizi topluca öldürsünler" şeklinde konuştu. Dervişoğlu, ziyaret sonrası "Vatandaşı bu hâlde görünce, boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum." diye konuştu.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara – 100. Yıl Pazaryeri’ni ziyaret ederek esnafın ve vatandaşların dertlerini dinledi.
Dervişoğlu, pazaryeri girişinde “Bahçeli ile aynı memlekette olmaktan iğreniyorum” diyen bir vatandaşa “Birine kızıp memlekete küsülmez” karşılığını verdi.
Alım gücünün düşmesinden dolayı vatandaşların meyve sebze alışverişlerini tane ile yaptığını anlatan pazar esnafı, büyük marketler karşısında rekabet edemediklerini de kaydederek kendilerine suikast yapıldığını savundu.
Bir vatandaşın “Demeçleriniz çok güzel. Destekliyoruz. Fakat bir koalisyon durumunda birleşin çağrısı yapmak istiyorum” demesi üzerine Dervişoğlu, “Bu beklentinin farkındayım ancak sizinle yan yana gelemeyecek olanlarla sizleri yan yana getirmek gibi bir derdim olmayacak. Sizin beklentilerinizin ve hassasiyetlerinizin ne olduğunu biliyorum. O hassasiyetlere halel gelmeyecek. Hepimiz bir araya gelelim ama Türkiye’nin sizi incitmeyecek birlikteliklere ihtiyacı var" dedi.
“Krizin ortadan kalkması için sistemin değişmesi gerekiyor”
İşçi Blokları Mahalle Muhtarı Ayşegül Emekçi'yi ziyaret eden Dervişoğlu’na, muhtarlık binalarında sıklıkla karşılaşılan tebligatlar soruldu.
Türkiye’de 24 buçuk milyon icra dosyası olduğuna işaret eden Dervişoğlu, “İcra dosya sayısı her gün 16 bin artıyor. Bu aslında ekonominin nereye geldiğini gösteriyor. Hacizler, icralar, satılığa çıkmış araziler bunların tamamını birleştirirseniz bugün yaşamış olduğumuz sıkıntıların özünü de tespit etmiş oluyorsunuz. İcra neden olur? Haciz neden olur? Tebligat neden olur? Vatandaşın satıl alma gücü o kadar sınırlı ki; domatesi, biberi, salatalığı alamıyor; borcunu nasıl ödeyecek insan? Yoksa bu ülkede 24 buçuk milyon icra dosyalık, art niyetli kesim yok. 24 milyon tane kişi ya da kuruluş, borcunu ödememek için bir plan, bir tuzak kurmuş değil. İmkansızlıklar yüzünden bu tebligatlar artıyor. Vatandaşı bu hale getiren düzeni oluşturanların utanması lazım. Bu durum oluşturulan düzenin doğal sonuçları. Biz bugünleri hep tanımladık. Bu ekonomik krizden kaynaklı bir durum değil. Türkiye ilk kez ekonomik krizle karşı karşıya kalmıyor. Karşı karşıya bulunduğumuz büyük krizlerin en çok 2 yılı içinde aşıldığı dönemler biliyoruz. Ancak Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildiği andan itibaren bir kriz sarmalında yaşıyor. Dosyaların ortadan kalkması için krizin ortadan kalkması lazım. Krizin ortadan kalkması için sistemin değişmesi lazım. Sistemin değişmesi için bizim iktidar olmamız lazım. Tayyip Erdoğan'ın gitmesi ve yerine Türkiye'yi yönetebilecek kadroların iş başına gelmesi lazım” şeklinde konuştu.
“Gaz verip bizi topluca öldürsünler”
Dervişoğlu ziyareti sırasında vatandaşların yaşadığı sıkıntıları da dinledi.
“CHP’liyim ama bundan sonra oyumu size vereceğim” diyen bir emekli vatandaş, “Delikanlı olup masalara yumruğunuzu atmanızdan dolayı sizi takdir ediyorum” şeklinde konuştu.
Yaşadığı problemleri anlatan vatandaş, “Ben emekliyim, bir gözüm kör. Yaşlıyım, çok hastalığım var. Fizyoterapistim, özelde çalıştım, emekli oldum. Aldığım 20 bin lira maaş. Boynumu eğerek damadımın evine sığındım, oturuyorum. Aldığım 3 kuruş maaş. Evde hasta kardeşim var. Madem öyle Sayın Cumhurbaşkanı götürsün bizi topluca, yaşlıları bir yere koysun. Kendi milletvekilleri de kendileri dahil olmak üzere gaz verip bizi topluca öldürsünler” dedi.
“Domates, portakal taneyle alınıyor”
Yarım karpuzların olduğu bir tezgahın önünde durun Dervişoğlu, "Bu memlekette bu zamana kadar dilimlenmiş karpuz satıldığını gördünüz mü? Eskiden bize söylediklerinde ‘Olur mu ya’ derdik. Şimdi tane ile domates alınıyor, taneyle portakal alınıyor. Eskiden üç kilo portakal alınıyordu. ‘2 kilo elma ver, bir kilo muz ver’ diyorduk. Şimdi memlekette karpuz dilimle satılıyor. Allah hepimizin yardımcısı olsun" şeklinde konuştu.
“Vatandaşlar atılmış ürünlerden ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor”
Ziyaret bitiminde değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, “Vatandaşların önemli bir kısmı fiyatların düşmesi için akşam saatlerini bekliyor. Ama akşam saatlerinde de beklentiye karşılık verecek bir fiyat düşüşü söz konusu olmuyor. Pazarda kullanılamaz diye düşünülen ürünler bir tarafa bırakılıyor ve üzülerek müşahede ediyoruz ki; vatandaşlarımız atılmış ürünler içerisinden, çöp demeyelim ama yani atılmış ürünlerin içerisinden ihtiyacını karşılamaya çalışıyor" diye konuştu.
“Bu gidişat sürdürülebilir değil”
Üreticilerin, nakliyecilerin, pazarcıların ve vatandaşların memnun olmadığını ifade eden Dervişoğlu, “Bu üretim ve nakliye zinciri, özellikle gıda arzında son derece ağır mağduriyetler içerisinde. Bunun sofralarımıza yansıması da yürek yakan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Hep söylüyorum. Emeklimiz tenceresini kaynatamıyor. Dar ve sabit gelirli olan vatandaşlarımız geleceklerini güvencede hissetmiyor. Bu gidişat sürdürülebilir değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönettiğini zannedenlerin çok acil tedbir alması gereken bir husustur bu. Pazar bu duruma düşmüşse, herkes mutsuzsa ve herkes yere bakarak pazarda geziyorsa, bunun düzeltilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
"Vatandaşı bu halde görünce boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum"
Türk çiftçisine gerekli desteğin verilmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Aksi takdirde Türkiye'yi bekleyen son derece ciddi bir gıda krizi söz konusu olabilir. Bu uyarmalardan ders çıkarmayanlar, uzaktan bakarak bir anlam yüklemeye çalışıyorlar. Gelsinler bu pazarı görsünler. Herkesin mutsuz olduğunu görsünler. Domatesin bir çeşidinin 400 lira, biberin bir çeşidinin 350 lira olduğuna şahitlik etsinler. En ucuz peynirin yaklaşık 300 lira olduğunu görsünler ve Türkiye'ye getirdikleri durumu önce tespit etsinler. Bu halden utanmaları gerektiğine öncelik öncelikle kendileri şahit olsunlar. Bu son derece kötü ve üzüntü verici bir durum. Bu ziyaretleri her yaptığımda pazar yerinden yüreğim yaralı ayrılıyorum. Bugün de aynı duygular içerisindeyim. Alışveriş yapabilirim belki diye gelmiş olan vatandaşlarımız, yolda bizi yakalayıp dertlerini anlattılar. Alışveriş yapacak bir hallerinin olmadığını anlatmaya çalıştılar. Böyle bir durumda size çok samimi olarak söylüyorum; vatandaşı bu halde görünce, boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum." dedi.
"Silahlar bırakılmamış, mangalda yakılanlarla kalmış süreç"
Dervişoğlu, açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İktidar cephesinden “Silahların tamamen bırakılması gerekir” şeklinde bir açıklama geldiği hatırlatılarak “Terörsüz Türkiye' süreci bir duruksamaya mı girdi?” sorusu üzerine Dervişoğlu, şöyle konuştu:
“Aslına bakarsanız, demek ki silahlar bırakılmamış. O süreç mangalda yakılanla kalmış. Şimdi ne diyorlar; 'Ben silahı nasıl bırakayım, istediğimi alamadıktan sonra?' Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden beklentilerini silahla almaya kalkışanlarla, müzakere masasına oturulmaması gerektiğini zamanında söyledim. Şimdi atmış oldukları yanlış adımlarının sonuçlarına katlanıyorlar. Ben bir laf söyleyince de sanki milliyetçi bir refleksle ifade ettiğimi kamuoyuna sosyal medya üzerinden pompalıyorlar. Ben milliyetçi reflekslerle falan konuşmuyorum. Ben Türk milletinin kardeşliği üzerine ve bu kardeşliğin devamından yana olduğum için konuşuyorum. Siz toplumun bir kesiminin siyasi önderliğine, İmralı’daki cani başının sözcülüğü
imkanını verirseniz işte bunlar olur. Türkiye'de terör örgütünün silahı bırakmadığını DEM Parti söylüyor ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yöneten Cumhur İttifakı söylüyor. Hani süreç çok iyi gidiyordu? Hani örgüt silahı bırakmıştı? Hani Abdullah Öcalan denen cani, kurucu önder olmuştu da örgüt üzerinde hakimiyeti vardı? Bunların düşünceden eyleme, yani kuvveden fiile geçirilmesinin mümkün olmayacağını söyledim. Bir örgüt, Amerika Birleşik Devletleri'nin vermiş olduğu silahları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne teslim etmez. O silahlar Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında bile değil. Birileri içeride bir silah yakma müsameresi sergiledi. Millet de şimdi akıbet ne olacak diye bekliyor. Ben bundan bir netice çıkmayacağını ifade ettim. Bu sadece Türkiye'nin üniter devlet yapısının, Türkiye'nin birliğinin, Türk vatanının bölünmezliğinin tartışma masasına yatırılacağını; bu yapılan uygulamalardan örgütler ve onun uzantısı olan siyasi mekanizmaların şımaracağını; buna bağlı olarak da kardeşlik hukukumuza zarar vereceklerini ifade ettim. Nevruz münasebetiyle meydanlarda yapılan konuşmaları görüyorsunuz”
En Çok Okunan Haberler