Ankara

#Petrol

OrtamHaber - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

 “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var” Haber

 “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var”

- “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var” - “En kanlı cümle mezhep kavgası” - BTP lideri Hüseyin Baş, “Türkiye'de İran savaşına ilişkin alttan alta bazı propagandalar yürüyor. Maksatları insanları bölmek, parçalamak, insanları bir şekilde farklı kayıklara bindirip o kayıkları birbiriyle kavga ettirmek. Ortadoğu'nun en kanlı cümlesi mezhep kavgası” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş partisinin Bursa İl Teşkilatınca düzenlenen iftar programına katıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programa İYİ Parti Bursa Milletvekilleri Hasan Toktaş ve Selçuk Türkoğlu’nun yanı sıra Zafer Partisi ve Demokratik Sol Parti’den de katılım oldu. Programda konuşan Hüseyin Baş Türkiye ve Ortadoğu gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. BTP lideri şunları söyledi; “Bugün soframızda Cumhuriyet Halk Partisi var, İyi Parti var, Zafer Partisi var, Demokratik Sol Parti var, Bağımsız Türkiye Partisi var. Bugün soframızda Türkiye'nin bütün siyaseti var. Türkiye'nin kardeşliği var, birliği var, beraberliği var. Türkiye'nin ihtiyacı olan da aslında birlik ve beraberlik. Bunu söylediğimiz zaman bir seçim ittifakı konuşuluyor. Mesele bunun ötesinde arkadaşlar. Türkiye'de siyasetçiler yani bizler ne yaparsak yapalım milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var. Birbirini seven, birbirini anlayan, anlayışla karşılayan, kendi iyiliği için değil de toplumun iyiliği için yaşamak isteyen, hayatını sürdüren insanlar olmaya ihtiyacımız var. Dolayısıyla Türkiye'nin bereketli sofralara, güzel muhabbetlere ve kardeşliklere ihtiyacı var. İnşallah ülkemizde bunu inşa edebilmek adına biz de bu duvarın bir taşı olmayı beceririz, başarırız. O günleri görmeyi, yaşamayı Allah hepimize nasip etsin. “Amerika, Ortadoğu'da senin ne işin var?” Bölgemize baktığımızda şu anda komşu ülke İran, kardeş halkımız, İran halkı her gece ağır bombardıman saldırılarına maruz bırakılıyor. Malumunuz devletin lideri konutu bombalanmak suretiyle öldürüldü, şehit edildi. Elbette ki bugün İran'ın da ona saldıran güçlere karşı ciddi bir mukavemeti var. Bunu gözlemliyoruz. Ama iş öyle bir yere geldik ki şunu demiyoruz: Sen nasıl gidip egemen bir toprağa, onun liderine bir saldırı yapabilirsin? Ey Amerika, Ortadoğu'da senin ne işin var? Senin bizim topraklarımızda ne işin var? Bu ülke topraklarında, bu Ortadoğu bölgesindeki ülkelerin topraklarında ne işin var demiyoruz da yani orayı geçtik, orayı kabullendik. Artık yıllar içerisinde şunu söylüyoruz: İran çok ciddi mukavemet gösteriyor. Bununla mutlu oluyoruz. Evet hepimiz mutlu oluyoruz. O İsrail'e de bir tepki verebildiği zaman diyoruz ki evet bir Müslüman ülkede, bizim bölgemizde bir ülke de Amerika'yla İsrail'le savaşabiliyor. Bu duyguyu yaşıyoruz yani standartlarımız çok düştü. “Ortadoğu'nun en kanlı cümlesi mezhep kavgası” Şimdi baktığınız zaman Ortadoğu'nun bu hale gelmesinin temelinde yatan büyük problemi iyi anlamamız lazım. Libya'da ne oldu? Suriye'de ne oldu? Irak'ta ne oldu ve bugün İran'da ne yapılmak isteniyor? Türkiye'de de İran savaşına ilişkin alttan alta bazı propagandalar yürüyor. Maksatları nedir diye baktığınızda yine aynı şeyi görürsünüz: Tefrik etmek, insanları bölmek, parçalamak, insanları bir şekilde farklı kayıklara bindirip o kayıkları birbiriyle kavga ettirmek. Nedir? Ortadoğu'nun on yıllardır süre gelen en kanlı cümlesi mezhep kavgası. Bunun üzerinden milyonları evsiz bıraktılar. Bu kavga üzerinden milyonların canından olmasına sebep oldular. Şimdi girerken söylediğim ‘bu kardeşliğin daim olmasına ihtiyacımız var’ dememin sebebi işte bu mesele. Bizi de yıllardır bölmek istiyorlar. Sağcı solcu diye toplumumuzu bölmeye çalıştılar. Kürt Türk diye bölmeye çalıştılar. Alevi Sünni diye bölmeye çalıştılar. Bu ülkede ne kadar fay hattı varsa bakarsınız emperyalizm o fay hatlarını her zaman derinleştirmek ve harekete geçirmek istemiştir. “Bizim davamız Türk milletinin kardeşliği davasıdır” Bize düşen, Türk siyasetine düşen ve Türk milletine düşen; bu fay hatlarının dibine gömülmek değil, bunlardan kurtulup kardeşliği ve birliği tesis etmektir. Bağımsız Türkiye Partisi kurulduğu günden bugüne yaptığı çalışmanı, vaaz ettiği fikrin temeline indiğinizde de bunu görürsünüz. Bizim davamız vardır. Ne bu dava? Bu dava Türk milletinin kardeşliği davasıdır. Bu milletin bir ve beraber olma davasıdır. Eğer bu davaya hizmet eder, bu kardeşliği tesis edebilirsek işte o zaman Atatürk'ün kurduğu bu ülke nasıl yüz yıldan beri sapasağlam ayakta bugüne kadar gelebildiyse bundan sonra da kıyamet sabahına kadar dimdik ayakta gidebilir. “Atatürk bu milleti kardeş yaptı” Atatürk de elinde sihirli değnek olan bir insan değildi. O da bizler gibi bir insandı. Ama çok önemli bir şeyi başardı. Onun o fikri, düşüncesi, idealleri bir kenara; Atatürk bu milleti kardeş yaptı. Atatürk bu milletin her bölgesinden insanı aldı, kardeş yaptı. Hepsini Ankara'ya topladı, bir Meclis’in içine soktu. “Kavga edecekseniz de bu Meclis’te kavga edeceksiniz” dedi. “Başka bir yerde kavga etmek yok” dedi. Atatürk'ün başardığı en temel mesele buydu. Ve inanır mısınız, 1980'li yıllara kadar bu kardeşlikten hiçbir şey eksilmedi. O kardeşlik Türkiye'yi kimsenin burnu kanamadan o günlere kadar getirdi. “Güneydoğu'da terörün sebeplerinden birisi Türkiye'nin kendi kaynaklarına ulaşmasını engellemektir” 80'lerden sonra bir anda bir PKK terörü ortaya çıktı. Kimin organizasyonu, kimin tezgahıydı diye baktığınızda işte aynı iradeyi görüyorsunuz. Emperyalist, Türkiye'yi bölmek, parçalamak isteyen, sömürgeleştirmek isteyen iradenin tezgahı. Öyle bir bölgede terör oluyor ki yıllardır bizim “burada petrol, doğalgaz vardır” dediğimiz bölgede 40 yıldır süre gelen bir terör var. Şimdi hükümet yetkilileri çıkıp diyor ya “Gabar'da petrol bulduk.” Haydar Hoca 20 sene önce söylüyordu: “Güneydoğu'nun her yeri petrol. Evladım gidin çıkarın, bu milletin faydasına işletin” diye. O zamanlarda aynı hükümetin yetkilileri bizim ne yazık ki yeraltı kaynaklarımız yok diyordu. Şimdi nasıl İran'da, Irak'ta, Suriye'de petrol var diye de bu savaşlar oluyorsa Güneydoğu'da da terörün olma sebeplerinden birisi Türkiye'nin kendi kaynaklarına ulaşmasını engellemektir. Dolayısıyla Atatürk'ün başardığı işi bizim devam ettirmemiz lazım. Eğer onun yolundan gidiyorsak bu milletin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini muhafaza etmemiz gerekiyor. “Bağımsız Türkiye Partisi teşkilatları bulunduğu her yerde kardeşliğin simgesi” O yüzden sizler Bağımsız Türkiye Partisi'nin teşkilatları bulunduğunuz her yerde kardeşliğin simgesi olacaksınız. Birliğin sembolü olacaksınız. Kavgayı körükleyen değil, bitiren olacaksınız. Kavgayı ortadan kaldıran insanlar olacaksınız. Bunu yaparsanız vatanınız için üzerinize düşeni yapmış olursunuz. Eğer bunu yapmaz da “aman canım bana ne” derseniz veya o kavgaları körüklerseniz yarın çoluğa çocuğa bırakacak bir vatanımız kalmayabilir. Allah muhafaza. O yüzden bizler BTP'liler olarak ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın da çizdiği rota itibariyle bu milletin kardeşliğini tesis için son gücümüzle, tüm gayretimizle çalışacağız diyorum.”

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" Haber

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı"

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" "Madem dünyada itibarınız yüksek KKTC'yi neden tanıtamadınız?" "Madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. KKTC yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Eskişehir Beylikova'daki nadir toprak elementlerinin ABD'ye verileceği iddiası Önder'in gündemindeki konulardı. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi; "Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" (ORTAMHABER) - "Bu hafta sonu Kıbrıs'ta seçimler yapıldı. CTP seçimleri kazandı. Bunun üzerine Türkiye'de çok farklı tartışmalar yükselmeye başladı. Bu vesileyle 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs politikası nedir?' diye sormak istiyoruz. Çünkü özellikle son 15 - 20 yıldır birbiriyle çelişen birçok adım atıldığını görmekteyiz. KKTC'de CTP seçimleri ilk kez kazanmıyor. CTP 2005 yılında da Mehmet Ali Talat'la birlikte seçimleri kazanmıştı. O dönem Kıbrıs davasının sembol ismi, ömrünü o davaya adamış olan Rauf Denktaş, Türkiye'de yetkililere işin önemini anlatmaya çalışmak istediğinde dışlanmıştı, kovulmuştu hatta ağlatılmıştı. Türkiye o dönem Annan Planına destek veriyordu yani Mehmet Ali Talat'ın CTP'sinin savunduğu fikirlere destek veriyordu. O zaman Annan planı Rum tarafınca reddedilmeseydi şu an zaten uygulamaya çoktan konmuştu. "Madem dünyada itibarınız yüksek KKTC'yi neden tanıtamadınız?" Türkiye neden KKTC'yi dünyaya tanıtmak için bir girişimde bulunmuyor? Bizlere, 'Dünyada itibarımız çok, İslam ülkeleri bizim ağzımıza bakıyor, Türk devletleri elimizi kaldırsak koşmaya hazırlar, Trump bile bize hayran' deniyor. Peki dünyada böylesine itibarımızın yüksek olduğu bir dönemde biz KKTC'yi tanıtmak için uğraşmıyor muyuz? Uğraşmıyorsak o zaman demek ki Rumlarla birleşmek isteyenlerin fikirlerini yanlış bulmuyoruz demektir. Eğer uğraşıyoruz ama kimse bizim sözümüzü dinlemiyorsa o zaman da kendimizde gördüğümüz itibarda bir sorun var. "Türkiye, Kıbrıs politikasını net bir şekilde belirlemeli" Kıbrısla ilgili yıllarca 'çözümsüzlük çözüm değil' dediler. Peki neden bu tablonun devam etmesi istenebilir? Çünkü Kıbrıs tanınmadığı zaman ne oluyor? Kıbrıs'ta her türlü suç örgütü rahatlıkla faaliyet gösterebiliyor, kara para aklanma yeri haline gelebiliyor, mafya örgütlerinin hesaplaştığı bir alan haline gelebiliyor, kumarın yer bulduğu bir yer haline gelebiliyor maalesef. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kıbrıs politikasını net bir şekilde belirlemeli ve bütün adımlarını buna göre atmalı. Yoksa bu zigzaklarla bir adım ilerleyemeyiz. "Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'de her geçen gün kan kaybediyoruz" İsrail, Rum kesimiyle işbirliği yapıp Kıbrıs'ın etrafında doğalgaz araması yapıp Doğu Akdeniz'de kendisi için münhasır ekonomik bölge oluşturup hak sahibi oluyor. Rusya bölgede hak sahibi olduğunu iddia ediyor, ABD zaten hak sahibi olduğunu iddia ediyor. Dünyadaki birçok devlet Doğu Akdeniz'deKİ kaynakları önemsiyor. Kıbrıs Türkiye için sadece Doğu Akdeniz'deki varlığımız ve ekonomik çıkarlarımız için değil güvenlik açısından da çok önemli. Kıbrıs'ta şehit vererek bir kazanım elde ettik ama maalesef iktidarın bu konuda net bir politika çizmemesi ve net bir duruş ortaya koymaması nedeniyle Kıbrıs'ta her geçen gün kan kaybediyoruz. "İktidar yalanlıyorsa daha sonra bunun doğru olduğunu büyük ihtimal görürüz" Eskişehir'de nadir toprak elementlerine ilişkin ciddi bir kaynağın varlığı Cumhurbaşkanımız tarafından da ifade edildi. Bu ne zaman ifade edildi? Amerika'yla bu konuda anlaşma yapıldığı, nadir toprak elementlerinin Amerika'ya verildiği yönünde Türkiye'de muhalefetin eleştirileri üzerine böyle bir kaynağın varlığından bahsedildi ve hiçbir devlet ile anlaşma yapılmadığı söylendi. Öncelikle şunu ifade edelim. İktidar bunu yalanlıyorsa daha sonra bunun doğru olduğunu büyük ihtimal görürüz. Çünkü şu ana kadar genelde yalanlanan şeylerin doğru olduğuna şahit olduk. "Türkiye hazinenin üstünde oturan dilenci gibi" Kurucu liderimiz Prof.Dr. Haydar Baş yıllarca 'Türkiye 3 katrilyon dolarlık bir maden rezervine sahip' dedi. Yine kurucu liderimizin ifadesiyle bu, biz bu kaynağı devreye koyduğumuzda Türk milletini kıyamet sabahına kadar bir eli yağda, bir eli balda bakacak bir ekonomik güç demektir. Ama maalesef Türkiye hazinenin üstünde oturan dilenci gibi. Neden? Çünkü madenlerimizi millet yararına, devlet yararına kullanamıyoruz. Peki neden kullanamıyoruz? 2023'ten 'Lozan'da gizli anlaşma var. Bundan dolayı çıkaramıyoruz, kullanamıyoruz' gibi bir yalanı alttan alta yaymışlardı. Asıl mesele şu: Madenler çıkarılıyor ama milletimiz ve devletimiz menfaatine kullanamıyoruz. Neden? Çünkü 2005'te, 2007'de maden yasasında, petrol yasasında değişiklikler yaptık ve bu yaptığımız değişikliklerle devletin payını yok denecek kadar azalttık. Bu pay yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişiyor. Öteyandan vergide de beyan usulünü getirdik. Yani madeni çıkaran firma ne kadar beyan ederse o beyanı üzerinden vergi verecek. Dolayısıyla vergi almak da mümkün değil bu faaliyetten. Bunların birçoğu yabancı firma. İçeride yerli taşaronu, yerli ortağıyla birlikte faaliyet gösteren yabancı firmalar maden alanlarını ruhsatlandırdı ve götürüyor. Madenleri yurt dışına götürürken de ihracat yaptığı için teşvik alıyor. Yani adeta çıkarıyorlar devlete hiçbir şey vermeden bedavaya çıkarıyor. Yurt dışına götürürken nakliye parasını bile bu millete ödetircesine bir yasal düzenlemeler oluşturuldu. Bu yasal düzenlemelerden sonra Türkiye'de her taraftan maden çıkmaya başladı ama bu madenlerden millete, devlete bir fayda yok. "Madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez" Bu konuda Bağımsız Türkiye Partisi farklı bir partidir. Kurulduğumuz günden bugüne madenler en çok üzerinde durduğumuz başlıkların başında gelir. Bizim maden politikamız şudur; devlet millet ortaklığıyla madenlerin yüzde 51'i devletin, yüzde 49'u milletin olmak üzere işletilecek ve ekonomiye kazandırılacaktır. İsteyen o madenlerde çalışacak, kazanacak, isteyen oraya ortak olacak, kazanacak. Kazanan Türk milleti olacak. Kazanan Türk devleti olacak. İşte 3 katrilyon dolarlık büyük bir rezerv o zaman devlet millet menfaatine kullanılır, buradan devlet çok büyük gelirler elde eder. Şimdi artık her şeyden vergi alınıyor. Cezalar devletin en temel gelir kalemlerinden biri oldu. Vergiler dışında devletin başka bir gelir kalemi kalmadı. Madenlerimiz devlet millet ortaklığıyla işletilmiş olsa yani Bağımsız Türkiye Partisi'nin programı devreye girmiş olsaydı devletin vergileri bu gelirlerin yanında küçük kalırdı. Türkiye'de her yerden maden çıkmasına, doğalgaz çıkmasına, petrol çıkmasına rağmen devletin bütçesine bakıyoruz. 2025 bütçesini açın inceleyin. Bu kadar zenginlik içerisinde madenlerden elde edilen gelirin yok denecek kadar az olduğunu görüyorsunuz. Peki çıkarıldığı halde neden bu gelir yok? İşte biraz önce anlattığım sebeplerin sağlamasıdır bu. Son cümlemiz şu olsun; madenlerimiz Türk milletinin ve Türk devletinin malıdır, hiçbir yabancı firmaya verilemez, madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez. Bu madenler millet menfaatine, devlet menfaatine devreye sokulup milletin zenginleşmesine aracılık etmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.