Ankara

#Muhalefet

OrtamHaber - Muhalefet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Muhalefet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Video Galeri

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi.  Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır.  "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir.  "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum;  Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Haber

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi. Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır. "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir. "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum; Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

BTP'den Mutlak Butlan tepkisi Haber

BTP'den Mutlak Butlan tepkisi

BTP'den Mutlak Butlan tepkisi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi. Bu karar Türk siyasetine yöneliktir diyen BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, " İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın istiyor" dedi. BTP Sözcüsü Önder'in açıklaması şöyle; "Mutlak butlan kararı siyaset tarihimize, hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir, bir ayıp olarak yerini almıştır. Bu karar sadece CHP'ye yönelik değil, Türk siyasetine yöneliktir. Bu nedenle her bir vatandaşımızı, her bir insanımızı ilgilendirmekte; demokrasiye ve hukuka inanan, demokrasi ve hukukun devam etmesi gerektiğini düşünen her vatandaşımıza bu anlamda görev düşmektedir. "İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor" İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. Kendi vesayetini kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın, kendi iktidarının devamını sağlayacak bir zemin bu ülkede oluşsun ama hiçbir şekilde kendi iktidarını tehdit eder hâle kimse gelemesin. Yıllarca bu ülkede vesayeti kırmak, vesayetle mücadele etmek iddiasıyla iktidara gelenler, iktidarda her seçim öncesi 'Vesayetle mücadele ediyoruz' diyerek milletten oy isteyenler maalesef bugün kendi vesayetlerini kuruyorlar. En büyük kentin belediye başkanını ve aynı zamanda ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayını ve yine birçok seçilmiş belediye başkanını tutukladılar. Açtıkları soruşturmalarla, belediye başkanları üzerine oluşturdukları baskılarla birlikte transferler yapılıyor. İsteniyor ki kendilerinin kontrolünün dışında bir güç bu ülkede olmasın. "Millet bu prangayı kırar" Bu tümüyle iktidar vesayetidir. Bu tümüyle millet iradesine vurulan bir prangadır. Millet bu prangayı kırar. Geçmişte kırdığı gibi buna müsaade etmez. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararıyla millet iradesine pranga vurulabildi mi? E-muhtıra yayımlanmıştı yine aynı dönemde. Millet iradesine pranga vurulabildi mi? Ne oldu? O dönemde yüzde 25’lere düşen AK Parti oyu, bu müdahalelerle birlikte yüzde 42’ye çıktı ve daha güçlü bir şekilde AK Parti’nin tekrar iktidar olması gerçekleşti. Bugün de aynı şekilde mahkeme koridorlarında, yargı eliyle siyasete müdahale edip ana muhalefet partisini ve onun üzerinden Türkiye’de muhalefeti ve siyaseti şekillendirmeye çalışanların oyunu tutmayacak çünkü bu oyunu millet bozup atacaktır. Millet bu prangaları kırıp atacaktır. "CHP yönetimi millete sığınmalıdır" CHP’nin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimi millete sığınmalıdır, millete dönmelidir, millet de güç birliği yapmalıdır. Millet iradesinin üstünde hiçbir irade yoktur. Bu düğümü millet çözer. Bu oyunu millet bozar. Bu prangaları ancak millet kırar. Bu anlamda CHP kimliğini taşıyan ama bu oyunların aparatı hâline gelmiş, bu oyunun bir parçası hâline gelmiş kişilere —bu milletvekili olabilir, eski genel başkanlar olabilir, başka isimler, siyasetçiler olabilir— tavsiyemiz, onların kavga etmeleri değildir. Tavsiyemiz, daha önceden de defalarca ifade ettiğimiz üzere, bu hukuksuzluğa, bu demokrasi ayıbına karşı çıkan; bu ülkenin demokrasi ve hukuk zeminine bir an önce dönmesi gerektiğine inanan bütün siyasi partilerle beraber olunmasıdır. Bu yetmez, sivil toplum örgütleriyle beraber olunmalıdır. Yetmez; barolar gibi meslek kuruluşlarıyla beraber olunmalıdır. Hukuk ve demokrasiye inanan bütün muhalefeti CHP yönetimi organize etmeli ve demokrasi ve hukuk yolunda yürümeye devam etmelidir. Burada iktidarla birlikte hareket eden ya da iktidarın oyununun parçası hâline gelmiş olanlarla uğraşmaya, onlarla kavga etmeye hiç gerek yok. Milletle beraber yol yürünmelidir. Millet bu oyunu bozacak ve bu yeni vesayet kurma çalışmaları, iktidar vesayetini oluşturma gayretleri boşa çıkacaktır."

"İktidar değişse bile bu kafayla düzen değişmez” Haber

"İktidar değişse bile bu kafayla düzen değişmez”

"İktidar değişse bile bu kafayla düzen değişmez” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gazeteci Ali Çağatay’ın YouTube kanalına konuk oldu. Çağatay’ın gündeme ilişkin sorularını cevaplandıran Hüseyin Baş, dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. BTP Liderinin açıklamalarından satır başları şöyle; “Cumhur İttifakı en az fazla yüzde 40 civarında” “Cumhur İttifakı’nın bugün toplayabilecekleri oy tabanı yüzde 40 civarıdır ancak kazanacakları bir seçim ortamına girmek istiyorlar. Kazanacakları bir seçim yapmak istiyorlar. Rakiplerin egale edilmesi de bunun içinde var, toplumun bir şekilde manipüle edilmesi de bunun içinde var, gerekirse toplumun gerilmesi de bunun içinde var. İstedikleri adayın karşılarında olması seçeneği de bence masada. Dolayısıyla yüzde 50’nin üstünde bir sonuçla AK Parti iktidarının devam etmesi için ellerinden geleni yapacaklar. Bu başka bir konu ama ben şu anki mevcut desteklerinin yüzde 40’ın üzerinde olduğunu düşünmüyorum bütün Cumhur İttifakı’nın. "Türkiye’de bir değişim olacaktır ama..." Türkiye’de bir değişim olacaktır ama Türkiye mutlu olsun, insanlar yarınlara umutla baksın, ekonomileri iyi olsun, eğitim kaliteli olsun, Türkiye’de gelen nesiller daha donanımlı olsun istiyorsanız; bence şu anki siyasi düzlemde iktidara namzet partiler arasında size bunu sağlayacak bir parti yok. Bence bu anlamda bir değişim olmayacak Türkiye’de. Bugün iktidar değiştiğinde muhalefetten tanıdık partilerin iktidara gelmesi durumunda karşınıza çıkacak sonuç şudur; Daha demokratik bir Türkiye olur mu? Evet... Basın daha özgür olur mu? Evet... Çünkü 25 yılın sonunda ulaşılmış bir gücün verdiği özgüvenin baskısını yaşıyoruz. Herhangi bir iktidar değişikliği daha büyük bir rahatlama getirebilir. Ama derseniz ki ekonomi çok mu iyi olacak? Ben bugünkü iktidarın ekonomi politikalarıyla, “Ben iktidara yakınım” diyen siyasi partilerin ekonomi politikaları arasında bir fark görmüyorum. Neoliberal bakış, kapitalizm mantığı… Dünyada artık terk edilen, ülkelerin bir bir “Bu bize fayda getirmedi” dediği, hatta bu düzenin kurucularının bile itiraflarda bulunduğu; halkların, toplumların “Siz bizim emeklerimizle haksız yere zenginleşiyorsunuz” diyerek isyan ettiği bir düzeni, biz Türkiye’de devam ettirmeye çalışıyoruz. “Ayda 3 dolara Cumhuriyet’in bütün kazanımları özelleştirildi” Çok agresif bir biçimde Türkiye’de özelleştirme yapıldı. Türkiye’nin bütün zenginlikleri özelleştirme adı altında milletin elinden alındı ve alınmaya devam ediyor. Anadolu Ajansı’nın verileriyle söylüyorum; 23 yılda özelleştirmeyle devletin kasasına giren para 63 milyar dolar. Bu 63 milyar doları 23 yılda 85 milyon vatandaşa bölüp dağıtsaydık, ayda kişi başına düşen para ne kadar biliyor musunuz? 3 dolar düşüyor. Ayda 3 dolara Cumhuriyet’in bütün kazanımları özelleştirildi, elden çıkarıldı, kapatıldı. Türkiye’de devletin, milletin olan toprak bir şekilde satılmış, elden çıkarılmış. Oysa o 63 milyar dolarlık özelleştirme devletin elinde kalsaydı oluşturacağı istihdam gücü, ekonomik hareketlilik ve canlılığın haddi hesabı olmazdı. Belki 20 yılda trilyon dolara varan bir zenginlikten bahsediyor olurduk. “Muhalefet de satmaya devam edecek” Peki, iktidar değişse ne olacak? Özelleştirmeler farklı bir politikayla mı yürütülecek? Hayır. Bu kadar özelleştirme yapınca, devletin elindeki bu kadar imkânı başkalarına verince ortaya dengesiz bir yapı çıkıyor. Atatürk’ün modeli olan ve bugün dünyada birçok devletin benimsediği devlet-millet ortaklığı modeli uygulanmalı. Devletin piyasada regülatör olarak bulunduğu, özellikle stratejik alanlarda piyasayı yönettiği ve milletin faydasına işletmeler kurduğu bir model gerekiyor. “Tekel’i yönetemeyen insanlara devleti yönetmesi için yetki veriyoruz” Şimdi düşünün; birisi çıkıyor ve “X fabrikasını kapatacağız, satacağız.” diyor. Neden satıyorsun? “Zarar ediyor” diyor, “Biz bunu yönetemiyoruz” diyor. Tekel’i yönetemeyen insanlara devleti yönetmesi için yetki veriyoruz. Şimdi mantığa bakın. Sen Tekel’i yönetemiyorsun, SEKA’yı satıyorsun, şeker fabrikalarını özelleştiriyorsun ama sonra “Ben devleti yöneteceğim” diyorsun. Küçücük bir şeker fabrikasını yönetmeyi beceremedin ki… Şimdi “İktidar değişimi” diyoruz. Muhalefet iktidara gelse ne yapacak? Fabrikaları geri mi alacak? Mesela biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak hep söylüyoruz; Neyi özelleştirdilerse geri alacağız. Mutlaka geri alacağız. Neyi kapattılarsa açacağız. “Yap-işlet-devret projelerini ne yapacaksınız?” diyorlar. Devretmeyeceğiz, işleteceğiz. Çünkü onlar bize ait. Öyle bir anlatıyorlar ki “Köprü yaptık, cebimizden para çıkmadı” diyorlar. O zaman biz neden bu kadar ekonomik kriz yaşıyoruz? Neden her şey bu kadar pahalı? “Devletin tek gelir kalemi vergi kaldı” Benim devlete dair hayalim şu değil; “Devletin bir tane fabrikası olsun” gibi bir liste yapmaya çalışmıyorum. Ama bunlar olmadığı zaman devletin elinde memura maaş ödemek, vatandaşa hizmet etmek için tek bir gelir kalemi kalıyor; vergi... Türkiye’de şu anda bütçenin yüzde 90’ından fazlası doğrudan ve dolaylı vergilerle cezalar üzerinden oluşuyor. Mesela biz evimizin önünden yol istiyoruz. Devlet bu yolu yapacak. Ama ben bu hizmeti almak için sürekli vergi ve ceza ödemek zorunda kalıyorum. O yüzden trafik cezalarına hedef konuluyor. Dolayısıyla biz IBAN paylaşan bir yönetim gördük. Bu yüzden devletin kendi gelir imkânlarını oluşturması gerekiyor.”

Bağımsız Türkiye Partisi'nden birleşik, bütünleşik muhalefet çağrısı Haber

Bağımsız Türkiye Partisi'nden birleşik, bütünleşik muhalefet çağrısı

Bağımsız Türkiye Partisi'nden birleşik, bütünleşik muhalefet çağrısı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder birleşik, bütünleşik muhalefet çağrısı yaptı. BTP Sözcüsü Önder'in açıklaması şöyle: "Ülkemiz demokrasi ve hukuk zeminini maalesef kaybetti. Bu durum özellikle son yıllarda daha yakıcı hale geldi. İktidarın kendisine açtığı alana baktığımız zaman, yaptığı icraatlara ve attığı adımlara baktığımız zaman çok daha kötü günlere doğru ülkeyi götürdüğünü gözlemlemekteyiz. Bu anlamda ana muhalefet partisine kısa vadede çok ciddi görevler, vazifeler düşmektedir. Birleşik, bütünleşik bir muhalefeti inşa etmek durumundadır. Birleşik, bütünleşik muhalefet deyince herkesin aklına siyasi partilerin seçim ittifakı yapması geliyor. Hayır, seçim ittifakından bahsetmiyoruz. Seçim ittifakı olur ama bu yeterli değil. Burada bizim kastettiğimiz şey toplumsal muhalefet piramidini inşa etmektir ve bu seçim döneminde değil, şimdi hemen bugün bunu inşa etmektir. Bunun için sendikaları, baroları, gazetecileri, iş insanlarını, oyuncuları, sanatçıları, yazarları, akademisyenleri, toplumun her kesimini bir araya getirmelidir. Bu toplumun çok büyük bölümü bu gidişattan rahatsız ve bir değişim istemektedir, demokrasi ve hukuk zeminine dönüş istemektedir. İşte bu arzuyu taşıyan toplumun her kesimini, esnafı, çiftçiyi de dahil olmak üzere her kesimi birleştirmeli, bir araya getirmeli, bir platform etrafında toplamalıdır. Bugünden bu fotoğrafı vermelidir. Bu aynı zamanda iktidarın meşruiyetini kaybettiğini eylemli olarak göstermektir. Çünkü iktidar meşruiyetini kaybettiğinin farkında. Bu nedenle aksini göstermek üzere bazı gazetecileri, yazarları, sporcuları ve çeşitli aktörleri yanına toplayıp 'toplumun her kesimi benimle beraber' mesajı vermeye çalışmaktadır. Halbuki bugün milletin büyük çoğunluğu, her sektörden insanımız iktidara tepkili ve değişimi ciddi şekilde arzulamaktadır. İnsanlar demokrasi ve hukuk zeminine dönüşü istemektedir. Bu tepkiler bireysel kalmaktadır. Muhalefet bu tepkileri organize etmeli, bir araya getirmelidir. Bu piramidin en tepesinde siyasi partiler elbette olmalıdır ama aşağıya doğru toplumsal muhalefet piramidi inşa edilmelidir. Bunu yaptığımız zaman hem iktidar meşruiyetini kaybettiğini artık gizleyemeyecek ve seçime bir an önce gitmek durumunda kalacak, hem de toplumun her kesimi yalnız olmadığını, tepkisinin bireysel olmadığını, toplumun büyük bölümünün kendisi gibi düşündüğünü görecektir. O zaman seçimle birlikte değişimin de kapısı aralanmış olacaktır."

BTP'den CHP'ye ara seçim eleştirisi Haber

BTP'den CHP'ye ara seçim eleştirisi

BTP'den CHP'ye ara seçim eleştirisi Önder: CHP maalesef doğru zamanda, doğru yerde durmayı bir türlü başaramıyor Bağımsız Türkiye Partisi'nden CHP'ye ara seçim eleştirisi geldi. Parti Sözcüsü Lütfullah Önder, "Ülkemizde adalet problemi, ekonomik problemler milletin birinci gündemi ve problemiyken seçim tartışması yapmayan CHP bölgemizde savaş yaşanırken, insanımızın güvenlik kaygısı birinci sıraya yerleşmişken seçim tartışmasını gündeme getiriyor" dedi. Önder şunları söyledi: "Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ara seçim istiyor. İktidarsa 'ara seçim diye bir gündemimiz yok' diyor. CHP maalesef doğru zamanda, doğru yerde durmayı bir türlü başaramıyor. Bundandır ki 25 yıldır AK Parti halen iktidarda. Örneğin son cumhurbaşkanlığı seçiminde milletin cumhurbaşkanı adayına dönük CHP'den talepleri vardı. Hatta ciddi şekilde bir kamuoyu oluşmuştu. CHP yönetimi bunu dikkate almadı. CHP milletin taleplerine kulak tıkayarak kendi adayını millete dayattı ve AK Parti'nin tekrar seçimi kazanması sonucunu ortaya çıkardı. Sonra ise ortada seçim yokken milletin önüne sandık koyup 'cumhurbaşkanı adayını millet seçsin' diyerek cumhurbaşkanı adayını belirledi. "Bölgemizde savaş yaşanırken ara seçimi gündeme getiriyor" Ülkemizde adalet problemi, ekonomik problemler milletin birinci gündemi ve problemiyken seçim tartışması yapmayan CHP bölgemizde savaş yaşanırken, insanımızın güvenlik kaygısı birinci sıraya yerleşmişken seçim tartışmasını gündeme getiriyor. Neden böyle? Çünkü maalesef parti hesapları, kişisel hesaplar toplum hesabının, toplum adına hesap yapmanın önüne geçiyor. Cumhurbaşkanı adayı belirlerken de gerçekten milletin karşısına bir aday çıkarmanın ötesinde iktidarın atacağı adıma bir hamle yapmak üzere adım atılmış oldu ve netice vermedi. Bugün de ara seçim tartışmasını yine iktidarın kendileriyle ilgili atacağı bir adımın önüne geçme gayreti olarak görüyoruz. CHP bu tarz hesaplarla siyaset yaptığı için de maalesef 25 yıldır AK Parti iktidarda, CHP de muhalefet olmayı sürdürüyor."

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz Haber

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz Mansur Yavaş: Ayrılıkta azap var' derler. Muhalefet olarak yan yana gelmek mecburiyetindeyiz Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Ankara'da iftar programına katıldı. BTP Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftara Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda partinin üye yapma kampanyasında dereceye girenlere plaketleri verildi. İftarda bir konuşma yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş muhalefete yönelik yargı süreçlerine dikkat çekti. "Bunun adı hukuk falan değil" Soruşturma süreçlerinin gizliliğine vurgu yapan Yavaş, “Hazırlık soruşturması gizli olduğu halde kişinin kendi avukatının haberi olmadan çarşaf çarşaf her yerde ifadeler yayınlanmaya başlıyor. WhatsApp gruplarında paylaşılıyor, itibarsızlaştırmak için uğraşılıyor. Kendini savunmak isteyenlerin konuşması da mümkün değil. Zaten savunabilecekleri televizyon kalmadı” dedi. BTP lideri Hüseyin Baş hakkında başlatılan ve beraatla sonuçlanan sürece de dikkat çeken Mansur Yavaş muhalefete yönelik yargı süreçlerine dikkat çekti. "Cenab-ı Allah beş parmağın beşini farklı yaratmış. Demek ki Cenab-ı Allah insanları farklı yarattığına göre bunun bir hikmeti var" diyen Mansur Yavaş, "Ama siz istiyorsunuz ki hep aynı şeyi düşünelim. Bize itiraz etmeyin. Biz ne edersek bizi haklı görün. Hiçbir şeyi eleştirmeyin. Eleştirince ne oluyor? İşte görevi eleştirmek olan, daha güzel bir Türkiye için çalışan Bağımsız Türkiye Partisi’nin sayın genel başkanını götürüyorsunuz, imza karşılığı sözünü kesmeye çalışıyorsunuz. Bunun adı hukuk falan değil. Peki hukuk olmayınca ne oluyor? İşte ekonomi bu hâle geliyor" dedi. "Prof. Dr. Haydar Baş bugünleri anlatmış" Konuşmasında Orta Doğu'daki duruma da dikkat çeken Mansur Yavaş, BTP'nin kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın uyarılarına dikkat çekti ve şunları söyledi; "Sayın Genel Başkanım, ben televizyonlarda izledim. Muhterem rahmetli babanızın Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili yaptığı konuşmaları… O günleri öngörmüş, bugünleri anlatmış ve maalesef aynen yaşıyoruz. Dikkate alınmadı, kimse dinlemedi. Libya’dan, Cezayir’den başladı; Irak, Suriye, İran… Şimdi de Gazze’de binlerce insanı adeta imha eden, katliam yapan İsrailliler “Sıra Türkiye’de.” deme cesaretini kendilerinde buluyorlar. Ben de diyorum ki; evet, kim ne kadar harita çizerse çizsin, proje yaparsa yapsın görmedikleri bir şey var: Türk milletinin feraseti. Farklı farklı düşünsek de biz böyle tehlikeli pozisyonlarda mutlaka Türk milleti olarak toplumca yan yana geliriz ve direnmesini biliriz. İstiklal Harbi bunun en büyük örneğidir. Buradan ders almalılar. Her ne kadar 100 yıl geçse de o ruh hepimizin içerisinde. Dün biz şehit aileleriyle birlikteydik. Türkiye’de şu anda milyonlarca aile var. Allah korusun, böyle bir tehlike olduğu zaman “Vatan sana canım feda.” diyebilecek binlerce aile var. Allah onları eksik etmesin." "Muhalefet olarak yan yana gelmek mecburiyetindeyiz" Muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini de ifade eden Mansur Yavaş sözlerini şöyle tamamladı; "Sayın Genel Başkanım şunu söyleyeceğim; 'Ayrılıkta azap var' derler. Evet, ayrılıkta azap var. Bizler artık bu saatten sonra, özellikle muhalefetin ülkedeki kötüye gidişi görüp yan yana gelmemesinin hiçbir mazereti yok. Hani meşhur bir deyim vardır: “Armudun sapı, üzümün çöpü.” değil. Yan yana gelmek mecburiyetindeyiz. Yoksa biz bugünlerimize mum yakar hâle geliriz. Onun için inşallah hep beraber bir olalım, diri olalım, iri olalım. Cenab-ı Allah’tan Ramazan Bayramı’mızın mübarek olmasını diliyor, hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum. Allah’a emanet olun." "Türkiye sustuğunda korkun" BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da iftar programında konuştu. Hüseyin Baş konuşmasında şu değerlendirmeleri yaptı; "Sayın Başkanımın bahsettiği gibi bizler bir hukuki soruşturma geçirdik. Bir sosyal medya taarruzu ve jet hızıyla gecenin saat 2’sinde bir soruşturma… Hemen takip eden günlerde bir gençlik örgütü başkanı bir siyasi parti genel başkanına ekranlar önünde açık açık hakaret edip tehdit etmişti ve hiçbir soruşturma açılmamıştı. Gece 2’de bizim için ayakta olan irade, öğlen vakti herhâlde gözlerini kapatıp uyuyor. Kimseyi duymuyor! Velhasıl şunu söylemek istiyorum; Bir soruşturma başladı. 11 ay boyunca bana adli kontrol uygulandı. Bir siyasi parti lideri olarak burada bulunuyorum. Bir siyasi partiyi temsil ediyorum. Bir fikri temsil etmeye çalışıyoruz. O dönem dedim ki bizi yönetenlere: “Bizim konuşmamızdan korkmayın, bizim susmamızdan korkun. Eğer ülke elden gidiyor diye veya iktidarınıza zeval geliyor diye korkacaksanız, Türkiye sustuğunda korkun.” Ve 11 aylık sürecin sonunda biz yargılandık. Mahkemeye çıktık ve ne oldu? Ben beraat ettim. Mahkeme dedi ki: “Ortada suç yok.” Peki 11 ay boyunca bize uyguladıklarınız ne olacak? Şimdi aynısı belediye yargılamalarında görülüyor. Yarın, eğer hukuktan birazcık kaldıysa herkes beraat edecek. "Demokratik haklarımızı sonuna kadar savunacağız" Şu anda bunları yaşamamızın sebebi, önümüzdeki ilk seçimi AK Parti’nin kaybedecek olmasıdır. Bunu kaybedeceğini gören siyasi irade başka yollarla iktidarını devam ettirmeye çalışıyor. Ama istedikleri kadar devam ettirmeye çalışsınlar. Bu ülke demokratik bir hukuk devletidir ve bu ülkede milletin dediği olur. Dolayısıyla millet olarak bize bir iş düşüyor: Demokratik haklarımızı sonuna kadar savunmak. "Amerika’nın kayığına binen elbet batar" Ortadoğu’da bir vahşet var. Gazze’de çocuklar ölüyor. Bugün İran’da kız çocukları öldürüldü. Amerika “Ben dünyanın jandarmasıyım” diye çıktığı yolda aslında İsrail’in polisliğini yapıyor. Arap dünyası da diyor ki: “3,5 trilyon dolar sana para ödedim. Sen beni korumuyorsun. Benden aldığın parayla gidip İsrail’i koruyorsun.” Şu anda Arapların Amerikan üsleri, Körfez ülkelerinin üsleri bombalanıyor ve Amerika o Arapları korumuyor. Bütün dünyanın şunu görmesi lazım: Amerika’nın kayığına binen elbet batar. Peki Amerika o kayığı nasıl batırıyor? Şöyle batırıyor arkadaşlar: Ortadoğu’da bir kavgayı körükleyerek batırıyor o kayıkları. Nedir o kavga? Mezhep kavgası. Şii-Sünni kavgası. Bugün İran’la bizim aramıza da çekilmek istenen, Türkiye’de de Mossada iş yapan, İngilizlere uşaklık yapan, ortak özelliği Atatürk düşmanlığı olan bazı tipler, bizi “Yok onlar Şii, biz Sünniyiz” diye yine kavga ettirmeye çalışıyorlar. Bu tam bir Amerikan emperyalizmi oyunudur. Bu oyuna asla gelmeyeceğiz. Ne dedim? Amerika’nın kayığına binen batar. Kim kurtulur? Haydar Hoca vaktinde dedi: “Ehlibeyt’in gemisine binen, Nuh’un gemisine binmiş gibi olur; kurtulur.” Bugün Amerika dünyaya mafya gibi davranıyor. “Seni koruyacağım.” diyor. Kimden koruyor? Kendisinden koruyor. "Netanyahu'nun ölümü doğrulanırsa bir koyun adağım olsun" Bir uyanışa ihtiyacımız var. 1915’te Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de yenilmez denen emperyal…

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı Haber

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 2025 yılını değerlendirdi ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini anlattı. Muhalefete seslenen Hüseyin Baş, “Cumhuriyetin değerlerinin ve kurucu unsurların yeniden devreye alınabildiği, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız şekilde işleyebildiği bir parlamenter sistemin geri getirilebildiği bir Türkiye için; hukuk ve adaletin tesisi adına amasız, fakatsız, bütünleşik bir muhalefet şarttır. Aksi hâlde yarın yine bu tablo ortaya çıkarsa, muhalefet dedikleriniz iktidarın koltuk değneğidir.” dedi. Meltem TV’de yayınlanan “2026’ya Bakış” programına konuk olan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BTP liderinin açıklamalarından satır başları şöyle; “2025 yılında 5 milyon soruşturma açılmış” “2026 yılının ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bugün okuduğum bir haberde, yanlış hatırlamıyorsam 2025 yılında 5 milyon soruşturma açılmış. Herhâlde son 20 yılda ilk kez bu kadar sık ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir’ ifadesini duyduk. Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu anda hukuk devleti ise 5 yıl önce ne devletiydi, 10 yıl önce neydi? Çünkü o gün işleyen hukukla bugün işleyen hukuk arasında dağlar kadar fark var.” “Hukukla ilgili ilk sinyaller bendeniz üzerinden verildi” “Gerçekten zor bir yıl geçirdik. 2025’e girdiğimizde hukukla ilgili ilk sinyalleri bendeniz Hüseyin Baş üzerinden almış olduk. 2024 Aralık ayı sonunda hakkımda soruşturma açıldı; ardından adli kontrol, yurt dışı yasağı getirildi. Akabinde Türkiye’de büyük dosyaların açıldığı ilginç bir yıl yaşandı. Sayın Ümit Özdağ’ın tutuklanması, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptali, ardından tutuklanması süreci, Sayın Fatih Altaylı’nın tutuklanması, gazetecilerin tutuklanması ve adli kontrollere maruz bırakılması… Oldukça dikkat çekici bir yıl oldu. Dolayısıyla 2026 yılının huzur, barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini temenni ediyorum.” “Uyuşturucu ve kara para operasyonları gri listeden çıkmak için yapılıyor” “Türkiye’de son dönemde uyuşturucu ve kara para operasyonları yapılıyor ancak bana göre bu operasyonların asıl sebebi uyuşturucu ya da kara para değil. Türkiye’ye yatırım gelmesi gerekiyor. Gri liste süreci son iki yılda hepimizin malumu. Avrupa’dan yatırım almak ciddi anlamda zorlaştı. Hukuk ortada. Arap sermayesinin yatırımları da zayıfladı. Avrupa’dan sıcak para gelmesi isteniyor. Bu operasyonlarla ‘Türkiye temizleniyor, kimseye göz açtırılmıyor, hukuksuzluğa izin verilmiyor’ mesajı veriliyor. Benim kanaatim budur.” “Bence APO mevcut koşullarda fazlasıyla özgür” “Teröristbaşı Öcalan’a özgürlük mitingi yapılıyor. Bence APO mevcut koşullarda fazlasıyla özgür. Öncelikle bu kişinin bir terörist olduğunu, masum insanları katlettiğini kabul etmemiz gerekir. Hangi etnik kökenden gelirsek gelelim, hangi ideolojiye sahip olursak olalım bu bir insanlık meselesidir. Bunu başka bir noktaya taşımaya çalışmak insani değildir.” “Güneydoğu’daki yurttaşlarımızın önderi gibi lanse ediliyor” “PKK silah bırakacak deniliyor, peki FETÖ ne olacak, IŞİD ne olacak, DHKP-C ne olacak? Türkiye’de tek terör yapılanması PKK değildi. Sürece bilerek ‘Terörsüz Türkiye’ adı veriliyor. Kim terörsüz Türkiye’ye karşı olabilir? Ancak gelinen noktada Güneydoğu’daki yurttaşlarımızın önderi sanki İmralı’daki caniymiş gibi bir algı oluşturuluyor.” “Bebek katili kimin bebeğini katletti?” “O caninin açıklamaları meydanlarda yayınlandı. Kime izletiliyor bunlar? O meydanlarda bulunan insanlar terörist mi? Hayır. Kürt vatandaşlarımız APO’nun arkasından gitmedi, gitmiyor. PKK’nın katlettiği bebekler Kürt vatandaşlarımızın bebekleriydi. Bu mücadeleyi asıl veren Güneydoğu’daki yurttaşlarımızdı. Buna rağmen herkes sanki onun sözünü dinliyormuş gibi bir tablo çiziliyor. Bunu kabul etmiyorum.” “Bütünleşik muhalefet olmadan sonuç alınamaz” “Muhalefetin bazı saplantılardan kurtulması gerekiyor. Türkiye’de bütünleşik bir muhalefet olmadan hiçbir yere varılamaz. Ancak bu, geçmişteki altılı masa gibi bir yapı da olmayacak. Altılı masanın en büyük partisi CHP, kendi milletvekilleri dışında 39 milletvekilini Meclis’e taşıdı. Bugün bakıldığında anayasa değişikliğinde iktidarı destekleyebilecek bir tablo ortaya çıkıyor.” “Muhalefet iktidarın koltuk değneği olmamalı” “Cumhuriyetin değerlerinin yeniden tesis edilmesi, bağımsız erklerin işlemesi için bütünleşik muhalefet şarttır. Aksi hâlde bazı kriterler devreye girer ve sizi saf dışı bırakırlar. Milletin değerlerini yok sayamazsınız.” “Demokrasimiz elden gidiyor” “Ülke elden gidiyor demek istemiyorum ama demokrasimiz elden gidiyor. Bu gizlice yapılmıyor, açık açık yapılıyor. Eğer bu sürecin durmasını istiyorsak bütünleşik muhalefet şarttır.” “Türkiye’nin çözümü Bağımsız Türkiye Partisi’dir” “Türkiye’nin başına Bağımsız Türkiye Partisi dışında kim gelirse gelsin aynı ekonomik ve finansal sistem devam eder. Bugünkü Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’tir. Muhalefet kazansaydı Ali Babacan olacaktı. Aralarında hiçbir fark yok. Türkiye 2050’ye hazırlanacaksa genç zihinlerle hazırlanmalıdır. Biz yarını, yapay zekâyı, Endüstri 5.0’ı konuşuyoruz. Türkiye’nin kronik sorunlarına çözüm üretebilecek tek adres Bağımsız Türkiye Partisi’dir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.