Ankara

#Milli Ekonomi Modeli

OrtamHaber - Milli Ekonomi Modeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Ekonomi Modeli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir”  BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu Haber

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir” BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir” BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi tarafından İstanbul’da verilen iftar yemeğine katıldı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ev sahipliği yaptığı iftara Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz de katıldı. 3 Genel Başkan salona alkışlar eşliğinde birlikte giriş yaptı. İftar sonrası liderler iftar davetlilerine seslendi. “Davası vatan olanın davası tektir” Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, “Vatan sevgisi olanın, davası vatan olanın davası tektir. Değerli dostlarım, bugün burada siyasi partiler var. Bağımsız Türkiye Partisi, Zafer Partisi ve Adalet Partisi. Bizler aynı davanın insanlarıyız. Bu iftar bu manada çok önemlidir. Bu iftar programı bizler için tıpkı Azerbaycan ve Türkiye gibi ayrı devlet olsak da tek millet olduğumuzu göstermektedir” dedi. “Türkiye’nin ve dünyanın en büyük sorunu adaletsizlik” Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş da yaptığı konuşmada “Ülkemizin en büyük, en temel sorunu; dünyamızın en büyük sorunu adaletsizliktir” dedi. BTP lideri, “Adaletsizlik dört bir yanımızı sarmış vaziyette. Bunu nasıl yaşıyoruz? Aslında cezaevlerinde, adliye koridorlarında, basında ve hayatımızın her alanında adaletsizliği yaşıyoruz. Bütün dünya servetlerinin yüzde 90’ı dünya nüfusunun yüzde 10’unun elinde birikmiş vaziyette. Aslında ekonomik olarak da hem dünya hem Türkiye büyük bir adaletsizliğin pençesindeyiz ve bu adaletsizliği değiştirmediğimiz sürece dünyada huzur bulmamız asla mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı. “Köklü ekonomik değişimi sağlayabileceğimiz tek yol Milli Ekonomi Modeli” “Bizlerin ekonomiye dair küçük ve basit çözümlerden öte köklü değişimleri yapmamızın zamanı ve vakti gelmiştir” diyen Hüseyin Baş şöyle devam etti; “Türkiye’nin önündeki çıkış yolu… Geçen ay bizler Viyana’daydık. Avusturya’nın başkenti Viyana’da 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni gerçekleştirdik. Bu kongreye dünyanın 21 farklı ülkesinden 50’den fazla akademisyenin katıldı. Alanında uzman ekonomistler şunu söylediler: Sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın Milli Ekonomi Modeli’ne ihtiyacı var. Dolayısıyla bizim köklü değişikliklere ihtiyacımız var. Merhum genel başkanımız, ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli’nin Türkiye’de uygulanması için bizler yola düştük. Bu köklü ekonomik değişimi sağlayabileceğimiz tek tez, tek yol, tek yöntem Milli Ekonomi Modeli’ni iktidar etmektir.” “Kendi geleceğimizi inşa etmenin vakti gelmiştir” Hüseyin Baş konuşmasını şu ifadelerle noktaladı, “Bizler Türk gençliği olarak artık her zaman, her yerde şunu söylüyoruz: Kendi geleceğimizi inşa etmenin vakti gelmiştir. İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir. Hep birlikte Türk gençliği olarak inisiyatifi ele alarak kendi geleceğimizi oluşturalım diyorum.” “Halkımız açlıkla mücadele ediyor” İftar programında son konuşmayı ev sahibi olan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ yaptı. Özdağ, “Bu başkanlık rejimi yüzünden sadece bir ay değil, halkımızın büyük bir bölümü 12 ay oruç tutmak zorunda kalıyor. Halk açlıkla mücadele ediyor. İnsanlar pazarlardan evlerine torbalarını dolduramadan geri dönmek zorunda kalıyorlar ve adaletsizlik, fakirlik her geçen gün biraz daha artıyor” dedi. Konuşmaların ardından 3 genel başkan sahneye çıkarak birlikte iftara katılanları selamladı.

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " Haber

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? "

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " BTP lideri Hüseyin Baş Mehmet Şimşek'e sordu; "Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Emekli aylığı artışlarında kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi?" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı. BTP lideri, "Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu." dedi. Hüseyin Baş'ın paylaşımı şöyle; "Resmi işsiz sayısı 2 milyon 819 bin kişi. 6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda. Şanslı olup da iş bulanlar açlık sınırının altında maaş alıyor. Emeklilerin durumunu zaten izaha gerek yok, onlar 20 bin lirayla zor günler yaşıyor. "Savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık" Bitmek bilmeyen zamlar, enflasyon... Hayat pahalı, geçim çok zor ve bu durum yıllardır böyle. Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu. Özelleştirmeler, madenlerin satışı, devlet garantili projeler, maliyetinin kat kat fazlasına yapılan projeler vs... 'Tüccar devlet' diye, 'babalar gibi satarız' diye çıkılan yolda geldiğimiz yer, savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık. "Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede?" Manzara bu iken iktidar pembe tablo çiziyor. ➡️Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dâhil olduğumuzu öngörüyoruz" dedi. Sayın Şimşek'e sormak lazım; madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik ➡️AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Bütçe dengeleri açısından OVP kapsamında emekli aylığı artışlarında da kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi? Büyüyoruz, kasa para dolu ama emekliye bayram ikramiyesine zam yapacak durumumuz yok, öyle mi? "Para faiz lobine, yandaşa..." Yetkililerin açıklamalarından çıkan sonuç şu; evet para var ama emekliye yok, asgari ücretliye yok, memura yok. Para faiz lobine, yandaşa... Türkiye'nin millete ait olanı millete verecek iktidara ihtiyacı var. O iktidar da Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir."

BTP'den oruç ve açlık açıklaması Haber

BTP'den oruç ve açlık açıklaması

BTP'den oruç ve açlık açıklaması Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında İslam dünyasının Ramazan ayını tebrik etti. "Oruç açlığı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir duyguya dönüşmesini ve vicdanlarda yer bulmasını sağlayan çok önemli bir ibadet" diyen Önder, "Bugün ülkemizde maalesef insanımız ibadet olsun diye değil hayat şartları gereği, hükümetin onlara takdir ettiği gelir ve ücret gereği maalesef aç kalmak durumunda kalıyor" ifadelerini kullandı. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi; "Bugün Ramazan'ın birinci günü. Tüm İslam aleminin ve milletimizin mübarek Ramazan ayını tebrik ediyorum, ibadetlerinin kabul olmasını diliyorum. Ramazan ibadet ayı aynı zamanda sosyal olarak empati ayı. Oruç ibadeti açlığı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir duyguya dönüşmesini ve vicdanlarda yer bulmasını sağlayan çok önemli bir ibadet. "İnsanımız hükümetin takdir ettiği gelir nedeniyle aç kalıyor" Bugün ülkemizde maalesef insanımız ibadet olsun diye değil hayat şartları gereği, hükümetin onlara takdir ettiği gelir ve ücret gereği maalesef aç kalmak durumunda kalıyor. Bu söylem öylesine bir söylem değil değerli arkadaşlar. Bakın matematikle, rakamlarla izah edelim; Açlık sınırı 31 bin 200 küsur lira. Asgari ücret 28 bin 75 lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Emeklilerin yüzde 95'i 30 bin liranın altında aylık maaş alıyor. Ülkede yaklaşık 30 milyon çalışan var. Çalışanların yaklaşık yüzde 40-45'i asgari ücret alıyor. Bu ortalama iki kişiden birinin aç kaldığı anlamına geliyor. Bu insanlar sağlıklı, dengeli beslenemiyor, gıda harcamasını bile yapamıyor. "Bu iktidarın bakış açısı sorunlu" Faiz lobisine gelince para var, garantili geçişlere gelince para var, bir grup insanın cebine para aktarırken para var ama emekliye gelince kaynak yok, asgari ücretliyi desteklemeye gelince imkan yok, aileye destek olmaya, aileyi açlıktan kurtarmaya gelince bütçe dar! Maalesef bu iktidarın bakış açısı sorunlu. "Türkiye'nin kaynağı çok" Türkiye'nin kaynağı çok arkadaşlar! Eğer siz bu kaynakları devreye koymayabilirseniz yerin altı da kaynak dolu, yerin üstü de kaynak dolu. Siz doğru bir bakış açısıyla yürümezseniz hiçbir şey kaynak değil. Yerin altından altın çıkar, yerin altından bor çıkar, değerli metaller çıkar ama bunlar bile kaynak olmaz senin için. Çünkü bunları yabancı şirketlere verirsiniz. Yabancı şirketler alır o altını götürür. Devlete yüzde 1- 2 pay verir. Götürürken de 'ihracat yapıyor' diyerek bir de üstüne nakliye parasını da teşvik olarak verirsiniz ve milletin eline hiçbir şey kalmaz, siz de hazine üstündeki dilenci gibi bu ülkenin kaynaklarını alıp götüren firmaların borsamıza yatırım yapmasını, bize borç vermesini beklersiniz. Siz yeter ki siz doğru bakış açısıyla bakın. Her şey kaynaktır ama bu yanlış bakış açısı öyle bir noktaya getirdi ki ülkeyi artık vergi ve ceza dışında devletin hiçbir geliri yok. 2026 bütçesinde devletin gelirinin yüzde 97'si vergi ve cezadan oluşuyor. Yani iktidar millete kaşıkla vermek için kepçeyle almak durumunda. "Biz sadece eleştirmiyoruz aynı zamanda çözüm sunuyoruz" Biz sadece eleştirmiyoruz aynı zamanda çözüm sunuyoruz. Bağımsız Türkiye Partisi programında Milli Ekonomi Modelini uygulamayı vaad etmiş bir siyasi partidir. Milli Ekonomi Modeli 11 tane uluslararası kongre ile bugün tıkanan liberalizmin, tıkanan kapitalizmin çözümü, alternatifi olarak bilim adamları tarafından gösterilen bir modeldir. Bu modeli uyguladığımız zaman bugün atıl durumda olan birçok kaynak devreye girecek, vergi gelirleri devletin genel gelirleri içerisinde çok da önemli olmayan bir yer tutacak. Bunları başarmak mümkün. Bunları başaracağız. 21. yüzyılda hala beslenme barınma gibi 2 – 3 bin yıl önce insanların dert edindiği dertleri hala konuşuyorsak bu tamamen yanlış yönetimin, yanlış bakışı açısının bir sorunudur. Herkesin mutlu olacağı bir denklemi başarabiliriz. Bunu hep beraber başarabiliriz ama bunlar sadece küçük bir azınlığın mutlu olduğu, mutlu olacağı bir denklemi oluşturdular. Bu milletin büyük bölümünün, yüzde 90'ının, 95'inin mutsuz olacağı, yoksul olacağı bir denklemi maalesef oluşturdular. Bizler Milli Ekonomi Modeliyle herkesin mutlu olacağı, bunları artık konuşmayacağımız, geleceği konuşacağımız, çok daha büyük meseleleri konuşacağımız bir Türkiye'yi kolaylıkla inşa edebiliriz"

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir Haber

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir -TBMM’deki kavga için; Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım! -Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor -Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı -Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır -Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı… -Viyana'da 11. Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik -Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil -BTP Lideri Hüseyin Baş Sözcü TV’de Liderler Özel programında konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Sözcü TV'de Liderler Özel programına konuk oldu. BTP lideri programda Sözcü TV Genel Müdürü Güney Öztürk, Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını cevaplandırdı. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Meclis’teki kavga Türkiye adına kabul edilemez utanç verici bir durum” Bir söz vardır, 'Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım' diye. Biz o Meclis'e milletvekillerini fikirlerini ortaya koyması için millet olarak gönderiyoruz. İdeolojilerin, söylemlerin, geleceğe dair tasavvurların tartışıldığı bir yer olsun diye o vekiller Meclis'e gönderiliyor. Toplumun kahir ekseriyetinin hayal dahi edemeyeceği maaşlarla, imkanlarla orada zaman geçiriyorlar. Ama günün sonunda fikirler değil düşünceler değil yumruklar havada uçuşuyor. Bu Türkiye adına kabul edilemez bir durum, utanç verici bir durum. “Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor” Şu tablo (Gökçek'in boksörlü paylaşımı) bu atamaların dövmeye gelen bir atama olduğu sonucunu çıkarır. Seçim için bu kabine değişikliklerinin yapıldığı yazılıp çiziliyor. Ben bu değişiklikleri seçime giden bir Türkiye olarak değil, bilakis seçime gitmeyen bir Türkiye'nin kabine değişiklikleri olarak görüyorum, çünkü böyle seçime gidemezsiniz. Şu anda yapılan her şeyin iktidara zarar verdiğini iktidar mensupları ve Sayın Cumhurbaşkanı çok iyi biliyor. Bunlar oy getirmiyor. Bunlar oy götürüyor ama buna rağmen yapılıyor. “Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı” Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizden destek talep ettiler. Ben de açıkça kendisine, 'Biz Türkiye'de değişimin olması gerektiğini düşünüyor ve sizi destekleyeceğimizi buradan ifade ediyoruz. Fakat Bağımsız Türkiye Partisi'nin fikirlerinin, düşüncelerinin, söylemlerinin, ki nitekim bu söylemler ve düşünceler Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet ve bağımsızlık fikrini savunan düşünce ve söylemler, bu düşüncenin Meclis'te temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte hareket edebiliriz' dedim. Bunlar karşılıksız bırakıldı. 39 milletvekili biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi sıralarından Meclis'e sokuldu, hatta bunlardan birisi Sadullah Ergin’di. -Size verilen söz tutulmadı mı orada? Doğru mu anlıyoruz? - Evet, doğru anlıyorsunuz. Öyle oldu! -Kemal Kılıçdaroğlu size verdiği sözü tutmadı- Evet, sözünü tutmadı! O zaman CHP'nin teşkilat başkanı olan Oğuz Kaan Salıcı'ya, 'Bu konuyu halledelim' dedi. Atatürk ve Cumhuriyet ortak paydasında buluştuğumuz halde biz Meclis'te o zaman var olamadık. Yaşandı bitti saygısızca mı denir? Meral Hanımla da o dönemde çok yakın ilişkilerimiz vardı. Geçti gitti. Önümüzdeki seçimlere bakacağız. “Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır” Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır. Bağımsız Türkiye Partisi Türkiye'ye çok şey söyleyecektir. Önümüzdeki süreçte de, seçim döneminde de bunları göstereceğiz, anlatacağız, yaşayacağız. Ben şunu iddia ediyorum; Türkiye'de farklı sesi olan tek siyasi yapılanma biziz. Bugün vergi oranlarındaki veya maaşlardaki ufak tefek farklılıklar haricinde ne iktidarın, ne muhalefetin, ne ana muhalefetin hiçbir farkı yoktur. Çünkü dünyaya ve Türkiye'ye aynı gözle, aynı sistematik bakış açısıyla bakarlar. Bağımsız Türkiye Partisi bu noktada tamamen ayrışır. Yine baktığınızda terörsüz Türkiye diye bir süreç işliyor. Bugün Meclis muhalefetiyle, iktidarıyla bu sürecin destekçisi. “Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir” Atatürk'ün laiklik yaklaşımı olmasaydı bugün ben inandığım dini yaşayamazdım. Laiklik dinsizlik değildir. Bunu ben muhafazakar ve mütedeyyin seçmen kardeşlerime söylüyorum. Bilakis laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir. Laiklik olmasaydı bu ülkede Hüseyin, Ahmet'in dayattığı dini yaşayacaktı! Bugün laiklik olduğu için Hüseyin kendi inancını yaşayabiliyor. Laiklik dinin emniyet supabıdır benim gözümde. Neden? Çünkü hiç kimse kimseye bir din dayatamaz, bir inanç yaşatamaz ama laiklik kimsenin dinini yaşamasının önünde bir engel değildir. İsteyen istediği gibi dinini yaşayabilir. Türkiye'de cumhuriyete karşı, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı, laik düzene karşı hangi kurum veya kuruluş varsa bu milletin, bu devletin aleyhine çalışıyordur. Bu hangi kurum veya kuruluşsa... Bu bahsettiğimiz tarikat ve cemaatler de bunların aleyhine çalışıyor, Türkiye'nin kurucu değerlerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarının, cumhuriyet değerlerinin aleyhine çalışıyor. Bu milletin aleyhinedir. Bu milleti bölmekten, parçalamaktan ve sömürülen bir toplum yapmaktan başka hiçbir yere itmeyecektir. Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı (Sunucu: Bülent Arınç toplumda dindarlık ve ahlaki değerler konusunda ciddi bir gerileme yaşandığını söylüyor...) -Arınç Türkiye'nin son 25 yıllık dönüşümünün ana aktörlerinden biri. Türkiye son 25 yılda bu kadar yozlaştı Bir toplumda ekonomi ne kadar kötüye gidiyorsa ahlak o kadar bozuluyor. O zaman sorumlular bellidir ve çözümün nasıl ve nereden başlatılacağı da bellidir. Dolayısıyla söylenenler doğru ama bunun sorumlularının bence önce öz eleştiri yapması lazım. “Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik” Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirmiş olduk. Viyana'nın seçilmesindeki en temel faktörlerden biri şu; Viyana Avrupa'nın bilim, entellektüelite ve kültür anlamında, eğitim anlamında başkenti sayılabilecek birkaç lokasyondan birisi. Kongre Viyana Teknik Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşti. 21 farklı ülkeden 50'den fazla akademisyenin katıldığı bir kongreden bahsediyoruz. Milli Ekonomi Modeli, babamın yazdığı model. Fransa'dan, Hollanda'dan, Portekiz'den, Avusturya'dan, Endonezya'dan, Özbekistan'dan yani dünyanın bambaşka coğrafyalarından gelen akademisyenler şunu söylediler; Bu tez, değişen dünyada bütün dünyanın ihtiyacı olan bir tez! “Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil” Şimdi buradaki en önemli şey şu; Milli Ekonomi Modeli Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı. Sonuçta bizim parti programımız bir ekonomi programı. Bir ekonomi programı içeriyor ve dünyanın farklı coğrafyalarından onlarca akademisyenin onayladığı bir parti programından bahsediyoruz. Türkiye'de ben inanıyorum ki başka hiçbir siyasi parti olmasın ki bu kadar farklı çevrelerden ve akademik camiadan onay almış ve kabul almış olsun. Bu, Bağımsız Türkiye Partisi'nin de, programının ve yapmak istediklerinin ne kadar güçlü unsurlar ihtiva ettiğinin bir başka göstergesidir.”

Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı Haber

Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı

Avusturya Viyana Üniversitesi’nde 21 ülkeden 50 akademisyenin sunum yaptığı 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni yorumlayan BTP Lideri Hüseyin Baş “Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Milli Ekonomi Modeli insanlık için en büyük şanstır” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM) Avrupa’nın ilim ve kültür başkenti Viyana’da dünyaya tanıtıldı. 11. kez düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne 21 farklı ülkeden 50 akademisyen ve bilim insanı katıldı. Avusturya Viyana Üniversitesi’nde 21 ülkeden 50 akademisyenin sunum yaptığı 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni yorumlayan BTP Lideri Hüseyin Baş “Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Milli Ekonomi Modeli insanlık için en büyük şanstır” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM) Avrupa’nın ilim ve kültür başkenti Viyana’da dünyaya tanıtıldı. 11. kez düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne 21 farklı ülkeden 50 akademisyen ve bilim insanı katıldı. Uzman isimler Milli Ekonomi Modeli’nin Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizlere sunduğu çözüm formüllerini anlattı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş kapanış konuşmasının ardından kongreyi değerlendirdi. “Gerçekten tarihi anlara şahitlik ettik. 2 gün boyunca 21 farklı ülkeden 50 farklı akademisyen buradaydı. Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Herkes aynı şeyleri söyledi” diyen BTP lideri şöyle devam etti: “Türk’ün saygınlığı arttı, Türk’ün inanılırlığı arttı” “Dünya büyük bir kaosa sürüklenirken elimizde bir model var. Bu, insanlık için en büyük şanstır. İnsanlık için çok büyük bir nasiptir. Bugün ben burada şunu da gördüm: “Türk’ün saygınlığı arttı, Türk’ün inanılırlığı arttı.” Eğer biz kendi gücümüze, kendi cevherimize inanırsak, kendi medeniyetimize ve tarihimize sahip çıkarsak, geçmişte olduğu gibi dünyaya çok şeyler söyleyebiliriz, çok şeyler katabiliriz.” “Bizim vazifemiz bir insanlık vazifesi, varoluş mücadelesi” “Bu modelin sahibi merhum babam, ebedi liderimiz, Baş Hocamız Prof. Dr. Haydar Baş’ı da tekrar rahmet ve minnetle anıyorum. Bize öyle bir miras bıraktı ki, biz o mirası bütün dünyaya anlatsak, onun hakkını yine teslim edememiş oluruz. Ama bu uğurda çalışacağız. Çünkü bizim vazifemiz bir insanlık vazifesi, varoluş mücadelesi, dünyada varlığımızın anlam kazandığı bir mücadele. Dolayısıyla hepimiz için inşallah bu mücadelede Allah muvaffakiyetler nasip etsin, hayırlı uğurlu olsun diyorum. Teşekkür ediyorum.”

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz… Haber

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz…

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz… -Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye… -MEM insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanını çürüttü -İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır -İhtiyaçlar sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır -Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur -Yağma düzeni, MEM’in "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır -Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır -Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun -Hayır! İnsanın mülkiyeti de, işi de, aşı da, onuru da olacak -BTP Lideri Hüseyin Baş, Viyana’da düzenlenen 11. MEM Kongresi’nde konuştu Avusturya’nın Başkenti Viyana Milli Ekonomi Modeli Kongresine ev sahipliği yaptı. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli 2 gün süren kongrede 9 ayrı oturumla masaya yatırıldı. Viyana Teknik Üniversite’sinde 7 – 8 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresine 21 ülkeden 50’den fazla bilim insanı ve akademisyen katıldı. Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş yaptı. Hüseyin Baş konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye…” “Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın; ister kavrulan topraklara, ister patlayan bombalara, isterse mülteci akınlarına... Gördüğünüz tüm bu felaketlerin tek bir ortak sicil kaydı vardır: Sömürgeci ekonomi sistemi! Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye çıkarılan planlı cinayetler! Güvenlik sorunları bir tesadüf değil; ekmeği adil bölüşemeyenlerin, huzuru silahta arama zavallılığıdır! Bugün dünyada yaşananlar tek kutuplu bir dünya düzeninin baskı ve korku politikalarıyla ayakta tutulma çabasının sonuçlarıdır. Bu tiyatronun elbet bir gün sona ereceği beklenen bir şeydi. Ama artık o beklenen günün şafağındayız. Yangını başlatanın bu modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu hatırlatmak gerekir. “Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür” Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya söylenmiş bir söz değildir. Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür. Bu model, krizlere uyum sağlamak için değil, kriz üreten düzeni ortadan kaldırmak için yazılmıştır. Ekonomiye makyaj yapmak için değil, yeni bir ekonomik düzen kurmak için yazılmıştır. Bu gerçek 2013 yılında Rusya Federasyonu Devlet Duma’sında Modelin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş’ın şu sözleri ile tarihe not düşülmüştür; “Milli Ekonomi Modeli, sessiz bir devrimle kapitalizmi tarihe gömüyor..” O devrim artık sessiz değil, Avrupa’nın kalbinden tüm dünyayı saran bir haykırış… Bugün dünyaya hâkim olan ekonomik sistem, tesadüfen oluşmuş değildir.” “MEM insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanını çürüttü” Kapitalist sistem, bu kıtlık dogması üzerine inşa edildi. Bu anlayışa göre; kaynaklar sınırlıdır, dolayısıyla rekabet kaçınılmazdır ve çatışma doğaldır. Sonuç olarak güçlü olan hayatta kalır. İşte bugün dünyada yaşanan pek çok savaş, tam da bu bakış açısının fiilî sonucudur. Soruyu açık soralım; petrol bir savaş sebebi değil mi? Doğal gaz jeopolitik bir silaha dönüşmedi mi? Enerji hatlarını ordular koruyor. Bu durum bize şunu gösteriyor: “Kaynaklar kıt” denilerek aslında, kaynaklar üzerinden kurulan istila mantığı meşrulaştırılmaktadır. “İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır” İşte Milli Ekonomi Modeli, kıtlık üzerinden korku üreten bu anlayışı kökünden reddeder. Ve yine kapitalist ekonomi bize şunu söyler; “İhtiyaçlar sınırsızdır.” On yıllardır kürsülerden, amfilerden, ekranlardan beynimize bunu kazıdılar. Bir düşünün; insanın yeme, içme, barınma, seyahat etme mülk edinme gibi ihtiyaçları nasıl sınırsız yani sonsuz olabilir. Bu, insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanıdır! 'İhtiyaçlar sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır! Prof. Dr. Haydar Baş bu oyunu bozdu ve haykırdı: 'İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır! Şimdi buradan o küresel sisteme, o bir avuç seçkine soruyorum: Siz nasıl bir sistem kurdunuz ki; bir avuç elitin, bir avuç güç sahibinin ucu bucağı olmayan, 'sınırsız' ihtiraslarını doyurmak için milyarlarca insanı açlığa mahkûm ettiniz? Bir ekonomik sistem, üç-beş kişinin şahsi servetine servet katmak için, koca bir insanlığı çöpe atmaya nasıl cüret edebilir? Sizin 'sınırsız ihtiyaç' dediğiniz şey, aslında sömürüye uydurduğunuz kılıftır! 'Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur” İşte Milli Ekonomi Modeli bu yüzden bir zorunluluktur. Biz, o bir avuç elitin bitmek bilmeyen iştahını değil; 8 milyar insanın 'sınırlı' ama 'onurlu' ihtiyaçlarını karşılamak için varız. “Yağma düzeni, MEM’in "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır” Dünya ekonomisi bugün devasa bir illüzyonun pençesinde kıvranıyor. Rezerv para sistemi adı altında, bir ülkenin matbaasında bastığı karşılıksız kâğıtlar, tüm insanlığın emeğini ve alın terini sömüren bir vakuma dönüştü. Sonuç ne? Dünya genelinde 350 trilyon dolara ulaşan, ödenmesi matematiksel olarak imkânsız bir borç stoğu! Devletler borç batağında, halklar sefalet içinde, milli bütçeler ise faiz lobilerinin elinde rehin tutuluyor. Ancak bu yağma düzeni, Milli Ekonomi Modeli’nin "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır. 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli dünyaya deklare edildiğinde statüko milli paralarla ticareti marjinal bulmuştu. Ancak 2013 yılında Rusya’da yapılan o tarihi sunumun ardından dünya ekonomisi sessiz bir devrime şahitlik etmiştir. “Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır” Bugün BRICS ülkelerinin Prof. Dr. Haydar Baş’ın 'Milli Paralar' teziyle başlattığı hareket bu sömürü çarkına bir başkaldırıdır. Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya gibi ülkelerin ticarette doları dışlayarak "Milli Paralarla Ticaret" tezine yönelmeleri, MEM’in küresel başarısıdır. Rusya’nın 2025 yılına gelindiğinde dış borç yükünü %58 oranında azaltması ve Çin ile yaptığı ticaretin %95’ini milli paralarla gerçekleştirmesi, modelimizin başarısının ampirik kanıtıdır. Doların bir ekonomik silaha dönüştüğü bu çağda, milli paralarla ticaret yapmak artık bir tercih değil, milli varlığı korumak adına bir zorunluluktur. Ülkeler birbiri arasında yapacakları ticaretlerde Amerikan dolarını değil kendi milli ve egemen paralarını kullanmalı ve böylelikle her bir kuruş ticaret için küresel bir çeteye borçlanmamalıdır. "Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun" Bu cümleyi lütfen not edin. Bu cümle, 21. yüzyılın iktisat manifestosudur. Mevcut sistemler "Üretim yaparsan değerlisin" der. MEM ise "Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun" der. Çünkü tüketim olmazsa üretim durur. Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur. Demek ki insanın tüketim kabiliyeti her zaman diri olmalıdır. Ve dünyanın birçok yerinde yapılan deneyler de ispat ediyor ki insanlara verilen para ekonomiyi büyütüyor. Bugün Silikon Vadisi guruları ve Batılı iktisatçılar ağız birliği etmişçesine "Evrensel Temel Gelir" (Universal Basic Income - UBI) diyorlar “Hayır! İnsanın mülkiyeti de, işi de, aşı da, onuru da olacak.” Dünya büyük bir kaosun, büyük bir belirsizliğin içine sürükleniyor. Teknofeodalizm, yani teknoloji şirketlerinin krallığı, insanlığı mülksüz, işsiz ve onursuz bir yığın hâline getirmek istiyor. "Mülkiyetiniz olmayacak ve mutlu olacaksınız" diyerek bizimle alay ediyorlar. Biz ise diyoruz ki: Hayır! İnsanın mülkiyeti de olacak, işi de olacak, aşı da olacak, onuru da olacak. Bunun tek yolu Prof. Dr. Haydar Baş'ın Millî Ekonomi Modeli'dir. “Bu model matematiksel bir zorunluluktur” Bu model matematiksel bir zorunluluktur, üretken yapay zeka çağında insanlığın tek çözümü olan sosyal bir algoritmadır. Bu model, insanlığın "Karanlık Fabrikalardan sağ çıkabileceği formüldür. Bu modeli üniversitelerinizde ders olarak okutun. Bu modeli makalelerinizde tartışın. Bu modeli siyasetçilerinizin önüne koyun. Çünkü yarın çok geç olabilir. Yapay zekâ, ya insanlığın sonunu getirecek bir felaket olacak ya da Millî Ekonomi Modeli ile insanlığın altın çağını başlatacak bir hizmetkâr olacak. Tercih bizim. Tercih insanlığın. Biz Prof. Dr. Haydar Baş'tan şunu öğrendik: "Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mum ışığı onu yenmeye yeter." İşte o ışık, Milli Ekonomi Modeli'dir.” ‘11 MEM kongresi hatıra fotoğrafıyla sona erdi’ BTP liderinin konuşmasının ardından kongreye katılan akademisyen ve iktisatçılara plaket ve katılımcı beldesi verildi. Viyana’da 2 gün boyunca devam eden 11. MEM Kongresi tüm katılımcılarla çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor Haber

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor 21 ülkeden akademisyenler küresel krizlere çözüm arayacak Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli (MEM), uluslararası akademik platformda bir kez daha kapsamlı biçimde ele alınacak. 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek. ______ 50’yi Aşkın Akademisyen ve İktisatçı Katılacak İki gün sürecek kongrede, 21 ülkeden 50’yi aşkın akademisyen ve iktisatçı tebliğ sunacak. Kongre kapsamında düzenlenecek 9 ayrı oturumda; • Küresel ekonomik krizlerin çözüm yolları • Daha adil ve barışçıl bir ekonomik düzen arayışı • Milli Ekonomi Modeli’nin sunduğu tezler çok yönlü biçimde değerlendirilecek. ______ Uluslararası Üniversitelerden Güçlü Katkı Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Birliği tarafından düzenlenen kongre, önemli akademik kurumların katkısıyla hayata geçiriliyor. Kongreye destek veren kurumlar arasında: • Viyana Teknik Üniversitesi • Viyana Bilim Kulübü • Malezya Taylor Üniversitesi • Bosna Hersek Zenica Üniversitesi yer alıyor. ______ Kapanış Konuşmasını Hüseyin Baş Yapacak Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gerçekleştirecek. Bugüne kadar düzenlenen on ayrı uluslararası kongrede dünya akademik çevrelerinde büyük ilgi gören model, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik istikrar için güçlü bir alternatif olarak görülüyor. ______ Milli Ekonomi Modeli: İnsanı Merkeze Alan Çözüm Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli; insanı merkeze alan yaklaşımı, vatandaşın tüketim kabiliyetini artırarak üretimi tetikleyen yapısı ve milli para anlayışıyla ekonomi bilimine özgün bir bakış kazandırıyor. Model, aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi tarafından parti programı haline getirilerek Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizlere yönelik somut proje ve önerilerle kamuoyuna sunuldu. ______ Viyana’da Ekonominin Geleceği Tartışılacak 7-8 Şubat tarihlerinde Viyana’da düzenlenecek bu önemli kongrede, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenler bir araya gelerek ekonomik krizlerin çözümüne dair yeni perspektifler ortaya koyacak. 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, daha adil, güçlü ve sürdürülebilir bir dünya ekonomisi için önemli bir buluşma olma niteliği taşıyor. Toplantı Muhtemelen Bu Salonda Yapılacak

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor Haber

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Bağımsız Türkiye Partisi Ankara’da coşkulu bir kongreye imza attı. BTP’nin 9. Olağan Kongresi “İstikbal biziz, biz geleceğiz” sloganı ile Keçiören’deki Taha Akgül Spor Salonu’nda organize edildi. Sabah 10.00’dan itibaren salonda binlerce kişi yerini aldı. Salona sığmayan binlerce partili dışarıda BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ı karşıladı. İlk konuşmasını onlara hitaben yapan BTP lideri “Dışarıda kaldınız, soğukta kaldınız. Çok büyük salonlar istediğimiz halde bize tahsis etmediler. Defalarca başvurduk, bize “yok” dediler, bu tablo sizin eseriniz, izleyin görün. Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor” dedi. Halk oyunlarının sergilendiği, tarihi marşların okunduğu salonda sinevizyon gösterimi de yapıldı. 1340 delegenin oy kullandığı kongreye tek aday olarak katılan Hüseyin Baş’ın konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle: “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz.” Atamızın bu emrine, Atamızın bu çağrısına biz de kulak verdik ve dedik ki: İstikbal biziz, biz geleceğiz.” “Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler Sayın Yavaş’a çorba soruşturması açıyor” Türkiye son bir buçuk yıldır gerçekten enteresan bir sürecin içerisinden geçiyor. Arkadaşlarımız az önce şu anda tutuklu bulunan Sayın Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okudular. Bugün Ankara’dayız. Sayın Yavaş belki bugün aramızda olacaktı, kendisine davette bulunduk. Ama malum, O’nun da üzerinden bir “çorba soruşturması” geçiyor. Dedim ki: Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler tutup belediye başkanına “niye millete çorba dağıtıyorsun” diye hesap soruyorlar, işe bak. “Demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir” Türkiye’de gazeteci içeride, siyasetçi içeride, iş insanları içeride. Türkiye’de itiraz eden, konuşan veya Türkiye’ye bir şeyler söylemek isteyen herkes içeride. Ondan sonra ne diyorlar: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir.” Yahu Türkiye bir hukuk devleti olsa, yılda 50 kere bunu söylemek zorunda kalmazsınız herhalde. Biz onu anlardık, yaşardık. Kusura bakmayın ama demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir. Demokrasi muhalefet edenin hakkının yok sayıldığı sistem değildir. Demokrasi, devletin bekası diye diye, milletin zekası ile dalga geçme değildir. “Biz yüzde 51 oy aldık, bizim her dediğimiz doğru, sizin de söylediklerinizin hiçbir önemi yok.” Ya şimdi siz bu kalabalığı nasıl görmezden geleceksiniz? Sizin bizim sesimizi duymanız için daha ne yapmamız lazım? Şikayetimiz var, hukuktan şikayetimiz var, adaletten şikayetimiz var, eğitimden şikayetimiz var, ekonomiden şikayetimiz var, bizim geleceğimizden endişemiz var. Bunu duymanız için ne yapmamız lazım? “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” Tuttular Türkiye terörsüz olacak, terörsüz Türkiye. Yani bütün bunlardan anlaşılan şu: Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş, benim anladığım bu. Türkiye’nin terörsüz olması için hukuksuz olması gerekiyormuş. İş buna döndü. “En muhafazakar iktidar Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çok tartışmalara konu oluyor. Dedi ki: “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını gönülden arzu ederim.” Yani Türkiye’nin en muhafazakar iktidarının kendi söylemlerince en muhafazakar bakanı döndü dolaştı, Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor. Yani bunlar epey zaman dindar nesil yetiştireceğiz dediler, o dindarların Hırıstiyanlık dindarı olduğu hiç aklıma gelmezdi. “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Özel bir firma altın madeni bulmuş. Mübarek, memleketin her yerinden altın fışkırıyor, vatandaş meteliğe kurşun sıkıyor. Dolayısıyla ülkemizin ekonomide de çözümü var. Bakın ben dışarıdan bu ülkeyi tanımayan biri olarak baksam derim ki, burayla çalışılmaz, çünkü burası yokuş aşağı gidiyor. Ama vallahi billahi bu ülke o kadar güçlü bir ülke ki, bu ülke o kadar zengin bir ülke ki, bu ülkenin bütün meselelerini çözmemiz şu kadronun bir yılını almaz. Vallahi çözeriz, billahi çözeriz. O yüzden Türkiye’nin ihtiyacı olan şey Milli Ekonomi Modeli’dir. Biz BTP olarak Milli Ekonomi Modeli’ni hayata geçireceğiz. “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” Milli Ekonomi Modeli konuşulmaya başlandı. Ne deniliyor: “Vatandaşlık maaşı.” Bütün dünyada söyleniyor. Bunu benim babam ilk söylediğinde güya dikkate almadılar. İlk defa 2004 yılında çıktı, “bütün vatandaşlarıma vatandaşlık maaşı vereceğim” dedi. “Öyle şey mi olur” dediler. Şimdi bütün dünya neyi konuşuyor, “basic income, evrensel temel gelir.” “Atatürk’ün yolunda güçlü bir ülke inşa etmek için yola çıkıyoruz” Ülkemizin güçlü olmasını istiyoruz. Güçlü Türkiye diyorsanız, o güçlü Türkiye, Türk Milleti’nin güçlü olmasından geçer. Millet fakru zaruret içerisindeyken devlet güçlü olamaz. İstediğiniz kadar anlatın. Pasaportun sağda solda geçmiyorsa, cebinde paran yoksa, sözün dinlenmiyorsa sen güçlü devlet olamazsın. Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye’yi Atatürk’ün yolunda tekrar güçlü inşa etmek için, güçlü bir Türkiye inşa etmek için bugün Ankara’dan yola çıkmıştır. Hayırlı uğurlu olsun.

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Haber

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 9. Olağan Büyük Kongresini yapmaya hazırlanıyor. Kongre, 7 Aralık 2025 Pazar günü Ankara Keçiören'deki Taha Akgül Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. 1340 delegenin oy kullanacağı kongre, saat 11.00'de başlayacak. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kongrede tek aday olarak yer alacak. Hüseyin Baş, konuşmasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Kongre öncesi açıklama yapan BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, "Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz' sloganını kullanacaklarını ifade ederek herkesi kongreye davet etti. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: "7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda 9. Olağan Büyük Kongremizi yapacağız. 81 ilden 1340 delege, on binlerce insanımızın katılımıyla bu kongreyi gerçekleştiriyoruz. Milletimizin en büyük derdi ekonomi. Bunun farkındayız. Özellikle ekonomide partilerin liberal politikaları daha iyi uygulama iddiasıyla birbirleriyle yarıştığı dönemde, ekonomiye bambaşka bir pencereden bakan kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli’ni programına alan bir siyasi parti olarak 'Ekonomiyi biz çözeriz' diyerek milletimizi kongremize davet ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Ey yükselen nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz.' sözünün muhatabı olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz!' sloganıyla insanımızı kongreye davet ediyoruz. Tüm halkımızı 7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda buluşmaya davet ediyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.