Ankara

#Milli Ekonomi Modeli

OrtamHaber - Milli Ekonomi Modeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Milli Ekonomi Modeli haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

-Devletin sahibi millettir Haber

-Devletin sahibi millettir

-Devletin sahibi millettir -Türkiye’de ekonomi dengesini kaybetmiş durumda -Kriz dediğimiz bir yıl, belki iki yıl, en fazla üç yıl sürsün diyelim. Türkiye belki de on yıldır derin bir krizin içerisinde -Devlet piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olmalı -Millî Ekonomi Modeli, mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır" -BTP lideri Hüseyin Baş Bursa’da RUMELİSİAD'ı ziyaret etti Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti. Başkan Murat Evke tarafından karşılanan BTP lideri önce RUMELİSİAD’ın Rumeli Parkı’nı gezdi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş parkta, Balkanlar’daki Türk-İslam ve Osmanlı eserlerinin minyatürlerini inceledi. "Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir" Daha sonra görüşmeye geçildi. BTP lideri Hüseyin Baş, "Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir. Biz ne tam anlamıyla bir Avrupa ülkesiyiz ne de bir Ortadoğu ülkesi. Müziğiyle, kültürüyle, mimarisiyle, sanatıyla ve insan yaşayış biçimiyle yoğun bir Balkan esintisi taşımaktayız" derken RUMELİSİAD Başkanı Evke, "Toplamda 60 bin çalışanı istihdam eden ve yıllık ticaret hacmi 2,5 milyar doları bulan, 330 üyeden oluşan bir derneğiz. Bünyemizde sanayiciler, inşaatçılar, tekstilciler, mobilyacılar ve daha birçok sektörden temsilciler bulunmaktadır. Toplam 36 farklı sektörde hizmet veren üyelerimiz vardır. Balkanlara yönelik hissiyatımız yalnızca ekonomik değildir; kültürel boyutu da vardır. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi hususunda Balkanlarla ciddi temas hâlindeyiz" ifadelerini kullandı. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş RUMELİSİAD ziyaretinde şu yaptığı değerlendirme şöyle; "Devlet dediğiniz millettir" "Devleti toplum olarak tanımlarım. Türkiye’de bu anlayış son yıllarda biraz farklılaşmıştır. Devlet ve millet ayrı kavramlarmış, devlet milletin sahibiymiş gibi bir yönetim ve işleyiş anlayışı ortaya çıkmıştır. Ben buna bütünüyle karşıyım. Çünkü devlet dediğiniz millettir ve devletin sahibi de millettir. Şeyh Edebali’nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturu da bunun bir başka ispatıdır. Velhasıl, biz de bu köprüyü görmek adına bir siyasi yolculuk yapıyoruz. "Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır" Piyasada mali açıdan ciddi bir zorluk ve problem bulunmaktadır. Üstelik bu sorun çözülememektedir. Normal şartlarda kriz dediğimiz süreç bir yıl, belki iki yıl sürer; en fazla üç yıl sürsün diyelim ancak Türkiye belki de on yıldır derin bir krizin içerisindedir. Son bir ya da bir buçuk yıldır dövizin ciddi şekilde baskılanmış olması da ihracat açısından rekabeti zorlaştıran bir unsur hâline gelmiştir. Dövizi serbest bıraksanız bu kez ithalata dayalı iç piyasa ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır. Hiç kimse aldığı maaştan memnun değildir. Hatta bırakın maaşı; ailenizle bir yemeğe gitseniz gelen hesap sizi şaşırtıyor. Hesabı ödeyen 'Bu kadar para mı ödenir?' diyor. İşletmeci ise parayı alırken 'Bu parayla para kazanamıyoruz.' diyor. Bu durum mobilya sektöründe de böyledir, diğer sektörlerde de. "Millî Ekonomi Modeli, mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır" Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2004 yılında kaleme aldığı Millî Ekonomi Modeli, dünyadaki mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır. Bu model üzerine 11 farklı uluslararası kongre gerçekleştirilmiştir. Modelin temel farklılıklarından biri, dünyada hâkim para birimi olan Amerikan doları yerine millî paralarla ticaret yapılmasını savunmasıdır. Bugünlerde dünyada sıkça duyduğunuz bu fikir ilk kez Millî Ekonomi Modeli’nde yer almıştır. Buna göre devletler ticaret yaparken Amerikan doları yerine kendi millî para birimlerini kullanmalıdır. Nitekim Venezuela’da Nicolás Maduro’ya yönelik giriş…

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir Haber

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir -En hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler; Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şey… -Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu -Halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Halkı bu kadar düşünüyorsanız, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı… -BTP Lideri Hüseyin Baş Yalova’da konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Yalova’da partisinin Genişletilmiş İl Divan Toplantısına katıldı. İl teşkilatıyla bir araya gelip parti faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda konuşan Hüseyin Baş sıcak gündeme dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle; “Türkiye’de cumhuriyetle kavga eden bir anlayış hakim olmaya başladı” “Türkiye bugünlerde yaşadığını belki de Cumhuriyet tarihinde hiç yaşamadı. Çünkü geçmişte Türkiye'de yaşanan bütün arızalar, öyle veya böyle cumhuriyeti ayakta tutmak için yaşanan arızalardı. Şu anda tam tersini yaşıyoruz. Bugün insanların yediği baskı, cumhuriyete uyum sağlasınlar diye değil. Bugün insanların özgürlüklerinden, hürriyetlerinden endişe etme sebebi, devlete karşı bir suç işlemiş olduklarından dolayı değil. Şimdi baktığınızda adeta cumhuriyetle kavga eden bir anlayışın Türkiye'de hâkim olmaya çalıştığını gözlemliyoruz. “En hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri” Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir. Çünkü elinizde cumhuriyet var. Geri kalan bütün kazanımları tekrar kazanabilirsiniz. Yitirir, yeniden elde edebilirsiniz. Ancak elinizde cumhuriyet, milletin iradesi, halkın gücü kalmazsa geçmişte elde ettiğimiz hiçbir şeyin de bir değeri olmaz. Bu hayatı ne için yaşıyor olursanız olun, örnek verelim en hassas olunan noktalardan biri dini için bütün hayatını yaşayan ve en hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri. “Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu” Cumhuriyet sahip olduğumuz her şeyin garantörü. O yüzden çok ilginç bir süreçten geçiyoruz. Peki, bu noktaya nasıl geldik diye dönüp bakacak olursak değerli arkadaşlar; sadece son 25 yıldır değil, belki de 50 yıldır yoklukla imtihan edilen, açlıkla sınanan bir millet hâline getirildik. Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize öyle bir kadermiş gibi yutturuldu ki şu anda sizlere sorsam veya hep birlikte çıkıp sokakta anket yapsak, bu ülkede bir emekli 100 bin lira maaş alabilir mi? Yani bir şey olsa, ne bileyim, gökten bir fil düşse olur mu? Evet, der... Mesela gökten bir fil bu masanın üstüne düşecek... Olabilir mi? Evet, olabilir deriz. Bir emekli 100 bin lira alabilir mi desek, "Yok canım, mümkün değil." deriz. Yani o garibanlık kaderine öyle bir ikna edilmişiz ki… Ya da bir işçi tek başına bir maaşla dört tane evladı olsa, onları okutur, büyütür, evlendirir. Hatta çocuklar işini gücünü oturtana kadar ceplerine harçlık koymaya devam eder desek, hanginiz inanır buna? Hiç kimse inanmaz. Çünkü garibanlık bu toplumun kodlarına işlendi. Şimdi bu garibanlık psikolojisi, bizim millet olarak düştüğümüz yerden kalkacağımıza olan inancımızı yok etti. Türkiye, önündeki ekonomik meselelerini çözmediği müddetçe başka hiçbir meseleyi çözme imkân ve kabiliyetine sahip olamayacaktır. “Mevcut ekonomik meseleleri kim çözer?” Bugün Türkiye'de siyasete baktığınız zaman, mevcut ekonomik meseleleri kim çözer sorusunun cevabı gerçekten yok. Zaten bir emekli 100 bin lira alabilir mi diye sorduğumda kimsenin inanmamasının sebebi nedir? Onu sağlayabilecek bir siyasi iradenin Türkiye'de olmadığına inandığından dolayıdır. Yani hiç kimse demiyor ki, ‘Ya bu iktidar devam etsin, şunu da halledince bana bu parayı verecek’ veya ‘Bu iktidar gitsin, ana muhalefet gelsin. Onlar geldiği zaman biz bu paraları kazanabiliriz.’ demiyor. Kimsenin böyle bir inancı yok. “Rusya ve Çin Milli Ekonomi Modeli ile değişti” Biz, bir kere diğer bütün siyasi partilerden, bütün fikir hareketlerinden farklı olarak bir ekonomik modele sahip siyasi bir oluşumuz. Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomik fikirlerini ve parti programının temelini oluşturan şey Millî Ekonomi Modeli'dir. Nedir bu Millî Ekonomi Modeli dediğiniz zaman, bugün dünyada Amerikan hegemonyasına, Amerikan tek kutbuna karşı başkaldırabilmiş, kendi ekonomileri Amerika ekonomisini dahi geçebilecek noktaya hızla ilerleyen ülkelerin kullandığı modeldir. Mesela bu modeli biz 2013 tarihinde merhum liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte Rusya'nın meclisinde anlattık. Haydar Baş bu modeli Rusya'nın meclisinde anlattı. Kime? Rus bilim insanlarına, Rus akademi öğrencilerine ve Rus siyasetçilerine. Rusya, o tarihlerden daha öncesinden beri süregelen şekilde bugüne kadar Millî Ekonomi Modeli'ni uygulamış bir devlet ve bugün Amerika'yla çatışabilen dünyadaki ender devletlerden biri. Yine bakıyoruz; Çin şu anda Amerika'nın en büyük derdi. Çin'in bu gidişatı bu hızla devam ettikçe Amerika şunu görüyor ki; dünya artık benim çiftliğim olmayacak! Peki Çin nasıl bu noktaya geldi dersek, Çin de Millî Ekonomi Modeli'ni uygulayarak bu noktaya geldi. Yani buradan şu sonuç çıkıyor: Bizim elimizde Bağımsız Türkiye Partisi olarak öyle bir model var ki dünyada hiçbir siyasi partinin böyle bir kabiliyeti ve imkânı yok arkadaşlar. Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı Millî Ekonomi Modeli. BTP'nin parti programı, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen ekonomistler tarafından dünyanın kurtuluş reçetesi olarak ortaya konuyor. Şimdi siz bana lütfen şunu söyleyin: Türkiye'deki herhangi bir siyasi partinin, buna iktidar partisi de dâhil, parti programındaki bir cümleyi dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir konudaki akademisyen çıkıp, ‘Bu cümle doğrudur’ desin. “Tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar….” Şimdi halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Yaa halkı bu kadar düşünüyordunuz madem, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı, şeker fabrikaları elimizde dursaydı, limanlar bizde olsaydı, altın madenleri özelleştirilmeseydi. Bu halkın en çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi tavuğu çok sevmesi değil. Halkı bu kadar düşünmenize gerek yok. En çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi cebinde para olmayışı. Sözde halkı düşünüyorlar ama halkın kârına ne varsa elden gitti. Dolayısıyla bu ekonomik tablonun, bu tutarsız tablonun bir iktidar değişimiyle düzeleceğini düşünürseniz orada da yanılırsınız arkadaşlar. Bu ekonomik tablonun düzelebileceği tek yol Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.”

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız" Haber

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız"

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutladı. Basın açıklaması yapan Önder "Emekçinin hakkını aldığı bir dünyanın inşası temennisiyle 1 Mayıs’ı kutluyorum" dedi. Lütfullah Önder'in açıklaması şöyle: "Maalesef bugün 1 Mayıs işçi bayramı ama işçilerimiz hakkını almaktan çok uzak. Bir işçi düşünün; üzerine düşen bütün vazifeyi yerine getiriyor. Haftada 45 saat, 50 saat çalışıyor. Kendisine verilen bütün vazifeleri hakkıyla yapıyor. Ama bu işçi bütün bunları yapmasına rağmen örneğin asgari ücretli ise açlıkla karşı karşıya. Eşinin de çalıştığını düşünün. O da kendisine verilen bütün vazifeleri yapıyor, elinden geleni yapıyor. Dört dörtlük yapıyor ama yine de bu aile yoksul. Yoksul olmaya mahkûm, yoksulluktan kurtulma şansı yok. "Böyle bir dünyayı maalesef bu kapitalist, bu liberal anlayış inşa etti" Böyle bir dünyayı maalesef bu kapitalist, bu liberal anlayış inşa etti. Bundan kurtulmak zor değil, kurtuluş mümkün. Her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir geliri koymak devletin asli görevidir. 21. yüzyıldayız. Bu kadar büyük imkânların olduğu, üretim olanaklarının bu kadar geniş olduğu, kaynakların adeta sonsuz olduğu bir dünyada hâlen 1000 yıl öncesinin, 2000 yıl öncesinin insanlık sorunlarını yaşıyorsak; barınma, giyinme, sağlıklı beslenme gibi temel ihtiyaçları konuşuyorsak tümüyle yanlış yönetimden, yanlış sistemden, yanlış bakış açısından bahsetmemiz lazım. "İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacağız" Bizler Bağımsız Türkiye Partisi olarak bunun için varız. Doğru bir bakış açısıyla, doğru bir sistemle, Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacağız. İşte o zaman 1 Mayıs gerçek anlamda işçiler için, çalışanlar için, emekçiler için bayram olur."

BTP'den 1 Mayıs açıklaması Haber

BTP'den 1 Mayıs açıklaması

BTP'den 1 Mayıs açıklaması Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. BTP lideri sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Alın terinin hakkını aldığı, emeğin sömürülmediği, işçinin 'geçinemiyoruz' demediği bir Türkiye’yi birlikte kuracağız. Emeğiyle, dürüstlüğüyle ve onuruyla çalışan tüm emekçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. BTP Genel Merkezinden de yazılı bir açıklama yapıldı. BTP'nin 1 Mayıs açıklaması şöyle: "İşçinin, emekçinin bayramı sloganıyla kutlanan 1 Mayıs’tayız. Alın teriyle rızkının peşinde koşan tüm işçilerimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyoruz. 1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı dedik ama geldiğimiz noktada bir bayramdan söz etmek maalesef mümkün değil. Ortada adeta bir yoksulluk tablosu var! 28 bin 75 lira asgari ücretin uygulandığı, bu ücretin ortalama maaş hâline geldiği, açlık sınırının 34 bin 587 TL olduğu; üç asgari ücretlinin maaşlarını birleştirerek ancak bir yoksul edebildiği bir ortamda gerçek bir bayramdan söz edilemez. "Türk halkı sistematik bir fakirleştirme operasyonu altındadır" Türkiye ve Türk halkı yıllardır bilinçli, sistematik bir fakirleştirme operasyonu altındadır! Dünya tarihinde bu kadar uzun süren bir ekonomik kriz yoktur. Savaş hâlindeki ülkelerin bile bizden daha ucuz olması başka türlü nasıl açıklanabilir? Bu tezimizi resmî veriler de kanıtlamaktadır. Örneğin TÜİK verilerine göre kişi başı millî gelir 18 bin dolara ulaşmıştır. Bu da bir vatandaşımızın cebine ayda yaklaşık 67 bin TL, 4 kişilik bir ailenin evine ise 268 bin TL girmesi demektir. "Gelir dağılımında tüyler ürperten adaletsizlik" Emekli maaşının 20 bin TL, asgari ücretin 28 bin TL olduğu bir ortamda bu rakamların anlattığı tek gerçek şudur: Bu ülkede para vardır ama milletin parası küçük bir azınlığın cebine girmektedir. Yani bu ülkede gelir dağılımında tüyler ürperten bir adaletsizlik söz konusudur. Bizi bu noktaya iktidarın “babalar gibi satarım” zihniyeti getirmiştir. Özelleştirmelerle fabrikalar peşkeş çekilmiş, insanlar işsiz kalmıştır. Geçtiğimiz günlerde tanık olduğumuz maden işçilerinin haklı eylemi bu durumun çarpıcı bir örneğidir. Kaynaklarımızı yandaşa ve yabancıya peşkeş çeken; yabancı sermayeye vergi kıyakları açıklayan iktidar, vatandaşa ise açlığı, sefaleti ve biber gazını layık görmüştür! "1 Mayısların bayram gibi kutlanabilmesi için..." 1 Mayısların bayram gibi kutlanabilmesi için millî bir duruşa ihtiyaç vardır. Bu millî duruşun adresi de Bağımsız Türkiye Partisi’dir. Ekonomi programımız olan Prof. Dr. Haydar Baş imzalı Millî Ekonomi Modeli tek çıkış yoludur. Millî Ekonomi Modeli’nin uygulandığı Türkiye’de ne sattılarsa geri alınacak, neyi kapattılarsa yeniden açılacaktır. Millî Ekonomi Modeli’nin uygulandığı Türkiye’de madenler, devlet–millet ortaklığıyla işletilerek Türk milletinin hizmetine sunulacaktır. Millî Ekonomi Modeli’nin uygulandığı Türkiye’de 1 Mayıs, sözde değil özde işçinin ve emekçinin bayramı olacaktır."

Hüseyin Baş'tan TÜİK'e "18 bin dolar nerede?" sorusu… Haber

Hüseyin Baş'tan TÜİK'e "18 bin dolar nerede?" sorusu…

Hüseyin Baş'tan TÜİK'e "18 bin dolar nerede?" sorusu… Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Türkiye’deki asıl mesele adaletsiz gelir dağılımıdır" dedi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri TÜİK'in, 'kişi başı milli gelir 18 bin dolar ulaştı' şeklindeki verisinden hareketle dikkat çekici bir analiz yaptı. "TÜİK verilerine göre kişi başı milli gelir 18.000 dolara ulaştı. Bu, bugünün kuruyla her bir vatandaşımızın cebine ayda yaklaşık 67.000 TL girmesi demektir" diyen BTP lideri, 'nerede bu para?' sorusunu sordu BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın açıklaması şöyle; "TÜİK verilerine göre kişi başı milli gelir 18.000 dolara ulaştı. Bu, bugünün kuruyla her bir vatandaşımızın cebine ayda yaklaşık 67.000 TL girmesi demektir. Şimdi bu matematiği dört kişilik bir haneye uyarlayalım: * TÜİK’e göre: 4 kişilik bir ailenin evine her ay 268 bin TL girmeli. * Gerçeğe göre: En yüksek maaşı alan devlet memuru karı-kocanın evine giren para bile bu rakamın yanına yaklaşamıyor. * Emekliye göre: Devletin kendi rakamıyla "hakkın" dediği para 67.000 TL, ama emeklinin cebine koyduğu sadece 20.000 TL! Peki, nerede bu aradaki fark? Eğer 80 milyon insanın her birinden her ay on binlerce lira eksiliyorsa bu devasa para buharlaşmıyor; sadece el değiştiriyor. 86 milyonluk nüfusta, 80 milyona 200 bin lira verilse, kalan 6 milyon insanın yılda 130 milyar dolar gelir elde ettiği bir tablo ortaya çıkıyor. Bu matematik bize şunu gösteriyor: Milli gelir birilerinin kasasına akarken halkın %90’ı bu sefalete mahkûm ediliyor. Türkiye’deki asıl mesele adaletsiz gelir dağılımıdır. Türkiye’deki asıl mesele pahalılık değil, vatandaşın satın alma gücünün elinden alınmasıdır. Parti programımızın temel kaynağı olan Milli Ekonomi Modeli’nin en temel hedeflerinin başında ise gelir dağılımında adaleti sağlamak gelmektedir. Çünkü bir ülkede üretim ne kadar artarsa artsın, ortaya çıkan değer toplumun geneline hakkaniyetli şekilde yansımıyorsa gerçek bir refahtan söz edilemez. Amaç; insanların sadece hayatta kalmaya çalıştığı değil, insanca yaşadığı, geleceğe güvenle bakabildiği bir Türkiye’yi mümkün kılmaktır. Gelirde adalet sağlandığında, bugün “pahalılık” olarak görülen pek çok sorun kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Çünkü mesele fiyatlar değil, vatandaşın o fiyatlara karşı sahip olduğu alım gücüdür. Milli Ekonomi Modeli tam da bu noktada devreye girer: milletin olanı millete veren, refahı tabana yayan ve ekonomik adaleti tesis eden bir anlayışla Türkiye’yi gerçek anlamda kalkındırmak."

BTP Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı Haber

BTP Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı

BTP Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı andı Hüseyin Baş: Dünyada Milli Ekonomi Modeli değişimi yaşanıyor. Haydar Hoca emperyalizmin bedavadan para kazanma düzenini yıktı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kurucu Lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı, vefatının 6. yılında anmaya devam ediyor. Türkiye genelinde ve yurt dışında yapılan anma programlarının İstanbul ayağı ise Cevahir Kongre Merkezi'nde düzenlendi. Programa BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı. Saygı duruşu, istiklal marşı ve Kuran-ı Kerim ile başlayan anma programı şiirlerle devam etti. Prof. Dr. Haydar Baş'ın anlatıldığı sinevizyonun ardından kürsüye Hüseyin Baş geldi. "Prof. Dr. Haydar Baş bütün bir hayatını vatan mücadelesi, millet mücadelesi, devlet mücadelesi ve iman mücadelesi olarak sürdürmüş bir insan" diyen Hüseyin Baş İran savaşı üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Hüseyin Baş konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bugün dünya bir kırılımın, bir değişimin eşiğinde. Nedir o değişim diye baktığınızda o değişimin temelini oluşturan hatta o değişimi hayata geçiren fikri ortaya koyan Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli. Bu değişim yaşanırken durum ABD için öyle bir dayanılmaz noktaya geldi ki fiilen savaşın içinde olmak zorunda oldu. Haydar Hoca hep 'ABD'yi yıktım' derdi, aslında O'nun yıktığı şey sadece ABD değildi. Haydar Hoca'nın yıktığı şey aynen 1915'te Çanakkale'de Atatürk'ün yıktığı şey olan emperyalizmin ta kendisiydi. "Haydar Hoca emperyalizmin bedavadan para kazanma düzenini yıktı" Emperyalizm 80 yıldır dünyada bir yöntem buldu değerli arkadaşlar. Bu yöntem elindeki kağıdı yeşile boyayıp, bütün dünyaya ihraç edip bütün dünyanın emeğini ve üretimini bedavaya satın alma yöntemiydi. Bunu yaparken de kimsenin çıtı çıkmasın diye yanına bir ordu yerleştirdi. Babam, "ABD'nin parasıyla ordusu birbirini ayakta tutan iki ayak. Bunların birisi yıkılırsa diğeri kalmayacak"derdi. İşte Haydar Hoca bir model ortaya koydu ve bu modelde, 'Devletler Amerikan dolarıyla değil kendi para birimleriyle ticaret yapmalı' dedi. Şimdi İran'ın Hürmüz Boğazı'nda verdiği mücadelenin, Amerika'nın bu kadar vahşi bir şekilde İsrail'le birlikte İran'a saldırmasının sebebinin ne olduğunu anladınız mı? İşin hakikatinde oradan geçen petrolün ticaretinin Amerikan dolarıyla değil ülkelerin kendi para birimleriyle yapılması var. İşte Haydar Hoca'nın yıktığı düzen emperyalizmin bedavadan para kazanma düzeniydi. "Müslümanların karşı karşıya getirilmesinin önüne geçmek için 'Ortak payda Ehl-i Beyt' dedi" Haydar Baş sadece bunu mu yaptı? Hayır! Az önce de izlediniz. O konuşma 2016 yılında Nevşehir'de Hacı Bektaş-ı Veli'nin kalbinde yapılan konuşmadır. Orada, 'İslam dünyasını birbirine düşürerek kavga ettirmek gibi korkunç bir niyeti gördük ve arkadaşlarımızla yola düştük' diyor. Haydar Hoca bunu gördüğü gün ortaya bir şey koydu ve 'Tevhidin yani birliğin merkezi Ehl-i Beyttir' dedi. İran savaşı ilk başladığında Türkiye'de bazı fitneci ve dış mihraklara hizmet eden odaklar hemen harekete geçtiler. Bunlar öyle aşağılık ifadeler kullandılar. İran'daki Müslümanlar için, 'Onlar Şii, onlar öldürülebilir' noktasına varıncaya kadar ileri gittiler. İşte Haydar Hoca insanlığın sömürülmesine karşı Milli Ekonomi Modelini ortaya koyduğu gibi Müslümanların karşı karşıya getirilmesinin önüne geçmek için de Ehl-i Beyt'i ortaya koydu. O, Sünni dünyadan çıkmış biri olarak 12 imamın hayatını tek tek inceleyip kaleme almış tek ilim insanı. Başka bir örneği yok. "Hem yürek ister, hem akıl ister, hem de büyük bir feraset ister" Prof. Dr. Haydar Baş, 'Türkiye zifiri bir karanlığa girmiştir. Bu zifiri karanlıktan Türkiye'yi çıkaracak tek parti Bağımsız Türkiye Partisi'dir, başkası da yoktur' derdi. O yüzden üzerimizde çok büyük sorumluluk var, çok büyük bir mecburiyetle bildiklerimizi, davamızı, inandıklarımızı yaşamak, anlamak ve anlatmak zorundayız arkadaşlar. Yıl 2015'te Türkiye'de AKP'nin bir telden, MHP'nin bir telden, HDP'nin bir telden çaldığı bir ortamda çıkıp 'AKP, MHP ve DEM Partisi (o günkü adıyla HDP) bir araya gelecek, Türkiye'yi bölünme senaryolarını hayata geçirecek' demek hem yürek ister, hem akıl ister, hem de büyük bir feraset ister. "Sanat camiasının ilgisizliğine sitem" Ben sanatı ve sanatçıyı çok sever ve saygı duyarım. Yakın çevrem, eşim, ailem de bilir sanata olan ilgimi, asla küçümsemek istemem ama bir şiir yazdı diye devlet törenleriyle anılan insanlar, bir şarkı yaptı, bir filmde oynadı diye devletin andığı insanlar bütün bir millete kutup yıldızı olmuş Haydar Hoca'yı unutarak geçiyorlar. Bu vefasızlığın hesabını da gün gelecek Türk milleti soracak. "BTP'nin derdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığıdır" Türk siyaseti iki yüzlüdür. Bir yüzü sefa, bir yüzü cefa içerir. Bağımsız Türkiye Partisi Prof. Dr. Haydar Baş'la birlikte kurulduğu günden bugüne siyasetin cefasına talip olmuştur. Kurulduğu günden bugüne cefa çeken bir siyaset Türkiye'de görülmemiştir. BTP için maksat vatanın birliği, milletin birliği, devletin bölünmez bütünlüğü, üniter yapısı. Bizim için bundan başka bir şey yok. BTP'nin derdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığıdır."

Bağımsız Türkiye Partisi vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş’ı anıyor. Haber

Bağımsız Türkiye Partisi vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş’ı anıyor.

Bağımsız Türkiye Partisi vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş’ı anıyor. 10-17 Nisan arasını ‘Prof. Dr. Haydar Baş’ı Anma Haftası’ ilan eden BTP, 81 ilin tamamı ve yurtdışında bir çok noktada etkinlik düzenliyor. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın da katılımıyla düzenlenecek olan büyük anma programı ise 14 Nisan Salı günü İstanbul Grand Cevahir Kongre merkezinde yapılacak. 6 yıl önce 14 Nisan 2020’de Hakk’a yürüyen Bağımsız Türkiye Partisi’nin (BTP) merhum genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, vuslatının 6. yıldönümünde anılıyor. 10-17 Nisan ‘Prof. Dr. Haydar Baş’ı Anma Haftası’ BTP Genel merkezinden yapılan açıklamada 10-17 Nisan arasının ‘Prof. Dr. Haydar Baş’ı Anma Haftası’ ilan edildiği belirtilerek bu kapsamda çok sayıda etkinlikle ebedi liderimizi anıyoruz denildi. BTP teşkilatları tarafından organize edilen anma programları Türkiye’nin 81 ilinin yanı sıra Almanya, KKTC, Azerbaycan ve Tataristan gibi ülkelerde de düzenleniyor. Akçaabat’taki kabrine ziyaretçi akını Anma haftası nedeniyle Türkiye ve dünyanın dört bir yanından gelen sevenleri Haydar Baş’ın Trabzon Akçaabat’ta bulunan kabrini ziyaret ederek Kuranı Kerim okuyup dualar ediyorlar. 81 ilin tamamında anma etkinliği düzenleniyor İstanbul, Trabzon, Ankara, Bursa, Gaziantep, İzmir başta olmak üzere çok sayıda ilde düzenlenen salon programlarında Prof. Dr. Haydar Baş’ın fikir ve görüşleriyle, ülkemizin yaşadığı sorunlara getirdiği çözüm ve projeleri bir kez daha dile getirildi. BTP teşkilatları ayrıca bir çok ilde mevlit programları organize ederken hemen her ilde şehir merkezlerinde Haydar Baş için lokma ve çiçek dağıtımı yapıldı. Gençlik teşkilatından bilgi ve kompozisyon yarışması BTP Gençlik teşkilatı da Haydar Baş’ı anmak için bilgi ve kompozisyon yarışmaları düzenledi. Gençler arasında "Prof. Dr. Haydar Baş’ın Hayatı", Bağımsız Türkiye Partisi, Milli Ekonomi Modeli, Hoşgeldin Atatürk, Tevhidin Merkezi Ehli Beyt konularında bilgi yarışmaları düzenlendi. Büyük anma programı 14 Nisan’da İstanbul Cevahir Kongre Merkezinde Prof. Dr. Haydar Baş’ı anma programlarının büyük finali ise 14 Nisan Salı günü İstanbul’da Genel Başkan Hüseyin Baş’ın da katılımıyla Grand Cevahir Kongre merkezinde yapılacak. Prof. Dr. Haydar Baş’ı anma programlarının 17 Nisan Cuma gününe kadar devam edeceği açıklandı.

"İran'ın dolar hamlesi füzelerden daha etkili oldu" Haber

"İran'ın dolar hamlesi füzelerden daha etkili oldu"

"İran'ın dolar hamlesi füzelerden daha etkili oldu" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş İran savaşını değerlendirdi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan BTP lideri ABD- İsrail ikilisinin İran'a saldırmasının ana nedenlerinden birinin İran'ın petrol ticaretini dolar yerine milli paralarla yapma kararı alması olduğunu ifade etti. Hüseyin Baş paylaşımında şu değerlendirmeleri yaptı; "Kibir abidesi caniler, beklemedikleri bir tokat yedi" "Haydut düzen İran'a saldırıyor. Ne uluslararası hukuk, ne insanlık ne de başkaca herhangi bir değer umurlarında değil. Anladıkları tek dil güç. Ve İran bunu yaptı. Her ne kadar ağır kayıplar verse de İran, ilk olarak füze gücüyle İsrail–ABD haydutluğuna karşı anladıkları dilden cevap verdi. İsrail'in Demir Kubbesi kevgire döndü, ABD'nin savaş gemileri ve uçakları bir bir vuruldu. Gazze'de, Lübnan'da, Suriye'de, Irak'ta katliamlar yapan kibir abidesi caniler, beklemedikleri bir tokat yedi. "Dolar yoksa ABD de yok!" Bu haydut ikiliye atılan bir diğer tokat ve belki de füzelerden daha ağırı, petrol ticaretinin dolar yerine millî paralarla yapılması oldu. Zaten bu savaşın başlıca başlatılma nedeni buydu. Tıpkı Venezuela gibi İran da petrol ticaretini ABD doları yerine millî paralarla yapma kararı alınca sömürgeci zihniyetin tahtı sallandı. İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçiş şartını dolar yerine yuan ile ödeme şartına bağlaması, Tel Aviv'i yerle bir eden füzelerden daha etkili oldu. Çünkü İran bunu yaparak ABD'yi can damarından yakalamış oldu. Çünkü dolar yoksa ABD de yok! Bu, ABD'nin 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana sürdürdüğü, kâğıdı boyayıp dolar adıyla dünyayı sömürme sisteminin de sonu demek; tarihi bir kırılma demek. "Milli Paralarla Ticaretin fikir babası Prof. Dr. Haydar Baş" Bu tarihi kırılmanın mimarı, fikir babası ise ebedî liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş… Haydar Baş, Millî Paralarla Ticaret projesini ilk kez 2005 yılında Millî Ekonomi Modeli ile dünyaya ilan eden isimdir. BRICS'e yön veren bu proje, son olarak 7-8 Şubat'ta Viyana'da gerçekleştirdiğimiz 11. Uluslararası Millî Ekonomi Modeli Kongresi'nde de 21 ülkeden gelen 50'den fazla akademisyen tarafından konuşulmuştur. Prof. Baş, 2013 yılında Rusya Parlamentosu Duma'da yaptığı konuşmada kapitalizmi sessiz bir devrimle tarihe gömdüklerini söylemişti. Şimdi o devrim artık sessiz değil; artık kapitalizm ve efendilerinin, Millî Ekonomi Modeli ile gümbür gümbür tarihe gömüldüğüne şahit oluyoruz."

Hüseyin Baş: Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Haber

Hüseyin Baş: Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor.

Hüseyin Baş: Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Bu ne Müslüman’a ne Türk'e yakışmaz. O yüzden bu dünyayı yöneten irade olmak gerekiyor Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş partisinin Almanya Berlin teşkilatınca düzenlenen iftar programına katıldı. Gurbetçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Hüseyin Baş konuşmasında Orta Doğu’daki duruma ilişkin değerlendirmeler yaptı. BTP lideri Baş, “İnsanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Hiç kimsenin karar vermesini beklemek ne Müslüman’a ne Türk'e yakışmaz. O yüzden bu dünyayı yöneten irade olmak gerekiyor” dedi. Hüseyin Baş şunları söyledi; "Katil ruhlu magandalar..." “Allah bayrama ulaşmayı ve nice bayramlara ulaşmayı hepimize nasip eylesin. Bugün dünyada, bizim coğrafyamızda yani sizin de ait olduğunuz topraklarda insanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Böyle bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada bu dünyaya hakim olmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Hiç kimsenin karar vermesini beklemek ne Müslüman’a ne Türk'e yakışmaz. O yüzden ne yapmamız gerekiyor? Bu dünyayı avucunun içine alıp yöneten irade olmak gerekiyor. “Prof. Dr. Haydar Baş dünyayı yönetecek sistemin fikri temellerini attı” İşte benim babam Prof. Dr. Haydar Baş bütün dünyada bunun fikri temellerini attı. Dünyayı yönetecek bir tezi ortaya attı. Bugün İran Hürmüz Boğazı'nı kapattığında, ‘Ödemesini Yuanla yapan ülkeler Hürmüz Boğazı'nı kullanabilir’ diyor. Yani ne demek istiyor? Ey Amerika, ‘Kağıdını boyayıp yeşile istediğin yerden babanın malı gibi alışveriş yapma dönemi bitti’ diyor. Bugün Yuanla ödemesini yapan Karaçi isimli gemi Hürmüz Boğazı'ndan geçti, Pakistan'a doğru ilerliyor. Bu dünya tarihinde olağanüstü bir devrim arkadaşlar. İşte bunlar nereden çıktı? Bunu nereden keşfetti bu İran? Prof. Dr. Haydar Baş’ın, ebedi liderimizin, 2005 yılında ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modelinin içinde yazan milli paralarla ticaret tezi işte buydu. Bugün dünyayı değiştiren, dünyanın seyrini belirleyen fikir o fikir. “Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk'e yakışır” Kimin öleceğine, kimin yaşayacağına onlar karar verirken bizim kendi geleceğimizi inşa etmemiz lazım. İşte Bağımsız Türkiye Partisi'nin sadece ülkesi için değil sınırlarını aşan, kıtaları aşan, bütün dünyaya haykıran mücadelesi işte bu mücadele. Birilerinin karar verdiği, birilerinin keyfine göre yaşanan bir dünya değil! Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk'e yakışır. Bizim kendi kaderimizi belirlememiz lazım. “Bizi mezhep çatışmasına çekiyorlar” Bizi öyle bir kavganın içine atıyorlar ki o kavgadan vakit bulup kafamızı kaldırıp hakikati görmemizi engelliyorlar. Ne o kavga? Yıllardan beri bölgemizde yaşanan, milyonlarca insanın ölmesine sebep olan, milyonlarca insanın evsiz kalmasına, yurtsuz kalmasına sebep olan mezhep kavgası. Bizi sağcı solcu diye Türkiye'de böldüler, Kürt Türk diye böldüler. Yetmedi. Şimdi ne diye bölüyorlar? Hem Ortadoğu'da hem Türkiye'de Alevi Sünni diye, Şii Sünni diye bizi bölmeye çalışıyorlar. “Haydar Baş, ‘Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt’tir diyerek mezhep kavgasının önüne geçti” Vatandaşın arasında hiçbir mesele olmamasına rağmen çok büyük bir kavga varmış gibi insanları öldüren iradeler ortaya çıkarıyorlar. İşte bunu da Haydar Hoca engelledi. Nasıl engelledi? "Tevhidin merkezi Ehlibeyt'tir" diyerek bu kavganın önüne geçti. Şimdi bizim Haydar Hoca'nın önümüze koyduğu o ideallere sarılmamız ve onların peşinden gitmemiz gerekiyor. Neymiş o sarılacağımız şeyler? Milli ekonomi modeli ve tevhidin merkezi Ehl-i Beyt fikri. Ali Şeriati’nin duasını okudu Bu mezhep kavgası dediğimiz kavganın, bu yalandan üretilmiş hikayenin artık simge ismine dönüştü. Onun üzerinden kavga çıkarmaya çalışıyorlar. Kim o? Ali Şeriati... Onun bir duasıyla bitireceğim. O dua bugün bu Ramazan günü bizim de duamız olsun; "Ey kadir olan Allah'ım, alimlerimize mesuliyet, halkımıza ilim, dindarlarımıza din, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza kavrayış, kavramışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza bilinç, erkeklerimize şeref, yaşlılarımıza bilgi, gençlerimize asalet, öğretmenlerimize inanç, öğrencilerimize inanç, uyuyanlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, muhafazakarlarımıza hareket, suskunlarımıza feryat, yazarlarımıza güvenilirlik, sanatçılarımıza dert, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, tebliğlerimize gerçek, kıskançlıklarımıza şifa, bencillerimize insaf, sevenlerimize edep, mezheplerimize vahdet, halkımıza kendini bilme, tüm milletimize samimiyet, himmet, özveri, kurtuluşa yaraşırlık ve izzet bağışla." Çok güzel bir dua ediyor ve en çok hoşuma giden, dikkatimi çeken o duadaki ifadesi de ‘halkımıza ilim, dindarlarımıza din ver’ ya Rabbi diyor. Bugün belki de ülkemizin ve coğrafyamızın da en çok ihtiyaç duyduğu şey dindarlarımızın dinidir. Din sahibi olmasıdır. “Milli Ekonomi Modeli, Ehl-i Beyt ve Atatürk’e sarılalım” Emperyalizmin uşaklığını yapan, kuklalığını yapan, başka milletlerin sömürgeci hesaplarının elemanlığını yapan bazı tiplerin ülkemizde de bölücü faaliyetlerine hepimiz şahitlik ediyoruz. Bu vatanın, bu milletin, hepimizin aydınlık yarınlara ulaşabilmesinin tek teminatı laik, demokratik, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkmaktır. Onun kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ışığında, onun ortaya koyduğu ilkelerle birlikte yarınlara ülkemizi taşımaktır. Başka hiçbirimizin çıkış yolu yoktur arkadaşlar. Atatürk'e sarılalım, Ehl-i Beyt'e sarılalım, Milli Ekonomi Modeline sarılalım, Haydar Hoca'ya sarılalım, Bağımsız Türkiye Partisi'ne sarılalım. Davamızı iktidar edip yarınlara, yeni nesillerimize, evlatlarımıza yaşanabilir bir ülke, yaşanabilir bir dünya bırakalım”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.