Ankara

#Meclis

OrtamHaber - Meclis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meclis haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri Haber

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Mutlak Butlan kriziyle ilgili dikkat çekici bir öneride bulundu. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirirseniz genel mahkemeler kendini görevli sayamaz ve bu konu biter" dedi. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi: "Sayın Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden Türkiye’de yaşanan gelişmelerle ilgili 'Bunlar bizim dışımızda, biz bunları izliyoruz' dedi. Öncelikle şunu ifade edelim; 'Bu millet sizi Türkiye’de olanı biteni izleyesiniz diye değil, Türkiye’de bir yanlış varsa bunu düzeltin görevlendirdi. İktidarın geçmişte 'paralel devlet' diye bir kara lekesi var. Bu ülkede paralel devlet inşa edilirken, o dönemde mahkeme kararlarıyla birlikte yargı eliyle Türkiye’de bürokratlar, gazeteciler ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları üzerinden operasyonlar yapılırken, 'Biz izliyoruz, bizim dışımızda bütün bu gelişmeler oluyor' diyorlardı ve sonrasında 15 Temmuz’u bu devlet, bu millet yaşadı ve ağır bedeller ödedi. "Paralel muhalefet inşa ediliyor" Bugün yine mahkeme kararlarıyla birlikte bir 'paralel CHP, paralel muhalefet' inşa ediliyor. Bu paralel muhalefet inşa edilirken iktidar yine, 'Bunlar mahkeme kararları, bunlar kendi aralarındaki meseleler, biz izliyoruz' diyor. Geçmişte Bağımsız Türkiye Partisi olarak bu paralel yapı FETÖ ile ilgili iktidarı çok defa uyardık ama dinlemediler ve bunun faturasını hem bu millet, hem de bu devlet ödedi. Bugün yine uyarıyoruz; Siz izleyici değilsiniz, siz bunu düzeltecek mevkidesiniz! "Mutlak butlan meselesi kendiliğinden sona erer" Çok net ve basit bir çağrı yapmak istiyorum; Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurulları varken genel mahkemelerin yetkili olmasına sebep olan düzenleme, Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesidir. 121. maddedeki Dernekler Kanunu’na yapılan atıftır. Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirirseniz genel mahkemeler kendini görevli sayamaz ve bu konu biter. Görevle ilgili olduğu için de bu kanun yürürlüğe girer girmez uygulanmaya başlar ve böylece 'Mutlak butlan' meselesi kendiliğinden sona erer. "İktidar samimiyse Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirsin" Bunu düzeltmek Meclis'te bir kanun değişikliği kadar kolaydır. İktidar eğer samimiyse, eğer bu gelişmelerden rahatsızsa hemen Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirsin. Biz İktidarın samimi olduğu kanaatinde değiliz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Meclis Grubuna da çağrıda bulunuyoruz; Siz Meclis'e bu kanun teklifini sunun. Bu kanun değişikliği ile birlikte 'mutlak butlan' üzerinden yürüyen bütün bu tartışmaları sonlandırmak mümkündür. Zaten Meclis uzun süredir hiçbir vazife icra edemiyor. Böylesine bir tıkanmışlıkta bu kanun değişikliği Türkiye’nin önünü açabilir ve bu tartışmaları sonlandırabilir."

- Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir? Haber

- Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir?

- Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir? - Anayasanın hangi maddelerini değiştireceksiniz? - Millete gitmeden işi Meclis'te 400 milletvekiliyle çözmek istiyorlar çünkü milletin önüne gitseler boylarının ölçüsünü alacaklar. - BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'tan yeni anayasa çıkışı… Teşkilat ziyaretlerini sürdüren Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş bu kapsamda Sakarya ve Bolu’yu ziyaret etti. Sakarya’da esnaf ve vatandaşla buluştu BTP lideri ilk durağı olan Sakarya merkezde esnaf ziyareti yaptı. Vatandaşın yoğun ilgisi ile karşılanan BTP lideri sorunları dinledi çözüm önerilerini anlattı. Esnafla sohbet eden Hüseyin Baş, "Türkiye'nin nüfusu kalabalık, altyapısı da kısıtlı. Türkiye böyle bir ülke… Dolayısıyla kalabalık nüfustaki az sayıdaki zengin her yeri domine ediyor. Şimdi az geliyor, bak yakında haberlere, 'Bodrum'da trafik, Muğla'ya şu kadar araba girdi, Antalya'da işte adım atacak yer yok' diye çıkar. O haberlerde gördüğün insan sayısı toplasan 3 milyondur. 3 milyon insan oraya gidince buralar çakılı doluyor ama kalan 83 milyonu kimse konuşmuyor. Bayramda memleketine gidemeyen adamı kimse konuşmuyor, bayramda torununa harçlık veremeyen emekliyi kimse konuşmuyor. Herkes Bodrum'a tatile kaç kişi gitti, oteller oldu vs. bunu konuşuyor. Bütün otellerin kapasitesi zaten 200 – 300 kişi. Bütün oteller dolsa ne olur" dedi. Partisinin Sakarya'daki standını da ziyaret eden BTP lideri burada partisine yeni üye olan bazı vatandaşlara rozetlerini taktı. Bolu il başkanına taziye ziyareti BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Sakarya'dan Bolu'ya geçti. Önce geçen hafta babası vefat eden Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı’ya taziye ziyaretinde bulunan BTP lideri daha sonra Bolu teşkilatıyla bir araya geldi. Kentteki parti çalışmaları hakkında bilgi alan BTP lideri konuşmasında Türkiye'nin sıcak gündemi üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Hüseyin Baş şunları söyledi: "Milli duyguların erozyona uğradığı bir Türkiye ile manzarasıyla karşı karşıyayız" "Her geçen gün milli duyguların erozyona uğradığı bir Türkiye ile manzarasıyla karşı karşıyayız. Her ne kadar siyaset toplumu birleştirmek için mücadele ettiğini iddia etse de iktidarıyla muhalefetiyle ne yazık ki Türkiye'yi 20 küsur yıldan beri hatta bu son 20 yılın da günahı vebali değil, Atatürk'ten sonrasından beri toplum bir şekilde her zaman kutuplaştırılmış. Hiçbir zaman bu milletin ortak yönlerinin ortaya koyulup ortak kültürün, ortak medeniyetin inşası için bir çalışma yapılmamış. Bunu Türkiye'de kurulduğu günden beri ortaya koyan ve bu uğurda çalışma yapan yegane hareket Bağımsız Türkiye Partisi Hareketi. O yüzden hem toplum için, hem milletimiz için, devletimiz için, ailemizin, çoluğumuz, çocuğumuz, evlatlarımız, nesillerimizin istikbali için bu gayreti, bu çabayı ortaya koymakla mükellefiz. "Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir?" Bugünlerde anayasa değişikliği tekrar sürekli gündemde. Sürekli Türkiye'nin özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı var deniyor. Her zaman sorarım burada bir daha sorayım; mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir? Bunun cevabını versinler. Anayasada bazı maddelerin değişmesi lazım diyorlar. O zaman yine soru basit. Hangi maddelerin değişmesi lazım? Bakın hiç açıkça bunları söylemiyorlar. "Anayasayı millete gitmeden Meclis'te değiştirmek istiyorlar" Benim dikkatimi çeken ifade biçimleri şu; 'Yeni bir anayasa Türk siyasetinin millete borcudur' diyorlar. Bakın arkadaşlar bu ifadede bir gizli mesaj var. O gizli mesajı ben size söyleyeyim; Yeni anayasayı siyaset yapmalı. Nerede? Mecliste... Mümkün mü? Mümkün... Nasıl mümkün? 400 milletvekili 'evet' derse anayasa değişikliği yapılabilir. Şimdi oradaki ince mesaj şu; bakın biz yeni bir anayasa istiyoruz ama bunu da Meclis'te istiyoruz. Çünkü biliyorlar ki milletin önüne gitseler boylarının ölçüsünü alacaklar. Kimse onlara anayasa değişme yetkisi vermeyecek. Bunun farkında siyaset dolayısıyla işi Meclis'te 400 milletvekiliyle çözmek istiyor. "İktidarın Meclis'te 400 milletvekili var mı?" Peki iktidarın Meclis'te 400 milletvekili var mı? Biz yok diye biliyoruz ama belki de var! Gizli, başka yerlerde saklanan, farklı gömleklerle içinde aynı atleti giyen... Normalde bu millet 400 milletvekili gücünü geçtiğimiz seçimlerde iktidara vermedi ama muhalefetin oylarıyla Meclis'e bir sürü milletvekili girdi. Şimdi iktidarın anayasa değiştirmek için 400 milletvekiline ihtiyacı olduğu anda bakalım kim nasıl pozisyon alacak! Bunu da bugünden tarihe bir not düşelim. Yarın bu sözler, bu meseleler daha da gündeme geldiğinde bu söylediklerimi hatırlayın."

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir Haber

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir -TBMM’deki kavga için; Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım! -Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor -Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı -Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır -Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı… -Viyana'da 11. Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik -Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil -BTP Lideri Hüseyin Baş Sözcü TV’de Liderler Özel programında konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Sözcü TV'de Liderler Özel programına konuk oldu. BTP lideri programda Sözcü TV Genel Müdürü Güney Öztürk, Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını cevaplandırdı. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Meclis’teki kavga Türkiye adına kabul edilemez utanç verici bir durum” Bir söz vardır, 'Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım' diye. Biz o Meclis'e milletvekillerini fikirlerini ortaya koyması için millet olarak gönderiyoruz. İdeolojilerin, söylemlerin, geleceğe dair tasavvurların tartışıldığı bir yer olsun diye o vekiller Meclis'e gönderiliyor. Toplumun kahir ekseriyetinin hayal dahi edemeyeceği maaşlarla, imkanlarla orada zaman geçiriyorlar. Ama günün sonunda fikirler değil düşünceler değil yumruklar havada uçuşuyor. Bu Türkiye adına kabul edilemez bir durum, utanç verici bir durum. “Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor” Şu tablo (Gökçek'in boksörlü paylaşımı) bu atamaların dövmeye gelen bir atama olduğu sonucunu çıkarır. Seçim için bu kabine değişikliklerinin yapıldığı yazılıp çiziliyor. Ben bu değişiklikleri seçime giden bir Türkiye olarak değil, bilakis seçime gitmeyen bir Türkiye'nin kabine değişiklikleri olarak görüyorum, çünkü böyle seçime gidemezsiniz. Şu anda yapılan her şeyin iktidara zarar verdiğini iktidar mensupları ve Sayın Cumhurbaşkanı çok iyi biliyor. Bunlar oy getirmiyor. Bunlar oy götürüyor ama buna rağmen yapılıyor. “Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı” Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizden destek talep ettiler. Ben de açıkça kendisine, 'Biz Türkiye'de değişimin olması gerektiğini düşünüyor ve sizi destekleyeceğimizi buradan ifade ediyoruz. Fakat Bağımsız Türkiye Partisi'nin fikirlerinin, düşüncelerinin, söylemlerinin, ki nitekim bu söylemler ve düşünceler Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet ve bağımsızlık fikrini savunan düşünce ve söylemler, bu düşüncenin Meclis'te temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte hareket edebiliriz' dedim. Bunlar karşılıksız bırakıldı. 39 milletvekili biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi sıralarından Meclis'e sokuldu, hatta bunlardan birisi Sadullah Ergin’di. -Size verilen söz tutulmadı mı orada? Doğru mu anlıyoruz? - Evet, doğru anlıyorsunuz. Öyle oldu! -Kemal Kılıçdaroğlu size verdiği sözü tutmadı- Evet, sözünü tutmadı! O zaman CHP'nin teşkilat başkanı olan Oğuz Kaan Salıcı'ya, 'Bu konuyu halledelim' dedi. Atatürk ve Cumhuriyet ortak paydasında buluştuğumuz halde biz Meclis'te o zaman var olamadık. Yaşandı bitti saygısızca mı denir? Meral Hanımla da o dönemde çok yakın ilişkilerimiz vardı. Geçti gitti. Önümüzdeki seçimlere bakacağız. “Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır” Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır. Bağımsız Türkiye Partisi Türkiye'ye çok şey söyleyecektir. Önümüzdeki süreçte de, seçim döneminde de bunları göstereceğiz, anlatacağız, yaşayacağız. Ben şunu iddia ediyorum; Türkiye'de farklı sesi olan tek siyasi yapılanma biziz. Bugün vergi oranlarındaki veya maaşlardaki ufak tefek farklılıklar haricinde ne iktidarın, ne muhalefetin, ne ana muhalefetin hiçbir farkı yoktur. Çünkü dünyaya ve Türkiye'ye aynı gözle, aynı sistematik bakış açısıyla bakarlar. Bağımsız Türkiye Partisi bu noktada tamamen ayrışır. Yine baktığınızda terörsüz Türkiye diye bir süreç işliyor. Bugün Meclis muhalefetiyle, iktidarıyla bu sürecin destekçisi. “Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir” Atatürk'ün laiklik yaklaşımı olmasaydı bugün ben inandığım dini yaşayamazdım. Laiklik dinsizlik değildir. Bunu ben muhafazakar ve mütedeyyin seçmen kardeşlerime söylüyorum. Bilakis laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir. Laiklik olmasaydı bu ülkede Hüseyin, Ahmet'in dayattığı dini yaşayacaktı! Bugün laiklik olduğu için Hüseyin kendi inancını yaşayabiliyor. Laiklik dinin emniyet supabıdır benim gözümde. Neden? Çünkü hiç kimse kimseye bir din dayatamaz, bir inanç yaşatamaz ama laiklik kimsenin dinini yaşamasının önünde bir engel değildir. İsteyen istediği gibi dinini yaşayabilir. Türkiye'de cumhuriyete karşı, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı, laik düzene karşı hangi kurum veya kuruluş varsa bu milletin, bu devletin aleyhine çalışıyordur. Bu hangi kurum veya kuruluşsa... Bu bahsettiğimiz tarikat ve cemaatler de bunların aleyhine çalışıyor, Türkiye'nin kurucu değerlerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarının, cumhuriyet değerlerinin aleyhine çalışıyor. Bu milletin aleyhinedir. Bu milleti bölmekten, parçalamaktan ve sömürülen bir toplum yapmaktan başka hiçbir yere itmeyecektir. Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı (Sunucu: Bülent Arınç toplumda dindarlık ve ahlaki değerler konusunda ciddi bir gerileme yaşandığını söylüyor...) -Arınç Türkiye'nin son 25 yıllık dönüşümünün ana aktörlerinden biri. Türkiye son 25 yılda bu kadar yozlaştı Bir toplumda ekonomi ne kadar kötüye gidiyorsa ahlak o kadar bozuluyor. O zaman sorumlular bellidir ve çözümün nasıl ve nereden başlatılacağı da bellidir. Dolayısıyla söylenenler doğru ama bunun sorumlularının bence önce öz eleştiri yapması lazım. “Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik” Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirmiş olduk. Viyana'nın seçilmesindeki en temel faktörlerden biri şu; Viyana Avrupa'nın bilim, entellektüelite ve kültür anlamında, eğitim anlamında başkenti sayılabilecek birkaç lokasyondan birisi. Kongre Viyana Teknik Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşti. 21 farklı ülkeden 50'den fazla akademisyenin katıldığı bir kongreden bahsediyoruz. Milli Ekonomi Modeli, babamın yazdığı model. Fransa'dan, Hollanda'dan, Portekiz'den, Avusturya'dan, Endonezya'dan, Özbekistan'dan yani dünyanın bambaşka coğrafyalarından gelen akademisyenler şunu söylediler; Bu tez, değişen dünyada bütün dünyanın ihtiyacı olan bir tez! “Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil” Şimdi buradaki en önemli şey şu; Milli Ekonomi Modeli Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı. Sonuçta bizim parti programımız bir ekonomi programı. Bir ekonomi programı içeriyor ve dünyanın farklı coğrafyalarından onlarca akademisyenin onayladığı bir parti programından bahsediyoruz. Türkiye'de ben inanıyorum ki başka hiçbir siyasi parti olmasın ki bu kadar farklı çevrelerden ve akademik camiadan onay almış ve kabul almış olsun. Bu, Bağımsız Türkiye Partisi'nin de, programının ve yapmak istediklerinin ne kadar güçlü unsurlar ihtiva ettiğinin bir başka göstergesidir.”

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Haber

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür"

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında Türkiye'deki siyaset ortamını değerlendirdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi; "Ülkemizde özellikle Meclis'te grubu olan siyasi partilere baktığımız zaman artık bir duruş tarifleyemediğimizi maalesef görmekteyiz. Hâlbuki siyasi partilerin temel bir renkleri olur, bir duruşları olur, bir politikaları olur ve o temel çizgileri değişmez. Örneğin “Milliyetçi Hareket Partisi ya da AK Parti terörle ilgili nerede duruyor?” diye sorduğunuz zaman dün farklı yerde duruyordu, daha önceki gün daha farklı yerde duruyordu, bugün çok daha farklı bir yerde durduklarını görüyoruz. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi'nin ekonomiyle ilgili, devletçilikle ilgili, milliyetçilikle ilgili — ki bu altı okun temel altı oktan birer başlıktır — bu başlıklarda nerede duruyor, nasıl tarifliyor diye sorduğunuz zaman dün farklı tanımladıklarını, bugün farklı tanımladıklarını görüyoruz. Hâlbuki siyasi partilerin belli ilkeleri olmalı, belli renkleri olmalı ve bu değişmemeli. İnsanlar o renkleri benimsediği için o partilere gitmeli. Şimdi bırakın o temel çizgiyi, oy verirken yapılan propagandanın bugün aksinin yürütüldüğünü, yapıldığını maalesef görmekteyiz. Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak kurulduğumuz günden bugüne çizgisi değişmeyen, rengi değişmeyen ve bu anlamda da bir davası olan bir siyasi partiyiz. Çünkü dava dediğiniz şey budur. Aksi hâlde dün farklı, bugün farklıysanız sizin bir davanız yoktur anlamına gelir. "FETÖ'nün CIA ve Vatikan bağlantısını anlattık" 2000’li yıllarda FETÖ Türkiye’de çok aktifti. Toplumun belki muhafazakâr kesimin büyük bölümü FETÖ’ye sempati besliyordu. O dönemde biz Fethullah Gülen organizasyonunun CIA bağlantısını, Vatikan bağlantısını anlattık. Bu anlatım bize oy kaybettirdi; zaten kaybettireceğini de biliyorduk. Ama oy kaybettirme pahasına vatana, millete, devlete yararlı olacağına inandığımız için milleti ve devleti ayıktırmamız gerektiğini düşündüğümüzden oy kaybetsek de doğruyu anlatmaktan geri durmadık. "En büyük milli Kahramanımız Atatürk'ü anlattık" Yine 2010’lu yıllarda “Milli Kahramanlar” programlarını icra ettik. Bizim en büyük milli kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bu programlarda Anadolu’yu il il, ilçe ilçe dolaşarak anlattık. Hem de milletin bilmediği bir yönüyle anlattık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dindar Atatürk’ü anlattık; dine hizmet eden bir Atatürk’ü anlattık. Diyanet İşleri Başkanlığını kuran, Kur’an’ı Türkçe'ye tercüme ettiren, tefsir ettiren, Kütüb-i Sitte’yi Türkçe'ye tercüme ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlattık. Kendini Atatürkçü olarak tanımlayanların bile kafalarında farklı bir ezber vardı. Bu anlatıklarımız başta onların da kafasına yatmadı. Kendini muhafazakâr olarak tanımlayanlar da Atatürk’ü din konusunda farklı bir yere koyuyorlardı. Bizim anlattıklarımız onların da kafasına yatmamıştı. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş bunun kitabını yazdı, anlattı. Bugün topluma baktığımız zaman örneğin 10 Kasım’da Anıtkabir’deydik. Anıtkabir’i ziyaret eden insan sayısının her geçen sene arttığını görüyoruz. 10 Kasım’da Anıtkabir’e gittiğimizde mozolenin önüne gelindiğinde birçok insanın ellerini açarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dualar ettiğini görüyorsunuz. Prof. Dr. Haydar Baş, “Anıtkabir’e gittiğinizde abdestli olacaksınız ve ellerinizi açarak en güzel duaları ona hediye edeceksiniz.” diye öğütlemişti. Bu öğüde uyan ve orada dualar eden on binlerce, yüz binlerce insanımızı görüyorsunuz. Siyasi partilerin aslında millete doğruları anlatmak, milleti doğru bir noktaya çekmek, siville askeri, devletle milleti kaynaştırmak, birleştirmek gibi bir sorumluluğu üstlenmesi gerekirken maalesef farklı yerde durduğunu, bu konuda hiçbir duruş ortaya koymadığını görüyoruz. "7 Aralık'ta 9. Olağan Bütük Kongremizi yapacağız" Bağımsız Türkiye Partisi olarak 7 Aralık 2025 tarihinde 9. Olağan Kongremizi yapıyoruz. 9. Olağan Kongreyi yapan bir parti olmakla da övünüyoruz. Türkiye’de siyasi partilerin maalesef ömürleri çok uzun sürmüyor. Çözümün adresi olduğumuzu göstermek, çare olduğumuzu göstermek üzere on binlerce insanımızla Ankara’da buluşacağız. 7 Aralık’ta tüm halkımızı Ankara’ya davet ediyoruz. Türkiye’nin çaresi var, Türkiye’nin çözümü var. Bu kokuşmuş, bu rengi kalmamış, bu duruşu kalmamış siyasete format atmak için insanımızı Bağımsız Türkiye Partisinde buluşmaya, beraber yol yürümeye davet ediyoruz. "

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.