Ankara

#Madenler

OrtamHaber - Madenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Madenler haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTP'den maden işçilerinin eylemine destek açıklaması Haber

BTP'den maden işçilerinin eylemine destek açıklaması

BTP'den maden işçilerinin eylemine destek açıklaması Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Doruk Maden İşçilerinin haftalar süren hak arayışını değerlendirdi. Madencilerin bu hak mücadelesinde başarıya ulaştığını belirten Önder bu olaydan çıkarılması gereken dersler olduğunu belirtti. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi: "Neyi sattılarsa geri alacağız, neyi kapattılarsa açacağız" "Buradan Türk milletinin çıkarması gereken dersler var. Öncelikle özelleştirmeler; Özelleştirmelerle birlikte milletin ve devletin malının özel firmalara peşkeş çekilmesi neticesinde sadece millete ait bu varlıkların başkalarına transfer edilmesi değil, orada çalışan insanların da en temel haklarını bile alamaz hale geldiğini, nasıl mağdur edildiklerini bu olayla birlikte görmüş olduk. Bu konuda Türkiye'de en net duran siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisi'dir. Biz özelleştirmeye açık bir şekilde karşıyız. Biz sadece şimdiden sonra 'özelleştirmeyeceğiz' demiyoruz, 'neyi sattılarsa geri alacağız, neyi kapattılarsa açacağız' diyoruz. "Madenlerimizi Bağımsız Türkiye Partisi olarak millileştireceğiz" Buradan çıkarmamız gereken ikinci ders ; Madenler milletin malıdır, devlete aittir. Dolayısıyla madenlerimizi Bağımsız Türkiye Partisi olarak millileştireceğiz. On binlerce ruhsatlarla yerli ve yabancı birçok firmaya bu madenler yüzde 1 ila yüzde 4 arasında devlet payıyla peşkeş çekildi. Maalesef çıkarılan madenden millete de bir şey kalmıyor. Ama biz diyoruz ki; hepsini millileştireceğiz. Devlet millet ortaklığıyla yüzde 51'i devletin yüzde 49'u milletin olmak suretiyle işleteceğiz. Milletimiz hem o madenlerin patronu olacak hem de yine orada çalışarak hakkını alacak. Çünkü bu millet bu topraklar için can verirken sadece yerin üstü için can vermedi , yerin altı için de can verildi. Bunlar milletimize aittir. "Hak verilmez, hak alınır" Üçüncü çıkarılması gereken ders şudur değerli arkadaşlar; Demek ki hak verilmez, hak alınır. Milletimizin bugün hakkını alamadığını düşünen, hakkını alamayan emekli, çiftçi, esnaf kim varsa birilerinin lütfedip hak vermesini beklemeyecek. Kendi hakkına sahip çıkacak. Haklı olacak. Hakkının mücadelesini verecek ve söke söke hakkını alacak. Peki bunu nasıl yapacağız? Milletimiz sokağa mı dökülecek? Değil. Bugün hak arama mücadelesi siyasi zeminde yapılıyor. Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak bunun için varız. "Milletimizin en büyük derdi ekonomidir" Milletimizin en büyük derdi ekonomidir. Yapılan anketlerde toplumun yüzde 65-70'i ekonomiden şikayetçi. Vatandaş, 'En büyük sorun ekonomidir' diyor ve yine aynı anketlerde milletimiz ekonominin çözüleceği konusunda da bir ümidi kalmamış. Neden? Çünkü iktidarın politikaları belli, yaşıyoruz. Meclis'te bulunan muhalefet partilerine de, 'Siz ekonomiyi nasıl düzelteceksiniz?' diye sorulduğunda, 'Demokrasiyi ve adaleti düzelttiğimiz zaman ekonomi düzelir' dediklerini duyuyorsunuz. Aslında bu söylem, 'Benim ekonomide yapacak farklı hiçbir şeyim yok, ben de liberal politikaları, ben de neoliberal politikaları uygulayacağım ama adaleti düzeltirsem, demokrasiyi düzeltirsem başkaları para getirir, ekonomi bu şekilde düzelir' demektir. Yani ekonomide yapacağım bir şey yok anlamına gelir. "Dünyada dengeleri değiştiren fikirler Milli Ekonomi Modeli'nden çıktı" Bu konuda da farklı bakan tek siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisidir. Biz yine net bir şekilde açık bir şekilde, 'Liberal, neoliberal ekonomi politikalarını uygulamayacağız' Bizim parti programımızı lütfen açıp okuyun. Biz iktidar olduğumuzda Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacağız. Milli Ekonomi Modeli'nin önerdiği ekonomi anlayışı bugün kısım kısım, bölüm bölüm dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaya başlandı. Dünyada dengeleri değiştiren fikirler Milli Ekonomi Modeli'nden çıktı. Örneğin milli paralarla ticaret Milli Ekonomi Modelinin önerisidir. "Hakkınız başkalarının cebine gidiyor" Bu ülkede en yoksul olan insanımızı yoksulluk sınırı seviyesinin üstüne çıkaracak imkanımız var. Bu imkanı sağlamak sadece doğru bir ekonomik sistemle, doğru bir bakış açısıyla mümkün. Bakın kişi başı milli gelir 18 bin dolar yani bir kişinin cebine ayda 67 bin Türk lirası para girmesi lazım. 4 kişilik bir ailenin cebine 268 bin TL ayda para girmesi lazım. Bugün Allah aşkına herkes bizi izleyen her bir insanımız dönüp baksın, ayda 268 bin TL evine para giren kaç tane aile var? Demek ki hakkınız başkalarının cebine gidiyor, sizin cebinize gelmiyor. İşte bunun mücadelesini vermezseniz bırakın 268 bin lirayı, bunun küsuratı pozisyonundaki 68 bin lirayı bile alamazsınız. Bunu bile size çok görürler. Bugün 68 bin TL cebine para girmeyen birçok aile var. Dolayısıyla sadece seçim döneminde gelin oy kullanın, Bağımsız Türkiye Partisi'ne oy verin demiyoruz. Hakkını alamadığını düşünen herkes, hakkını alamayan herkes, aylık 268 bin liranın altında eline para geçen herkes, gelin beraber yürüyelim. Bu hak mücadelesini beraber verelim ve hakkımıza sahip çıkalım, hakkımızı alalım diyorum."

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" Haber

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı"

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" "Madem dünyada itibarınız yüksek KKTC'yi neden tanıtamadınız?" "Madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. KKTC yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Eskişehir Beylikova'daki nadir toprak elementlerinin ABD'ye verileceği iddiası Önder'in gündemindeki konulardı. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi; "Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" (ORTAMHABER) - "Bu hafta sonu Kıbrıs'ta seçimler yapıldı. CTP seçimleri kazandı. Bunun üzerine Türkiye'de çok farklı tartışmalar yükselmeye başladı. Bu vesileyle 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs politikası nedir?' diye sormak istiyoruz. Çünkü özellikle son 15 - 20 yıldır birbiriyle çelişen birçok adım atıldığını görmekteyiz. KKTC'de CTP seçimleri ilk kez kazanmıyor. CTP 2005 yılında da Mehmet Ali Talat'la birlikte seçimleri kazanmıştı. O dönem Kıbrıs davasının sembol ismi, ömrünü o davaya adamış olan Rauf Denktaş, Türkiye'de yetkililere işin önemini anlatmaya çalışmak istediğinde dışlanmıştı, kovulmuştu hatta ağlatılmıştı. Türkiye o dönem Annan Planına destek veriyordu yani Mehmet Ali Talat'ın CTP'sinin savunduğu fikirlere destek veriyordu. O zaman Annan planı Rum tarafınca reddedilmeseydi şu an zaten uygulamaya çoktan konmuştu. "Madem dünyada itibarınız yüksek KKTC'yi neden tanıtamadınız?" Türkiye neden KKTC'yi dünyaya tanıtmak için bir girişimde bulunmuyor? Bizlere, 'Dünyada itibarımız çok, İslam ülkeleri bizim ağzımıza bakıyor, Türk devletleri elimizi kaldırsak koşmaya hazırlar, Trump bile bize hayran' deniyor. Peki dünyada böylesine itibarımızın yüksek olduğu bir dönemde biz KKTC'yi tanıtmak için uğraşmıyor muyuz? Uğraşmıyorsak o zaman demek ki Rumlarla birleşmek isteyenlerin fikirlerini yanlış bulmuyoruz demektir. Eğer uğraşıyoruz ama kimse bizim sözümüzü dinlemiyorsa o zaman da kendimizde gördüğümüz itibarda bir sorun var. "Türkiye, Kıbrıs politikasını net bir şekilde belirlemeli" Kıbrısla ilgili yıllarca 'çözümsüzlük çözüm değil' dediler. Peki neden bu tablonun devam etmesi istenebilir? Çünkü Kıbrıs tanınmadığı zaman ne oluyor? Kıbrıs'ta her türlü suç örgütü rahatlıkla faaliyet gösterebiliyor, kara para aklanma yeri haline gelebiliyor, mafya örgütlerinin hesaplaştığı bir alan haline gelebiliyor, kumarın yer bulduğu bir yer haline gelebiliyor maalesef. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kıbrıs politikasını net bir şekilde belirlemeli ve bütün adımlarını buna göre atmalı. Yoksa bu zigzaklarla bir adım ilerleyemeyiz. "Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'de her geçen gün kan kaybediyoruz" İsrail, Rum kesimiyle işbirliği yapıp Kıbrıs'ın etrafında doğalgaz araması yapıp Doğu Akdeniz'de kendisi için münhasır ekonomik bölge oluşturup hak sahibi oluyor. Rusya bölgede hak sahibi olduğunu iddia ediyor, ABD zaten hak sahibi olduğunu iddia ediyor. Dünyadaki birçok devlet Doğu Akdeniz'deKİ kaynakları önemsiyor. Kıbrıs Türkiye için sadece Doğu Akdeniz'deki varlığımız ve ekonomik çıkarlarımız için değil güvenlik açısından da çok önemli. Kıbrıs'ta şehit vererek bir kazanım elde ettik ama maalesef iktidarın bu konuda net bir politika çizmemesi ve net bir duruş ortaya koymaması nedeniyle Kıbrıs'ta her geçen gün kan kaybediyoruz. "İktidar yalanlıyorsa daha sonra bunun doğru olduğunu büyük ihtimal görürüz" Eskişehir'de nadir toprak elementlerine ilişkin ciddi bir kaynağın varlığı Cumhurbaşkanımız tarafından da ifade edildi. Bu ne zaman ifade edildi? Amerika'yla bu konuda anlaşma yapıldığı, nadir toprak elementlerinin Amerika'ya verildiği yönünde Türkiye'de muhalefetin eleştirileri üzerine böyle bir kaynağın varlığından bahsedildi ve hiçbir devlet ile anlaşma yapılmadığı söylendi. Öncelikle şunu ifade edelim. İktidar bunu yalanlıyorsa daha sonra bunun doğru olduğunu büyük ihtimal görürüz. Çünkü şu ana kadar genelde yalanlanan şeylerin doğru olduğuna şahit olduk. "Türkiye hazinenin üstünde oturan dilenci gibi" Kurucu liderimiz Prof.Dr. Haydar Baş yıllarca 'Türkiye 3 katrilyon dolarlık bir maden rezervine sahip' dedi. Yine kurucu liderimizin ifadesiyle bu, biz bu kaynağı devreye koyduğumuzda Türk milletini kıyamet sabahına kadar bir eli yağda, bir eli balda bakacak bir ekonomik güç demektir. Ama maalesef Türkiye hazinenin üstünde oturan dilenci gibi. Neden? Çünkü madenlerimizi millet yararına, devlet yararına kullanamıyoruz. Peki neden kullanamıyoruz? 2023'ten 'Lozan'da gizli anlaşma var. Bundan dolayı çıkaramıyoruz, kullanamıyoruz' gibi bir yalanı alttan alta yaymışlardı. Asıl mesele şu: Madenler çıkarılıyor ama milletimiz ve devletimiz menfaatine kullanamıyoruz. Neden? Çünkü 2005'te, 2007'de maden yasasında, petrol yasasında değişiklikler yaptık ve bu yaptığımız değişikliklerle devletin payını yok denecek kadar azalttık. Bu pay yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişiyor. Öteyandan vergide de beyan usulünü getirdik. Yani madeni çıkaran firma ne kadar beyan ederse o beyanı üzerinden vergi verecek. Dolayısıyla vergi almak da mümkün değil bu faaliyetten. Bunların birçoğu yabancı firma. İçeride yerli taşaronu, yerli ortağıyla birlikte faaliyet gösteren yabancı firmalar maden alanlarını ruhsatlandırdı ve götürüyor. Madenleri yurt dışına götürürken de ihracat yaptığı için teşvik alıyor. Yani adeta çıkarıyorlar devlete hiçbir şey vermeden bedavaya çıkarıyor. Yurt dışına götürürken nakliye parasını bile bu millete ödetircesine bir yasal düzenlemeler oluşturuldu. Bu yasal düzenlemelerden sonra Türkiye'de her taraftan maden çıkmaya başladı ama bu madenlerden millete, devlete bir fayda yok. "Madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez" Bu konuda Bağımsız Türkiye Partisi farklı bir partidir. Kurulduğumuz günden bugüne madenler en çok üzerinde durduğumuz başlıkların başında gelir. Bizim maden politikamız şudur; devlet millet ortaklığıyla madenlerin yüzde 51'i devletin, yüzde 49'u milletin olmak üzere işletilecek ve ekonomiye kazandırılacaktır. İsteyen o madenlerde çalışacak, kazanacak, isteyen oraya ortak olacak, kazanacak. Kazanan Türk milleti olacak. Kazanan Türk devleti olacak. İşte 3 katrilyon dolarlık büyük bir rezerv o zaman devlet millet menfaatine kullanılır, buradan devlet çok büyük gelirler elde eder. Şimdi artık her şeyden vergi alınıyor. Cezalar devletin en temel gelir kalemlerinden biri oldu. Vergiler dışında devletin başka bir gelir kalemi kalmadı. Madenlerimiz devlet millet ortaklığıyla işletilmiş olsa yani Bağımsız Türkiye Partisi'nin programı devreye girmiş olsaydı devletin vergileri bu gelirlerin yanında küçük kalırdı. Türkiye'de her yerden maden çıkmasına, doğalgaz çıkmasına, petrol çıkmasına rağmen devletin bütçesine bakıyoruz. 2025 bütçesini açın inceleyin. Bu kadar zenginlik içerisinde madenlerden elde edilen gelirin yok denecek kadar az olduğunu görüyorsunuz. Peki çıkarıldığı halde neden bu gelir yok? İşte biraz önce anlattığım sebeplerin sağlamasıdır bu. Son cümlemiz şu olsun; madenlerimiz Türk milletinin ve Türk devletinin malıdır, hiçbir yabancı firmaya verilemez, madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez. Bu madenler millet menfaatine, devlet menfaatine devreye sokulup milletin zenginleşmesine aracılık etmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.