Ankara

#Lütfullah Önder

OrtamHaber - Lütfullah Önder haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lütfullah Önder haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Video Galeri

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi.  Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır.  "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir.  "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum;  Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Haber

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi. Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır. "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir. "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum; Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi Haber

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın tarım politikasını eleştirdi. Hububat alım fiyatlarını eleştiren Önder, “Öyle bir fiyat açıklıyorlar ki çiftçi eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle olunca çiftçi üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy kahvelerinde işsiz güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal ediyorsunuz” dedi. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: “Hububat fiyatları açıklandı. "Halkımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz." diyen iktidar, çiftçiyi enflasyon karşısında adeta ezdiriyor. Öyle bir fiyat açıklıyorlar ki üstelik bu fiyat taban fiyat değil, fiilen tavan fiyat niteliği taşıyor. Çiftçi bir yıl boyunca emek verip ekip biçiyor ancak eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle olunca çiftçi üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy kahvelerinde işsiz güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal ediyorsunuz, buğday ithal ediyorsunuz. Üstelik buğday; üretmesi kolay, sulama gerektirmeyen ve Anadolu'nun birçok bölgesinde yetişebilen temel bir üründür. Buna rağmen buğdayın büyük bölümünü Rusya'dan ithal ediyor, milyarlarca dolar ödüyorsunuz. “Yanlış politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar işlenmiyor” Türkiye Cumhuriyeti, tarım ürünleri ithalatı nedeniyle her yıl milyarlarca dolar harcıyor. Cari açığın önemli bir kısmını da bu oluşturuyor. Yazık değil mi? Tarlanız var, o tarlayı ekecek insanınız var. Ancak yanlış politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar işlenmiyor. Sonuçta tarım ürünü getirmek için döviz ödüyorsunuz. Bir taraftan da ‘Dünya savaşı ihtimali var, İsrail her an bize saldırabilir’ diyerek kritik bir dönemden geçtiğimizi söylüyorlar. İşte BTP’nin tarımla ilgili 4 kritik projesi Rahmetli kurucu genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş’ın çok anlamlı bir sözü vardır: "Silahsız savaşabilirsin ama buğdaysız savaşamazsın. Tarım stratejik bir sektördür” Bu konuda çok net projeleri olan tek siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisi. Biz diyoruz ki; Öncelikle çiftçi daha tohumunu toprağa atmadan, ürün bedelinin yarısını avans olarak cebine koyacağız. İkinci olarak üretim maliyetlerini devlet karşılayacak. Çiftçinin üretim giderlerini biz üstleneceğiz. Üçüncü olarak alım garantisi vereceğiz. Çiftçi, ‘Ürünümü nereye satacağım?’ endişesi yaşamayacak. Yeter ki üretsin, yeter ki kaliteli üretim yapsın. Devlet ürünün tamamını satın alacak ve alım garantisi verecek. Dördüncü olarak don, sel ve benzeri doğal afetlerde çiftçinin ürünü zarar görürse devlet tarafından ücretsiz sigortalanacak. Ürün zarar görse bile devlet çiftçinin zararını karşılayacak. “Biz zenginlere değil, bu milletin üreten çiftçisine garanti vereceğiz” Bazıları ‘Bunları nasıl yapacaksınız?’ diye soruyor. Bugün yol yapan firmalara geçiş garantisi veriliyor, hastanelere hasta garantisi, havalimanlarına yolcu garantisi veriliyor yani zenginlere para kazanma garantisi sağlanıyor. Biz ise zenginlere değil, bu milletin üreten çiftçisine garanti vereceğiz. Bu kadar mı zor? Hayır. Bunun için sadece bakış açısının değişmesi gerekiyor. “Çiftçiye yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor” Bugün açıklanan fiyatlar çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor. Üstelik belirlenen fiyatlar fiilen tavan fiyat işlevi görüyor. Devlet en yüksek fiyatı belirlemiş oluyor ve çiftçi ürününü çoğu zaman bunun altında satmak zorunda kalıyor. Çiftçiye yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor. Oysa bundan 20-25 yıl önce Türkiye, tarımda kendi kendine yeten sayılı ülkelerden biriydi. Bugün ise tarımdan hayvancılığa kadar birçok alanda ithalat yapan bir ülke hâline geldi. Bu kadar verimli toprakların bulunduğu, dört mevsimin yaşandığı ve üretken insanların yaşadığı bir coğrafyada tarım ürünü ithal etmek büyük bir başarısızlıktır. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Bağımsız Türkiye Partisi iktidarında çiftçinin yüzü gülecek.”

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Haber

"Varlık barışı iflasın ilanıdır"

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın çıkardığı varlık barışı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır." dedi. Lütfullah Önder'in açıklaması şöyle: "İktidar, ekonominin kontrolünü tümüyle kaybetmiş gözüküyor. Yıllardır 'enflasyonla mücadele ediyoruz' diyerek milleti inim inim inlettiler. Millet yoksullaştı, yoksullukla boğuşuyor. Ancak dönüp baktığımız zaman, dünyadaki 193 ülkenin 188’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Afrika’da 56 ülke var. Bu 56 ülkenin 55’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Enflasyonla mücadelede sınıfta kaldınız. "Böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır?" Öte taraftan yıllardır fabrikaları sattınız, madenleri sattınız, limanları sattınız. Geriye bir şey bırakmadınız. Devletin tek gelir kaynağı vergi ve ceza hâline geldi. Paraya ihtiyacınız var. Bu parayı da bulamıyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiği günden bugüne Avrupa kapılarını aşındırıyor. Sürekli kapı kapı dolaşıp para arıyor; ancak maalesef temiz parayı bu ülkeye getirmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır? Düşünün, bir siyasi partinin genel başkanısınız. Kongrede seçilmişsiniz. Aradan yıllar geçiyor, sizi o koltuktan alıyorlar. Koltuğunuz garanti değil. Ya da bir belediye başkanısınız. Halk sizi belediye başkanı olarak seçmiş. Farklı sebeplerle sizi görevden alıyorlar ve başkasını getirip belediye başkanlığı koltuğuna oturtuyorlar veya üniversite bitirmişsiniz, diploma almışsınız. Yıllar sonra diplomanız iptal ediliyor. Böyle bir ülkede paranızı yatırdığınızda, o paraya el konulmayacağının, o paranın buharlaşmayacağının veya başına bir iş gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir? "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki.." Dolayısıyla iktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Yani, 'Nereden ve nasıl kazanırsanız kazanın, yeter ki para getirin. Biz soru sormayacağız. Bu paranın nasıl kazanıldığını sormayacağız. Vergilendirilip vergilendirilmediğini sormayacağız. Suçtan elde edilip edilmediğini sormayacağız. Hatta sormamakla kalmayacağız, vergilendirmeyeceğiz.' diyor. "İktidarın ekonomik olarak iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanı" Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır. Geçmiş yıllarda da buna benzer birçok düzenleme yaptı. Bu nedenle Türkiye gri listedeydi. Gri listeden daha listeden yeni çıkmışken, yeniden bu varlık barışıyla birlikte aynı adımı atıyor. Çünkü çaresiz. AK Parti iktidarı, 25 yıl boyunca 15 kez varlık barışı yaptı. "Her seçimden önce varlık barışı.." İlginç olan bir diğer husus ise hemen hemen her seçimden önce varlık barışı yaparak seçim ekonomisi oluşturması, milleti geçici olarak rahatlatması ve oy almaya çalışmasıdır. 2008’de, 2011’de, 2013’te, 2018’de ve 2023’te seçimler öncesinde varlık barışıyla birlikte iktidarın para toplayıp seçim ekonomisi oluşturduğunu görüyoruz. Bu durum, bir taraftan muhalefeti dizayn etme çalışmaları sürerken, diğer taraftan da iktidarın seçime hazırlandığının bir göstergesidir."

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri Haber

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Mutlak Butlan kriziyle ilgili dikkat çekici bir öneride bulundu. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirirseniz genel mahkemeler kendini görevli sayamaz ve bu konu biter" dedi. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi: "Sayın Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden Türkiye’de yaşanan gelişmelerle ilgili 'Bunlar bizim dışımızda, biz bunları izliyoruz' dedi. Öncelikle şunu ifade edelim; 'Bu millet sizi Türkiye’de olanı biteni izleyesiniz diye değil, Türkiye’de bir yanlış varsa bunu düzeltin görevlendirdi. İktidarın geçmişte 'paralel devlet' diye bir kara lekesi var. Bu ülkede paralel devlet inşa edilirken, o dönemde mahkeme kararlarıyla birlikte yargı eliyle Türkiye’de bürokratlar, gazeteciler ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları üzerinden operasyonlar yapılırken, 'Biz izliyoruz, bizim dışımızda bütün bu gelişmeler oluyor' diyorlardı ve sonrasında 15 Temmuz’u bu devlet, bu millet yaşadı ve ağır bedeller ödedi. "Paralel muhalefet inşa ediliyor" Bugün yine mahkeme kararlarıyla birlikte bir 'paralel CHP, paralel muhalefet' inşa ediliyor. Bu paralel muhalefet inşa edilirken iktidar yine, 'Bunlar mahkeme kararları, bunlar kendi aralarındaki meseleler, biz izliyoruz' diyor. Geçmişte Bağımsız Türkiye Partisi olarak bu paralel yapı FETÖ ile ilgili iktidarı çok defa uyardık ama dinlemediler ve bunun faturasını hem bu millet, hem de bu devlet ödedi. Bugün yine uyarıyoruz; Siz izleyici değilsiniz, siz bunu düzeltecek mevkidesiniz! "Mutlak butlan meselesi kendiliğinden sona erer" Çok net ve basit bir çağrı yapmak istiyorum; Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurulları varken genel mahkemelerin yetkili olmasına sebep olan düzenleme, Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesidir. 121. maddedeki Dernekler Kanunu’na yapılan atıftır. Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirirseniz genel mahkemeler kendini görevli sayamaz ve bu konu biter. Görevle ilgili olduğu için de bu kanun yürürlüğe girer girmez uygulanmaya başlar ve böylece 'Mutlak butlan' meselesi kendiliğinden sona erer. "İktidar samimiyse Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirsin" Bunu düzeltmek Meclis'te bir kanun değişikliği kadar kolaydır. İktidar eğer samimiyse, eğer bu gelişmelerden rahatsızsa hemen Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirsin. Biz İktidarın samimi olduğu kanaatinde değiliz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Meclis Grubuna da çağrıda bulunuyoruz; Siz Meclis'e bu kanun teklifini sunun. Bu kanun değişikliği ile birlikte 'mutlak butlan' üzerinden yürüyen bütün bu tartışmaları sonlandırmak mümkündür. Zaten Meclis uzun süredir hiçbir vazife icra edemiyor. Böylesine bir tıkanmışlıkta bu kanun değişikliği Türkiye’nin önünü açabilir ve bu tartışmaları sonlandırabilir."

BTP'den Mutlak Butlan tepkisi Haber

BTP'den Mutlak Butlan tepkisi

BTP'den Mutlak Butlan tepkisi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) CHP'ye Mutlak Butlan kararına tepki gösterdi. Bu karar Türk siyasetine yöneliktir diyen BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, " İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın istiyor" dedi. BTP Sözcüsü Önder'in açıklaması şöyle; "Mutlak butlan kararı siyaset tarihimize, hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir, bir ayıp olarak yerini almıştır. Bu karar sadece CHP'ye yönelik değil, Türk siyasetine yöneliktir. Bu nedenle her bir vatandaşımızı, her bir insanımızı ilgilendirmekte; demokrasiye ve hukuka inanan, demokrasi ve hukukun devam etmesi gerektiğini düşünen her vatandaşımıza bu anlamda görev düşmektedir. "İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor" İktidar kendi vesayeti altında bir ülke kurmak istiyor. Kendi vesayetini kurmak istiyor. İstiyor ki kendi istediği gibi muhalefet oluşsun, kendi izin verdiği ölçüde muhalefet yapılsın, kendi iktidarının devamını sağlayacak bir zemin bu ülkede oluşsun ama hiçbir şekilde kendi iktidarını tehdit eder hâle kimse gelemesin. Yıllarca bu ülkede vesayeti kırmak, vesayetle mücadele etmek iddiasıyla iktidara gelenler, iktidarda her seçim öncesi 'Vesayetle mücadele ediyoruz' diyerek milletten oy isteyenler maalesef bugün kendi vesayetlerini kuruyorlar. En büyük kentin belediye başkanını ve aynı zamanda ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayını ve yine birçok seçilmiş belediye başkanını tutukladılar. Açtıkları soruşturmalarla, belediye başkanları üzerine oluşturdukları baskılarla birlikte transferler yapılıyor. İsteniyor ki kendilerinin kontrolünün dışında bir güç bu ülkede olmasın. "Millet bu prangayı kırar" Bu tümüyle iktidar vesayetidir. Bu tümüyle millet iradesine vurulan bir prangadır. Millet bu prangayı kırar. Geçmişte kırdığı gibi buna müsaade etmez. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararıyla millet iradesine pranga vurulabildi mi? E-muhtıra yayımlanmıştı yine aynı dönemde. Millet iradesine pranga vurulabildi mi? Ne oldu? O dönemde yüzde 25’lere düşen AK Parti oyu, bu müdahalelerle birlikte yüzde 42’ye çıktı ve daha güçlü bir şekilde AK Parti’nin tekrar iktidar olması gerçekleşti. Bugün de aynı şekilde mahkeme koridorlarında, yargı eliyle siyasete müdahale edip ana muhalefet partisini ve onun üzerinden Türkiye’de muhalefeti ve siyaseti şekillendirmeye çalışanların oyunu tutmayacak çünkü bu oyunu millet bozup atacaktır. Millet bu prangaları kırıp atacaktır. "CHP yönetimi millete sığınmalıdır" CHP’nin Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ve CHP yönetimi millete sığınmalıdır, millete dönmelidir, millet de güç birliği yapmalıdır. Millet iradesinin üstünde hiçbir irade yoktur. Bu düğümü millet çözer. Bu oyunu millet bozar. Bu prangaları ancak millet kırar. Bu anlamda CHP kimliğini taşıyan ama bu oyunların aparatı hâline gelmiş, bu oyunun bir parçası hâline gelmiş kişilere —bu milletvekili olabilir, eski genel başkanlar olabilir, başka isimler, siyasetçiler olabilir— tavsiyemiz, onların kavga etmeleri değildir. Tavsiyemiz, daha önceden de defalarca ifade ettiğimiz üzere, bu hukuksuzluğa, bu demokrasi ayıbına karşı çıkan; bu ülkenin demokrasi ve hukuk zeminine bir an önce dönmesi gerektiğine inanan bütün siyasi partilerle beraber olunmasıdır. Bu yetmez, sivil toplum örgütleriyle beraber olunmalıdır. Yetmez; barolar gibi meslek kuruluşlarıyla beraber olunmalıdır. Hukuk ve demokrasiye inanan bütün muhalefeti CHP yönetimi organize etmeli ve demokrasi ve hukuk yolunda yürümeye devam etmelidir. Burada iktidarla birlikte hareket eden ya da iktidarın oyununun parçası hâline gelmiş olanlarla uğraşmaya, onlarla kavga etmeye hiç gerek yok. Milletle beraber yol yürünmelidir. Millet bu oyunu bozacak ve bu yeni vesayet kurma çalışmaları, iktidar vesayetini oluşturma gayretleri boşa çıkacaktır."

BTP’den Ruhban Okulu ve Patrikhane Çıkışı: Türkiye Savaş mı Kaybetti? Haber

BTP’den Ruhban Okulu ve Patrikhane Çıkışı: Türkiye Savaş mı Kaybetti?

BTP’den Ruhban Okulu ve Patrikhane Çıkışı: Türkiye Savaş mı Kaybetti? Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açma çalışmalarını değerlendirdi. BTP Genel Merkezinde basın açıklaması yapan Önder, “Neden bugün 100 sene önce Sevr’le birlikte önümüze dayatılan meseleler yeniden Türkiye’nin gündemine taşınıyor? Bu millet büyük bedeller ödedi, savaş yaptı. Bugün biz savaş mı kaybettik ki yeniden patrikhane meselesi önümüze geliyor?” dedi. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi: “Patrikhane fesat ocağı, ihanet yatağı” Fener Rum Patriği Bartholomeos, Atina’da yaptığı açıklamada Heybeliada Ruhban Okulu’nun eylül ayında açılacağını duyurdu. Bu sıradan bir olay değildir, değerli arkadaşlar. Bu mesele, Cumhuriyet’ten önce de bizim çok canımızı yakmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘fesat ocağı, ihanet yatağı’ dediği patrikhaneye bağlı Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, bizi Cumhuriyet döneminin de öncesindeki acılara ve yanlışlara götürecek; egemenlik hakkımızı sınırlayacak, tartışmaya açacak bir meseledir. Normal şartlarda İstanbul’daki Rum azınlığın lideri pozisyonunda olan ve hukuki olarak Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bulunan Fener Rum Patrikhanesi’nin patriği, bugün ekümeniklik iddiasındadır. Bunun gereği olarak Atina’da bu açıklamayı yapmadan önce ‘Ekümenik Patrik’ olarak takdim edilmekte ve oradan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içerisinde egemenliğine müdahale edecek, kendisini ekümenik olarak gösterecek açıklamalar yapmaktadır. “Heybeliada Ruhban Okulu ABD dayatmasıyla açılıyor” İşin ilginç tarafı, bu konuda yol alınmış olmasıdır. Restorasyon yapılıyor, çalışmalar yürütülüyor; ancak Türk milletinden gizleniyor. Türk milleti olarak bizler bunu Fener Rum Patriği’nin ağzından duyuyoruz. Buradan hükümete bazı sorular sormak istiyoruz. Öncelikle hangi ihtiyaçtan dolayı bu gündeme geliyor? Bugün biz biliyoruz ki bu ülkede yaşayan Rum azınlığın bir papaz ihtiyacı yoktur. Bir ruhban sınıfı ihtiyacı da yoktur. Zaten vakti zamanında öğrenci bulamadı. Çünkü bu ülkede böyle bir ihtiyaç yok. Böyle bir ihtiyaç yokken neden bugün Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma ihtiyacı duyuluyor? Hemen aklımıza Sayın Cumhurbaşkanı’nın son Trump ziyaretinde yaptığı ‘Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması meselesinde üzerimize düşeni yapacağız’ açıklaması geliyor. Demek ki bu mesele, bu milletin ihtiyacından değil; hatta bu ülkede yaşayan azınlıkların ihtiyacından da değil, Amerika’nın önümüze dayatmasından dolayı gündeme geliyor. O nedenle bu durum daha tehlikelidir, daha sıkıntılıdır. “Ruhban Okulunun açılması FETÖ projesiydi” Değerli arkadaşlar, bu konu aynı zamanda Anayasa’nın 24. maddesi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Lozan Antlaşması, Cumhuriyet’in kurucu ilkeleri ve bugüne kadar izlenen millî politikalar açısından da ters düşen bir durumdur. Aynı zamanda bu proje bir FETÖ projesi değil miydi? 1990’lı ve 2000’li yıllarda FETÖ lideri, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için açıklamalar yapmış, toplantılar düzenlemişti. O dönem yürüttüğü dinler arası diyalog projesinin bir parçası değil miydi? Hani biz FETÖ ile mücadele ediyorduk? Hani iktidar kandırılmıştı ve FETÖ’nün gerçek yüzünü görmüştü? FETÖ ile mücadele etmek, yurt dışına kaçamamış gariban Anadolu çocuklarını hapse atmaktan mı ibarettir? Gerçek mücadele, FETÖ’nün bu zehirli fikirleriyle mücadele etmektir. FETÖ’nün projelerini hayata geçirerek FETÖ ile mücadele edemezsiniz. “AKP iktidarında Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar çok yeni kilise açıldı” Biz bunları söylediğimiz zaman hemen birileri çıkıp, ‘Batı Trakya’da Müslüman Türkler var. Biz burada bu okulları açalım, bu kiliseleri açalım’ diyor. AKP iktidarı döneminde Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar çok yeni kilise açıldı. Binlerce kilise evi açıldı. Hiçbir Hristiyan’ın yaşamadığı coğrafyalarda kiliseler açıldı. Bu açılan kiliseler bizim çocuklarımız için açıldı ya da yurt dışından gelenler oralarda ayin yaptı. Şimdi biz bunları söylediğimiz zaman hemen diyorlar ki: “Avrupa’da bizimkiler de cami açıyor. Batı Trakya’da Türkler var. Onların önünü açmak için biz bunları yapıyoruz.” Bu karşılaştırmayı yapmak tümüyle bir safsatadan ibarettir. Avrupa’da milyonlarca Müslüman Türk var. Batı Trakya’da Müslüman Türkler var. Bunların camiye ihtiyacı var. Bu camilerde namaz kıldıracak imamlara ihtiyaç var. Bugün bu ülkede hangi Hristiyan’ın ayin için bir kiliseye ya da ayin ettirecek bir papaza duyduğu ihtiyaç nedeniyle bu okul açılıyor? Böyle bir şey yok. Bu kıyaslama tamamen yanlış, tamamen aldatmacadan ibarettir. “Neden Sevr’de dayatılan meseleler yeniden Türkiye’nin gündemine taşındı?” İktidarın öncelikle milleti bilgilendirmesi, milletten gizli yürüttüğü bu projenin altında neler olduğunu açıklaması gerekir. Ardından da bu yanlış projeden vazgeçilmelidir. Son olarak şunu ifade edeyim; yüz sene önce Sevr ile birlikte önümüze dayatılan meselelerin yeniden Türkiye’nin gündemine neden taşındığını anlamak istiyoruz. Bu millet büyük bedeller ödedi, savaş yaptı. Bugün biz savaş mı kaybettik ki yeniden patrikhane meselesi önümüze geliyor? Yeniden Heybeliada Ruhban Okulu meselesi önümüze geliyor? Yeniden millet tanımı tartışmaya açılıyor? Türk, Kürt, Arap gibi etnik kimlikler üzerinden çözüm süreçleri yeniden başlatılıyor? Bu konuda endişelerimiz var. Bunlar yanlış politikalardır ve bu yanlışlar kısa zamanda geri dönülebilecek, telafi edilebilecek açıklar oluşturmaz. Çok büyük yaralar açar. Bedelini de millet çok ağır şekilde ödemek zorunda kalır.”

“CHP mühürsüz oyları yargıya taşısa, 2017’den sonraki bütün işlemlerin altı boşalır.” Haber

“CHP mühürsüz oyları yargıya taşısa, 2017’den sonraki bütün işlemlerin altı boşalır.”

“CHP mühürsüz oyları yargıya taşısa, 2017’den sonraki bütün işlemlerin altı boşalır.” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder yargı bağımsızlığı tartışmalarını değerlendirdi. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, “Türkiye yargı bağımsızlığında ve hukuka erişim indeksinde artık dünyanın geri kalmış ülkelerinin, Afrika ülkelerinin bile gerisine düşmüş durumda” dedi. Önder şunları söyledi: “Türkiye yargı bağımsızlığında ve hukuka erişim indeksinde artık dünyanın geri kalmış ülkelerinin, Afrika ülkelerinin bile gerisine düşmüş durumda. Örneğin Yüksek Seçim Kurulu Başkanı seçildi. Son dönemde ne konuşuluyor? İktidara yakın, iktidara mensup iki grup arasındaki çekişmeden bahsediliyor. Yani her hâlükârda iktidara yakın gruplardan birileri Yüksek Seçim Kurulu Başkanı seçilecek; ama bunların kendi içerisindeki mücadelesi anlatılıyor. Böyle bir ortamda demokratik bir seçimden, bağımsız, yargı denetimi altında ve güvencesi altında bir seçimden bahsetmek mümkün mü? Böyle bir ortamda hukuk güvenliğinden bahsetmek mümkün mü, arkadaşlar? “CHP mühürsüz oyları yargıya taşısa 2017’den sonraki bütün işlemlerin altı boşalır” Şimdi diğer taraftan mutlak butlan davası devam ediyor. Ankara kulislerinde buna ilişkin çok sayıda söylenti var, çok sayıda kulis var. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongresi ile ilgili seçim kurulu kararına rağmen bugün genel mahkemenin mutlak butlan kararı verip eski yönetimin iş başına gelmesi konuşuluyor. Bakın, bunu savunanlara şu soruyu sormak istiyorum; Bugün Cumhuriyet Halk Partisi genel mahkemelere gidip 2017 seçimlerinde mühürsüz oylar geçerli sayılarak referandumdan “evet” sonucu elde edildiğini, halbuki o dönemki yasal düzenlemeye göre mühürsüz oyların geçerli sayılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek bu işlemin mutlak butlanla batıl olduğunu iddia edip dava açsa, emsale baktığımız zaman ilgili seçim kurulu kararının bir önemi yok. Mahkeme de “Evet, bu işlem mutlak butlanla batıldır.” dese ve 2017’deki referandum mutlak butlanla batıl sayılsa, 2017’den sonra başkanlık sistemi ile yapılan Cumhurbaşkanının tüm işlemlerinin altı boşalır, bütün işlemler sakat hâle gelir. Şimdi bu neyse, bugün Cumhuriyet Halk Partisi aleyhine yürüyen mutlak butlan davası da aynıdır. “Toplumun her kesimi bir araya gelmelidir” Yargının bağımsız olmadığı bir yerde hiçbir hakkın güvence altında olması mümkün değildir, değerli arkadaşlar. Bu nedenle hukuk ve demokrasi savunmasını yapmak ana muhalefetin omuzlarında bir yük olarak kalamaz; bu herkesin görevidir. Baroların görevidir, Türkiye’deki bütün hukukla ilgili STK’ların görevidir, Türkiye’de yaşayan her bir vatandaşın görevidir. Bu nedenle, sıklıkla vurguladığımız üzere, muhalefetin sadece siyasi partilerin buluşması üzerinden değil toplumun her kesimini, bütün STK’ları, bütün kurum ve kuruluşları, sanatçıları, toplumun tamamını hukuk ve demokrasi zemininde buluşturmak, bu ortak paydada bu mücadeleyi vermek ve bu muhalefeti ortaya koymak adına ivedilikle bir araya gelinmelidir. Ana muhalefetin bu organizasyonu yapması elzemdir.”

BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı Haber

BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı

BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı Bağımsız Türkiye Partisi’nden (BTP) Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yabancı sermaye için kullandığı, “Şirketler buraya taşınırsa taksiye binecekler, taksicimiz yararlanacak. Alışveriş yapacaklar, restorana gidecekler, THY’ye binecekler, Türkiye’de tatil yapacaklar, ev alacaklar.” şeklindeki sözlerine cevap geldi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, “Sayın Mehmet Şimşek, madem piyasaya para girmesiyle piyasa canlanıyordu, yıllardan bu tarafa ‘talebi daraltacağız, enflasyonla mücadele edeceğiz’ diyerek neden piyasadaki parayı azaltmaya çalıştınız? Neden milletin cebindeki paraya göz diktiniz? Parayı Türk milleti harcayınca piyasa canlanmıyor mu? Yoksa Türk milleti buna mı layık değil?” sorusunu sordu. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: “Mehmet Şimşek, yabancı sermaye ülkemize gelirse nasıl faydalar sağlayacağını anlattı. Şimşek, ‘Bunlar taksiye binecekler, tatil yapacaklar, restorana gidecekler, THY’ye binecekler, ev alacaklar, alışveriş yapacaklar. Bunun herkese faydası var.’ dedi. Yani ‘piyasaya para girerse bundan herkes faydalanır’ dedi. Peki Sayın Mehmet Şimşek, madem piyasaya para girmesiyle bundan herkes faydalanıyordu, piyasa canlanıyordu, yıllardan bu tarafa ‘talebi daraltacağız, enflasyonla mücadele edeceğiz’ diyerek neden piyasadaki parayı azaltmaya çalıştınız? Neden milletin cebindeki paraya göz diktiniz? Bu harcamaları, bu alışverişleri yabancılar değil de Türk milleti yapsa olmuyor mu? Parayı Türk milleti harcayınca piyasa canlanmıyor mu? Yoksa Türk milleti buna mı layık değil? “Yahu bu nasıl enflasyon!” Hemen bunu söyleyince ‘Yabancılar döviz getiriyor, Türk milleti Türk lirası harcıyor. Türk lirası piyasaya girerse enflasyon olur.’ diyorlar. Yahu bu nasıl enflasyon ki? Bu milletin ürettiği emek ve hizmeti dolarla satın alınca hortlamıyor, TL ile satın alınca hortluyor! Bu mümkün mü? Bu kafa, yabancıların söylediği her şeyi kanun gibi gören ve ekonomiye onların gözüyle bakan liberal kafadır. Aynı şekilde, ‘Adaleti düzeltirsek yabancılar bu ülkeye yatırım yapar, biz ekonomiyi ve adaleti düzelterek gelişeceğiz’ diyen muhalefetin kafası da aynı kafadır. “İç ticarette de, dış ticarette de gerçek millî paramızı kullanacağız” Biz liberal bir kafayla, neoliberal bir kafayla ekonomiye bakmıyoruz. Bağımsız Türkiye Partisi olarak ekonomiye Millî Ekonomi Modeli anlayışıyla bakıyoruz. Biz diyoruz ki bu milletin emek ve üretiminin karşılığı dolar olamaz, döviz olamaz. Türk lirası olmalıdır, millî para olmalıdır. Ama bu millî para, şu an olduğu gibi Merkez Bankasının kasasına dolar koyup doları rezerv para yapıp dolardan güç alarak doların karşılığında basılan TL değildir; bu, tercüme paradır. Biz tercüme parayı kastetmiyoruz. Milletin alın terinin karşılığı olarak basılan paradır millî para. Biz diyoruz ki iç ticarette de, dış ticarette de gerçek millî paramızı kullanacağız. Bağımsız Türkiye Partisi olarak diyoruz ki milletin cebine o millî paraları koyacağız. Ev hanımına maaş vereceğiz. Her çocuğa, doğan çocuğa para vereceğiz. Ev hanımı, bir Türk hanımefendisi olarak ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayacak. Biz diyoruz ki asgari ücretliyi, emekliyi, dul ve yetimi; kısaca yoksulluk sınırının altında geliri olan herkesi yoksulluk sınırının üzerinde bir gelire sahip olması için destekleyeceğiz. Hepsinin cebine bu millî parayı koyacağız. “İşte o zaman Türk milleti taksiye binecek” İşte o zaman Türk milleti taksiye binecek, THY’ye binecek, tatile gidecek, ev alacak, restorana gidecek, elektrik kullanacak, su kullanacak, bunların faturalarını ödeyecek. BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabıKısaca hayatın her alanında ihtiyaç duyduğu alışverişi yapacak, onurlu bir insan olarak yaşayacak. Türk milletine hizmet eden esnaf, çiftçi, tüccar, fabrikatör; herkes emek ve üretim ortaya koyduğu için mal ve hizmetini satabilecek, kazanacak. İşlem hacmi arttığı için devletin geliri de artacak. “Bu millete değil de yabancıya hizmet etme fikri ve duygusu sizleri kuşatmış...” Bütün bunları yapmak çok kolay ama liberal kafayla, ezber kafayla bakarsanız zor. Biz diyoruz ki liberal bakış açısından, size öğretilen ezberlerden kurtulursanız bunları yapmak hiç zor değil. Bu millete değil de yabancıya hizmet etme fikri ve duygusu sizleri kuşatmış ve ezberlerinizden kurtulamıyorsanız veya bilmediğimiz prangalar ayağınızdaysa ve bundan dolayı adım atamıyorsanız lütfen çekilin. Bu millete nasıl hizmet edildiğini, bu problemlerin nasıl kolaylıkla çözüldüğünü biz gösterelim.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.