Ankara

#Lütfullah Önder

OrtamHaber - Lütfullah Önder haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lütfullah Önder haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız" Haber

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız"

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutladı. Basın açıklaması yapan Önder "Emekçinin hakkını aldığı bir dünyanın inşası temennisiyle 1 Mayıs’ı kutluyorum" dedi. Lütfullah Önder'in açıklaması şöyle: "Maalesef bugün 1 Mayıs işçi bayramı ama işçilerimiz hakkını almaktan çok uzak. Bir işçi düşünün; üzerine düşen bütün vazifeyi yerine getiriyor. Haftada 45 saat, 50 saat çalışıyor. Kendisine verilen bütün vazifeleri hakkıyla yapıyor. Ama bu işçi bütün bunları yapmasına rağmen örneğin asgari ücretli ise açlıkla karşı karşıya. Eşinin de çalıştığını düşünün. O da kendisine verilen bütün vazifeleri yapıyor, elinden geleni yapıyor. Dört dörtlük yapıyor ama yine de bu aile yoksul. Yoksul olmaya mahkûm, yoksulluktan kurtulma şansı yok. "Böyle bir dünyayı maalesef bu kapitalist, bu liberal anlayış inşa etti" Böyle bir dünyayı maalesef bu kapitalist, bu liberal anlayış inşa etti. Bundan kurtulmak zor değil, kurtuluş mümkün. Her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir geliri koymak devletin asli görevidir. 21. yüzyıldayız. Bu kadar büyük imkânların olduğu, üretim olanaklarının bu kadar geniş olduğu, kaynakların adeta sonsuz olduğu bir dünyada hâlen 1000 yıl öncesinin, 2000 yıl öncesinin insanlık sorunlarını yaşıyorsak; barınma, giyinme, sağlıklı beslenme gibi temel ihtiyaçları konuşuyorsak tümüyle yanlış yönetimden, yanlış sistemden, yanlış bakış açısından bahsetmemiz lazım. "İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacağız" Bizler Bağımsız Türkiye Partisi olarak bunun için varız. Doğru bir bakış açısıyla, doğru bir sistemle, Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacağız. İşte o zaman 1 Mayıs gerçek anlamda işçiler için, çalışanlar için, emekçiler için bayram olur."

BTP'den maden işçilerinin eylemine destek açıklaması Haber

BTP'den maden işçilerinin eylemine destek açıklaması

BTP'den maden işçilerinin eylemine destek açıklaması Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Doruk Maden İşçilerinin haftalar süren hak arayışını değerlendirdi. Madencilerin bu hak mücadelesinde başarıya ulaştığını belirten Önder bu olaydan çıkarılması gereken dersler olduğunu belirtti. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi: "Neyi sattılarsa geri alacağız, neyi kapattılarsa açacağız" "Buradan Türk milletinin çıkarması gereken dersler var. Öncelikle özelleştirmeler; Özelleştirmelerle birlikte milletin ve devletin malının özel firmalara peşkeş çekilmesi neticesinde sadece millete ait bu varlıkların başkalarına transfer edilmesi değil, orada çalışan insanların da en temel haklarını bile alamaz hale geldiğini, nasıl mağdur edildiklerini bu olayla birlikte görmüş olduk. Bu konuda Türkiye'de en net duran siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisi'dir. Biz özelleştirmeye açık bir şekilde karşıyız. Biz sadece şimdiden sonra 'özelleştirmeyeceğiz' demiyoruz, 'neyi sattılarsa geri alacağız, neyi kapattılarsa açacağız' diyoruz. "Madenlerimizi Bağımsız Türkiye Partisi olarak millileştireceğiz" Buradan çıkarmamız gereken ikinci ders ; Madenler milletin malıdır, devlete aittir. Dolayısıyla madenlerimizi Bağımsız Türkiye Partisi olarak millileştireceğiz. On binlerce ruhsatlarla yerli ve yabancı birçok firmaya bu madenler yüzde 1 ila yüzde 4 arasında devlet payıyla peşkeş çekildi. Maalesef çıkarılan madenden millete de bir şey kalmıyor. Ama biz diyoruz ki; hepsini millileştireceğiz. Devlet millet ortaklığıyla yüzde 51'i devletin yüzde 49'u milletin olmak suretiyle işleteceğiz. Milletimiz hem o madenlerin patronu olacak hem de yine orada çalışarak hakkını alacak. Çünkü bu millet bu topraklar için can verirken sadece yerin üstü için can vermedi , yerin altı için de can verildi. Bunlar milletimize aittir. "Hak verilmez, hak alınır" Üçüncü çıkarılması gereken ders şudur değerli arkadaşlar; Demek ki hak verilmez, hak alınır. Milletimizin bugün hakkını alamadığını düşünen, hakkını alamayan emekli, çiftçi, esnaf kim varsa birilerinin lütfedip hak vermesini beklemeyecek. Kendi hakkına sahip çıkacak. Haklı olacak. Hakkının mücadelesini verecek ve söke söke hakkını alacak. Peki bunu nasıl yapacağız? Milletimiz sokağa mı dökülecek? Değil. Bugün hak arama mücadelesi siyasi zeminde yapılıyor. Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak bunun için varız. "Milletimizin en büyük derdi ekonomidir" Milletimizin en büyük derdi ekonomidir. Yapılan anketlerde toplumun yüzde 65-70'i ekonomiden şikayetçi. Vatandaş, 'En büyük sorun ekonomidir' diyor ve yine aynı anketlerde milletimiz ekonominin çözüleceği konusunda da bir ümidi kalmamış. Neden? Çünkü iktidarın politikaları belli, yaşıyoruz. Meclis'te bulunan muhalefet partilerine de, 'Siz ekonomiyi nasıl düzelteceksiniz?' diye sorulduğunda, 'Demokrasiyi ve adaleti düzelttiğimiz zaman ekonomi düzelir' dediklerini duyuyorsunuz. Aslında bu söylem, 'Benim ekonomide yapacak farklı hiçbir şeyim yok, ben de liberal politikaları, ben de neoliberal politikaları uygulayacağım ama adaleti düzeltirsem, demokrasiyi düzeltirsem başkaları para getirir, ekonomi bu şekilde düzelir' demektir. Yani ekonomide yapacağım bir şey yok anlamına gelir. "Dünyada dengeleri değiştiren fikirler Milli Ekonomi Modeli'nden çıktı" Bu konuda da farklı bakan tek siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisidir. Biz yine net bir şekilde açık bir şekilde, 'Liberal, neoliberal ekonomi politikalarını uygulamayacağız' Bizim parti programımızı lütfen açıp okuyun. Biz iktidar olduğumuzda Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacağız. Milli Ekonomi Modeli'nin önerdiği ekonomi anlayışı bugün kısım kısım, bölüm bölüm dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaya başlandı. Dünyada dengeleri değiştiren fikirler Milli Ekonomi Modeli'nden çıktı. Örneğin milli paralarla ticaret Milli Ekonomi Modelinin önerisidir. "Hakkınız başkalarının cebine gidiyor" Bu ülkede en yoksul olan insanımızı yoksulluk sınırı seviyesinin üstüne çıkaracak imkanımız var. Bu imkanı sağlamak sadece doğru bir ekonomik sistemle, doğru bir bakış açısıyla mümkün. Bakın kişi başı milli gelir 18 bin dolar yani bir kişinin cebine ayda 67 bin Türk lirası para girmesi lazım. 4 kişilik bir ailenin cebine 268 bin TL ayda para girmesi lazım. Bugün Allah aşkına herkes bizi izleyen her bir insanımız dönüp baksın, ayda 268 bin TL evine para giren kaç tane aile var? Demek ki hakkınız başkalarının cebine gidiyor, sizin cebinize gelmiyor. İşte bunun mücadelesini vermezseniz bırakın 268 bin lirayı, bunun küsuratı pozisyonundaki 68 bin lirayı bile alamazsınız. Bunu bile size çok görürler. Bugün 68 bin TL cebine para girmeyen birçok aile var. Dolayısıyla sadece seçim döneminde gelin oy kullanın, Bağımsız Türkiye Partisi'ne oy verin demiyoruz. Hakkını alamadığını düşünen herkes, hakkını alamayan herkes, aylık 268 bin liranın altında eline para geçen herkes, gelin beraber yürüyelim. Bu hak mücadelesini beraber verelim ve hakkımıza sahip çıkalım, hakkımızı alalım diyorum."

BTP'den madencilere destek Haber

BTP'den madencilere destek

BTP'den madencilere destek Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Eskişehir'den gelerek Ankara'da eylem yapan Doruk maden işçilerine destek verdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder başkanlığındaki BTP heyeti işçileri eylem yaptıkları yerde ziyaret etti. Burada açıklama yapan Önder, "Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz" dedi. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi; "Bağımsız Türkiye Partisi olarak madencilerimizin eylemlerine destek vermek için buraya geldik. Onların bu haklı mücadelesinde, onların bu hak mücadelesinde yanında olmaya geldik. Bu konu Bağımsız Türkiye Partisi olarak bizim en hassas olduğumuz konu. Çünkü maalesef özellikle 2005 yılında yapılan maden yasası değişikliği ile birlikte madenlerde devletin ve milletin payı yok denilebilecek bir noktaya getirildi. "Madenlerde devlet payı yüzde 3 ama o bile alınmıyor" Bugün burada kömür madeninde çalışan madencilerimiz var. Devlet payı yüzde 3. Madenler aslında milletimize ait ama millet adına bu hakkı tahsil etmesi gereken devlet yüzde 3 alıyor. Bu yüzde 3'ü de almıyor. Yerin altında çalışma yapan madenciler, bu çalışma yerin altında yapıldığı gerekçesiyle yüzde 50 bu haktan da feragat ediliyor. Yetmiyor, çıkarılan madeni yine enerji tesisiyle işlendiği için değerlendirildiği için bir yüzd 50 daha bu devlet hakkından feragat ediyor. Dolayısıyla yüzde 1'ini millet adına devlet alıyor, yüzde 99'unu çıkaran firma alıyor. Ama yerin altında çalışan işçiler, yerin altında çalışan madenciler, bu haktan bırakın bu imtiyazlardan, bu teşviklerden yararlanmayı takdir edilmiş olan ücreti bile maalesef alamıyorlar. "Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz" 3 aylık, 5 aylık, 8 aylık ücretini alamayan, tazminat haklarını alamayan madencilerimiz burada hak mücadelesini veriyorlar. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın çok güzel bir sözü var: Hakkınıza sahip çıkmazsanız hakkınıza karşı en büyük haksızlığı siz yapmış olursunuz. Dolayısıyla buradaki madenciler kendi haklarına sahip çıkmak üzere, haklarına haksızlık yapmamak üzere buradalar. Öncelikle bu madencilerimizin sorunları çözülsün. Madencilerimiz hakkını vermeyen firmalar karşısında ezilmesin. Buna devlet müsaade etmesin. Devlet bunun için var. Devlet zayıf durumda olanı korumak için var. Devlet güç odaklarına dur demek için var. Öncelikle bu madencilerin haklarını alma konusunda devletin inisiyatif kullanması lazım. Ama uzun vadede devlet payının, millet payının artması lazım. "Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor ama.." Bugün devleti yönetenler bir berberin kestiği faturaya itibar etmiyor. Daha fazla tıraş yaptığı gerekçesiyle berberlerden daha fazla vergi almaya çalışıyor. Ama maden firmalarından beyan usulü getirilmek suretiyle maden firmalarının beyanını yeterli kabul ediyor. Yani 'ben şu kadar kömür çıkarıyorum, şu kadar altın çıkarıyorum' şeklinde maden firmasının beyanını esas kabul edip yeterli kabul edip ona göre vergi alıyor. Bu çok ilginç bir durum. Devlet çıkarılan, millete ait olan bu madenden doğru dürüst vergi almıyor, devlet payı almıyor. Bütün bu hakları tek başına alıp kullanan firma yerin altında çalışan, canını ortaya koyarak çalışan bu madencilere temel hakları bile, takdir ettiği ücreti bile, devletin tanımış olduğu tazminatları bile maalesef vermiyor. Bu, insanımızın yoksulluğa yuvarlandığının en net fotoğraflarından bir tanesidir. "Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor" Biz madencilerimizin yanındayız. Sessiz kalmamaları, burada bir mücadeleye kalkışmaları, yol yürüyüp buraya gelip bir mücadele içinde olmalarını çok kıymetli görüyoruz, çok değerli görüyoruz. Milletimizin gönlü bu madencilerimizle birlikte atıyor ve haklarını söke söke alıncaya kadar da milletimizin kalbi, milletimizin gönlü bu madencilerle beraber olacaktır"

BTP'den Kahramanmaraş okul saldırısı hakkında açıklama Haber

BTP'den Kahramanmaraş okul saldırısı hakkında açıklama

BTP'den Kahramanmaraş okul saldırısı hakkında açıklama Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Kahramanmaraş'ta medyana gelen okul saldırısı üzerine açıklama yaptı. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "Kahramanmaraş’ta yaşanan bu vahim olay hepimizi çok üzdü. Başta orada hayatını kaybeden çocuklarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun" dedi. BTP Sözcüsü Önder açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Bu olayı sadece münferit bir olay, bir çocuğun ya da bir ailenin eksikliği olarak görmek mümkün değil. Bu olay ilk değil münferit bir olay değil. Çünkü rakamlar bunu açıkça ortaya koyuyor. Yılda ortalama 600 bin civarında, mağduru ve faili çocuk olan olay karakollara intikal ediyor. Dolayısıyla yüz binlerce olay yaşanıyorsa, bu ülkede çocukların mağdur ya da fail olduğu durumlar münferit değildir. Demek ki siyaset, devlet ve toplum bir şeyleri yanlış yapıyor ki böyle bir sonuçla karşı karşıya kalıyoruz. "Ülkeyi yönetenler kendilerini korumak için onlarca koruma ile geziyor" Münferit olarak olaya bakacak olan yargıdır. Burada annenin ya da babanın bir ihmali varsa, elbette soruşturulacaktır. Ceza yasalarımız bu yaptırımları uygulamak için uygundur. Gerekli yaptırımlar, cezai müeyyideler uygulanacaktır. Ancak devletin, siyasetin ve toplumun alması gereken tedbirler vardır. Bu tedbirler alınmadığı sürece bu tür olaylar azalmıyor, artıyor. Okulun güvenli olmaması ne demek? Çocuklarımızı okula gönderirken “Acaba başına bir şey gelecek mi?” diye endişe içinde beklemek zorunda kalıyoruz. Böyle bir tablo düşünülebilir mi? Okullarda güvenlik görevlisi bulundurulamaması kabul edilebilir mi? Bu durum devletin ekonomik imkânsızlığıyla açıklanabilir mi? Ülkeyi yönetenler kendilerini korumak için onlarca, yüzlerce koruma ile geziyor; uzun araç konvoyları oluşturuyor. Bu konvoylar biraz kısaltılsa, buradan ayrılacak bütçeyle okullara güvenlik görevlisi konulabilir. Okullarımız güvenli hâle getirilebilir. "Okullarda tuvaletlerde sabun yok, peçete yok" Okullarda tuvaletlerde sabun yok, peçete yok, temizlik görevlisi yok. Okul müdürleri velilerden para toplayarak temizlik görevlisi istihdam etmeye çalışıyor, temel ihtiyaçları karşılamaya uğraşıyor. Buna rağmen bu çabayı gösterenlere de “Para toplayamazsınız.” denilerek tepki gösteriliyor. Peki ne yapsınlar? Çocuklar hijyenik bir ortamda bulunmasın mı? Bu çabayı gösterenlere teşekkür etmek gerekir. Ancak bir devletin bu temel ihtiyaçları karşılayamaması kabul edilemez. Burada ciddi bir bakış açısı sorunu vardır. "Bu ülkede eğitim unutulalı yıllar oldu" Eğitim ve öğretim diyoruz ama bu ülkede eğitim unutulalı yıllar oldu. “Milli Eğitim” ifadesi sadece isimde kaldı. Gerçekte sadece öğretim yapılıyor. Keşke o öğretim de yeterli düzeyde yapılabilse. On iki yıllık zorunlu eğitim sonunda öğrencilerin üniversite kazanması hedefleniyor. Ancak sınavlarda sıfır çeken, üniversiteye yerleşemeyen çok sayıda öğrenci var. Yani öğretim de istenilen düzeyde başarılamıyor. İktidara 'dindar nesil' cevabı Eğitim çocuğun duygusuna dokunmak, iyi insan, ahlaklı insan, adaletli ve merhametli bireyler yetiştirmek demektir. Ancak bu yönde ciddi bir çalışma görülmemektedir. Bu konu açıldığında “dindar nesil yetiştirme” söylemleri gündeme geliyor. Ancak inanç bir duygudur ve bu duygu sadece anlatılarak kazandırılamaz. Adalet, merhamet ve inanç gibi değerler tanımlarla değil, yaşayarak öğrenilir. Çocuklar toplumda merhameti görmeli, devlet mekanizmasında adaleti hissetmeli, insanların inançlarını gerçekten yaşadığını gözlemlemelidir. Bu değerler sadece sözde kaldığında, gençlerin bu duyguları kazanması mümkün olmaz. Bu nedenle gençlerin gerçek anlamda eğitilebilmesi için, bu değerlerin toplumda yaşanır hâle getirilmesi gerekmektedir."

-BTP vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı anıyor Haber

-BTP vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı anıyor

-BTP vuslatının 6. Yılında kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı anıyor -10-17 Nisan arası ‘Prof. Dr. Haydar Baş’ı Anma Haftası' ilan edildi. -81 ilde ve yurtdışında anma programları düzenleniyor. -14 Nisan Salı günü İstanbul Cevahir Kongre Merkezinde büyük anma programı düzenlenecek. -BTP Sözcüsü Lütfullah Önder; Öngörüleri bir bir gerçekleşmiş olan ebedi liderimiz, Milli paralarla ticaret teziyle ABD'nin kağıttan imparatorluğunu yıktı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ı vefatının 6. yılında anıyor. 14 Nisan 2020'de Hakk'a yürüyen Haydar Baş için 81 ilde ve yurtdışında anma etkinlikleri düzenleniyor. 14 Nisan Salı günü ise İstanbul Cevahir Kongre Merkezinde BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın da katılımıyla büyük bir anma programı yapılacak. Konuyla ilgili olarak BTP Sözcüsü Lütfullah Önder'den açıklama geldi. Parti genel merkezinden basın açıklaması yapan Önder şunları söyledi; "10-17 Nisan Prof. Dr. Haydar Baş’ı anma haftası" "Kurucu liderimiz, baş hocamız Prof. Dr. Haydar Baş’ı vefatının 6. yılında rahmetle, özlemle, minnetle anıyoruz. Bu kapsamda 10-17 Nisan tarihlerini Prof. Dr. Haydar Başı'ı anma haftası olarak ilan ettiğimizi bir kez daha ifade etmek isteriz. Bu çerçevede 81 ilimizde ve yurt dışı temsilciliklerimizde birçok etkinlik ve program düzenlenecek, Kur'an tilavetleri yapılacak, mevlitler okunacak. Salon programlarıyla da Haydar Baş'ın fikirleri konuşulacak, anlatılacak. Vefat yıldönümü olan 14 Nisan Salı günü Cevahir Kongre Merkezinde BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın da katılacağı geniş kapsamlı büyük bir program icra edeceğiz. "Öngörüleri bir bir gerçekleşmiştir" Özellikle bu yıl Prof. Dr. Haydar Baş'ın fikirleri çok daha iyi anlaşılır olmuştur. Öngörülerinin bir bir gerçekleştiğini gördük. Bu yılki anma programlarında O'nun Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt'tir fikrini ve Milli Ekonomi Modelinin bir parçası olan milli paralarla ticaret fikrini özellikle işleyeceğiz. "Milli paralarla ticaret ABD'nin kağıttan imparatorluğunu yıktı" Özellikle Amerika-İran Savaşı'nda gördük ki bu savaşın temel nedeni milli paralarla ticarettir. Haydar Baş 15 sene önce, 'Amerika'nın tasarımını bozdum. Amerika için sonun başlangıcı başlamıştır' demişti milli paralarla ticaret fikri için. Çünkü 2005'te milli paralarla ticaret fikri ilk kez o dile getirildi. Ekonomi literatürüne o kazandırdı. 2009'da Rus heyetine, 'Milli paralarla ticareti başlatmazsanız ABD karşısında güç elde etmeniz mümkün değil' dedi ve onları ikna etti. 2009'da Rusya ile Çin arasında başlayan milli paralarla ticaret anlaşması daha sonra BRICS ülkelerinin şekillenmesine neden oldu. Buna başka ülkeler de eklendi. Venezuela'ya yapılan operasyonun nedeni milli paralarla ticarettir. İran'a yapılan bu saldırının temel nedeni de milli paralarla ticarettir. Ama artık bu tılsım bozuldu. Sayın genel başkanımızın ifadesiyle Amerika'nın kağıttan, yeşil kağıttan imparatorluğu yıkılma sürecine girdi. Çünkü devletler milli paralarla ticaret diye bir çözümün, bir formülün varlığından haberdar oldu. Bunu uygulamaya başladı. Bu nedenle bu yıl özellikle Milli Ekonomi Modeli'nin öngördüğü milli paralarla ticaret fikrini anlatacağız. "Sünninin de Şiinin de ortak paydası Ehl-i Beyt" Diğer taraftan emperyalizmin bu bölgedeki en büyük hedeflerinden biri olan Şii-Sünni ayrımı ve çatışması. Bunun önüne geçmek için kurucu liderimiz, 'Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt'tir. Ehl-i Beyt etrafında Şiinin de Sünninin de buluşması gerekir.' dedi. Bunun fikri, tarihi, temellerini anlatmak üzere on binlerce sayfalık Ehl-i Beyt külliyatını yazdı. Bu kapsamda konferanslar, uluslararası konferanslar düzenledi. Bugün işte bu savaşla birlikte Ehl-i Beyt etrafında buluşmanın ne kadar önemli olduğunu, Ehl-i Beyt'in Sünni dünyasının da Şii dünyasının da en büyük ortak paydası olduğunu bir kez daha görmüş olduk."

"İran halkı emperyalizme diz çöktürdü" Haber

"İran halkı emperyalizme diz çöktürdü"

"İran halkı emperyalizme diz çöktürdü" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder ABD ile İran arasında varılan ateşkesi değerlendirdi. Önder, "Emperyalizm bir kez daha samimiyetle vatanını savunan insanlar karşısında diz çökmüştür" dedi. İşte BTP Sözcüsü Önder'in açıklamaları; "ABD geri adım atmak zorunda kaldı" "Ateşkes olumlu bir gelişmedir. Savaşın durması kıymetlidir. Bununla birlikte gerek Trump'ın yaptığı açıklama, gerek İran kaynaklarının yaptığı açıklamayı gördüğümüzde Amerika'nın şartlarında çok daha esnek bir hale geldiği yani geri adımlar attığını görüyoruz. İran'ın daha önce 5 şart ileri sürerken barış için bugün 10 şart ileri sürecek noktaya geldiği görülüyor. Bu şartları da detaylarına inip incelediğimizde Amerika'nın örneğin geçmişte Hürmüz Boğazı üzerinde söz söyleme yetkisini kendisinde görürken bugün İran'la birlikte yönetme noktasına çekildiğini görüyoruz ve belli şartları kabul etmeye hazır olduğunu görüyoruz. "İran halkı emperyalizme diz çöktürdü" Emperyalizm bir kez daha samimiyetle vatanını savunan insanlar karşısında diz çökmüştür. Emperyalizme bugün İran halkı diz çöktürmüştür. Örneğin yine dün gece Amerika tarafından bombalanması planlanan enerji santrallerine adeta kendini feda etmek üzere canlı kalkan olmak üzere on binlerce insanın akın ettiğini, ölümden korkmadığını göstermesi, 14 milyon insanın İran devletine başvurup 'Savaşmak üzere ben hazırım' demesi bugün adeta Çanakkale ruhuna benzer bir ruhun İran'da yaşandığını göstermiştir. Nasıl ki 100 sene önce emperyalizm, ölümden korkmayan Türk milleti karşısında Çanakkale'de diz çökmüşse bugün aynı ruh karşısında emperyalizmin bir kez daha diz çöktüğünü görmüş olduk. Bu kıymetli, doğru bir gelişmedir. "Türkiye'ye tarihi bir fırsat doğdu" Bu, Amerika'nın Ortadoğu'da tutunamayacağının, geri çekileceğinin göstergesidir. Onun oluşturacağı boşlukla birlikte Türkiye'ye de tarihi bir fırsat doğmaktadır. Türkiye Ehl-i Beyt'ten İslam'ı öğrenen bir millet olarak Orta Doğu'nun şekillenmesinde ve geçmişte bu bölgeleri yüzlerce yıl yönetmiş bir devlet geçmişine sahip olan bir millet olarak şekillenmesinde rol alabilir. Ticari ilişkiler, siyasi ilişkiler, dostluklar geliştirebilir, birlikler oluşturabilir ve tarihin şekillenmesinde, dünyanın şekillenmesinde aktif bir rol alabilir ama bunu kendi senaryosuyla yapmalı. Bunu NATO şemsiyesiyle, NATO senaryosuyla ya da başka birinin başka bir küresel gücün senaryosuyla değil, tamamen bölgenin menfaatlerini ve kendi menfaatlerini dikkate alarak yapmalıdır. Bu tarihi bir fırsattır. Bu fırsatı kaçırmamalıdır diyorum."

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Haber

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 9. Olağan Büyük Kongresini yapmaya hazırlanıyor. Kongre, 7 Aralık 2025 Pazar günü Ankara Keçiören'deki Taha Akgül Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. 1340 delegenin oy kullanacağı kongre, saat 11.00'de başlayacak. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kongrede tek aday olarak yer alacak. Hüseyin Baş, konuşmasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Kongre öncesi açıklama yapan BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, "Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz' sloganını kullanacaklarını ifade ederek herkesi kongreye davet etti. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: "7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda 9. Olağan Büyük Kongremizi yapacağız. 81 ilden 1340 delege, on binlerce insanımızın katılımıyla bu kongreyi gerçekleştiriyoruz. Milletimizin en büyük derdi ekonomi. Bunun farkındayız. Özellikle ekonomide partilerin liberal politikaları daha iyi uygulama iddiasıyla birbirleriyle yarıştığı dönemde, ekonomiye bambaşka bir pencereden bakan kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli’ni programına alan bir siyasi parti olarak 'Ekonomiyi biz çözeriz' diyerek milletimizi kongremize davet ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Ey yükselen nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz.' sözünün muhatabı olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz!' sloganıyla insanımızı kongreye davet ediyoruz. Tüm halkımızı 7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda buluşmaya davet ediyoruz."

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Haber

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür"

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında Türkiye'deki siyaset ortamını değerlendirdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi; "Ülkemizde özellikle Meclis'te grubu olan siyasi partilere baktığımız zaman artık bir duruş tarifleyemediğimizi maalesef görmekteyiz. Hâlbuki siyasi partilerin temel bir renkleri olur, bir duruşları olur, bir politikaları olur ve o temel çizgileri değişmez. Örneğin “Milliyetçi Hareket Partisi ya da AK Parti terörle ilgili nerede duruyor?” diye sorduğunuz zaman dün farklı yerde duruyordu, daha önceki gün daha farklı yerde duruyordu, bugün çok daha farklı bir yerde durduklarını görüyoruz. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi'nin ekonomiyle ilgili, devletçilikle ilgili, milliyetçilikle ilgili — ki bu altı okun temel altı oktan birer başlıktır — bu başlıklarda nerede duruyor, nasıl tarifliyor diye sorduğunuz zaman dün farklı tanımladıklarını, bugün farklı tanımladıklarını görüyoruz. Hâlbuki siyasi partilerin belli ilkeleri olmalı, belli renkleri olmalı ve bu değişmemeli. İnsanlar o renkleri benimsediği için o partilere gitmeli. Şimdi bırakın o temel çizgiyi, oy verirken yapılan propagandanın bugün aksinin yürütüldüğünü, yapıldığını maalesef görmekteyiz. Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak kurulduğumuz günden bugüne çizgisi değişmeyen, rengi değişmeyen ve bu anlamda da bir davası olan bir siyasi partiyiz. Çünkü dava dediğiniz şey budur. Aksi hâlde dün farklı, bugün farklıysanız sizin bir davanız yoktur anlamına gelir. "FETÖ'nün CIA ve Vatikan bağlantısını anlattık" 2000’li yıllarda FETÖ Türkiye’de çok aktifti. Toplumun belki muhafazakâr kesimin büyük bölümü FETÖ’ye sempati besliyordu. O dönemde biz Fethullah Gülen organizasyonunun CIA bağlantısını, Vatikan bağlantısını anlattık. Bu anlatım bize oy kaybettirdi; zaten kaybettireceğini de biliyorduk. Ama oy kaybettirme pahasına vatana, millete, devlete yararlı olacağına inandığımız için milleti ve devleti ayıktırmamız gerektiğini düşündüğümüzden oy kaybetsek de doğruyu anlatmaktan geri durmadık. "En büyük milli Kahramanımız Atatürk'ü anlattık" Yine 2010’lu yıllarda “Milli Kahramanlar” programlarını icra ettik. Bizim en büyük milli kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bu programlarda Anadolu’yu il il, ilçe ilçe dolaşarak anlattık. Hem de milletin bilmediği bir yönüyle anlattık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dindar Atatürk’ü anlattık; dine hizmet eden bir Atatürk’ü anlattık. Diyanet İşleri Başkanlığını kuran, Kur’an’ı Türkçe'ye tercüme ettiren, tefsir ettiren, Kütüb-i Sitte’yi Türkçe'ye tercüme ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlattık. Kendini Atatürkçü olarak tanımlayanların bile kafalarında farklı bir ezber vardı. Bu anlatıklarımız başta onların da kafasına yatmadı. Kendini muhafazakâr olarak tanımlayanlar da Atatürk’ü din konusunda farklı bir yere koyuyorlardı. Bizim anlattıklarımız onların da kafasına yatmamıştı. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş bunun kitabını yazdı, anlattı. Bugün topluma baktığımız zaman örneğin 10 Kasım’da Anıtkabir’deydik. Anıtkabir’i ziyaret eden insan sayısının her geçen sene arttığını görüyoruz. 10 Kasım’da Anıtkabir’e gittiğimizde mozolenin önüne gelindiğinde birçok insanın ellerini açarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dualar ettiğini görüyorsunuz. Prof. Dr. Haydar Baş, “Anıtkabir’e gittiğinizde abdestli olacaksınız ve ellerinizi açarak en güzel duaları ona hediye edeceksiniz.” diye öğütlemişti. Bu öğüde uyan ve orada dualar eden on binlerce, yüz binlerce insanımızı görüyorsunuz. Siyasi partilerin aslında millete doğruları anlatmak, milleti doğru bir noktaya çekmek, siville askeri, devletle milleti kaynaştırmak, birleştirmek gibi bir sorumluluğu üstlenmesi gerekirken maalesef farklı yerde durduğunu, bu konuda hiçbir duruş ortaya koymadığını görüyoruz. "7 Aralık'ta 9. Olağan Bütük Kongremizi yapacağız" Bağımsız Türkiye Partisi olarak 7 Aralık 2025 tarihinde 9. Olağan Kongremizi yapıyoruz. 9. Olağan Kongreyi yapan bir parti olmakla da övünüyoruz. Türkiye’de siyasi partilerin maalesef ömürleri çok uzun sürmüyor. Çözümün adresi olduğumuzu göstermek, çare olduğumuzu göstermek üzere on binlerce insanımızla Ankara’da buluşacağız. 7 Aralık’ta tüm halkımızı Ankara’ya davet ediyoruz. Türkiye’nin çaresi var, Türkiye’nin çözümü var. Bu kokuşmuş, bu rengi kalmamış, bu duruşu kalmamış siyasete format atmak için insanımızı Bağımsız Türkiye Partisinde buluşmaya, beraber yol yürümeye davet ediyoruz. "

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.