Ankara

#Iktidar

OrtamHaber - Iktidar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Iktidar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " Haber

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? "

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " BTP lideri Hüseyin Baş Mehmet Şimşek'e sordu; "Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Emekli aylığı artışlarında kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi?" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı. BTP lideri, "Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu." dedi. Hüseyin Baş'ın paylaşımı şöyle; "Resmi işsiz sayısı 2 milyon 819 bin kişi. 6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda. Şanslı olup da iş bulanlar açlık sınırının altında maaş alıyor. Emeklilerin durumunu zaten izaha gerek yok, onlar 20 bin lirayla zor günler yaşıyor. "Savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık" Bitmek bilmeyen zamlar, enflasyon... Hayat pahalı, geçim çok zor ve bu durum yıllardır böyle. Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu. Özelleştirmeler, madenlerin satışı, devlet garantili projeler, maliyetinin kat kat fazlasına yapılan projeler vs... 'Tüccar devlet' diye, 'babalar gibi satarız' diye çıkılan yolda geldiğimiz yer, savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık. "Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede?" Manzara bu iken iktidar pembe tablo çiziyor. ➡️Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dâhil olduğumuzu öngörüyoruz" dedi. Sayın Şimşek'e sormak lazım; madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik ➡️AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Bütçe dengeleri açısından OVP kapsamında emekli aylığı artışlarında da kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi? Büyüyoruz, kasa para dolu ama emekliye bayram ikramiyesine zam yapacak durumumuz yok, öyle mi? "Para faiz lobine, yandaşa..." Yetkililerin açıklamalarından çıkan sonuç şu; evet para var ama emekliye yok, asgari ücretliye yok, memura yok. Para faiz lobine, yandaşa... Türkiye'nin millete ait olanı millete verecek iktidara ihtiyacı var. O iktidar da Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir."

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? Haber

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı?

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? -Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız -Özelleştirmelere karşı olan tek partiyiz -Alamadıkları belediyeleri özelleştirme kararı alabilirler -Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! -MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? -Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır -Kürt sorunu nedir? -BTP Lideri Hüseyin Baş, sıcak gündemi değerlendirdi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meltem TV’de yayınlanan Özel Gündem programına konuk oldu. BTP lideri, programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte Hüseyin Baş’ın açıklamalarından satır başları: “Çukurova’nın göbeğine neden havalimanı yapıldı?” "Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine havalimanı yapıldı. Tarımı desteklemek gerekirken, oradaki üretimin maliyetini düşünmek gerekirken… Milletimiz hiç esnafta, üreticide, çiftçide suç aramasın. Çukurova’nın göbeğine tarım yapılacağına havalimanı yapılıyorsa, ürünün fiyatının niye yüksek olduğunun cevabı oradadır. Sanki başka yer yokmuş gibi ve ihtiyaç varmış gibi… Niye Çukurova’nın göbeğine yapılıyor? Orada kaç bin hektar alan tarım yapılamayacak hâle geldi. Bir de havalimanı bir yere konumlandığı zaman ne olacak? Etrafında rant oluşacak, şehirleşme olacak; konut, otel, dükkân olacak; ticaret olacak, betonlaşma olacak. Koca Çukurova’nın tarımı bitiyor. Biz diyoruz ki ürün niye pahalı? Niye pahalı? Bundan pahalı. Başka sebep aramaya gerek yok. “Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız” ABD’nin başına Trump geçiyor. Adam, Boeing uçağı satmak için ülke ülke geziyor, değil mi? Sonuçta ülkesine bir finansman oluşturmaya çalışıyor. Bizde kimsenin böyle bir derdi yok. Biz kimseye ürettiğimiz bir şeyi satmaya çalışmıyoruz. Biz ya köprü satacağız ya fabrika satacağız ya da toprak satacağız. Üretin, onu satın! Niye üretilen fabrikayı satıyorsunuz? Hiç siz Donald Trump’ın Boeing fabrikasını satmaya çalıştığını gördünüz mü? Bizim sattığımız SEKA, bizim sattığımız TEKEL! Sizin yapmanız gereken, iktidar olarak SEKA’da üretilen kâğıdı satmaktı, TEKEL’de üretilen tütünü satmaktı. Ama siz ne yaptınız? Atatürk döneminde yapılan fabrikaları sattınız. Bu fabrikaların hiçbirini de kendileri yapmadı. Bunlar Atatürk döneminde yapıldı; Cumhuriyet’in kazanımı! “Özelleştirmelere karşı tek partiyiz” Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi haricinde sistematik olarak özelleştirmelere bu şekilde karşı olan hiçbir siyasi organizasyon yok. Herkes bir şekilde bir şeyin özelleştirilmesine karşı ya da bir şeyin ucuza verilmesine karşı; yani pahalıya verilince iş çözülüyormuş gibi bir mantık türetildi ülkede. Mesela gidiyorlar, kömür santralini satıyorlar. İtiraz ediyor muhalefet. Niye? Ucuza satılıyor diye. Enerji üreten bir firma, bir fabrika pahalıya satılsa ne yazar? Bu enerji çok stratejik bir şey. Bu satılamaz. Bunun pahası olmaz. Bunun değeri biçilmez. Dolayısıyla Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi dışında bunu çözebilecek de hiçbir irade yoktur. Biz, stratejik olan hiçbir üretimin, hiçbir sektörün yabancının eline geçmemesi hususunda kararlıyız. Biz, devletin de piyasada para kazanabilen, vatandaşı lehine para kazanabilen, sektörlerde var olabilen bir oyuncu olması gerektiği şeklinde ekonomiye bakış açısı olan tek siyasi partiyiz. Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! Ben emekli vatandaşlarımızdan, abilerimizden, büyüklerimizden şunu istirham ediyorum; Yarın size gözünüzü boyamak için yapılacak olan zamlar sizi kandırmasın. Çünkü seçime giderken belki size zamlar yapılarak, ekstra harcırahlar verilerek, bir iki maaş ikramiye ödenerek sizin gönlünüz alınmaya çalışılacak. Buna kanmayın. Bu, sizin seçimde oyunuzu almak için yapılacak. Oyunuzu aldıktan sonra hiç kimse sizin gönlünüzü umursamayacak. Sizi yine bir kenara buruşturup atacaklar. Çünkü bu iktidarın istikrarını düşündüğü kesim, o sermaye kesimi. Emeklinin istikrarı diye bir derdi yok, işçinin istikrarı diye bir derdi yok, asgari ücretlinin istikrarı diye bir derdi yok. Böyle bir derdi olsaydı bu piyasayı bu hâle getirirler miydi? Getirmezlerdi. Kur korumalı mevduat işçi için mi yapıldı? Emekli için mi yapıldı? Kim için yapıldı? Yine sermaye sahibi için yapıldı. Faiz düşürüldü. Kim için? Sermaye sahibi için. Faiz yükseltildi. Kim için? Sermaye sahibi için. “MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor?” Bakın, Türkiye’de para olmadığı için insanlar açlık ve yoksullukla mücadele etmiyor. Bugün hükûmet yetkilileri çıkıp gerine gerine, “Gayrisafi millî hasılamız yani millî gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı.” diyor. Millî gelir 1,5 trilyon doları aştıysa bu adam niye aç? Yine “Merkez Bankası rezervleri tarihî rekor düzeyde, 300 milyar doları geçti.” diyorlar. O kadar para var da bu adam niye aç? Merkez Bankası’nın rezervlerinde 300 milyar dolardan fazla para varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? O rezerv milletin değil mi? Bu millete ait bir gelirse bu adam niye aç geziyor? Bunu biri izah etsin. Bunun izahı yok. Neden? Çünkü adalet yok. Gelirde adalet yok, sokakta adalet yok, okulda adalet yok, üniversitede adalet yok, adliyede adalet yok. Hiçbir yerde adalet olmayınca işte birileri aç geziyor, birileri inanılmaz zenginlik içinde yaşıyor. “Bu iş belediyelerin satışına kadar gider” Belediyelerin, savunma firmalarının özelleştirilmesine, satılmasına kadar gider bu iş. Hele ki belediyeler kaybedildikçe “Ya bu belediyecilik mantığı yanlış, belediyeleri özelleştirelim.” derler mi? Derler. Çünkü yapabilecekleri başka hiçbir şey yok. O sermaye grubunun rantı ve istikrarının sağlanması için onların önündeki bütün engelleyici faktörler temizlenmeli ve onların hem psikolojik hem mali hem de medyatik desteği iktidarın arkasında kalmalı ki bu iktidar, iktidarını sürdürebilsin. “Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır” Niye Meclis’te komisyon kuruldu sorusunu ben çok sordum. Meclis’in söylediği her şeyin önemsiz olduğu bir son 10 yılda ne oldu da bu kadar kritik bir meselede Meclis’in ne dediği önem arz etmeye başladı? Bunun cevabı şuydu: Hükûmet bir şey yapmak istiyor. Buna milleti ortak etmek istiyor. Komisyon bu yüzden kuruldu. Bu komisyonu meşru kılan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin orada var olmasıdır. Ana muhalefet oraya oturmasaydı bu komisyonun söylediği hiçbir şeyin bir önemi yoktu. Son sürecin sorumlusu benim gözümde iktidardan öte ana muhalefettir. Çünkü bunu haklı ve meşru kılan ana muhalefetin orada var olmasıdır. CHP oraya girmeseydi bambaşka bir sonuç çıkacaktı. İşin diğer taraflarına girdiğimizde ortada elle tutulur bir şey yok. Bu, toplumun kabul ettiği bir şey değil. Hiç kimsenin böyle bir süreci desteklediği falan da yok. Medyadaki birkaç kişinin haricinde topluma indiğinizde böyle bir kabul yok. “Kürt sorunu nedir?” “Kürt sorunu” deniyor. Kürt sorunu var deniyorsa sorunun ne olduğu ortaya konsun. Sorun ne? Eğer Apo’nun dediği gibi sorun vatandaşlık tanımıysa, “Kabul edilmedi.” de, çek çizgiyi, geç. Sorun ne? Sorun Güneydoğu’da işsizlikse evet, hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun okullardaki eğitim kalitesinin düşüklüğüyse hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun geçim sıkıntısıysa hepimizin sorunu. Adalet arayışıysa hepimizin sorunu. Güneydoğu’da da vardır; çözmemiz lazım."

BTP'den oruç ve açlık açıklaması Haber

BTP'den oruç ve açlık açıklaması

BTP'den oruç ve açlık açıklaması Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında İslam dünyasının Ramazan ayını tebrik etti. "Oruç açlığı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir duyguya dönüşmesini ve vicdanlarda yer bulmasını sağlayan çok önemli bir ibadet" diyen Önder, "Bugün ülkemizde maalesef insanımız ibadet olsun diye değil hayat şartları gereği, hükümetin onlara takdir ettiği gelir ve ücret gereği maalesef aç kalmak durumunda kalıyor" ifadelerini kullandı. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi; "Bugün Ramazan'ın birinci günü. Tüm İslam aleminin ve milletimizin mübarek Ramazan ayını tebrik ediyorum, ibadetlerinin kabul olmasını diliyorum. Ramazan ibadet ayı aynı zamanda sosyal olarak empati ayı. Oruç ibadeti açlığı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp somut bir duyguya dönüşmesini ve vicdanlarda yer bulmasını sağlayan çok önemli bir ibadet. "İnsanımız hükümetin takdir ettiği gelir nedeniyle aç kalıyor" Bugün ülkemizde maalesef insanımız ibadet olsun diye değil hayat şartları gereği, hükümetin onlara takdir ettiği gelir ve ücret gereği maalesef aç kalmak durumunda kalıyor. Bu söylem öylesine bir söylem değil değerli arkadaşlar. Bakın matematikle, rakamlarla izah edelim; Açlık sınırı 31 bin 200 küsur lira. Asgari ücret 28 bin 75 lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Emeklilerin yüzde 95'i 30 bin liranın altında aylık maaş alıyor. Ülkede yaklaşık 30 milyon çalışan var. Çalışanların yaklaşık yüzde 40-45'i asgari ücret alıyor. Bu ortalama iki kişiden birinin aç kaldığı anlamına geliyor. Bu insanlar sağlıklı, dengeli beslenemiyor, gıda harcamasını bile yapamıyor. "Bu iktidarın bakış açısı sorunlu" Faiz lobisine gelince para var, garantili geçişlere gelince para var, bir grup insanın cebine para aktarırken para var ama emekliye gelince kaynak yok, asgari ücretliyi desteklemeye gelince imkan yok, aileye destek olmaya, aileyi açlıktan kurtarmaya gelince bütçe dar! Maalesef bu iktidarın bakış açısı sorunlu. "Türkiye'nin kaynağı çok" Türkiye'nin kaynağı çok arkadaşlar! Eğer siz bu kaynakları devreye koymayabilirseniz yerin altı da kaynak dolu, yerin üstü de kaynak dolu. Siz doğru bir bakış açısıyla yürümezseniz hiçbir şey kaynak değil. Yerin altından altın çıkar, yerin altından bor çıkar, değerli metaller çıkar ama bunlar bile kaynak olmaz senin için. Çünkü bunları yabancı şirketlere verirsiniz. Yabancı şirketler alır o altını götürür. Devlete yüzde 1- 2 pay verir. Götürürken de 'ihracat yapıyor' diyerek bir de üstüne nakliye parasını da teşvik olarak verirsiniz ve milletin eline hiçbir şey kalmaz, siz de hazine üstündeki dilenci gibi bu ülkenin kaynaklarını alıp götüren firmaların borsamıza yatırım yapmasını, bize borç vermesini beklersiniz. Siz yeter ki siz doğru bakış açısıyla bakın. Her şey kaynaktır ama bu yanlış bakış açısı öyle bir noktaya getirdi ki ülkeyi artık vergi ve ceza dışında devletin hiçbir geliri yok. 2026 bütçesinde devletin gelirinin yüzde 97'si vergi ve cezadan oluşuyor. Yani iktidar millete kaşıkla vermek için kepçeyle almak durumunda. "Biz sadece eleştirmiyoruz aynı zamanda çözüm sunuyoruz" Biz sadece eleştirmiyoruz aynı zamanda çözüm sunuyoruz. Bağımsız Türkiye Partisi programında Milli Ekonomi Modelini uygulamayı vaad etmiş bir siyasi partidir. Milli Ekonomi Modeli 11 tane uluslararası kongre ile bugün tıkanan liberalizmin, tıkanan kapitalizmin çözümü, alternatifi olarak bilim adamları tarafından gösterilen bir modeldir. Bu modeli uyguladığımız zaman bugün atıl durumda olan birçok kaynak devreye girecek, vergi gelirleri devletin genel gelirleri içerisinde çok da önemli olmayan bir yer tutacak. Bunları başarmak mümkün. Bunları başaracağız. 21. yüzyılda hala beslenme barınma gibi 2 – 3 bin yıl önce insanların dert edindiği dertleri hala konuşuyorsak bu tamamen yanlış yönetimin, yanlış bakışı açısının bir sorunudur. Herkesin mutlu olacağı bir denklemi başarabiliriz. Bunu hep beraber başarabiliriz ama bunlar sadece küçük bir azınlığın mutlu olduğu, mutlu olacağı bir denklemi oluşturdular. Bu milletin büyük bölümünün, yüzde 90'ının, 95'inin mutsuz olacağı, yoksul olacağı bir denklemi maalesef oluşturdular. Bizler Milli Ekonomi Modeliyle herkesin mutlu olacağı, bunları artık konuşmayacağımız, geleceği konuşacağımız, çok daha büyük meseleleri konuşacağımız bir Türkiye'yi kolaylıkla inşa edebiliriz"

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir Haber

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir -Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz -ABD bölgeye artık vekil güçlerle değil vekil devletlerle yerleşiyor Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Meltem TV’de Gündem Özel programına konuk olan Hüseyin Baş Suriye’deki son durum ve Nusaybin’de Türk bayrağına yapılan saldırı üzerine açıklamalarda bulundu. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Mardin'deki bayrak olayı terörsüz Türkiye'nin sonucu değil. Bu ülkede bayrak tartışmaya açıldı, millet tartışmaya açıldı, Türklük tartışmaya açıldı. Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı. Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi. İfade özgürlüğünün sınırları çok geniş olmalı ancak tarihiyle bu kadar kavga eden bir milletin ortaya çıkmasına sebep olmak da biraz sorumluluk gerektiren bir durum. Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, cumhuriyet tartışmaya açıldı hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde. İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümü de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymuyorlar hatta bir bölümü iktidarını cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu zannediyor ve düşünüyor. “O eller kırılır normalde” Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızıçizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı. Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı. O eller kırılır normalde. Bu böyledir. Bunun izah edilecek bir tarafı da yoktur, görmezden gelinecek de bir tarafı yoktur. “PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir” Kürtlerin temsilcisi kim? Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı varmış gibi bir siyasi ortam oluşturuldu. Hem PKK, hem DEM her zaman marksist bir çizgide olmuştur, bölücü bir çizgide olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti ile Türklükle kavga eder bir çizgide olmuştur. Hatta o partilerden bir tanesinin parti tüzüğünde Kıbrıs’taki Türk askeri için ‘işgalci’ deniyor. Bunlar Türkiye'nin sahip olduğu hinterlandı hiçbir zaman kabul etmeyen, etmek istemeyen bir çizgide olmuşlardır. Bizim Güneydoğu halkımıza baktığınız zaman da son derece muhafazakar, değerlerine düşkün, değerlerine aşık bir toplum olduğunu biliriz, görürüz, yaşarız. Bugün Kürtleri temsil ettiğini iddia eden siyasi çizginin bu tip öz değerlerle buluştuğu hangi nokta var? Bunlar muhafazakarlık noktasında marksist bir çizgidedir, dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimizdir, baktığınız zaman hiç alakaları yoktur. Onların, yaşam tarzları inançları, ideolojileri, zevk aldıkları şeyler, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler Kürt vatandaşlarımızdan farklı. Suriye’de SDG Kürtlerin temsilcisi değildir. SDG bir terörist yapıdır, YPG bir terörist yapıdır. Aynı şekilde PKK da Kürtlerin temsilcisi değildir ve bir terörist yapılanmadır. Dolayısıyla YPG'yi ayrı tutalım, PKK'yı ayrı tutalım hülyalarına da girmeye gerek yok. “Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz” Şimdi Suriye'de YPG geri çekildi. Bu bence de Türkiye adına da bir başarıdır, Suriye'nin yeni hükümeti adına da bir başarıdır. Sonuçta terörden arındırılmış bir bölge oluşuyor. Bunlarda problem yok. Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyasi çizgi olarak bugüne kadar durduğu nokta her zaman şudur; Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz. Biz bölgemizde birilerinin bizi at edip binmesini, eşek edip sürmesini istemiyoruz! İşin Türkçesi bu. Biz bağımsız karar verebilen, hür düşünebilen bir yapıda olmak istiyoruz. “Vekil güçler yerine vekil devletler” Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da, ‘YPG artık varlık maksadını doldurdu’ diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.