Ankara
Hava Durumu

#Hüseyin Baş

ortamhaber.com - Hüseyin Baş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hüseyin Baş haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir Haber

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir -Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz -ABD bölgeye artık vekil güçlerle değil vekil devletlerle yerleşiyor Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Meltem TV’de Gündem Özel programına konuk olan Hüseyin Baş Suriye’deki son durum ve Nusaybin’de Türk bayrağına yapılan saldırı üzerine açıklamalarda bulundu. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Mardin'deki bayrak olayı terörsüz Türkiye'nin sonucu değil. Bu ülkede bayrak tartışmaya açıldı, millet tartışmaya açıldı, Türklük tartışmaya açıldı. Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı. Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi. İfade özgürlüğünün sınırları çok geniş olmalı ancak tarihiyle bu kadar kavga eden bir milletin ortaya çıkmasına sebep olmak da biraz sorumluluk gerektiren bir durum. Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, cumhuriyet tartışmaya açıldı hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde. İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümü de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymuyorlar hatta bir bölümü iktidarını cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu zannediyor ve düşünüyor. “O eller kırılır normalde” Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızıçizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı. Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı. O eller kırılır normalde. Bu böyledir. Bunun izah edilecek bir tarafı da yoktur, görmezden gelinecek de bir tarafı yoktur. “PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir” Kürtlerin temsilcisi kim? Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı varmış gibi bir siyasi ortam oluşturuldu. Hem PKK, hem DEM her zaman marksist bir çizgide olmuştur, bölücü bir çizgide olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti ile Türklükle kavga eder bir çizgide olmuştur. Hatta o partilerden bir tanesinin parti tüzüğünde Kıbrıs’taki Türk askeri için ‘işgalci’ deniyor. Bunlar Türkiye'nin sahip olduğu hinterlandı hiçbir zaman kabul etmeyen, etmek istemeyen bir çizgide olmuşlardır. Bizim Güneydoğu halkımıza baktığınız zaman da son derece muhafazakar, değerlerine düşkün, değerlerine aşık bir toplum olduğunu biliriz, görürüz, yaşarız. Bugün Kürtleri temsil ettiğini iddia eden siyasi çizginin bu tip öz değerlerle buluştuğu hangi nokta var? Bunlar muhafazakarlık noktasında marksist bir çizgidedir, dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimizdir, baktığınız zaman hiç alakaları yoktur. Onların, yaşam tarzları inançları, ideolojileri, zevk aldıkları şeyler, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler Kürt vatandaşlarımızdan farklı. Suriye’de SDG Kürtlerin temsilcisi değildir. SDG bir terörist yapıdır, YPG bir terörist yapıdır. Aynı şekilde PKK da Kürtlerin temsilcisi değildir ve bir terörist yapılanmadır. Dolayısıyla YPG'yi ayrı tutalım, PKK'yı ayrı tutalım hülyalarına da girmeye gerek yok. “Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz” Şimdi Suriye'de YPG geri çekildi. Bu bence de Türkiye adına da bir başarıdır, Suriye'nin yeni hükümeti adına da bir başarıdır. Sonuçta terörden arındırılmış bir bölge oluşuyor. Bunlarda problem yok. Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyasi çizgi olarak bugüne kadar durduğu nokta her zaman şudur; Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz. Biz bölgemizde birilerinin bizi at edip binmesini, eşek edip sürmesini istemiyoruz! İşin Türkçesi bu. Biz bağımsız karar verebilen, hür düşünebilen bir yapıda olmak istiyoruz. “Vekil güçler yerine vekil devletler” Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da, ‘YPG artık varlık maksadını doldurdu’ diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık.”

''Ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir'' Haber

''Ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir''

''Ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir'' ''Muhalefet, Meclis aritmetiğine yoğunlaşmak zorundadır'' ''Bu, dalga geçer gibi bir şeydir. Böyle emekli aylığı olmaz'' “Meclis’te çoğunluğu almak, cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar önemli” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündemi değerlendirdi. Muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade eden Hüseyin Baş, “Meclis’te çoğunluğu almak, cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar önemli.” dedi. En düşük emekli maaşının 20 bin lira olmasına da değinen Hüseyin Baş, “Bu, dalga geçer gibi bir şey. Böyle emekli aylığı olmaz.” ifadelerini kullandı. Hüseyin Baş, Meltem TV’de katıldığı programda şu değerlendirmelerde bulundu: “Meclis’te çoğunluğu almak, cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar önemli” ''CHP’nin diğer partilerden Meclis’e soktuğu 39 milletvekilinin hatırı sayılır bir çoğunluğunun iktidar kanadına ya geçeceğini ya da oraya hizmet edeceğini düşünüyorum. Bir daha ana muhalefet partisi aynı şeyi yapmazsa, bunların bir daha seçimle Meclis’e girme ihtimalleri zaten yok. Sayın Kılıçdaroğlu’nun o dönemki tercihleri doğru değildi. O tercihlerin doğru olmadığının ispatı da bugün her geçen gün daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Önümüzde yine bir seçim olacak. Türkiye demokratik bir ülke. Seçim dönemleri, tarihleri bellidir. Seçim biraz erkene alınabilir ya da zamanında yapılabilir. O seçim döneminde ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir, çok kıymetlidir. Önümüzdeki seçimde cumhurbaşkanlığını kazanmak çok önemli diye bir sayfa açılacak ve bu anlatılacak. Buna bir itirazım yok. Elbette bu önemlidir ancak benim gözümde önümüzdeki seçim dönemine ilişkin, cumhurbaşkanlığı kadar önem arz eden bir kurum daha vardır. O da Meclis’tir. Ne olursa olsun Türkiye’de muhalefet bir şeyleri değiştirmek istiyorsa Meclis’in çoğunluğunu elde etmek zorundadır. Muhalefet, Meclis aritmetiğine yoğunlaşmak zorundadır. Bunu yaparsa cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu ne olursa olsun Meclis’in gücü kullanılabilir. Türkiye’de şu anda Meclis’in bir fonksiyonu kalmadı çünkü Meclis çoğunluğu iktidar tarafındadır. “Ana muhalefetin anayasaya ‘evet’ demesinin tartışılması daha mantıklı” Bir anayasa değişikliğinde DEM Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın ya da başka partilerin anayasaya “evet” demesini tartışmaktan ziyade, şu siyasi tabloda ana muhalefetin anayasaya “evet” demesinin tartışılması daha mantıklıdır. 400’ü bulabilirler mi? Belki de 600’ü bulabilirler. Şu anda anayasanın değişmesini istemeyen Meclis’te kaç kişi var acaba? Herkesin anayasayla bir şekilde problemi var. Herkes anayasayı bir şekilde eleştiriyor. Daha birkaç gün önce, o 39 milletvekilinin verildiği ve şu anda Meclis’te üç partinin birleşerek grup kurduğu siyasi partilerin genel başkanlarından biri, Anayasa’nın 66. ve 42. maddeleriyle ilgili “değişmesi lazım, kaldırılması lazım” gibi ifadeler kullandı. Bunu diyenler, anayasa değişikliği gündeme geldiğinde “hayır” mı diyecek? Hayır, “evet” diyecekler. “Bütünleşik muhalefet gerekli, bir şemsiye oluşum şart” Bütünleşik muhalefet gereklidir. Burada bir siyasi oluşumun şemsiye görevi görmesi ve bu şemsiyenin altına başka siyasi oluşumları toplaması gerekiyor. Muhalefet kanadında en son altılı masa denemesi oldu ancak muhtemelen samimiyetsiz bir birliktelik olduğu için hemen dağıldı. İnsan birlikte yürüdüğü kişiye değer verir. Cumhur İttifakı bu değeri veriyor. Kimse yanlış anlamasın, veriyor. İktidarı paylaşmak zordur, muhalefeti paylaşmak kolaydır. Buna rağmen iktidar paylaşılabilirken muhalefet paylaşılamıyor. Burada bir sorun vardır. Şemsiye görevi görmesi gereken kurumların bunu düşünmesi ve hesap etmesi gerekir. Aksi hâlde bugün ittiğiniz, ötelediğiniz toplum kesimleri yarın sizi görmezden gelir. Bu, insan doğasında vardır. Siz gerekli kuşatıcılığı, nezaketi ve birlikteliği göstermezseniz insanlar başka yerde bunu arar. Muhalefet bugüne kadar bu konuda üstüne düşeni yapmamıştır. Bu çok açıktır. “Emeklinin 20 bin TL talebi yok, geçinme talebi var” Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumunun, yani SGK’nin açılımı bence “Sosyal Güvensizlik Kurumu”na dönüşmelidir. Çünkü topluma güven vermiyorsunuz. Yandaş kanallara bakıyorum, “Emeklinin 20 bin TL talebi var.” deniyor. Emeklinin 20 bin TL diye bir talebi yok, geçinme talebi var. Hükûmet 18 bin 900 TL’yi 20 bin TL yapacaksa hiç yapmasın. Bu, dalga geçer gibi bir şeydir. Böyle emekli aylığı olmaz. Bu anlayış, “Vermek zorunda kalıyoruz, hadi verelim.” mantığıdır. Bu kabul edilemez. “Vergide adalet nerede?” Bu ülkenin geliri vergidir. Verginin yüzde 65’i dolaylı vergidir. Multimilyarder de bir gömlek alırken yüzde 20 KDV ödüyor, asgari ücretli de ödüyor. Ben 100 liramın 20 lirasını KDV’ye ödüyorum, yanımdaki vatandaş 100 trilyon lirasının 20 lirasını ödüyor. Nerede adalet? Ne vergide adalet var ne cezada adalet var. Dayısı olanın cezası yok, garibanın cezası var. Ceza hep aynı kesime kesiliyor. Bu ülke öyle bir noktaya geldi ki ne emekliye maaş ödeyebiliyor ne de doğru düzgün asgari ücret açıklayabiliyor. “Devlet, asgari ücretten prim almasın; o para işçiye ödensin” Bugün asgari ücretin neti 28 bin 75 liradır. Brütü ise 40 bin liraya yakındır. İşverene maliyeti 40 bin liranın üzerindedir. İktidara gelsem yarın şunu yaparım: Belirli bir gelir grubuna kadar sigorta primi almam. Böylece asgari ücretlinin eline geçen para otomatik olarak 40 bin liraya çıkar. 35 bin lira alanın cebine 45 bin lira, 40 bin lira alanın cebine 50 bin lira girer. İnsani yaşam baremine kadar insanlardan prim almamak bile büyük bir rahatlama sağlar. Ama mevcut anlayış, “Ben SGK primini alacağım, sen düşük maaşla yaşayacaksın.” diyor. Çünkü başka şansları yok, o parayı almak zorundalar.''

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor Haber

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Bağımsız Türkiye Partisi Ankara’da coşkulu bir kongreye imza attı. BTP’nin 9. Olağan Kongresi “İstikbal biziz, biz geleceğiz” sloganı ile Keçiören’deki Taha Akgül Spor Salonu’nda organize edildi. Sabah 10.00’dan itibaren salonda binlerce kişi yerini aldı. Salona sığmayan binlerce partili dışarıda BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ı karşıladı. İlk konuşmasını onlara hitaben yapan BTP lideri “Dışarıda kaldınız, soğukta kaldınız. Çok büyük salonlar istediğimiz halde bize tahsis etmediler. Defalarca başvurduk, bize “yok” dediler, bu tablo sizin eseriniz, izleyin görün. Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor” dedi. Halk oyunlarının sergilendiği, tarihi marşların okunduğu salonda sinevizyon gösterimi de yapıldı. 1340 delegenin oy kullandığı kongreye tek aday olarak katılan Hüseyin Baş’ın konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle: “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz.” Atamızın bu emrine, Atamızın bu çağrısına biz de kulak verdik ve dedik ki: İstikbal biziz, biz geleceğiz.” “Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler Sayın Yavaş’a çorba soruşturması açıyor” Türkiye son bir buçuk yıldır gerçekten enteresan bir sürecin içerisinden geçiyor. Arkadaşlarımız az önce şu anda tutuklu bulunan Sayın Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okudular. Bugün Ankara’dayız. Sayın Yavaş belki bugün aramızda olacaktı, kendisine davette bulunduk. Ama malum, O’nun da üzerinden bir “çorba soruşturması” geçiyor. Dedim ki: Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler tutup belediye başkanına “niye millete çorba dağıtıyorsun” diye hesap soruyorlar, işe bak. “Demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir” Türkiye’de gazeteci içeride, siyasetçi içeride, iş insanları içeride. Türkiye’de itiraz eden, konuşan veya Türkiye’ye bir şeyler söylemek isteyen herkes içeride. Ondan sonra ne diyorlar: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir.” Yahu Türkiye bir hukuk devleti olsa, yılda 50 kere bunu söylemek zorunda kalmazsınız herhalde. Biz onu anlardık, yaşardık. Kusura bakmayın ama demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir. Demokrasi muhalefet edenin hakkının yok sayıldığı sistem değildir. Demokrasi, devletin bekası diye diye, milletin zekası ile dalga geçme değildir. “Biz yüzde 51 oy aldık, bizim her dediğimiz doğru, sizin de söylediklerinizin hiçbir önemi yok.” Ya şimdi siz bu kalabalığı nasıl görmezden geleceksiniz? Sizin bizim sesimizi duymanız için daha ne yapmamız lazım? Şikayetimiz var, hukuktan şikayetimiz var, adaletten şikayetimiz var, eğitimden şikayetimiz var, ekonomiden şikayetimiz var, bizim geleceğimizden endişemiz var. Bunu duymanız için ne yapmamız lazım? “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” Tuttular Türkiye terörsüz olacak, terörsüz Türkiye. Yani bütün bunlardan anlaşılan şu: Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş, benim anladığım bu. Türkiye’nin terörsüz olması için hukuksuz olması gerekiyormuş. İş buna döndü. “En muhafazakar iktidar Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çok tartışmalara konu oluyor. Dedi ki: “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını gönülden arzu ederim.” Yani Türkiye’nin en muhafazakar iktidarının kendi söylemlerince en muhafazakar bakanı döndü dolaştı, Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor. Yani bunlar epey zaman dindar nesil yetiştireceğiz dediler, o dindarların Hırıstiyanlık dindarı olduğu hiç aklıma gelmezdi. “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Özel bir firma altın madeni bulmuş. Mübarek, memleketin her yerinden altın fışkırıyor, vatandaş meteliğe kurşun sıkıyor. Dolayısıyla ülkemizin ekonomide de çözümü var. Bakın ben dışarıdan bu ülkeyi tanımayan biri olarak baksam derim ki, burayla çalışılmaz, çünkü burası yokuş aşağı gidiyor. Ama vallahi billahi bu ülke o kadar güçlü bir ülke ki, bu ülke o kadar zengin bir ülke ki, bu ülkenin bütün meselelerini çözmemiz şu kadronun bir yılını almaz. Vallahi çözeriz, billahi çözeriz. O yüzden Türkiye’nin ihtiyacı olan şey Milli Ekonomi Modeli’dir. Biz BTP olarak Milli Ekonomi Modeli’ni hayata geçireceğiz. “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” Milli Ekonomi Modeli konuşulmaya başlandı. Ne deniliyor: “Vatandaşlık maaşı.” Bütün dünyada söyleniyor. Bunu benim babam ilk söylediğinde güya dikkate almadılar. İlk defa 2004 yılında çıktı, “bütün vatandaşlarıma vatandaşlık maaşı vereceğim” dedi. “Öyle şey mi olur” dediler. Şimdi bütün dünya neyi konuşuyor, “basic income, evrensel temel gelir.” “Atatürk’ün yolunda güçlü bir ülke inşa etmek için yola çıkıyoruz” Ülkemizin güçlü olmasını istiyoruz. Güçlü Türkiye diyorsanız, o güçlü Türkiye, Türk Milleti’nin güçlü olmasından geçer. Millet fakru zaruret içerisindeyken devlet güçlü olamaz. İstediğiniz kadar anlatın. Pasaportun sağda solda geçmiyorsa, cebinde paran yoksa, sözün dinlenmiyorsa sen güçlü devlet olamazsın. Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye’yi Atatürk’ün yolunda tekrar güçlü inşa etmek için, güçlü bir Türkiye inşa etmek için bugün Ankara’dan yola çıkmıştır. Hayırlı uğurlu olsun.

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Haber

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 9. Olağan Büyük Kongresini yapmaya hazırlanıyor. Kongre, 7 Aralık 2025 Pazar günü Ankara Keçiören'deki Taha Akgül Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. 1340 delegenin oy kullanacağı kongre, saat 11.00'de başlayacak. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kongrede tek aday olarak yer alacak. Hüseyin Baş, konuşmasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Kongre öncesi açıklama yapan BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, "Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz' sloganını kullanacaklarını ifade ederek herkesi kongreye davet etti. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: "7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda 9. Olağan Büyük Kongremizi yapacağız. 81 ilden 1340 delege, on binlerce insanımızın katılımıyla bu kongreyi gerçekleştiriyoruz. Milletimizin en büyük derdi ekonomi. Bunun farkındayız. Özellikle ekonomide partilerin liberal politikaları daha iyi uygulama iddiasıyla birbirleriyle yarıştığı dönemde, ekonomiye bambaşka bir pencereden bakan kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli’ni programına alan bir siyasi parti olarak 'Ekonomiyi biz çözeriz' diyerek milletimizi kongremize davet ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Ey yükselen nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz.' sözünün muhatabı olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz!' sloganıyla insanımızı kongreye davet ediyoruz. Tüm halkımızı 7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda buluşmaya davet ediyoruz."

BTP'den Konya'da Geleceği Savunmak programı Haber

BTP'den Konya'da Geleceği Savunmak programı

BTP'den Konya'da Geleceği Savunmak programı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Konya’da “Geleceği Savunmak” programı düzenledi. Türkiye genelinde yapılan ve uyuşturucu, sanal kumar, çeteleşme ve ahlaki yozlaşmaya karşı uzman isimlerin bilgiler verdiği programların konya ayağı BTP Konya İl Başkanı Hasan Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başladı. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın talimatı ile gençliği ve tüm toplumu tehdit eden bağımlılıklara karşı mücadele başlattıklarını ifade eden Öztürk kumarın yasal bahis adı altında meşru hale getirildiğini söyledi. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programda Nöroloji Uzmanı Doktor İbrahim Mumcuoğlu madde kullanan çocukların davranış özellikleri hakkında bilgi verirken Yeşilay Danışmanlık Merkezi Psikoloğu Rümeysa Şen Özdemir ise “Bir kereden bir şey olmaz” anlayışındaki tuzağa dikkat çekti. Programının kapanış konuşmasını Dr. Nuri Kaplan yaptı. Kaplan, "Bu gemiyi sağlamca varacağı yere vardırmak, kıyamete kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Atatürk'ün kurmuş olduğu cumhuriyeti bizim ayakta tutmamız, yaşamamız ve yaşatmamız lazım" dedi. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın 'Bir kişiye, bir topluma kötülük yapmak istiyorsan bunu kumara alıştıracaksın' dediğini ifade eden Kaplan şöyle devam etti, "Burada her birimize vazife düşüyor. Biz bu konuyu Türkiye gündemine taşıdıktan sonra birçok devlet kurumu bu işe el attı. Bu konu Cumhurbaşkanlığı nezdinde Türkiye'nin gündemine getirildi ama çok daha çok daha fazlaların yapılması lazım. Bir farkındalık oluşması, Türkiye'de toplumun kurtarılması ve beka sorunu olmaktan bu meseleyi çıkarmak hayati derecede önemli." BTP’nin Konya’daki Geleceği Savunmak programı konuşmacılara plaket takdimiyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.