Ankara

#Hüseyin Baş

OrtamHaber - Hüseyin Baş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Hüseyin Baş haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz Haber

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz Mansur Yavaş: Ayrılıkta azap var' derler. Muhalefet olarak yan yana gelmek mecburiyetindeyiz Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Ankara'da iftar programına katıldı. BTP Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftara Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda partinin üye yapma kampanyasında dereceye girenlere plaketleri verildi. İftarda bir konuşma yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş muhalefete yönelik yargı süreçlerine dikkat çekti. "Bunun adı hukuk falan değil" Soruşturma süreçlerinin gizliliğine vurgu yapan Yavaş, “Hazırlık soruşturması gizli olduğu halde kişinin kendi avukatının haberi olmadan çarşaf çarşaf her yerde ifadeler yayınlanmaya başlıyor. WhatsApp gruplarında paylaşılıyor, itibarsızlaştırmak için uğraşılıyor. Kendini savunmak isteyenlerin konuşması da mümkün değil. Zaten savunabilecekleri televizyon kalmadı” dedi. BTP lideri Hüseyin Baş hakkında başlatılan ve beraatla sonuçlanan sürece de dikkat çeken Mansur Yavaş muhalefete yönelik yargı süreçlerine dikkat çekti. "Cenab-ı Allah beş parmağın beşini farklı yaratmış. Demek ki Cenab-ı Allah insanları farklı yarattığına göre bunun bir hikmeti var" diyen Mansur Yavaş, "Ama siz istiyorsunuz ki hep aynı şeyi düşünelim. Bize itiraz etmeyin. Biz ne edersek bizi haklı görün. Hiçbir şeyi eleştirmeyin. Eleştirince ne oluyor? İşte görevi eleştirmek olan, daha güzel bir Türkiye için çalışan Bağımsız Türkiye Partisi’nin sayın genel başkanını götürüyorsunuz, imza karşılığı sözünü kesmeye çalışıyorsunuz. Bunun adı hukuk falan değil. Peki hukuk olmayınca ne oluyor? İşte ekonomi bu hâle geliyor" dedi. "Prof. Dr. Haydar Baş bugünleri anlatmış" Konuşmasında Orta Doğu'daki duruma da dikkat çeken Mansur Yavaş, BTP'nin kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın uyarılarına dikkat çekti ve şunları söyledi; "Sayın Genel Başkanım, ben televizyonlarda izledim. Muhterem rahmetli babanızın Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili yaptığı konuşmaları… O günleri öngörmüş, bugünleri anlatmış ve maalesef aynen yaşıyoruz. Dikkate alınmadı, kimse dinlemedi. Libya’dan, Cezayir’den başladı; Irak, Suriye, İran… Şimdi de Gazze’de binlerce insanı adeta imha eden, katliam yapan İsrailliler “Sıra Türkiye’de.” deme cesaretini kendilerinde buluyorlar. Ben de diyorum ki; evet, kim ne kadar harita çizerse çizsin, proje yaparsa yapsın görmedikleri bir şey var: Türk milletinin feraseti. Farklı farklı düşünsek de biz böyle tehlikeli pozisyonlarda mutlaka Türk milleti olarak toplumca yan yana geliriz ve direnmesini biliriz. İstiklal Harbi bunun en büyük örneğidir. Buradan ders almalılar. Her ne kadar 100 yıl geçse de o ruh hepimizin içerisinde. Dün biz şehit aileleriyle birlikteydik. Türkiye’de şu anda milyonlarca aile var. Allah korusun, böyle bir tehlike olduğu zaman “Vatan sana canım feda.” diyebilecek binlerce aile var. Allah onları eksik etmesin." "Muhalefet olarak yan yana gelmek mecburiyetindeyiz" Muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini de ifade eden Mansur Yavaş sözlerini şöyle tamamladı; "Sayın Genel Başkanım şunu söyleyeceğim; 'Ayrılıkta azap var' derler. Evet, ayrılıkta azap var. Bizler artık bu saatten sonra, özellikle muhalefetin ülkedeki kötüye gidişi görüp yan yana gelmemesinin hiçbir mazereti yok. Hani meşhur bir deyim vardır: “Armudun sapı, üzümün çöpü.” değil. Yan yana gelmek mecburiyetindeyiz. Yoksa biz bugünlerimize mum yakar hâle geliriz. Onun için inşallah hep beraber bir olalım, diri olalım, iri olalım. Cenab-ı Allah’tan Ramazan Bayramı’mızın mübarek olmasını diliyor, hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum. Allah’a emanet olun." "Türkiye sustuğunda korkun" BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da iftar programında konuştu. Hüseyin Baş konuşmasında şu değerlendirmeleri yaptı; "Sayın Başkanımın bahsettiği gibi bizler bir hukuki soruşturma geçirdik. Bir sosyal medya taarruzu ve jet hızıyla gecenin saat 2’sinde bir soruşturma… Hemen takip eden günlerde bir gençlik örgütü başkanı bir siyasi parti genel başkanına ekranlar önünde açık açık hakaret edip tehdit etmişti ve hiçbir soruşturma açılmamıştı. Gece 2’de bizim için ayakta olan irade, öğlen vakti herhâlde gözlerini kapatıp uyuyor. Kimseyi duymuyor! Velhasıl şunu söylemek istiyorum; Bir soruşturma başladı. 11 ay boyunca bana adli kontrol uygulandı. Bir siyasi parti lideri olarak burada bulunuyorum. Bir siyasi partiyi temsil ediyorum. Bir fikri temsil etmeye çalışıyoruz. O dönem dedim ki bizi yönetenlere: “Bizim konuşmamızdan korkmayın, bizim susmamızdan korkun. Eğer ülke elden gidiyor diye veya iktidarınıza zeval geliyor diye korkacaksanız, Türkiye sustuğunda korkun.” Ve 11 aylık sürecin sonunda biz yargılandık. Mahkemeye çıktık ve ne oldu? Ben beraat ettim. Mahkeme dedi ki: “Ortada suç yok.” Peki 11 ay boyunca bize uyguladıklarınız ne olacak? Şimdi aynısı belediye yargılamalarında görülüyor. Yarın, eğer hukuktan birazcık kaldıysa herkes beraat edecek. "Demokratik haklarımızı sonuna kadar savunacağız" Şu anda bunları yaşamamızın sebebi, önümüzdeki ilk seçimi AK Parti’nin kaybedecek olmasıdır. Bunu kaybedeceğini gören siyasi irade başka yollarla iktidarını devam ettirmeye çalışıyor. Ama istedikleri kadar devam ettirmeye çalışsınlar. Bu ülke demokratik bir hukuk devletidir ve bu ülkede milletin dediği olur. Dolayısıyla millet olarak bize bir iş düşüyor: Demokratik haklarımızı sonuna kadar savunmak. "Amerika’nın kayığına binen elbet batar" Ortadoğu’da bir vahşet var. Gazze’de çocuklar ölüyor. Bugün İran’da kız çocukları öldürüldü. Amerika “Ben dünyanın jandarmasıyım” diye çıktığı yolda aslında İsrail’in polisliğini yapıyor. Arap dünyası da diyor ki: “3,5 trilyon dolar sana para ödedim. Sen beni korumuyorsun. Benden aldığın parayla gidip İsrail’i koruyorsun.” Şu anda Arapların Amerikan üsleri, Körfez ülkelerinin üsleri bombalanıyor ve Amerika o Arapları korumuyor. Bütün dünyanın şunu görmesi lazım: Amerika’nın kayığına binen elbet batar. Peki Amerika o kayığı nasıl batırıyor? Şöyle batırıyor arkadaşlar: Ortadoğu’da bir kavgayı körükleyerek batırıyor o kayıkları. Nedir o kavga? Mezhep kavgası. Şii-Sünni kavgası. Bugün İran’la bizim aramıza da çekilmek istenen, Türkiye’de de Mossada iş yapan, İngilizlere uşaklık yapan, ortak özelliği Atatürk düşmanlığı olan bazı tipler, bizi “Yok onlar Şii, biz Sünniyiz” diye yine kavga ettirmeye çalışıyorlar. Bu tam bir Amerikan emperyalizmi oyunudur. Bu oyuna asla gelmeyeceğiz. Ne dedim? Amerika’nın kayığına binen batar. Kim kurtulur? Haydar Hoca vaktinde dedi: “Ehlibeyt’in gemisine binen, Nuh’un gemisine binmiş gibi olur; kurtulur.” Bugün Amerika dünyaya mafya gibi davranıyor. “Seni koruyacağım.” diyor. Kimden koruyor? Kendisinden koruyor. "Netanyahu'nun ölümü doğrulanırsa bir koyun adağım olsun" Bir uyanışa ihtiyacımız var. 1915’te Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de yenilmez denen emperyal…

 “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var” Haber

 “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var”

- “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var” - “En kanlı cümle mezhep kavgası” - BTP lideri Hüseyin Baş, “Türkiye'de İran savaşına ilişkin alttan alta bazı propagandalar yürüyor. Maksatları insanları bölmek, parçalamak, insanları bir şekilde farklı kayıklara bindirip o kayıkları birbiriyle kavga ettirmek. Ortadoğu'nun en kanlı cümlesi mezhep kavgası” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş partisinin Bursa İl Teşkilatınca düzenlenen iftar programına katıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programa İYİ Parti Bursa Milletvekilleri Hasan Toktaş ve Selçuk Türkoğlu’nun yanı sıra Zafer Partisi ve Demokratik Sol Parti’den de katılım oldu. Programda konuşan Hüseyin Baş Türkiye ve Ortadoğu gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. BTP lideri şunları söyledi; “Bugün soframızda Cumhuriyet Halk Partisi var, İyi Parti var, Zafer Partisi var, Demokratik Sol Parti var, Bağımsız Türkiye Partisi var. Bugün soframızda Türkiye'nin bütün siyaseti var. Türkiye'nin kardeşliği var, birliği var, beraberliği var. Türkiye'nin ihtiyacı olan da aslında birlik ve beraberlik. Bunu söylediğimiz zaman bir seçim ittifakı konuşuluyor. Mesele bunun ötesinde arkadaşlar. Türkiye'de siyasetçiler yani bizler ne yaparsak yapalım milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var. Birbirini seven, birbirini anlayan, anlayışla karşılayan, kendi iyiliği için değil de toplumun iyiliği için yaşamak isteyen, hayatını sürdüren insanlar olmaya ihtiyacımız var. Dolayısıyla Türkiye'nin bereketli sofralara, güzel muhabbetlere ve kardeşliklere ihtiyacı var. İnşallah ülkemizde bunu inşa edebilmek adına biz de bu duvarın bir taşı olmayı beceririz, başarırız. O günleri görmeyi, yaşamayı Allah hepimize nasip etsin. “Amerika, Ortadoğu'da senin ne işin var?” Bölgemize baktığımızda şu anda komşu ülke İran, kardeş halkımız, İran halkı her gece ağır bombardıman saldırılarına maruz bırakılıyor. Malumunuz devletin lideri konutu bombalanmak suretiyle öldürüldü, şehit edildi. Elbette ki bugün İran'ın da ona saldıran güçlere karşı ciddi bir mukavemeti var. Bunu gözlemliyoruz. Ama iş öyle bir yere geldik ki şunu demiyoruz: Sen nasıl gidip egemen bir toprağa, onun liderine bir saldırı yapabilirsin? Ey Amerika, Ortadoğu'da senin ne işin var? Senin bizim topraklarımızda ne işin var? Bu ülke topraklarında, bu Ortadoğu bölgesindeki ülkelerin topraklarında ne işin var demiyoruz da yani orayı geçtik, orayı kabullendik. Artık yıllar içerisinde şunu söylüyoruz: İran çok ciddi mukavemet gösteriyor. Bununla mutlu oluyoruz. Evet hepimiz mutlu oluyoruz. O İsrail'e de bir tepki verebildiği zaman diyoruz ki evet bir Müslüman ülkede, bizim bölgemizde bir ülke de Amerika'yla İsrail'le savaşabiliyor. Bu duyguyu yaşıyoruz yani standartlarımız çok düştü. “Ortadoğu'nun en kanlı cümlesi mezhep kavgası” Şimdi baktığınız zaman Ortadoğu'nun bu hale gelmesinin temelinde yatan büyük problemi iyi anlamamız lazım. Libya'da ne oldu? Suriye'de ne oldu? Irak'ta ne oldu ve bugün İran'da ne yapılmak isteniyor? Türkiye'de de İran savaşına ilişkin alttan alta bazı propagandalar yürüyor. Maksatları nedir diye baktığınızda yine aynı şeyi görürsünüz: Tefrik etmek, insanları bölmek, parçalamak, insanları bir şekilde farklı kayıklara bindirip o kayıkları birbiriyle kavga ettirmek. Nedir? Ortadoğu'nun on yıllardır süre gelen en kanlı cümlesi mezhep kavgası. Bunun üzerinden milyonları evsiz bıraktılar. Bu kavga üzerinden milyonların canından olmasına sebep oldular. Şimdi girerken söylediğim ‘bu kardeşliğin daim olmasına ihtiyacımız var’ dememin sebebi işte bu mesele. Bizi de yıllardır bölmek istiyorlar. Sağcı solcu diye toplumumuzu bölmeye çalıştılar. Kürt Türk diye bölmeye çalıştılar. Alevi Sünni diye bölmeye çalıştılar. Bu ülkede ne kadar fay hattı varsa bakarsınız emperyalizm o fay hatlarını her zaman derinleştirmek ve harekete geçirmek istemiştir. “Bizim davamız Türk milletinin kardeşliği davasıdır” Bize düşen, Türk siyasetine düşen ve Türk milletine düşen; bu fay hatlarının dibine gömülmek değil, bunlardan kurtulup kardeşliği ve birliği tesis etmektir. Bağımsız Türkiye Partisi kurulduğu günden bugüne yaptığı çalışmanı, vaaz ettiği fikrin temeline indiğinizde de bunu görürsünüz. Bizim davamız vardır. Ne bu dava? Bu dava Türk milletinin kardeşliği davasıdır. Bu milletin bir ve beraber olma davasıdır. Eğer bu davaya hizmet eder, bu kardeşliği tesis edebilirsek işte o zaman Atatürk'ün kurduğu bu ülke nasıl yüz yıldan beri sapasağlam ayakta bugüne kadar gelebildiyse bundan sonra da kıyamet sabahına kadar dimdik ayakta gidebilir. “Atatürk bu milleti kardeş yaptı” Atatürk de elinde sihirli değnek olan bir insan değildi. O da bizler gibi bir insandı. Ama çok önemli bir şeyi başardı. Onun o fikri, düşüncesi, idealleri bir kenara; Atatürk bu milleti kardeş yaptı. Atatürk bu milletin her bölgesinden insanı aldı, kardeş yaptı. Hepsini Ankara'ya topladı, bir Meclis’in içine soktu. “Kavga edecekseniz de bu Meclis’te kavga edeceksiniz” dedi. “Başka bir yerde kavga etmek yok” dedi. Atatürk'ün başardığı en temel mesele buydu. Ve inanır mısınız, 1980'li yıllara kadar bu kardeşlikten hiçbir şey eksilmedi. O kardeşlik Türkiye'yi kimsenin burnu kanamadan o günlere kadar getirdi. “Güneydoğu'da terörün sebeplerinden birisi Türkiye'nin kendi kaynaklarına ulaşmasını engellemektir” 80'lerden sonra bir anda bir PKK terörü ortaya çıktı. Kimin organizasyonu, kimin tezgahıydı diye baktığınızda işte aynı iradeyi görüyorsunuz. Emperyalist, Türkiye'yi bölmek, parçalamak isteyen, sömürgeleştirmek isteyen iradenin tezgahı. Öyle bir bölgede terör oluyor ki yıllardır bizim “burada petrol, doğalgaz vardır” dediğimiz bölgede 40 yıldır süre gelen bir terör var. Şimdi hükümet yetkilileri çıkıp diyor ya “Gabar'da petrol bulduk.” Haydar Hoca 20 sene önce söylüyordu: “Güneydoğu'nun her yeri petrol. Evladım gidin çıkarın, bu milletin faydasına işletin” diye. O zamanlarda aynı hükümetin yetkilileri bizim ne yazık ki yeraltı kaynaklarımız yok diyordu. Şimdi nasıl İran'da, Irak'ta, Suriye'de petrol var diye de bu savaşlar oluyorsa Güneydoğu'da da terörün olma sebeplerinden birisi Türkiye'nin kendi kaynaklarına ulaşmasını engellemektir. Dolayısıyla Atatürk'ün başardığı işi bizim devam ettirmemiz lazım. Eğer onun yolundan gidiyorsak bu milletin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini muhafaza etmemiz gerekiyor. “Bağımsız Türkiye Partisi teşkilatları bulunduğu her yerde kardeşliğin simgesi” O yüzden sizler Bağımsız Türkiye Partisi'nin teşkilatları bulunduğunuz her yerde kardeşliğin simgesi olacaksınız. Birliğin sembolü olacaksınız. Kavgayı körükleyen değil, bitiren olacaksınız. Kavgayı ortadan kaldıran insanlar olacaksınız. Bunu yaparsanız vatanınız için üzerinize düşeni yapmış olursunuz. Eğer bunu yapmaz da “aman canım bana ne” derseniz veya o kavgaları körüklerseniz yarın çoluğa çocuğa bırakacak bir vatanımız kalmayabilir. Allah muhafaza. O yüzden bizler BTP'liler olarak ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın da çizdiği rota itibariyle bu milletin kardeşliğini tesis için son gücümüzle, tüm gayretimizle çalışacağız diyorum.”

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir”  BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu Haber

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir” BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir” BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi tarafından İstanbul’da verilen iftar yemeğine katıldı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ev sahipliği yaptığı iftara Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz de katıldı. 3 Genel Başkan salona alkışlar eşliğinde birlikte giriş yaptı. İftar sonrası liderler iftar davetlilerine seslendi. “Davası vatan olanın davası tektir” Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, “Vatan sevgisi olanın, davası vatan olanın davası tektir. Değerli dostlarım, bugün burada siyasi partiler var. Bağımsız Türkiye Partisi, Zafer Partisi ve Adalet Partisi. Bizler aynı davanın insanlarıyız. Bu iftar bu manada çok önemlidir. Bu iftar programı bizler için tıpkı Azerbaycan ve Türkiye gibi ayrı devlet olsak da tek millet olduğumuzu göstermektedir” dedi. “Türkiye’nin ve dünyanın en büyük sorunu adaletsizlik” Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş da yaptığı konuşmada “Ülkemizin en büyük, en temel sorunu; dünyamızın en büyük sorunu adaletsizliktir” dedi. BTP lideri, “Adaletsizlik dört bir yanımızı sarmış vaziyette. Bunu nasıl yaşıyoruz? Aslında cezaevlerinde, adliye koridorlarında, basında ve hayatımızın her alanında adaletsizliği yaşıyoruz. Bütün dünya servetlerinin yüzde 90’ı dünya nüfusunun yüzde 10’unun elinde birikmiş vaziyette. Aslında ekonomik olarak da hem dünya hem Türkiye büyük bir adaletsizliğin pençesindeyiz ve bu adaletsizliği değiştirmediğimiz sürece dünyada huzur bulmamız asla mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı. “Köklü ekonomik değişimi sağlayabileceğimiz tek yol Milli Ekonomi Modeli” “Bizlerin ekonomiye dair küçük ve basit çözümlerden öte köklü değişimleri yapmamızın zamanı ve vakti gelmiştir” diyen Hüseyin Baş şöyle devam etti; “Türkiye’nin önündeki çıkış yolu… Geçen ay bizler Viyana’daydık. Avusturya’nın başkenti Viyana’da 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni gerçekleştirdik. Bu kongreye dünyanın 21 farklı ülkesinden 50’den fazla akademisyenin katıldı. Alanında uzman ekonomistler şunu söylediler: Sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın Milli Ekonomi Modeli’ne ihtiyacı var. Dolayısıyla bizim köklü değişikliklere ihtiyacımız var. Merhum genel başkanımız, ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli’nin Türkiye’de uygulanması için bizler yola düştük. Bu köklü ekonomik değişimi sağlayabileceğimiz tek tez, tek yol, tek yöntem Milli Ekonomi Modeli’ni iktidar etmektir.” “Kendi geleceğimizi inşa etmenin vakti gelmiştir” Hüseyin Baş konuşmasını şu ifadelerle noktaladı, “Bizler Türk gençliği olarak artık her zaman, her yerde şunu söylüyoruz: Kendi geleceğimizi inşa etmenin vakti gelmiştir. İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir. Hep birlikte Türk gençliği olarak inisiyatifi ele alarak kendi geleceğimizi oluşturalım diyorum.” “Halkımız açlıkla mücadele ediyor” İftar programında son konuşmayı ev sahibi olan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ yaptı. Özdağ, “Bu başkanlık rejimi yüzünden sadece bir ay değil, halkımızın büyük bir bölümü 12 ay oruç tutmak zorunda kalıyor. Halk açlıkla mücadele ediyor. İnsanlar pazarlardan evlerine torbalarını dolduramadan geri dönmek zorunda kalıyorlar ve adaletsizlik, fakirlik her geçen gün biraz daha artıyor” dedi. Konuşmaların ardından 3 genel başkan sahneye çıkarak birlikte iftara katılanları selamladı.

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " Haber

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? "

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " BTP lideri Hüseyin Baş Mehmet Şimşek'e sordu; "Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Emekli aylığı artışlarında kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi?" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı. BTP lideri, "Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu." dedi. Hüseyin Baş'ın paylaşımı şöyle; "Resmi işsiz sayısı 2 milyon 819 bin kişi. 6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda. Şanslı olup da iş bulanlar açlık sınırının altında maaş alıyor. Emeklilerin durumunu zaten izaha gerek yok, onlar 20 bin lirayla zor günler yaşıyor. "Savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık" Bitmek bilmeyen zamlar, enflasyon... Hayat pahalı, geçim çok zor ve bu durum yıllardır böyle. Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu. Özelleştirmeler, madenlerin satışı, devlet garantili projeler, maliyetinin kat kat fazlasına yapılan projeler vs... 'Tüccar devlet' diye, 'babalar gibi satarız' diye çıkılan yolda geldiğimiz yer, savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık. "Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede?" Manzara bu iken iktidar pembe tablo çiziyor. ➡️Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dâhil olduğumuzu öngörüyoruz" dedi. Sayın Şimşek'e sormak lazım; madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik ➡️AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Bütçe dengeleri açısından OVP kapsamında emekli aylığı artışlarında da kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi? Büyüyoruz, kasa para dolu ama emekliye bayram ikramiyesine zam yapacak durumumuz yok, öyle mi? "Para faiz lobine, yandaşa..." Yetkililerin açıklamalarından çıkan sonuç şu; evet para var ama emekliye yok, asgari ücretliye yok, memura yok. Para faiz lobine, yandaşa... Türkiye'nin millete ait olanı millete verecek iktidara ihtiyacı var. O iktidar da Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir."

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? Haber

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı?

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? -Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız -Özelleştirmelere karşı olan tek partiyiz -Alamadıkları belediyeleri özelleştirme kararı alabilirler -Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! -MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? -Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır -Kürt sorunu nedir? -BTP Lideri Hüseyin Baş, sıcak gündemi değerlendirdi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meltem TV’de yayınlanan Özel Gündem programına konuk oldu. BTP lideri, programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte Hüseyin Baş’ın açıklamalarından satır başları: “Çukurova’nın göbeğine neden havalimanı yapıldı?” "Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine havalimanı yapıldı. Tarımı desteklemek gerekirken, oradaki üretimin maliyetini düşünmek gerekirken… Milletimiz hiç esnafta, üreticide, çiftçide suç aramasın. Çukurova’nın göbeğine tarım yapılacağına havalimanı yapılıyorsa, ürünün fiyatının niye yüksek olduğunun cevabı oradadır. Sanki başka yer yokmuş gibi ve ihtiyaç varmış gibi… Niye Çukurova’nın göbeğine yapılıyor? Orada kaç bin hektar alan tarım yapılamayacak hâle geldi. Bir de havalimanı bir yere konumlandığı zaman ne olacak? Etrafında rant oluşacak, şehirleşme olacak; konut, otel, dükkân olacak; ticaret olacak, betonlaşma olacak. Koca Çukurova’nın tarımı bitiyor. Biz diyoruz ki ürün niye pahalı? Niye pahalı? Bundan pahalı. Başka sebep aramaya gerek yok. “Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız” ABD’nin başına Trump geçiyor. Adam, Boeing uçağı satmak için ülke ülke geziyor, değil mi? Sonuçta ülkesine bir finansman oluşturmaya çalışıyor. Bizde kimsenin böyle bir derdi yok. Biz kimseye ürettiğimiz bir şeyi satmaya çalışmıyoruz. Biz ya köprü satacağız ya fabrika satacağız ya da toprak satacağız. Üretin, onu satın! Niye üretilen fabrikayı satıyorsunuz? Hiç siz Donald Trump’ın Boeing fabrikasını satmaya çalıştığını gördünüz mü? Bizim sattığımız SEKA, bizim sattığımız TEKEL! Sizin yapmanız gereken, iktidar olarak SEKA’da üretilen kâğıdı satmaktı, TEKEL’de üretilen tütünü satmaktı. Ama siz ne yaptınız? Atatürk döneminde yapılan fabrikaları sattınız. Bu fabrikaların hiçbirini de kendileri yapmadı. Bunlar Atatürk döneminde yapıldı; Cumhuriyet’in kazanımı! “Özelleştirmelere karşı tek partiyiz” Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi haricinde sistematik olarak özelleştirmelere bu şekilde karşı olan hiçbir siyasi organizasyon yok. Herkes bir şekilde bir şeyin özelleştirilmesine karşı ya da bir şeyin ucuza verilmesine karşı; yani pahalıya verilince iş çözülüyormuş gibi bir mantık türetildi ülkede. Mesela gidiyorlar, kömür santralini satıyorlar. İtiraz ediyor muhalefet. Niye? Ucuza satılıyor diye. Enerji üreten bir firma, bir fabrika pahalıya satılsa ne yazar? Bu enerji çok stratejik bir şey. Bu satılamaz. Bunun pahası olmaz. Bunun değeri biçilmez. Dolayısıyla Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi dışında bunu çözebilecek de hiçbir irade yoktur. Biz, stratejik olan hiçbir üretimin, hiçbir sektörün yabancının eline geçmemesi hususunda kararlıyız. Biz, devletin de piyasada para kazanabilen, vatandaşı lehine para kazanabilen, sektörlerde var olabilen bir oyuncu olması gerektiği şeklinde ekonomiye bakış açısı olan tek siyasi partiyiz. Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! Ben emekli vatandaşlarımızdan, abilerimizden, büyüklerimizden şunu istirham ediyorum; Yarın size gözünüzü boyamak için yapılacak olan zamlar sizi kandırmasın. Çünkü seçime giderken belki size zamlar yapılarak, ekstra harcırahlar verilerek, bir iki maaş ikramiye ödenerek sizin gönlünüz alınmaya çalışılacak. Buna kanmayın. Bu, sizin seçimde oyunuzu almak için yapılacak. Oyunuzu aldıktan sonra hiç kimse sizin gönlünüzü umursamayacak. Sizi yine bir kenara buruşturup atacaklar. Çünkü bu iktidarın istikrarını düşündüğü kesim, o sermaye kesimi. Emeklinin istikrarı diye bir derdi yok, işçinin istikrarı diye bir derdi yok, asgari ücretlinin istikrarı diye bir derdi yok. Böyle bir derdi olsaydı bu piyasayı bu hâle getirirler miydi? Getirmezlerdi. Kur korumalı mevduat işçi için mi yapıldı? Emekli için mi yapıldı? Kim için yapıldı? Yine sermaye sahibi için yapıldı. Faiz düşürüldü. Kim için? Sermaye sahibi için. Faiz yükseltildi. Kim için? Sermaye sahibi için. “MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor?” Bakın, Türkiye’de para olmadığı için insanlar açlık ve yoksullukla mücadele etmiyor. Bugün hükûmet yetkilileri çıkıp gerine gerine, “Gayrisafi millî hasılamız yani millî gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı.” diyor. Millî gelir 1,5 trilyon doları aştıysa bu adam niye aç? Yine “Merkez Bankası rezervleri tarihî rekor düzeyde, 300 milyar doları geçti.” diyorlar. O kadar para var da bu adam niye aç? Merkez Bankası’nın rezervlerinde 300 milyar dolardan fazla para varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? O rezerv milletin değil mi? Bu millete ait bir gelirse bu adam niye aç geziyor? Bunu biri izah etsin. Bunun izahı yok. Neden? Çünkü adalet yok. Gelirde adalet yok, sokakta adalet yok, okulda adalet yok, üniversitede adalet yok, adliyede adalet yok. Hiçbir yerde adalet olmayınca işte birileri aç geziyor, birileri inanılmaz zenginlik içinde yaşıyor. “Bu iş belediyelerin satışına kadar gider” Belediyelerin, savunma firmalarının özelleştirilmesine, satılmasına kadar gider bu iş. Hele ki belediyeler kaybedildikçe “Ya bu belediyecilik mantığı yanlış, belediyeleri özelleştirelim.” derler mi? Derler. Çünkü yapabilecekleri başka hiçbir şey yok. O sermaye grubunun rantı ve istikrarının sağlanması için onların önündeki bütün engelleyici faktörler temizlenmeli ve onların hem psikolojik hem mali hem de medyatik desteği iktidarın arkasında kalmalı ki bu iktidar, iktidarını sürdürebilsin. “Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır” Niye Meclis’te komisyon kuruldu sorusunu ben çok sordum. Meclis’in söylediği her şeyin önemsiz olduğu bir son 10 yılda ne oldu da bu kadar kritik bir meselede Meclis’in ne dediği önem arz etmeye başladı? Bunun cevabı şuydu: Hükûmet bir şey yapmak istiyor. Buna milleti ortak etmek istiyor. Komisyon bu yüzden kuruldu. Bu komisyonu meşru kılan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin orada var olmasıdır. Ana muhalefet oraya oturmasaydı bu komisyonun söylediği hiçbir şeyin bir önemi yoktu. Son sürecin sorumlusu benim gözümde iktidardan öte ana muhalefettir. Çünkü bunu haklı ve meşru kılan ana muhalefetin orada var olmasıdır. CHP oraya girmeseydi bambaşka bir sonuç çıkacaktı. İşin diğer taraflarına girdiğimizde ortada elle tutulur bir şey yok. Bu, toplumun kabul ettiği bir şey değil. Hiç kimsenin böyle bir süreci desteklediği falan da yok. Medyadaki birkaç kişinin haricinde topluma indiğinizde böyle bir kabul yok. “Kürt sorunu nedir?” “Kürt sorunu” deniyor. Kürt sorunu var deniyorsa sorunun ne olduğu ortaya konsun. Sorun ne? Eğer Apo’nun dediği gibi sorun vatandaşlık tanımıysa, “Kabul edilmedi.” de, çek çizgiyi, geç. Sorun ne? Sorun Güneydoğu’da işsizlikse evet, hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun okullardaki eğitim kalitesinin düşüklüğüyse hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun geçim sıkıntısıysa hepimizin sorunu. Adalet arayışıysa hepimizin sorunu. Güneydoğu’da da vardır; çözmemiz lazım."

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir Haber

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir -TBMM’deki kavga için; Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım! -Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor -Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı -Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır -Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı… -Viyana'da 11. Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik -Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil -BTP Lideri Hüseyin Baş Sözcü TV’de Liderler Özel programında konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Sözcü TV'de Liderler Özel programına konuk oldu. BTP lideri programda Sözcü TV Genel Müdürü Güney Öztürk, Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını cevaplandırdı. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Meclis’teki kavga Türkiye adına kabul edilemez utanç verici bir durum” Bir söz vardır, 'Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım' diye. Biz o Meclis'e milletvekillerini fikirlerini ortaya koyması için millet olarak gönderiyoruz. İdeolojilerin, söylemlerin, geleceğe dair tasavvurların tartışıldığı bir yer olsun diye o vekiller Meclis'e gönderiliyor. Toplumun kahir ekseriyetinin hayal dahi edemeyeceği maaşlarla, imkanlarla orada zaman geçiriyorlar. Ama günün sonunda fikirler değil düşünceler değil yumruklar havada uçuşuyor. Bu Türkiye adına kabul edilemez bir durum, utanç verici bir durum. “Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor” Şu tablo (Gökçek'in boksörlü paylaşımı) bu atamaların dövmeye gelen bir atama olduğu sonucunu çıkarır. Seçim için bu kabine değişikliklerinin yapıldığı yazılıp çiziliyor. Ben bu değişiklikleri seçime giden bir Türkiye olarak değil, bilakis seçime gitmeyen bir Türkiye'nin kabine değişiklikleri olarak görüyorum, çünkü böyle seçime gidemezsiniz. Şu anda yapılan her şeyin iktidara zarar verdiğini iktidar mensupları ve Sayın Cumhurbaşkanı çok iyi biliyor. Bunlar oy getirmiyor. Bunlar oy götürüyor ama buna rağmen yapılıyor. “Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı” Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizden destek talep ettiler. Ben de açıkça kendisine, 'Biz Türkiye'de değişimin olması gerektiğini düşünüyor ve sizi destekleyeceğimizi buradan ifade ediyoruz. Fakat Bağımsız Türkiye Partisi'nin fikirlerinin, düşüncelerinin, söylemlerinin, ki nitekim bu söylemler ve düşünceler Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet ve bağımsızlık fikrini savunan düşünce ve söylemler, bu düşüncenin Meclis'te temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte hareket edebiliriz' dedim. Bunlar karşılıksız bırakıldı. 39 milletvekili biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi sıralarından Meclis'e sokuldu, hatta bunlardan birisi Sadullah Ergin’di. -Size verilen söz tutulmadı mı orada? Doğru mu anlıyoruz? - Evet, doğru anlıyorsunuz. Öyle oldu! -Kemal Kılıçdaroğlu size verdiği sözü tutmadı- Evet, sözünü tutmadı! O zaman CHP'nin teşkilat başkanı olan Oğuz Kaan Salıcı'ya, 'Bu konuyu halledelim' dedi. Atatürk ve Cumhuriyet ortak paydasında buluştuğumuz halde biz Meclis'te o zaman var olamadık. Yaşandı bitti saygısızca mı denir? Meral Hanımla da o dönemde çok yakın ilişkilerimiz vardı. Geçti gitti. Önümüzdeki seçimlere bakacağız. “Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır” Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır. Bağımsız Türkiye Partisi Türkiye'ye çok şey söyleyecektir. Önümüzdeki süreçte de, seçim döneminde de bunları göstereceğiz, anlatacağız, yaşayacağız. Ben şunu iddia ediyorum; Türkiye'de farklı sesi olan tek siyasi yapılanma biziz. Bugün vergi oranlarındaki veya maaşlardaki ufak tefek farklılıklar haricinde ne iktidarın, ne muhalefetin, ne ana muhalefetin hiçbir farkı yoktur. Çünkü dünyaya ve Türkiye'ye aynı gözle, aynı sistematik bakış açısıyla bakarlar. Bağımsız Türkiye Partisi bu noktada tamamen ayrışır. Yine baktığınızda terörsüz Türkiye diye bir süreç işliyor. Bugün Meclis muhalefetiyle, iktidarıyla bu sürecin destekçisi. “Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir” Atatürk'ün laiklik yaklaşımı olmasaydı bugün ben inandığım dini yaşayamazdım. Laiklik dinsizlik değildir. Bunu ben muhafazakar ve mütedeyyin seçmen kardeşlerime söylüyorum. Bilakis laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir. Laiklik olmasaydı bu ülkede Hüseyin, Ahmet'in dayattığı dini yaşayacaktı! Bugün laiklik olduğu için Hüseyin kendi inancını yaşayabiliyor. Laiklik dinin emniyet supabıdır benim gözümde. Neden? Çünkü hiç kimse kimseye bir din dayatamaz, bir inanç yaşatamaz ama laiklik kimsenin dinini yaşamasının önünde bir engel değildir. İsteyen istediği gibi dinini yaşayabilir. Türkiye'de cumhuriyete karşı, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı, laik düzene karşı hangi kurum veya kuruluş varsa bu milletin, bu devletin aleyhine çalışıyordur. Bu hangi kurum veya kuruluşsa... Bu bahsettiğimiz tarikat ve cemaatler de bunların aleyhine çalışıyor, Türkiye'nin kurucu değerlerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarının, cumhuriyet değerlerinin aleyhine çalışıyor. Bu milletin aleyhinedir. Bu milleti bölmekten, parçalamaktan ve sömürülen bir toplum yapmaktan başka hiçbir yere itmeyecektir. Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı (Sunucu: Bülent Arınç toplumda dindarlık ve ahlaki değerler konusunda ciddi bir gerileme yaşandığını söylüyor...) -Arınç Türkiye'nin son 25 yıllık dönüşümünün ana aktörlerinden biri. Türkiye son 25 yılda bu kadar yozlaştı Bir toplumda ekonomi ne kadar kötüye gidiyorsa ahlak o kadar bozuluyor. O zaman sorumlular bellidir ve çözümün nasıl ve nereden başlatılacağı da bellidir. Dolayısıyla söylenenler doğru ama bunun sorumlularının bence önce öz eleştiri yapması lazım. “Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik” Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirmiş olduk. Viyana'nın seçilmesindeki en temel faktörlerden biri şu; Viyana Avrupa'nın bilim, entellektüelite ve kültür anlamında, eğitim anlamında başkenti sayılabilecek birkaç lokasyondan birisi. Kongre Viyana Teknik Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşti. 21 farklı ülkeden 50'den fazla akademisyenin katıldığı bir kongreden bahsediyoruz. Milli Ekonomi Modeli, babamın yazdığı model. Fransa'dan, Hollanda'dan, Portekiz'den, Avusturya'dan, Endonezya'dan, Özbekistan'dan yani dünyanın bambaşka coğrafyalarından gelen akademisyenler şunu söylediler; Bu tez, değişen dünyada bütün dünyanın ihtiyacı olan bir tez! “Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil” Şimdi buradaki en önemli şey şu; Milli Ekonomi Modeli Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı. Sonuçta bizim parti programımız bir ekonomi programı. Bir ekonomi programı içeriyor ve dünyanın farklı coğrafyalarından onlarca akademisyenin onayladığı bir parti programından bahsediyoruz. Türkiye'de ben inanıyorum ki başka hiçbir siyasi parti olmasın ki bu kadar farklı çevrelerden ve akademik camiadan onay almış ve kabul almış olsun. Bu, Bağımsız Türkiye Partisi'nin de, programının ve yapmak istediklerinin ne kadar güçlü unsurlar ihtiva ettiğinin bir başka göstergesidir.”

Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı Haber

Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı

Avusturya Viyana Üniversitesi’nde 21 ülkeden 50 akademisyenin sunum yaptığı 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni yorumlayan BTP Lideri Hüseyin Baş “Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Milli Ekonomi Modeli insanlık için en büyük şanstır” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM) Avrupa’nın ilim ve kültür başkenti Viyana’da dünyaya tanıtıldı. 11. kez düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne 21 farklı ülkeden 50 akademisyen ve bilim insanı katıldı. Avusturya Viyana Üniversitesi’nde 21 ülkeden 50 akademisyenin sunum yaptığı 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni yorumlayan BTP Lideri Hüseyin Baş “Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Milli Ekonomi Modeli insanlık için en büyük şanstır” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM) Avrupa’nın ilim ve kültür başkenti Viyana’da dünyaya tanıtıldı. 11. kez düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne 21 farklı ülkeden 50 akademisyen ve bilim insanı katıldı. Uzman isimler Milli Ekonomi Modeli’nin Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizlere sunduğu çözüm formüllerini anlattı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş kapanış konuşmasının ardından kongreyi değerlendirdi. “Gerçekten tarihi anlara şahitlik ettik. 2 gün boyunca 21 farklı ülkeden 50 farklı akademisyen buradaydı. Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Herkes aynı şeyleri söyledi” diyen BTP lideri şöyle devam etti: “Türk’ün saygınlığı arttı, Türk’ün inanılırlığı arttı” “Dünya büyük bir kaosa sürüklenirken elimizde bir model var. Bu, insanlık için en büyük şanstır. İnsanlık için çok büyük bir nasiptir. Bugün ben burada şunu da gördüm: “Türk’ün saygınlığı arttı, Türk’ün inanılırlığı arttı.” Eğer biz kendi gücümüze, kendi cevherimize inanırsak, kendi medeniyetimize ve tarihimize sahip çıkarsak, geçmişte olduğu gibi dünyaya çok şeyler söyleyebiliriz, çok şeyler katabiliriz.” “Bizim vazifemiz bir insanlık vazifesi, varoluş mücadelesi” “Bu modelin sahibi merhum babam, ebedi liderimiz, Baş Hocamız Prof. Dr. Haydar Baş’ı da tekrar rahmet ve minnetle anıyorum. Bize öyle bir miras bıraktı ki, biz o mirası bütün dünyaya anlatsak, onun hakkını yine teslim edememiş oluruz. Ama bu uğurda çalışacağız. Çünkü bizim vazifemiz bir insanlık vazifesi, varoluş mücadelesi, dünyada varlığımızın anlam kazandığı bir mücadele. Dolayısıyla hepimiz için inşallah bu mücadelede Allah muvaffakiyetler nasip etsin, hayırlı uğurlu olsun diyorum. Teşekkür ediyorum.”

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz… Haber

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz…

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz… -Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye… -MEM insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanını çürüttü -İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır -İhtiyaçlar sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır -Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur -Yağma düzeni, MEM’in "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır -Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır -Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun -Hayır! İnsanın mülkiyeti de, işi de, aşı da, onuru da olacak -BTP Lideri Hüseyin Baş, Viyana’da düzenlenen 11. MEM Kongresi’nde konuştu Avusturya’nın Başkenti Viyana Milli Ekonomi Modeli Kongresine ev sahipliği yaptı. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli 2 gün süren kongrede 9 ayrı oturumla masaya yatırıldı. Viyana Teknik Üniversite’sinde 7 – 8 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresine 21 ülkeden 50’den fazla bilim insanı ve akademisyen katıldı. Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş yaptı. Hüseyin Baş konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye…” “Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın; ister kavrulan topraklara, ister patlayan bombalara, isterse mülteci akınlarına... Gördüğünüz tüm bu felaketlerin tek bir ortak sicil kaydı vardır: Sömürgeci ekonomi sistemi! Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye çıkarılan planlı cinayetler! Güvenlik sorunları bir tesadüf değil; ekmeği adil bölüşemeyenlerin, huzuru silahta arama zavallılığıdır! Bugün dünyada yaşananlar tek kutuplu bir dünya düzeninin baskı ve korku politikalarıyla ayakta tutulma çabasının sonuçlarıdır. Bu tiyatronun elbet bir gün sona ereceği beklenen bir şeydi. Ama artık o beklenen günün şafağındayız. Yangını başlatanın bu modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu hatırlatmak gerekir. “Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür” Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya söylenmiş bir söz değildir. Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür. Bu model, krizlere uyum sağlamak için değil, kriz üreten düzeni ortadan kaldırmak için yazılmıştır. Ekonomiye makyaj yapmak için değil, yeni bir ekonomik düzen kurmak için yazılmıştır. Bu gerçek 2013 yılında Rusya Federasyonu Devlet Duma’sında Modelin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş’ın şu sözleri ile tarihe not düşülmüştür; “Milli Ekonomi Modeli, sessiz bir devrimle kapitalizmi tarihe gömüyor..” O devrim artık sessiz değil, Avrupa’nın kalbinden tüm dünyayı saran bir haykırış… Bugün dünyaya hâkim olan ekonomik sistem, tesadüfen oluşmuş değildir.” “MEM insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanını çürüttü” Kapitalist sistem, bu kıtlık dogması üzerine inşa edildi. Bu anlayışa göre; kaynaklar sınırlıdır, dolayısıyla rekabet kaçınılmazdır ve çatışma doğaldır. Sonuç olarak güçlü olan hayatta kalır. İşte bugün dünyada yaşanan pek çok savaş, tam da bu bakış açısının fiilî sonucudur. Soruyu açık soralım; petrol bir savaş sebebi değil mi? Doğal gaz jeopolitik bir silaha dönüşmedi mi? Enerji hatlarını ordular koruyor. Bu durum bize şunu gösteriyor: “Kaynaklar kıt” denilerek aslında, kaynaklar üzerinden kurulan istila mantığı meşrulaştırılmaktadır. “İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır” İşte Milli Ekonomi Modeli, kıtlık üzerinden korku üreten bu anlayışı kökünden reddeder. Ve yine kapitalist ekonomi bize şunu söyler; “İhtiyaçlar sınırsızdır.” On yıllardır kürsülerden, amfilerden, ekranlardan beynimize bunu kazıdılar. Bir düşünün; insanın yeme, içme, barınma, seyahat etme mülk edinme gibi ihtiyaçları nasıl sınırsız yani sonsuz olabilir. Bu, insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanıdır! 'İhtiyaçlar sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır! Prof. Dr. Haydar Baş bu oyunu bozdu ve haykırdı: 'İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır! Şimdi buradan o küresel sisteme, o bir avuç seçkine soruyorum: Siz nasıl bir sistem kurdunuz ki; bir avuç elitin, bir avuç güç sahibinin ucu bucağı olmayan, 'sınırsız' ihtiraslarını doyurmak için milyarlarca insanı açlığa mahkûm ettiniz? Bir ekonomik sistem, üç-beş kişinin şahsi servetine servet katmak için, koca bir insanlığı çöpe atmaya nasıl cüret edebilir? Sizin 'sınırsız ihtiyaç' dediğiniz şey, aslında sömürüye uydurduğunuz kılıftır! 'Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur” İşte Milli Ekonomi Modeli bu yüzden bir zorunluluktur. Biz, o bir avuç elitin bitmek bilmeyen iştahını değil; 8 milyar insanın 'sınırlı' ama 'onurlu' ihtiyaçlarını karşılamak için varız. “Yağma düzeni, MEM’in "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır” Dünya ekonomisi bugün devasa bir illüzyonun pençesinde kıvranıyor. Rezerv para sistemi adı altında, bir ülkenin matbaasında bastığı karşılıksız kâğıtlar, tüm insanlığın emeğini ve alın terini sömüren bir vakuma dönüştü. Sonuç ne? Dünya genelinde 350 trilyon dolara ulaşan, ödenmesi matematiksel olarak imkânsız bir borç stoğu! Devletler borç batağında, halklar sefalet içinde, milli bütçeler ise faiz lobilerinin elinde rehin tutuluyor. Ancak bu yağma düzeni, Milli Ekonomi Modeli’nin "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır. 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli dünyaya deklare edildiğinde statüko milli paralarla ticareti marjinal bulmuştu. Ancak 2013 yılında Rusya’da yapılan o tarihi sunumun ardından dünya ekonomisi sessiz bir devrime şahitlik etmiştir. “Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır” Bugün BRICS ülkelerinin Prof. Dr. Haydar Baş’ın 'Milli Paralar' teziyle başlattığı hareket bu sömürü çarkına bir başkaldırıdır. Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya gibi ülkelerin ticarette doları dışlayarak "Milli Paralarla Ticaret" tezine yönelmeleri, MEM’in küresel başarısıdır. Rusya’nın 2025 yılına gelindiğinde dış borç yükünü %58 oranında azaltması ve Çin ile yaptığı ticaretin %95’ini milli paralarla gerçekleştirmesi, modelimizin başarısının ampirik kanıtıdır. Doların bir ekonomik silaha dönüştüğü bu çağda, milli paralarla ticaret yapmak artık bir tercih değil, milli varlığı korumak adına bir zorunluluktur. Ülkeler birbiri arasında yapacakları ticaretlerde Amerikan dolarını değil kendi milli ve egemen paralarını kullanmalı ve böylelikle her bir kuruş ticaret için küresel bir çeteye borçlanmamalıdır. "Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun" Bu cümleyi lütfen not edin. Bu cümle, 21. yüzyılın iktisat manifestosudur. Mevcut sistemler "Üretim yaparsan değerlisin" der. MEM ise "Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun" der. Çünkü tüketim olmazsa üretim durur. Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur. Demek ki insanın tüketim kabiliyeti her zaman diri olmalıdır. Ve dünyanın birçok yerinde yapılan deneyler de ispat ediyor ki insanlara verilen para ekonomiyi büyütüyor. Bugün Silikon Vadisi guruları ve Batılı iktisatçılar ağız birliği etmişçesine "Evrensel Temel Gelir" (Universal Basic Income - UBI) diyorlar “Hayır! İnsanın mülkiyeti de, işi de, aşı da, onuru da olacak.” Dünya büyük bir kaosun, büyük bir belirsizliğin içine sürükleniyor. Teknofeodalizm, yani teknoloji şirketlerinin krallığı, insanlığı mülksüz, işsiz ve onursuz bir yığın hâline getirmek istiyor. "Mülkiyetiniz olmayacak ve mutlu olacaksınız" diyerek bizimle alay ediyorlar. Biz ise diyoruz ki: Hayır! İnsanın mülkiyeti de olacak, işi de olacak, aşı da olacak, onuru da olacak. Bunun tek yolu Prof. Dr. Haydar Baş'ın Millî Ekonomi Modeli'dir. “Bu model matematiksel bir zorunluluktur” Bu model matematiksel bir zorunluluktur, üretken yapay zeka çağında insanlığın tek çözümü olan sosyal bir algoritmadır. Bu model, insanlığın "Karanlık Fabrikalardan sağ çıkabileceği formüldür. Bu modeli üniversitelerinizde ders olarak okutun. Bu modeli makalelerinizde tartışın. Bu modeli siyasetçilerinizin önüne koyun. Çünkü yarın çok geç olabilir. Yapay zekâ, ya insanlığın sonunu getirecek bir felaket olacak ya da Millî Ekonomi Modeli ile insanlığın altın çağını başlatacak bir hizmetkâr olacak. Tercih bizim. Tercih insanlığın. Biz Prof. Dr. Haydar Baş'tan şunu öğrendik: "Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mum ışığı onu yenmeye yeter." İşte o ışık, Milli Ekonomi Modeli'dir.” ‘11 MEM kongresi hatıra fotoğrafıyla sona erdi’ BTP liderinin konuşmasının ardından kongreye katılan akademisyen ve iktisatçılara plaket ve katılımcı beldesi verildi. Viyana’da 2 gün boyunca devam eden 11. MEM Kongresi tüm katılımcılarla çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor Haber

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor 21 ülkeden akademisyenler küresel krizlere çözüm arayacak Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli (MEM), uluslararası akademik platformda bir kez daha kapsamlı biçimde ele alınacak. 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek. ______ 50’yi Aşkın Akademisyen ve İktisatçı Katılacak İki gün sürecek kongrede, 21 ülkeden 50’yi aşkın akademisyen ve iktisatçı tebliğ sunacak. Kongre kapsamında düzenlenecek 9 ayrı oturumda; • Küresel ekonomik krizlerin çözüm yolları • Daha adil ve barışçıl bir ekonomik düzen arayışı • Milli Ekonomi Modeli’nin sunduğu tezler çok yönlü biçimde değerlendirilecek. ______ Uluslararası Üniversitelerden Güçlü Katkı Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Birliği tarafından düzenlenen kongre, önemli akademik kurumların katkısıyla hayata geçiriliyor. Kongreye destek veren kurumlar arasında: • Viyana Teknik Üniversitesi • Viyana Bilim Kulübü • Malezya Taylor Üniversitesi • Bosna Hersek Zenica Üniversitesi yer alıyor. ______ Kapanış Konuşmasını Hüseyin Baş Yapacak Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gerçekleştirecek. Bugüne kadar düzenlenen on ayrı uluslararası kongrede dünya akademik çevrelerinde büyük ilgi gören model, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik istikrar için güçlü bir alternatif olarak görülüyor. ______ Milli Ekonomi Modeli: İnsanı Merkeze Alan Çözüm Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli; insanı merkeze alan yaklaşımı, vatandaşın tüketim kabiliyetini artırarak üretimi tetikleyen yapısı ve milli para anlayışıyla ekonomi bilimine özgün bir bakış kazandırıyor. Model, aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi tarafından parti programı haline getirilerek Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizlere yönelik somut proje ve önerilerle kamuoyuna sunuldu. ______ Viyana’da Ekonominin Geleceği Tartışılacak 7-8 Şubat tarihlerinde Viyana’da düzenlenecek bu önemli kongrede, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenler bir araya gelerek ekonomik krizlerin çözümüne dair yeni perspektifler ortaya koyacak. 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, daha adil, güçlü ve sürdürülebilir bir dünya ekonomisi için önemli bir buluşma olma niteliği taşıyor. Toplantı Muhtemelen Bu Salonda Yapılacak

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.