Ankara

#Haydar Baş

OrtamHaber - Haydar Baş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Haydar Baş haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz Haber

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz

Hüseyin Baş: AKP seçimi kaybedeceği için bunları yaşıyoruz Mansur Yavaş: Ayrılıkta azap var' derler. Muhalefet olarak yan yana gelmek mecburiyetindeyiz Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Ankara'da iftar programına katıldı. BTP Ankara İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftara Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda partinin üye yapma kampanyasında dereceye girenlere plaketleri verildi. İftarda bir konuşma yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş muhalefete yönelik yargı süreçlerine dikkat çekti. "Bunun adı hukuk falan değil" Soruşturma süreçlerinin gizliliğine vurgu yapan Yavaş, “Hazırlık soruşturması gizli olduğu halde kişinin kendi avukatının haberi olmadan çarşaf çarşaf her yerde ifadeler yayınlanmaya başlıyor. WhatsApp gruplarında paylaşılıyor, itibarsızlaştırmak için uğraşılıyor. Kendini savunmak isteyenlerin konuşması da mümkün değil. Zaten savunabilecekleri televizyon kalmadı” dedi. BTP lideri Hüseyin Baş hakkında başlatılan ve beraatla sonuçlanan sürece de dikkat çeken Mansur Yavaş muhalefete yönelik yargı süreçlerine dikkat çekti. "Cenab-ı Allah beş parmağın beşini farklı yaratmış. Demek ki Cenab-ı Allah insanları farklı yarattığına göre bunun bir hikmeti var" diyen Mansur Yavaş, "Ama siz istiyorsunuz ki hep aynı şeyi düşünelim. Bize itiraz etmeyin. Biz ne edersek bizi haklı görün. Hiçbir şeyi eleştirmeyin. Eleştirince ne oluyor? İşte görevi eleştirmek olan, daha güzel bir Türkiye için çalışan Bağımsız Türkiye Partisi’nin sayın genel başkanını götürüyorsunuz, imza karşılığı sözünü kesmeye çalışıyorsunuz. Bunun adı hukuk falan değil. Peki hukuk olmayınca ne oluyor? İşte ekonomi bu hâle geliyor" dedi. "Prof. Dr. Haydar Baş bugünleri anlatmış" Konuşmasında Orta Doğu'daki duruma da dikkat çeken Mansur Yavaş, BTP'nin kurucu lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın uyarılarına dikkat çekti ve şunları söyledi; "Sayın Genel Başkanım, ben televizyonlarda izledim. Muhterem rahmetli babanızın Büyük Ortadoğu Projesi ile ilgili yaptığı konuşmaları… O günleri öngörmüş, bugünleri anlatmış ve maalesef aynen yaşıyoruz. Dikkate alınmadı, kimse dinlemedi. Libya’dan, Cezayir’den başladı; Irak, Suriye, İran… Şimdi de Gazze’de binlerce insanı adeta imha eden, katliam yapan İsrailliler “Sıra Türkiye’de.” deme cesaretini kendilerinde buluyorlar. Ben de diyorum ki; evet, kim ne kadar harita çizerse çizsin, proje yaparsa yapsın görmedikleri bir şey var: Türk milletinin feraseti. Farklı farklı düşünsek de biz böyle tehlikeli pozisyonlarda mutlaka Türk milleti olarak toplumca yan yana geliriz ve direnmesini biliriz. İstiklal Harbi bunun en büyük örneğidir. Buradan ders almalılar. Her ne kadar 100 yıl geçse de o ruh hepimizin içerisinde. Dün biz şehit aileleriyle birlikteydik. Türkiye’de şu anda milyonlarca aile var. Allah korusun, böyle bir tehlike olduğu zaman “Vatan sana canım feda.” diyebilecek binlerce aile var. Allah onları eksik etmesin." "Muhalefet olarak yan yana gelmek mecburiyetindeyiz" Muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini de ifade eden Mansur Yavaş sözlerini şöyle tamamladı; "Sayın Genel Başkanım şunu söyleyeceğim; 'Ayrılıkta azap var' derler. Evet, ayrılıkta azap var. Bizler artık bu saatten sonra, özellikle muhalefetin ülkedeki kötüye gidişi görüp yan yana gelmemesinin hiçbir mazereti yok. Hani meşhur bir deyim vardır: “Armudun sapı, üzümün çöpü.” değil. Yan yana gelmek mecburiyetindeyiz. Yoksa biz bugünlerimize mum yakar hâle geliriz. Onun için inşallah hep beraber bir olalım, diri olalım, iri olalım. Cenab-ı Allah’tan Ramazan Bayramı’mızın mübarek olmasını diliyor, hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum. Allah’a emanet olun." "Türkiye sustuğunda korkun" BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da iftar programında konuştu. Hüseyin Baş konuşmasında şu değerlendirmeleri yaptı; "Sayın Başkanımın bahsettiği gibi bizler bir hukuki soruşturma geçirdik. Bir sosyal medya taarruzu ve jet hızıyla gecenin saat 2’sinde bir soruşturma… Hemen takip eden günlerde bir gençlik örgütü başkanı bir siyasi parti genel başkanına ekranlar önünde açık açık hakaret edip tehdit etmişti ve hiçbir soruşturma açılmamıştı. Gece 2’de bizim için ayakta olan irade, öğlen vakti herhâlde gözlerini kapatıp uyuyor. Kimseyi duymuyor! Velhasıl şunu söylemek istiyorum; Bir soruşturma başladı. 11 ay boyunca bana adli kontrol uygulandı. Bir siyasi parti lideri olarak burada bulunuyorum. Bir siyasi partiyi temsil ediyorum. Bir fikri temsil etmeye çalışıyoruz. O dönem dedim ki bizi yönetenlere: “Bizim konuşmamızdan korkmayın, bizim susmamızdan korkun. Eğer ülke elden gidiyor diye veya iktidarınıza zeval geliyor diye korkacaksanız, Türkiye sustuğunda korkun.” Ve 11 aylık sürecin sonunda biz yargılandık. Mahkemeye çıktık ve ne oldu? Ben beraat ettim. Mahkeme dedi ki: “Ortada suç yok.” Peki 11 ay boyunca bize uyguladıklarınız ne olacak? Şimdi aynısı belediye yargılamalarında görülüyor. Yarın, eğer hukuktan birazcık kaldıysa herkes beraat edecek. "Demokratik haklarımızı sonuna kadar savunacağız" Şu anda bunları yaşamamızın sebebi, önümüzdeki ilk seçimi AK Parti’nin kaybedecek olmasıdır. Bunu kaybedeceğini gören siyasi irade başka yollarla iktidarını devam ettirmeye çalışıyor. Ama istedikleri kadar devam ettirmeye çalışsınlar. Bu ülke demokratik bir hukuk devletidir ve bu ülkede milletin dediği olur. Dolayısıyla millet olarak bize bir iş düşüyor: Demokratik haklarımızı sonuna kadar savunmak. "Amerika’nın kayığına binen elbet batar" Ortadoğu’da bir vahşet var. Gazze’de çocuklar ölüyor. Bugün İran’da kız çocukları öldürüldü. Amerika “Ben dünyanın jandarmasıyım” diye çıktığı yolda aslında İsrail’in polisliğini yapıyor. Arap dünyası da diyor ki: “3,5 trilyon dolar sana para ödedim. Sen beni korumuyorsun. Benden aldığın parayla gidip İsrail’i koruyorsun.” Şu anda Arapların Amerikan üsleri, Körfez ülkelerinin üsleri bombalanıyor ve Amerika o Arapları korumuyor. Bütün dünyanın şunu görmesi lazım: Amerika’nın kayığına binen elbet batar. Peki Amerika o kayığı nasıl batırıyor? Şöyle batırıyor arkadaşlar: Ortadoğu’da bir kavgayı körükleyerek batırıyor o kayıkları. Nedir o kavga? Mezhep kavgası. Şii-Sünni kavgası. Bugün İran’la bizim aramıza da çekilmek istenen, Türkiye’de de Mossada iş yapan, İngilizlere uşaklık yapan, ortak özelliği Atatürk düşmanlığı olan bazı tipler, bizi “Yok onlar Şii, biz Sünniyiz” diye yine kavga ettirmeye çalışıyorlar. Bu tam bir Amerikan emperyalizmi oyunudur. Bu oyuna asla gelmeyeceğiz. Ne dedim? Amerika’nın kayığına binen batar. Kim kurtulur? Haydar Hoca vaktinde dedi: “Ehlibeyt’in gemisine binen, Nuh’un gemisine binmiş gibi olur; kurtulur.” Bugün Amerika dünyaya mafya gibi davranıyor. “Seni koruyacağım.” diyor. Kimden koruyor? Kendisinden koruyor. "Netanyahu'nun ölümü doğrulanırsa bir koyun adağım olsun" Bir uyanışa ihtiyacımız var. 1915’te Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de yenilmez denen emperyal…

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir”  BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu Haber

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir” BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu

“İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir” BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi iftarında konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Zafer Partisi tarafından İstanbul’da verilen iftar yemeğine katıldı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ev sahipliği yaptığı iftara Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz de katıldı. 3 Genel Başkan salona alkışlar eşliğinde birlikte giriş yaptı. İftar sonrası liderler iftar davetlilerine seslendi. “Davası vatan olanın davası tektir” Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, “Vatan sevgisi olanın, davası vatan olanın davası tektir. Değerli dostlarım, bugün burada siyasi partiler var. Bağımsız Türkiye Partisi, Zafer Partisi ve Adalet Partisi. Bizler aynı davanın insanlarıyız. Bu iftar bu manada çok önemlidir. Bu iftar programı bizler için tıpkı Azerbaycan ve Türkiye gibi ayrı devlet olsak da tek millet olduğumuzu göstermektedir” dedi. “Türkiye’nin ve dünyanın en büyük sorunu adaletsizlik” Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş da yaptığı konuşmada “Ülkemizin en büyük, en temel sorunu; dünyamızın en büyük sorunu adaletsizliktir” dedi. BTP lideri, “Adaletsizlik dört bir yanımızı sarmış vaziyette. Bunu nasıl yaşıyoruz? Aslında cezaevlerinde, adliye koridorlarında, basında ve hayatımızın her alanında adaletsizliği yaşıyoruz. Bütün dünya servetlerinin yüzde 90’ı dünya nüfusunun yüzde 10’unun elinde birikmiş vaziyette. Aslında ekonomik olarak da hem dünya hem Türkiye büyük bir adaletsizliğin pençesindeyiz ve bu adaletsizliği değiştirmediğimiz sürece dünyada huzur bulmamız asla mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı. “Köklü ekonomik değişimi sağlayabileceğimiz tek yol Milli Ekonomi Modeli” “Bizlerin ekonomiye dair küçük ve basit çözümlerden öte köklü değişimleri yapmamızın zamanı ve vakti gelmiştir” diyen Hüseyin Baş şöyle devam etti; “Türkiye’nin önündeki çıkış yolu… Geçen ay bizler Viyana’daydık. Avusturya’nın başkenti Viyana’da 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni gerçekleştirdik. Bu kongreye dünyanın 21 farklı ülkesinden 50’den fazla akademisyenin katıldı. Alanında uzman ekonomistler şunu söylediler: Sadece Türkiye’nin değil, bütün dünyanın Milli Ekonomi Modeli’ne ihtiyacı var. Dolayısıyla bizim köklü değişikliklere ihtiyacımız var. Merhum genel başkanımız, ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş’ın kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli’nin Türkiye’de uygulanması için bizler yola düştük. Bu köklü ekonomik değişimi sağlayabileceğimiz tek tez, tek yol, tek yöntem Milli Ekonomi Modeli’ni iktidar etmektir.” “Kendi geleceğimizi inşa etmenin vakti gelmiştir” Hüseyin Baş konuşmasını şu ifadelerle noktaladı, “Bizler Türk gençliği olarak artık her zaman, her yerde şunu söylüyoruz: Kendi geleceğimizi inşa etmenin vakti gelmiştir. İnisiyatifi ele almanın vakti gelmiştir. Hep birlikte Türk gençliği olarak inisiyatifi ele alarak kendi geleceğimizi oluşturalım diyorum.” “Halkımız açlıkla mücadele ediyor” İftar programında son konuşmayı ev sahibi olan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ yaptı. Özdağ, “Bu başkanlık rejimi yüzünden sadece bir ay değil, halkımızın büyük bir bölümü 12 ay oruç tutmak zorunda kalıyor. Halk açlıkla mücadele ediyor. İnsanlar pazarlardan evlerine torbalarını dolduramadan geri dönmek zorunda kalıyorlar ve adaletsizlik, fakirlik her geçen gün biraz daha artıyor” dedi. Konuşmaların ardından 3 genel başkan sahneye çıkarak birlikte iftara katılanları selamladı.

Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı Haber

Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı

Avusturya Viyana Üniversitesi’nde 21 ülkeden 50 akademisyenin sunum yaptığı 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni yorumlayan BTP Lideri Hüseyin Baş “Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Milli Ekonomi Modeli insanlık için en büyük şanstır” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM) Avrupa’nın ilim ve kültür başkenti Viyana’da dünyaya tanıtıldı. 11. kez düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne 21 farklı ülkeden 50 akademisyen ve bilim insanı katıldı. Avusturya Viyana Üniversitesi’nde 21 ülkeden 50 akademisyenin sunum yaptığı 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ni yorumlayan BTP Lideri Hüseyin Baş “Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Milli Ekonomi Modeli insanlık için en büyük şanstır” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM) Avrupa’nın ilim ve kültür başkenti Viyana’da dünyaya tanıtıldı. 11. kez düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne 21 farklı ülkeden 50 akademisyen ve bilim insanı katıldı. Uzman isimler Milli Ekonomi Modeli’nin Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizlere sunduğu çözüm formüllerini anlattı. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş kapanış konuşmasının ardından kongreyi değerlendirdi. “Gerçekten tarihi anlara şahitlik ettik. 2 gün boyunca 21 farklı ülkeden 50 farklı akademisyen buradaydı. Diller farklıydı, dinler farklıydı ama dertler aynıydı. Herkes aynı şeyleri söyledi” diyen BTP lideri şöyle devam etti: “Türk’ün saygınlığı arttı, Türk’ün inanılırlığı arttı” “Dünya büyük bir kaosa sürüklenirken elimizde bir model var. Bu, insanlık için en büyük şanstır. İnsanlık için çok büyük bir nasiptir. Bugün ben burada şunu da gördüm: “Türk’ün saygınlığı arttı, Türk’ün inanılırlığı arttı.” Eğer biz kendi gücümüze, kendi cevherimize inanırsak, kendi medeniyetimize ve tarihimize sahip çıkarsak, geçmişte olduğu gibi dünyaya çok şeyler söyleyebiliriz, çok şeyler katabiliriz.” “Bizim vazifemiz bir insanlık vazifesi, varoluş mücadelesi” “Bu modelin sahibi merhum babam, ebedi liderimiz, Baş Hocamız Prof. Dr. Haydar Baş’ı da tekrar rahmet ve minnetle anıyorum. Bize öyle bir miras bıraktı ki, biz o mirası bütün dünyaya anlatsak, onun hakkını yine teslim edememiş oluruz. Ama bu uğurda çalışacağız. Çünkü bizim vazifemiz bir insanlık vazifesi, varoluş mücadelesi, dünyada varlığımızın anlam kazandığı bir mücadele. Dolayısıyla hepimiz için inşallah bu mücadelede Allah muvaffakiyetler nasip etsin, hayırlı uğurlu olsun diyorum. Teşekkür ediyorum.”

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz… Haber

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz…

-Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir söz… -Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye… -MEM insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanını çürüttü -İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır -İhtiyaçlar sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır -Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur -Yağma düzeni, MEM’in "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır -Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır -Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun -Hayır! İnsanın mülkiyeti de, işi de, aşı da, onuru da olacak -BTP Lideri Hüseyin Baş, Viyana’da düzenlenen 11. MEM Kongresi’nde konuştu Avusturya’nın Başkenti Viyana Milli Ekonomi Modeli Kongresine ev sahipliği yaptı. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli 2 gün süren kongrede 9 ayrı oturumla masaya yatırıldı. Viyana Teknik Üniversite’sinde 7 – 8 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresine 21 ülkeden 50’den fazla bilim insanı ve akademisyen katıldı. Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş yaptı. Hüseyin Baş konuşmasında şu ifadeleri kullandı; “Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye…” “Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın; ister kavrulan topraklara, ister patlayan bombalara, isterse mülteci akınlarına... Gördüğünüz tüm bu felaketlerin tek bir ortak sicil kaydı vardır: Sömürgeci ekonomi sistemi! Savaşlar bir talihsizlik değil; rezerv para saltanatı sürsün diye çıkarılan planlı cinayetler! Güvenlik sorunları bir tesadüf değil; ekmeği adil bölüşemeyenlerin, huzuru silahta arama zavallılığıdır! Bugün dünyada yaşananlar tek kutuplu bir dünya düzeninin baskı ve korku politikalarıyla ayakta tutulma çabasının sonuçlarıdır. Bu tiyatronun elbet bir gün sona ereceği beklenen bir şeydi. Ama artık o beklenen günün şafağındayız. Yangını başlatanın bu modelin sahibi, Prof. Dr. Haydar Baş olduğunu hatırlatmak gerekir. “Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür” Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya söylenmiş bir söz değildir. Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür. Bu model, krizlere uyum sağlamak için değil, kriz üreten düzeni ortadan kaldırmak için yazılmıştır. Ekonomiye makyaj yapmak için değil, yeni bir ekonomik düzen kurmak için yazılmıştır. Bu gerçek 2013 yılında Rusya Federasyonu Devlet Duma’sında Modelin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş’ın şu sözleri ile tarihe not düşülmüştür; “Milli Ekonomi Modeli, sessiz bir devrimle kapitalizmi tarihe gömüyor..” O devrim artık sessiz değil, Avrupa’nın kalbinden tüm dünyayı saran bir haykırış… Bugün dünyaya hâkim olan ekonomik sistem, tesadüfen oluşmuş değildir.” “MEM insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanını çürüttü” Kapitalist sistem, bu kıtlık dogması üzerine inşa edildi. Bu anlayışa göre; kaynaklar sınırlıdır, dolayısıyla rekabet kaçınılmazdır ve çatışma doğaldır. Sonuç olarak güçlü olan hayatta kalır. İşte bugün dünyada yaşanan pek çok savaş, tam da bu bakış açısının fiilî sonucudur. Soruyu açık soralım; petrol bir savaş sebebi değil mi? Doğal gaz jeopolitik bir silaha dönüşmedi mi? Enerji hatlarını ordular koruyor. Bu durum bize şunu gösteriyor: “Kaynaklar kıt” denilerek aslında, kaynaklar üzerinden kurulan istila mantığı meşrulaştırılmaktadır. “İhtiyaçlar sınırsızdır tezi insanlık tarihinin en kanlı yalanıdır” İşte Milli Ekonomi Modeli, kıtlık üzerinden korku üreten bu anlayışı kökünden reddeder. Ve yine kapitalist ekonomi bize şunu söyler; “İhtiyaçlar sınırsızdır.” On yıllardır kürsülerden, amfilerden, ekranlardan beynimize bunu kazıdılar. Bir düşünün; insanın yeme, içme, barınma, seyahat etme mülk edinme gibi ihtiyaçları nasıl sınırsız yani sonsuz olabilir. Bu, insanlık tarihinin en büyük ve en kanlı yalanıdır! 'İhtiyaçlar sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır! Prof. Dr. Haydar Baş bu oyunu bozdu ve haykırdı: 'İnsanın ihtiyaçları sınırlıdır, sınırsız olan kapitalizmin doymak bilmeyen ihtiraslarıdır! Şimdi buradan o küresel sisteme, o bir avuç seçkine soruyorum: Siz nasıl bir sistem kurdunuz ki; bir avuç elitin, bir avuç güç sahibinin ucu bucağı olmayan, 'sınırsız' ihtiraslarını doyurmak için milyarlarca insanı açlığa mahkûm ettiniz? Bir ekonomik sistem, üç-beş kişinin şahsi servetine servet katmak için, koca bir insanlığı çöpe atmaya nasıl cüret edebilir? Sizin 'sınırsız ihtiyaç' dediğiniz şey, aslında sömürüye uydurduğunuz kılıftır! 'Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur” İşte Milli Ekonomi Modeli bu yüzden bir zorunluluktur. Biz, o bir avuç elitin bitmek bilmeyen iştahını değil; 8 milyar insanın 'sınırlı' ama 'onurlu' ihtiyaçlarını karşılamak için varız. “Yağma düzeni, MEM’in "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır” Dünya ekonomisi bugün devasa bir illüzyonun pençesinde kıvranıyor. Rezerv para sistemi adı altında, bir ülkenin matbaasında bastığı karşılıksız kâğıtlar, tüm insanlığın emeğini ve alın terini sömüren bir vakuma dönüştü. Sonuç ne? Dünya genelinde 350 trilyon dolara ulaşan, ödenmesi matematiksel olarak imkânsız bir borç stoğu! Devletler borç batağında, halklar sefalet içinde, milli bütçeler ise faiz lobilerinin elinde rehin tutuluyor. Ancak bu yağma düzeni, Milli Ekonomi Modeli’nin "Milli Paralarla Ticaret" devrimiyle sarsılmıştır. 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli dünyaya deklare edildiğinde statüko milli paralarla ticareti marjinal bulmuştu. Ancak 2013 yılında Rusya’da yapılan o tarihi sunumun ardından dünya ekonomisi sessiz bir devrime şahitlik etmiştir. “Milli paralarla ticaret, sömürü çarkına bir başkaldırıdır” Bugün BRICS ülkelerinin Prof. Dr. Haydar Baş’ın 'Milli Paralar' teziyle başlattığı hareket bu sömürü çarkına bir başkaldırıdır. Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya gibi ülkelerin ticarette doları dışlayarak "Milli Paralarla Ticaret" tezine yönelmeleri, MEM’in küresel başarısıdır. Rusya’nın 2025 yılına gelindiğinde dış borç yükünü %58 oranında azaltması ve Çin ile yaptığı ticaretin %95’ini milli paralarla gerçekleştirmesi, modelimizin başarısının ampirik kanıtıdır. Doların bir ekonomik silaha dönüştüğü bu çağda, milli paralarla ticaret yapmak artık bir tercih değil, milli varlığı korumak adına bir zorunluluktur. Ülkeler birbiri arasında yapacakları ticaretlerde Amerikan dolarını değil kendi milli ve egemen paralarını kullanmalı ve böylelikle her bir kuruş ticaret için küresel bir çeteye borçlanmamalıdır. "Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun" Bu cümleyi lütfen not edin. Bu cümle, 21. yüzyılın iktisat manifestosudur. Mevcut sistemler "Üretim yaparsan değerlisin" der. MEM ise "Var olduğun için değerlisin, tükettiğin için ekonomiye katkı sağlıyorsun" der. Çünkü tüketim olmazsa üretim durur. Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur. Demek ki insanın tüketim kabiliyeti her zaman diri olmalıdır. Ve dünyanın birçok yerinde yapılan deneyler de ispat ediyor ki insanlara verilen para ekonomiyi büyütüyor. Bugün Silikon Vadisi guruları ve Batılı iktisatçılar ağız birliği etmişçesine "Evrensel Temel Gelir" (Universal Basic Income - UBI) diyorlar “Hayır! İnsanın mülkiyeti de, işi de, aşı da, onuru da olacak.” Dünya büyük bir kaosun, büyük bir belirsizliğin içine sürükleniyor. Teknofeodalizm, yani teknoloji şirketlerinin krallığı, insanlığı mülksüz, işsiz ve onursuz bir yığın hâline getirmek istiyor. "Mülkiyetiniz olmayacak ve mutlu olacaksınız" diyerek bizimle alay ediyorlar. Biz ise diyoruz ki: Hayır! İnsanın mülkiyeti de olacak, işi de olacak, aşı da olacak, onuru da olacak. Bunun tek yolu Prof. Dr. Haydar Baş'ın Millî Ekonomi Modeli'dir. “Bu model matematiksel bir zorunluluktur” Bu model matematiksel bir zorunluluktur, üretken yapay zeka çağında insanlığın tek çözümü olan sosyal bir algoritmadır. Bu model, insanlığın "Karanlık Fabrikalardan sağ çıkabileceği formüldür. Bu modeli üniversitelerinizde ders olarak okutun. Bu modeli makalelerinizde tartışın. Bu modeli siyasetçilerinizin önüne koyun. Çünkü yarın çok geç olabilir. Yapay zekâ, ya insanlığın sonunu getirecek bir felaket olacak ya da Millî Ekonomi Modeli ile insanlığın altın çağını başlatacak bir hizmetkâr olacak. Tercih bizim. Tercih insanlığın. Biz Prof. Dr. Haydar Baş'tan şunu öğrendik: "Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mum ışığı onu yenmeye yeter." İşte o ışık, Milli Ekonomi Modeli'dir.” ‘11 MEM kongresi hatıra fotoğrafıyla sona erdi’ BTP liderinin konuşmasının ardından kongreye katılan akademisyen ve iktisatçılara plaket ve katılımcı beldesi verildi. Viyana’da 2 gün boyunca devam eden 11. MEM Kongresi tüm katılımcılarla çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Haber

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür"

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında Türkiye'deki siyaset ortamını değerlendirdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi; "Ülkemizde özellikle Meclis'te grubu olan siyasi partilere baktığımız zaman artık bir duruş tarifleyemediğimizi maalesef görmekteyiz. Hâlbuki siyasi partilerin temel bir renkleri olur, bir duruşları olur, bir politikaları olur ve o temel çizgileri değişmez. Örneğin “Milliyetçi Hareket Partisi ya da AK Parti terörle ilgili nerede duruyor?” diye sorduğunuz zaman dün farklı yerde duruyordu, daha önceki gün daha farklı yerde duruyordu, bugün çok daha farklı bir yerde durduklarını görüyoruz. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi'nin ekonomiyle ilgili, devletçilikle ilgili, milliyetçilikle ilgili — ki bu altı okun temel altı oktan birer başlıktır — bu başlıklarda nerede duruyor, nasıl tarifliyor diye sorduğunuz zaman dün farklı tanımladıklarını, bugün farklı tanımladıklarını görüyoruz. Hâlbuki siyasi partilerin belli ilkeleri olmalı, belli renkleri olmalı ve bu değişmemeli. İnsanlar o renkleri benimsediği için o partilere gitmeli. Şimdi bırakın o temel çizgiyi, oy verirken yapılan propagandanın bugün aksinin yürütüldüğünü, yapıldığını maalesef görmekteyiz. Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak kurulduğumuz günden bugüne çizgisi değişmeyen, rengi değişmeyen ve bu anlamda da bir davası olan bir siyasi partiyiz. Çünkü dava dediğiniz şey budur. Aksi hâlde dün farklı, bugün farklıysanız sizin bir davanız yoktur anlamına gelir. "FETÖ'nün CIA ve Vatikan bağlantısını anlattık" 2000’li yıllarda FETÖ Türkiye’de çok aktifti. Toplumun belki muhafazakâr kesimin büyük bölümü FETÖ’ye sempati besliyordu. O dönemde biz Fethullah Gülen organizasyonunun CIA bağlantısını, Vatikan bağlantısını anlattık. Bu anlatım bize oy kaybettirdi; zaten kaybettireceğini de biliyorduk. Ama oy kaybettirme pahasına vatana, millete, devlete yararlı olacağına inandığımız için milleti ve devleti ayıktırmamız gerektiğini düşündüğümüzden oy kaybetsek de doğruyu anlatmaktan geri durmadık. "En büyük milli Kahramanımız Atatürk'ü anlattık" Yine 2010’lu yıllarda “Milli Kahramanlar” programlarını icra ettik. Bizim en büyük milli kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bu programlarda Anadolu’yu il il, ilçe ilçe dolaşarak anlattık. Hem de milletin bilmediği bir yönüyle anlattık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dindar Atatürk’ü anlattık; dine hizmet eden bir Atatürk’ü anlattık. Diyanet İşleri Başkanlığını kuran, Kur’an’ı Türkçe'ye tercüme ettiren, tefsir ettiren, Kütüb-i Sitte’yi Türkçe'ye tercüme ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlattık. Kendini Atatürkçü olarak tanımlayanların bile kafalarında farklı bir ezber vardı. Bu anlatıklarımız başta onların da kafasına yatmadı. Kendini muhafazakâr olarak tanımlayanlar da Atatürk’ü din konusunda farklı bir yere koyuyorlardı. Bizim anlattıklarımız onların da kafasına yatmamıştı. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş bunun kitabını yazdı, anlattı. Bugün topluma baktığımız zaman örneğin 10 Kasım’da Anıtkabir’deydik. Anıtkabir’i ziyaret eden insan sayısının her geçen sene arttığını görüyoruz. 10 Kasım’da Anıtkabir’e gittiğimizde mozolenin önüne gelindiğinde birçok insanın ellerini açarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dualar ettiğini görüyorsunuz. Prof. Dr. Haydar Baş, “Anıtkabir’e gittiğinizde abdestli olacaksınız ve ellerinizi açarak en güzel duaları ona hediye edeceksiniz.” diye öğütlemişti. Bu öğüde uyan ve orada dualar eden on binlerce, yüz binlerce insanımızı görüyorsunuz. Siyasi partilerin aslında millete doğruları anlatmak, milleti doğru bir noktaya çekmek, siville askeri, devletle milleti kaynaştırmak, birleştirmek gibi bir sorumluluğu üstlenmesi gerekirken maalesef farklı yerde durduğunu, bu konuda hiçbir duruş ortaya koymadığını görüyoruz. "7 Aralık'ta 9. Olağan Bütük Kongremizi yapacağız" Bağımsız Türkiye Partisi olarak 7 Aralık 2025 tarihinde 9. Olağan Kongremizi yapıyoruz. 9. Olağan Kongreyi yapan bir parti olmakla da övünüyoruz. Türkiye’de siyasi partilerin maalesef ömürleri çok uzun sürmüyor. Çözümün adresi olduğumuzu göstermek, çare olduğumuzu göstermek üzere on binlerce insanımızla Ankara’da buluşacağız. 7 Aralık’ta tüm halkımızı Ankara’ya davet ediyoruz. Türkiye’nin çaresi var, Türkiye’nin çözümü var. Bu kokuşmuş, bu rengi kalmamış, bu duruşu kalmamış siyasete format atmak için insanımızı Bağımsız Türkiye Partisinde buluşmaya, beraber yol yürümeye davet ediyoruz. "

BTP'den Bursa'da ‘Geleceği Savunmak’ programı… Haber

BTP'den Bursa'da ‘Geleceği Savunmak’ programı…

BTP'den Bursa'da ‘Geleceği Savunmak’ programı… Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) toplumu tehdit eden bağımlılıklara karşı başlattığı 'Geleceği Savunmak' programlarının Bursa ayağı da gerçekleştirildi. Yoğun katılımla gerçekleşen programın açılış konuşmasını BTP Bursa İl Başkanı Zeki Garaçoğlu yaptı. Garaçoğlu, "Çok büyük tehlikeyle karşı karşıyayız. İnsanı sağlam kılmamız lazım ki bütün meseleleri çözebilelim" dedi. Programa Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren de katıldı. Selamlama konuşması yapan Deviren, "Manidar da bir aslında panel olmuş bu; bağımlılığa karşı Bağımsız Türkiye Partisi" dedi. Programda dikkat çekici konuşmalar yaptı. Yeşilay Bursa Şubesi Başkanı Şeyda Polat, "Eskiden Bursa'da en yoğun madde bağımlılığı görülürdü ama şu an en çok kumar ve kumarda maalesef çok riskli ve korkunç bir bağımlılık türü" dedi. Eski Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Serdar ise madde kullanımında ergenlik dönemine dikkat çekti ve ailelere çağrı yaptı. Serdar, "Anneler en iyi narkotik uzmanıdır. Çocuklarını çok iyi takip ederler. Elbiselerinde koku var mı, leke var mı, morarması var mı? Davranışı değişti mi? Bağırıyor mu, çağırıyor mu? İçine mi kapandı? Kimle konuşuyor? Biz de telefon açıyor mu, açmıyor mu? Her türlü şekilde anne hisseder. İşte o gücünüzü kullanın" dedi. Bursa Teknik üniversitesi Prof. Dr. Abdullah Işıklar ise Türkiye'de sanal kumarın geldiği noktayı anlattı. Işıklar, "Bağımlıların yüzde 97'si erkek. Yasa dışı kumara yani devletin pay alamadığı daha çok İngilizlerin ve Kıbrıslıların organize ettiği ve Türk mafyasının organize ettiği bu kumara 10 milyon kişi para gönderiyor" dedi. BTP'nin Bursa'da düzenlediği Geleceği Savunmak programının kapanış konuşmasını BTP Genel Başkan yardımcısı Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu yaptı. Eyercioğlu şunları söyledi; "Çözüm burada, hiç uzağa gitmeye gerek yok. Mustafa Kemal Atatürk ne diyor; Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller... Hedef bu olması lazım. Peki bunu nasıl yetiştireceğiz? Bir ideali olacak, gencin bir hedefi olacak, varmak istediği bir nokta olacak, boşlukta kalmayacak, bir ideal vereceğiz. Ebedi genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş, "Gençlik büyük bir nimettir" diyor. Bir genci öyle bir tarif edeceksiniz ki; sen çok kıymetlisin, sen gerçekten kıymetlisin... Bunu hissedecek, yaşayacak. "Bu konu her şeyin üstünde" Bir gencin yetişmesi 20 yıl. Bakın Türkiye'nin ekonomik problemleri var. Bunlar çözülür, bizim elimizde Milli Ekonomi Modeli gibi bir tılsımımız var. 2- 3 senede Türkiye'nin problemini, ekonomi problemini çözüp rayına oturtabiliriz. Başka problemler de var; hukuki problemler var, Adaletsizlik problemleri var. Bir bağımsız yargı olayı çözer ama arkadaşlar nesli kaybederseniz, o neslin yenisini yetiştirmek 20 yıl sürer. Kısa vadede çözüm yok. Bu 20 yılda en güçlü silahlarınız olsa, o silahları emanet edecek gençliğiniz yoktur, ülkenizi emanet edecek gençliğiniz yoktur. Onun için bu konu her şeyin çok önünde. Ne diyor Prof. Dr. Haydar Baş; Gençliğini milletin yararına kazanmamış, devletin yararına kazanmamış hiçbir toplumun yaşaması, ayakta durması mümkün değildir. "Türkiye'de bu milletin umutları çalındı, hayalleri çalındı" Genel Başkanımız Sayın Hüseyin Baş da bu konuda bize net bir şekilde bir hayalden bahsediyor. Niye? O gençlerden biri olduğu için, onun eksikliğini hissettiği için. Türkiye'de ne çalındı bu milletin elinden dediğinizde, umutlar çalındı, hayaller çalındı. Bu iktidarın başardığı en önemli iş budur, milleti umutsuzluğa sevk etmektir. Hiç kimse geleceğine umutla bakmıyor. Hele gençler yurt dışına acaba nasıl kapağı atarım diye düşünüyor. Biz birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde herkesin birbirini anladığı bir Türkiye istiyoruz. Hayalleri olan bir ülke istiyoruz. Gençlere bu hayalleri taşıyabilirsek, verebilirsek o zaman başaracağız. Yine genel başkanımızın deyimiyle, "Evet biz çocuklarımıza güzel bir dünya bırakamadık maalesef ama en azından bu dünyaya güzel çocuklar bırakalım ki onlar bu dünyayı güzelleşsinler." Program, konuşmacılara plaket takdimi ile sona erdi.

'Atatürk gibi gençler yetiştirmeliyiz, bizim kahramanımız Atatürk'tür' Haber

'Atatürk gibi gençler yetiştirmeliyiz, bizim kahramanımız Atatürk'tür'

'Atatürk gibi gençler yetiştirmeliyiz, bizim kahramanımız Atatürk'tür' BTP Genel Başkan Yardımcısı Seçil Mumcuoğlu: Biz Atatürk gibi çocuklar yetiştirebilir ve süper kahramanımızı çocuklarımıza güzel tanıtabilirsek zaten o çocuklar o hallere düşmezler. Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) Türk gençliğini hedef alan uyuşturucu, sanal bahis, çeteler ve ahlaki yozlaşmaya karşı başlattığı 'Geleceğimizi Savunmak' başlıklı programlar serisi devam ediyor. BTP Aydın İl Başkanlığı tarafından da “Geleceğimizi Savunmak” programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda dikkat çekici konuşmalar yapıldı. Türkiye Ziraatçiler Derneği Aydın Şube Başkanı Erdem Tusu “Bu programları kırsalda, köylerde de yapılmalı.” derken konuşmacılardan avukat Ali Haydar Mumcuoğlu, bugüne kadar aldığı ceza mahkemesi davalarında müvekkillerin onda dokuzunun bağımlı gençler olduğunun altını çizdi. Programda Yeşilay sunum yapan psikolog Taylan Akbaba ise Yeşilay’ın konuyla ilgili çalışmalarını anlattı ve böyle bir sorun yaşayanlara iletişim kurabilecekleri adresler ile ilgili bilgilendirme yaptı. "Türk milletinin süper kahramanı Atatürk'tür" Programın kapanış konuşmasını ise BTP Genel Başkan Yardımcısı Seçil Mumcuoğlu yaptı. Mumcuoğlu şunları söyledi; “Genel Başkanımız gençliğe kurulan tuzakların bu milletin geleceğine kurulmuş tuzaklar olduğunu bildiği için milletimizi bilinçlendirmek üzere 'Geleceği Savunmak' programlarını başlattı. Beş buçuk milyon gencimiz ne okuyor, ne çalışıyor? Bu yıl bir milyon gencimiz üniversite sınavına girmedi. Yüksek Öğretim Kurumu verilerine göre son on yılda 19 milyon gencimiz yerleştiği üniversiteyi bıraktı. Biz gençlerimizin geleceğe güvenle bakmasını, ülkesinden, vatanından, ailesinden başka hiçbir şeye kendini bağımlı hissetmeden sağlıklı nesiller olarak büyümelerini istiyoruz. O zaman işte Atatürk'ün 'Ey Türk gençliği' diye emanetini teslim ettiği gençleri oluşturabiliriz. Prof. Dr. Haydar Baş, 'Atatürk gibi gençler yetiştirmeliyiz' derdi. Genel başkanımız Hüseyin Baş da, 'Çocuklarımız için süper kahramana ihtiyacımız yok. Çocuklarımızın rol modeli, örnek insan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür' diyor. Biz Atatürk gibi çocuklar yetiştirebilir ve süper kahramanımızı çocuklarımıza güzel tanıtabilirsek zaten o çocuklar o hallere düşmezler. Çünkü O 1918'de işgal gemileri boğazdan geçerken 'Üzülme çocuk geldikleri gibi giderler' dedi. Atatürk 1919'da Samsun'a ayak bastığı zaman yanında hiç kimse yoktu. Onları ikna etti. Çünkü O'nun defterinde umutsuzluk diye bir şey yoktu. 1920 Mayısında idam fermanını çıkarttı padişah. Neden çıkarttı ilan fermanını? Mustafa Kemal İngilizlere bilgi sattığı için, Fransızlara ajanlık yaptığı için ya da Yunan ajanı olduğu için idam fermanı çıkmadı. O dönemin hükümeti Mustafa Kemal Yunan'a, İngilizce, Fransız'a yani işgal kuvvetlerine karşı durduğu için, onlara teslim olmadığı ve milletini teslim etmediği için onunla ilgili idam fermanını çıkarttı. Yunanistan ordusu İngilizlerin bütün teçhizatıyla donatılmıştı. Yunan ordusu da onu korkutmadı. Ne olursa olsun o kendini bu vatana, bu topraklara ait hissetti ve milleti için bugünkü geleceği hazırladı. Prof. Dr. Haydar Baş bey de O'nu bize tanıtarak bizim Atatürk gibi gençler olmamızı sağladı. Biz de şimdi Hüseyin Baş beyle birlikte bağımlılıklardan, çetelerden, olabilecek bütün tehlikelerden onları kurtaralım. Atatürk bizim panzehirimizdir"

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.