Ankara

#Güneydoğu

OrtamHaber - Güneydoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güneydoğu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

 “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var” Haber

 “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var”

- “Milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var” - “En kanlı cümle mezhep kavgası” - BTP lideri Hüseyin Baş, “Türkiye'de İran savaşına ilişkin alttan alta bazı propagandalar yürüyor. Maksatları insanları bölmek, parçalamak, insanları bir şekilde farklı kayıklara bindirip o kayıkları birbiriyle kavga ettirmek. Ortadoğu'nun en kanlı cümlesi mezhep kavgası” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş partisinin Bursa İl Teşkilatınca düzenlenen iftar programına katıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programa İYİ Parti Bursa Milletvekilleri Hasan Toktaş ve Selçuk Türkoğlu’nun yanı sıra Zafer Partisi ve Demokratik Sol Parti’den de katılım oldu. Programda konuşan Hüseyin Baş Türkiye ve Ortadoğu gündemine ilişkin değerlendirmeler yaptı. BTP lideri şunları söyledi; “Bugün soframızda Cumhuriyet Halk Partisi var, İyi Parti var, Zafer Partisi var, Demokratik Sol Parti var, Bağımsız Türkiye Partisi var. Bugün soframızda Türkiye'nin bütün siyaseti var. Türkiye'nin kardeşliği var, birliği var, beraberliği var. Türkiye'nin ihtiyacı olan da aslında birlik ve beraberlik. Bunu söylediğimiz zaman bir seçim ittifakı konuşuluyor. Mesele bunun ötesinde arkadaşlar. Türkiye'de siyasetçiler yani bizler ne yaparsak yapalım milletimizin gönül ittifakına ihtiyacı var. Birbirini seven, birbirini anlayan, anlayışla karşılayan, kendi iyiliği için değil de toplumun iyiliği için yaşamak isteyen, hayatını sürdüren insanlar olmaya ihtiyacımız var. Dolayısıyla Türkiye'nin bereketli sofralara, güzel muhabbetlere ve kardeşliklere ihtiyacı var. İnşallah ülkemizde bunu inşa edebilmek adına biz de bu duvarın bir taşı olmayı beceririz, başarırız. O günleri görmeyi, yaşamayı Allah hepimize nasip etsin. “Amerika, Ortadoğu'da senin ne işin var?” Bölgemize baktığımızda şu anda komşu ülke İran, kardeş halkımız, İran halkı her gece ağır bombardıman saldırılarına maruz bırakılıyor. Malumunuz devletin lideri konutu bombalanmak suretiyle öldürüldü, şehit edildi. Elbette ki bugün İran'ın da ona saldıran güçlere karşı ciddi bir mukavemeti var. Bunu gözlemliyoruz. Ama iş öyle bir yere geldik ki şunu demiyoruz: Sen nasıl gidip egemen bir toprağa, onun liderine bir saldırı yapabilirsin? Ey Amerika, Ortadoğu'da senin ne işin var? Senin bizim topraklarımızda ne işin var? Bu ülke topraklarında, bu Ortadoğu bölgesindeki ülkelerin topraklarında ne işin var demiyoruz da yani orayı geçtik, orayı kabullendik. Artık yıllar içerisinde şunu söylüyoruz: İran çok ciddi mukavemet gösteriyor. Bununla mutlu oluyoruz. Evet hepimiz mutlu oluyoruz. O İsrail'e de bir tepki verebildiği zaman diyoruz ki evet bir Müslüman ülkede, bizim bölgemizde bir ülke de Amerika'yla İsrail'le savaşabiliyor. Bu duyguyu yaşıyoruz yani standartlarımız çok düştü. “Ortadoğu'nun en kanlı cümlesi mezhep kavgası” Şimdi baktığınız zaman Ortadoğu'nun bu hale gelmesinin temelinde yatan büyük problemi iyi anlamamız lazım. Libya'da ne oldu? Suriye'de ne oldu? Irak'ta ne oldu ve bugün İran'da ne yapılmak isteniyor? Türkiye'de de İran savaşına ilişkin alttan alta bazı propagandalar yürüyor. Maksatları nedir diye baktığınızda yine aynı şeyi görürsünüz: Tefrik etmek, insanları bölmek, parçalamak, insanları bir şekilde farklı kayıklara bindirip o kayıkları birbiriyle kavga ettirmek. Nedir? Ortadoğu'nun on yıllardır süre gelen en kanlı cümlesi mezhep kavgası. Bunun üzerinden milyonları evsiz bıraktılar. Bu kavga üzerinden milyonların canından olmasına sebep oldular. Şimdi girerken söylediğim ‘bu kardeşliğin daim olmasına ihtiyacımız var’ dememin sebebi işte bu mesele. Bizi de yıllardır bölmek istiyorlar. Sağcı solcu diye toplumumuzu bölmeye çalıştılar. Kürt Türk diye bölmeye çalıştılar. Alevi Sünni diye bölmeye çalıştılar. Bu ülkede ne kadar fay hattı varsa bakarsınız emperyalizm o fay hatlarını her zaman derinleştirmek ve harekete geçirmek istemiştir. “Bizim davamız Türk milletinin kardeşliği davasıdır” Bize düşen, Türk siyasetine düşen ve Türk milletine düşen; bu fay hatlarının dibine gömülmek değil, bunlardan kurtulup kardeşliği ve birliği tesis etmektir. Bağımsız Türkiye Partisi kurulduğu günden bugüne yaptığı çalışmanı, vaaz ettiği fikrin temeline indiğinizde de bunu görürsünüz. Bizim davamız vardır. Ne bu dava? Bu dava Türk milletinin kardeşliği davasıdır. Bu milletin bir ve beraber olma davasıdır. Eğer bu davaya hizmet eder, bu kardeşliği tesis edebilirsek işte o zaman Atatürk'ün kurduğu bu ülke nasıl yüz yıldan beri sapasağlam ayakta bugüne kadar gelebildiyse bundan sonra da kıyamet sabahına kadar dimdik ayakta gidebilir. “Atatürk bu milleti kardeş yaptı” Atatürk de elinde sihirli değnek olan bir insan değildi. O da bizler gibi bir insandı. Ama çok önemli bir şeyi başardı. Onun o fikri, düşüncesi, idealleri bir kenara; Atatürk bu milleti kardeş yaptı. Atatürk bu milletin her bölgesinden insanı aldı, kardeş yaptı. Hepsini Ankara'ya topladı, bir Meclis’in içine soktu. “Kavga edecekseniz de bu Meclis’te kavga edeceksiniz” dedi. “Başka bir yerde kavga etmek yok” dedi. Atatürk'ün başardığı en temel mesele buydu. Ve inanır mısınız, 1980'li yıllara kadar bu kardeşlikten hiçbir şey eksilmedi. O kardeşlik Türkiye'yi kimsenin burnu kanamadan o günlere kadar getirdi. “Güneydoğu'da terörün sebeplerinden birisi Türkiye'nin kendi kaynaklarına ulaşmasını engellemektir” 80'lerden sonra bir anda bir PKK terörü ortaya çıktı. Kimin organizasyonu, kimin tezgahıydı diye baktığınızda işte aynı iradeyi görüyorsunuz. Emperyalist, Türkiye'yi bölmek, parçalamak isteyen, sömürgeleştirmek isteyen iradenin tezgahı. Öyle bir bölgede terör oluyor ki yıllardır bizim “burada petrol, doğalgaz vardır” dediğimiz bölgede 40 yıldır süre gelen bir terör var. Şimdi hükümet yetkilileri çıkıp diyor ya “Gabar'da petrol bulduk.” Haydar Hoca 20 sene önce söylüyordu: “Güneydoğu'nun her yeri petrol. Evladım gidin çıkarın, bu milletin faydasına işletin” diye. O zamanlarda aynı hükümetin yetkilileri bizim ne yazık ki yeraltı kaynaklarımız yok diyordu. Şimdi nasıl İran'da, Irak'ta, Suriye'de petrol var diye de bu savaşlar oluyorsa Güneydoğu'da da terörün olma sebeplerinden birisi Türkiye'nin kendi kaynaklarına ulaşmasını engellemektir. Dolayısıyla Atatürk'ün başardığı işi bizim devam ettirmemiz lazım. Eğer onun yolundan gidiyorsak bu milletin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini muhafaza etmemiz gerekiyor. “Bağımsız Türkiye Partisi teşkilatları bulunduğu her yerde kardeşliğin simgesi” O yüzden sizler Bağımsız Türkiye Partisi'nin teşkilatları bulunduğunuz her yerde kardeşliğin simgesi olacaksınız. Birliğin sembolü olacaksınız. Kavgayı körükleyen değil, bitiren olacaksınız. Kavgayı ortadan kaldıran insanlar olacaksınız. Bunu yaparsanız vatanınız için üzerinize düşeni yapmış olursunuz. Eğer bunu yapmaz da “aman canım bana ne” derseniz veya o kavgaları körüklerseniz yarın çoluğa çocuğa bırakacak bir vatanımız kalmayabilir. Allah muhafaza. O yüzden bizler BTP'liler olarak ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın da çizdiği rota itibariyle bu milletin kardeşliğini tesis için son gücümüzle, tüm gayretimizle çalışacağız diyorum.”

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? Haber

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı?

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? -Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız -Özelleştirmelere karşı olan tek partiyiz -Alamadıkları belediyeleri özelleştirme kararı alabilirler -Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! -MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? -Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır -Kürt sorunu nedir? -BTP Lideri Hüseyin Baş, sıcak gündemi değerlendirdi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meltem TV’de yayınlanan Özel Gündem programına konuk oldu. BTP lideri, programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte Hüseyin Baş’ın açıklamalarından satır başları: “Çukurova’nın göbeğine neden havalimanı yapıldı?” "Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine havalimanı yapıldı. Tarımı desteklemek gerekirken, oradaki üretimin maliyetini düşünmek gerekirken… Milletimiz hiç esnafta, üreticide, çiftçide suç aramasın. Çukurova’nın göbeğine tarım yapılacağına havalimanı yapılıyorsa, ürünün fiyatının niye yüksek olduğunun cevabı oradadır. Sanki başka yer yokmuş gibi ve ihtiyaç varmış gibi… Niye Çukurova’nın göbeğine yapılıyor? Orada kaç bin hektar alan tarım yapılamayacak hâle geldi. Bir de havalimanı bir yere konumlandığı zaman ne olacak? Etrafında rant oluşacak, şehirleşme olacak; konut, otel, dükkân olacak; ticaret olacak, betonlaşma olacak. Koca Çukurova’nın tarımı bitiyor. Biz diyoruz ki ürün niye pahalı? Niye pahalı? Bundan pahalı. Başka sebep aramaya gerek yok. “Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız” ABD’nin başına Trump geçiyor. Adam, Boeing uçağı satmak için ülke ülke geziyor, değil mi? Sonuçta ülkesine bir finansman oluşturmaya çalışıyor. Bizde kimsenin böyle bir derdi yok. Biz kimseye ürettiğimiz bir şeyi satmaya çalışmıyoruz. Biz ya köprü satacağız ya fabrika satacağız ya da toprak satacağız. Üretin, onu satın! Niye üretilen fabrikayı satıyorsunuz? Hiç siz Donald Trump’ın Boeing fabrikasını satmaya çalıştığını gördünüz mü? Bizim sattığımız SEKA, bizim sattığımız TEKEL! Sizin yapmanız gereken, iktidar olarak SEKA’da üretilen kâğıdı satmaktı, TEKEL’de üretilen tütünü satmaktı. Ama siz ne yaptınız? Atatürk döneminde yapılan fabrikaları sattınız. Bu fabrikaların hiçbirini de kendileri yapmadı. Bunlar Atatürk döneminde yapıldı; Cumhuriyet’in kazanımı! “Özelleştirmelere karşı tek partiyiz” Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi haricinde sistematik olarak özelleştirmelere bu şekilde karşı olan hiçbir siyasi organizasyon yok. Herkes bir şekilde bir şeyin özelleştirilmesine karşı ya da bir şeyin ucuza verilmesine karşı; yani pahalıya verilince iş çözülüyormuş gibi bir mantık türetildi ülkede. Mesela gidiyorlar, kömür santralini satıyorlar. İtiraz ediyor muhalefet. Niye? Ucuza satılıyor diye. Enerji üreten bir firma, bir fabrika pahalıya satılsa ne yazar? Bu enerji çok stratejik bir şey. Bu satılamaz. Bunun pahası olmaz. Bunun değeri biçilmez. Dolayısıyla Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi dışında bunu çözebilecek de hiçbir irade yoktur. Biz, stratejik olan hiçbir üretimin, hiçbir sektörün yabancının eline geçmemesi hususunda kararlıyız. Biz, devletin de piyasada para kazanabilen, vatandaşı lehine para kazanabilen, sektörlerde var olabilen bir oyuncu olması gerektiği şeklinde ekonomiye bakış açısı olan tek siyasi partiyiz. Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! Ben emekli vatandaşlarımızdan, abilerimizden, büyüklerimizden şunu istirham ediyorum; Yarın size gözünüzü boyamak için yapılacak olan zamlar sizi kandırmasın. Çünkü seçime giderken belki size zamlar yapılarak, ekstra harcırahlar verilerek, bir iki maaş ikramiye ödenerek sizin gönlünüz alınmaya çalışılacak. Buna kanmayın. Bu, sizin seçimde oyunuzu almak için yapılacak. Oyunuzu aldıktan sonra hiç kimse sizin gönlünüzü umursamayacak. Sizi yine bir kenara buruşturup atacaklar. Çünkü bu iktidarın istikrarını düşündüğü kesim, o sermaye kesimi. Emeklinin istikrarı diye bir derdi yok, işçinin istikrarı diye bir derdi yok, asgari ücretlinin istikrarı diye bir derdi yok. Böyle bir derdi olsaydı bu piyasayı bu hâle getirirler miydi? Getirmezlerdi. Kur korumalı mevduat işçi için mi yapıldı? Emekli için mi yapıldı? Kim için yapıldı? Yine sermaye sahibi için yapıldı. Faiz düşürüldü. Kim için? Sermaye sahibi için. Faiz yükseltildi. Kim için? Sermaye sahibi için. “MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor?” Bakın, Türkiye’de para olmadığı için insanlar açlık ve yoksullukla mücadele etmiyor. Bugün hükûmet yetkilileri çıkıp gerine gerine, “Gayrisafi millî hasılamız yani millî gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı.” diyor. Millî gelir 1,5 trilyon doları aştıysa bu adam niye aç? Yine “Merkez Bankası rezervleri tarihî rekor düzeyde, 300 milyar doları geçti.” diyorlar. O kadar para var da bu adam niye aç? Merkez Bankası’nın rezervlerinde 300 milyar dolardan fazla para varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? O rezerv milletin değil mi? Bu millete ait bir gelirse bu adam niye aç geziyor? Bunu biri izah etsin. Bunun izahı yok. Neden? Çünkü adalet yok. Gelirde adalet yok, sokakta adalet yok, okulda adalet yok, üniversitede adalet yok, adliyede adalet yok. Hiçbir yerde adalet olmayınca işte birileri aç geziyor, birileri inanılmaz zenginlik içinde yaşıyor. “Bu iş belediyelerin satışına kadar gider” Belediyelerin, savunma firmalarının özelleştirilmesine, satılmasına kadar gider bu iş. Hele ki belediyeler kaybedildikçe “Ya bu belediyecilik mantığı yanlış, belediyeleri özelleştirelim.” derler mi? Derler. Çünkü yapabilecekleri başka hiçbir şey yok. O sermaye grubunun rantı ve istikrarının sağlanması için onların önündeki bütün engelleyici faktörler temizlenmeli ve onların hem psikolojik hem mali hem de medyatik desteği iktidarın arkasında kalmalı ki bu iktidar, iktidarını sürdürebilsin. “Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır” Niye Meclis’te komisyon kuruldu sorusunu ben çok sordum. Meclis’in söylediği her şeyin önemsiz olduğu bir son 10 yılda ne oldu da bu kadar kritik bir meselede Meclis’in ne dediği önem arz etmeye başladı? Bunun cevabı şuydu: Hükûmet bir şey yapmak istiyor. Buna milleti ortak etmek istiyor. Komisyon bu yüzden kuruldu. Bu komisyonu meşru kılan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin orada var olmasıdır. Ana muhalefet oraya oturmasaydı bu komisyonun söylediği hiçbir şeyin bir önemi yoktu. Son sürecin sorumlusu benim gözümde iktidardan öte ana muhalefettir. Çünkü bunu haklı ve meşru kılan ana muhalefetin orada var olmasıdır. CHP oraya girmeseydi bambaşka bir sonuç çıkacaktı. İşin diğer taraflarına girdiğimizde ortada elle tutulur bir şey yok. Bu, toplumun kabul ettiği bir şey değil. Hiç kimsenin böyle bir süreci desteklediği falan da yok. Medyadaki birkaç kişinin haricinde topluma indiğinizde böyle bir kabul yok. “Kürt sorunu nedir?” “Kürt sorunu” deniyor. Kürt sorunu var deniyorsa sorunun ne olduğu ortaya konsun. Sorun ne? Eğer Apo’nun dediği gibi sorun vatandaşlık tanımıysa, “Kabul edilmedi.” de, çek çizgiyi, geç. Sorun ne? Sorun Güneydoğu’da işsizlikse evet, hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun okullardaki eğitim kalitesinin düşüklüğüyse hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun geçim sıkıntısıysa hepimizin sorunu. Adalet arayışıysa hepimizin sorunu. Güneydoğu’da da vardır; çözmemiz lazım."

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir Haber

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir -Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz -ABD bölgeye artık vekil güçlerle değil vekil devletlerle yerleşiyor Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Meltem TV’de Gündem Özel programına konuk olan Hüseyin Baş Suriye’deki son durum ve Nusaybin’de Türk bayrağına yapılan saldırı üzerine açıklamalarda bulundu. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Mardin'deki bayrak olayı terörsüz Türkiye'nin sonucu değil. Bu ülkede bayrak tartışmaya açıldı, millet tartışmaya açıldı, Türklük tartışmaya açıldı. Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı. Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi. İfade özgürlüğünün sınırları çok geniş olmalı ancak tarihiyle bu kadar kavga eden bir milletin ortaya çıkmasına sebep olmak da biraz sorumluluk gerektiren bir durum. Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, cumhuriyet tartışmaya açıldı hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde. İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümü de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymuyorlar hatta bir bölümü iktidarını cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu zannediyor ve düşünüyor. “O eller kırılır normalde” Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızıçizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı. Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı. O eller kırılır normalde. Bu böyledir. Bunun izah edilecek bir tarafı da yoktur, görmezden gelinecek de bir tarafı yoktur. “PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir” Kürtlerin temsilcisi kim? Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı varmış gibi bir siyasi ortam oluşturuldu. Hem PKK, hem DEM her zaman marksist bir çizgide olmuştur, bölücü bir çizgide olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti ile Türklükle kavga eder bir çizgide olmuştur. Hatta o partilerden bir tanesinin parti tüzüğünde Kıbrıs’taki Türk askeri için ‘işgalci’ deniyor. Bunlar Türkiye'nin sahip olduğu hinterlandı hiçbir zaman kabul etmeyen, etmek istemeyen bir çizgide olmuşlardır. Bizim Güneydoğu halkımıza baktığınız zaman da son derece muhafazakar, değerlerine düşkün, değerlerine aşık bir toplum olduğunu biliriz, görürüz, yaşarız. Bugün Kürtleri temsil ettiğini iddia eden siyasi çizginin bu tip öz değerlerle buluştuğu hangi nokta var? Bunlar muhafazakarlık noktasında marksist bir çizgidedir, dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimizdir, baktığınız zaman hiç alakaları yoktur. Onların, yaşam tarzları inançları, ideolojileri, zevk aldıkları şeyler, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler Kürt vatandaşlarımızdan farklı. Suriye’de SDG Kürtlerin temsilcisi değildir. SDG bir terörist yapıdır, YPG bir terörist yapıdır. Aynı şekilde PKK da Kürtlerin temsilcisi değildir ve bir terörist yapılanmadır. Dolayısıyla YPG'yi ayrı tutalım, PKK'yı ayrı tutalım hülyalarına da girmeye gerek yok. “Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz” Şimdi Suriye'de YPG geri çekildi. Bu bence de Türkiye adına da bir başarıdır, Suriye'nin yeni hükümeti adına da bir başarıdır. Sonuçta terörden arındırılmış bir bölge oluşuyor. Bunlarda problem yok. Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyasi çizgi olarak bugüne kadar durduğu nokta her zaman şudur; Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz. Biz bölgemizde birilerinin bizi at edip binmesini, eşek edip sürmesini istemiyoruz! İşin Türkçesi bu. Biz bağımsız karar verebilen, hür düşünebilen bir yapıda olmak istiyoruz. “Vekil güçler yerine vekil devletler” Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da, ‘YPG artık varlık maksadını doldurdu’ diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık.”

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı Haber

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 2025 yılını değerlendirdi ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini anlattı. Muhalefete seslenen Hüseyin Baş, “Cumhuriyetin değerlerinin ve kurucu unsurların yeniden devreye alınabildiği, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız şekilde işleyebildiği bir parlamenter sistemin geri getirilebildiği bir Türkiye için; hukuk ve adaletin tesisi adına amasız, fakatsız, bütünleşik bir muhalefet şarttır. Aksi hâlde yarın yine bu tablo ortaya çıkarsa, muhalefet dedikleriniz iktidarın koltuk değneğidir.” dedi. Meltem TV’de yayınlanan “2026’ya Bakış” programına konuk olan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BTP liderinin açıklamalarından satır başları şöyle; “2025 yılında 5 milyon soruşturma açılmış” “2026 yılının ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bugün okuduğum bir haberde, yanlış hatırlamıyorsam 2025 yılında 5 milyon soruşturma açılmış. Herhâlde son 20 yılda ilk kez bu kadar sık ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir’ ifadesini duyduk. Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu anda hukuk devleti ise 5 yıl önce ne devletiydi, 10 yıl önce neydi? Çünkü o gün işleyen hukukla bugün işleyen hukuk arasında dağlar kadar fark var.” “Hukukla ilgili ilk sinyaller bendeniz üzerinden verildi” “Gerçekten zor bir yıl geçirdik. 2025’e girdiğimizde hukukla ilgili ilk sinyalleri bendeniz Hüseyin Baş üzerinden almış olduk. 2024 Aralık ayı sonunda hakkımda soruşturma açıldı; ardından adli kontrol, yurt dışı yasağı getirildi. Akabinde Türkiye’de büyük dosyaların açıldığı ilginç bir yıl yaşandı. Sayın Ümit Özdağ’ın tutuklanması, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptali, ardından tutuklanması süreci, Sayın Fatih Altaylı’nın tutuklanması, gazetecilerin tutuklanması ve adli kontrollere maruz bırakılması… Oldukça dikkat çekici bir yıl oldu. Dolayısıyla 2026 yılının huzur, barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini temenni ediyorum.” “Uyuşturucu ve kara para operasyonları gri listeden çıkmak için yapılıyor” “Türkiye’de son dönemde uyuşturucu ve kara para operasyonları yapılıyor ancak bana göre bu operasyonların asıl sebebi uyuşturucu ya da kara para değil. Türkiye’ye yatırım gelmesi gerekiyor. Gri liste süreci son iki yılda hepimizin malumu. Avrupa’dan yatırım almak ciddi anlamda zorlaştı. Hukuk ortada. Arap sermayesinin yatırımları da zayıfladı. Avrupa’dan sıcak para gelmesi isteniyor. Bu operasyonlarla ‘Türkiye temizleniyor, kimseye göz açtırılmıyor, hukuksuzluğa izin verilmiyor’ mesajı veriliyor. Benim kanaatim budur.” “Bence APO mevcut koşullarda fazlasıyla özgür” “Teröristbaşı Öcalan’a özgürlük mitingi yapılıyor. Bence APO mevcut koşullarda fazlasıyla özgür. Öncelikle bu kişinin bir terörist olduğunu, masum insanları katlettiğini kabul etmemiz gerekir. Hangi etnik kökenden gelirsek gelelim, hangi ideolojiye sahip olursak olalım bu bir insanlık meselesidir. Bunu başka bir noktaya taşımaya çalışmak insani değildir.” “Güneydoğu’daki yurttaşlarımızın önderi gibi lanse ediliyor” “PKK silah bırakacak deniliyor, peki FETÖ ne olacak, IŞİD ne olacak, DHKP-C ne olacak? Türkiye’de tek terör yapılanması PKK değildi. Sürece bilerek ‘Terörsüz Türkiye’ adı veriliyor. Kim terörsüz Türkiye’ye karşı olabilir? Ancak gelinen noktada Güneydoğu’daki yurttaşlarımızın önderi sanki İmralı’daki caniymiş gibi bir algı oluşturuluyor.” “Bebek katili kimin bebeğini katletti?” “O caninin açıklamaları meydanlarda yayınlandı. Kime izletiliyor bunlar? O meydanlarda bulunan insanlar terörist mi? Hayır. Kürt vatandaşlarımız APO’nun arkasından gitmedi, gitmiyor. PKK’nın katlettiği bebekler Kürt vatandaşlarımızın bebekleriydi. Bu mücadeleyi asıl veren Güneydoğu’daki yurttaşlarımızdı. Buna rağmen herkes sanki onun sözünü dinliyormuş gibi bir tablo çiziliyor. Bunu kabul etmiyorum.” “Bütünleşik muhalefet olmadan sonuç alınamaz” “Muhalefetin bazı saplantılardan kurtulması gerekiyor. Türkiye’de bütünleşik bir muhalefet olmadan hiçbir yere varılamaz. Ancak bu, geçmişteki altılı masa gibi bir yapı da olmayacak. Altılı masanın en büyük partisi CHP, kendi milletvekilleri dışında 39 milletvekilini Meclis’e taşıdı. Bugün bakıldığında anayasa değişikliğinde iktidarı destekleyebilecek bir tablo ortaya çıkıyor.” “Muhalefet iktidarın koltuk değneği olmamalı” “Cumhuriyetin değerlerinin yeniden tesis edilmesi, bağımsız erklerin işlemesi için bütünleşik muhalefet şarttır. Aksi hâlde bazı kriterler devreye girer ve sizi saf dışı bırakırlar. Milletin değerlerini yok sayamazsınız.” “Demokrasimiz elden gidiyor” “Ülke elden gidiyor demek istemiyorum ama demokrasimiz elden gidiyor. Bu gizlice yapılmıyor, açık açık yapılıyor. Eğer bu sürecin durmasını istiyorsak bütünleşik muhalefet şarttır.” “Türkiye’nin çözümü Bağımsız Türkiye Partisi’dir” “Türkiye’nin başına Bağımsız Türkiye Partisi dışında kim gelirse gelsin aynı ekonomik ve finansal sistem devam eder. Bugünkü Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’tir. Muhalefet kazansaydı Ali Babacan olacaktı. Aralarında hiçbir fark yok. Türkiye 2050’ye hazırlanacaksa genç zihinlerle hazırlanmalıdır. Biz yarını, yapay zekâyı, Endüstri 5.0’ı konuşuyoruz. Türkiye’nin kronik sorunlarına çözüm üretebilecek tek adres Bağımsız Türkiye Partisi’dir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.