Ankara

#Enflasyon

OrtamHaber - Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Haber

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu,

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında yaşanan gelişmelere tepki göstererek "DEM Partili Meclis Başkanvekili İmralı’yla görüşüp dönüyor ve 'Kök yasa hazırlanacak’ diyor. Neymiş? Belli örgüt mensuplarının Türkiye’ye gelmesinin önü açılacakmış. Bunun için de İmralı'daki bebek katiline özgürlük mitingleri yapacaklarmış" dedi. "Ey hayalperestler aklınızı başınıza alın! Bu topraklarda bir tane temel yasa var, o da Türk milleti olmak yasamızdır" diyen Dervişoğlu, 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'nda miting yapacaklarını da açıkladı Aziz milletim, Değerli milletvekilleri, Kıymetli dava arkadaşlarım... Sizleri sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Kendime de sizlere de bir soru sorarak başlamak istiyorum. Ekranlarda ne görüyoruz? Haberlerde ne duyuyoruz? Biz neler yaşıyoruz, neler konuşuyoruz? İki haftadır, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar, Her kanalda tek bir konu var! Tek bir başlık var! Tek bir gündem var! Ve bu konu, bu başlık, bu gündem Salt bir parti meselesi, şahısların çekişmesi olarak ele alınıyor. O ekranları seyredince, Sanırsınız ki; Memlekette başka bir şey olmuyor da, Bir siyasi parti içinde “adil bir rekabet” yaşanıyor. Sanki hiç kimse, Herhangi bir müdahalede bulunmamış da, Bir sorun kendi kendine oluşmuş, Türkiye de o sorunla uğraşıyor. Ayrıca bu sorun, bize diğer tüm sorunlarımızı da unutturmuş. Enflasyon ve hayat pahalılığı ortadan kalkmış. Ekonomi programı tıkır tıkır işliyor. Emekli ve asgari ücretli hakkını almış, alın teri karşılığını bulmuş. İşsizlik problemi aşılmış. Çiftçi ürettiğinin karşılığını alıyor. Asayiş diye bir derdimiz kalmamış. Kadınlar, gençler, çocuklar güvende. Esnaf, tüccar, sanayici halinden memnun. Dış politikada her şey güllük gülistanlık. Hukuk, adalet, demokrasi baharı yaşıyoruz öyle mi? İnsanın, “ne butlanmış be arkadaş” diyesi geliyor. Bizi, değerlerimizi, canlarımızı, sevdiklerimiz, doğrularımızı Kemiren, tüketen, öldüren tüm bu sorunlar ortadayken, Kasten ve taammüden sahnelenen bu “cambaza bak” oyunuyla Milletimin gözüne perdeler indiriliyor! Kimdir sebebi? İktidar ve ortaklarıdır. Kimdir sebebi? İktidar ve yabancı ortaklarıdır. Kimdir sebebi? Buna ses etmeyenler, itiraz etmeyenlerdir. Nedir çözümü? Duyduğunu ayırt etmektir, Gördüğünü anlamaktır, Konuştuğunu bilmektir. Yani idraktir, idrak. Biz, bu partiyi, işte bu idrakle kurduk. Bu idrakle de bu iradeyle de Niye kurulduysak, hangi amaçla yola çıktıysak, O menzile varmadan durmayacağız. Değerli arkadaşlar, Bugün iktidar, kendini yiyen bir yılan misalidir. Kendi tarihinde, eskiliğinde ve köhneliğinde boğulmuş haldedir. Bozukluğu düzeltirim diyemiyor, Çünkü eğrilik, kendinden. Daha iyisini yaparım diyemiyor, Çünkü her seferinde daha berbat eden kendisi. Temizim, ahlaklıyım, dürüstüm diyemiyor, O sebeple, ötekine, berikine operasyon çekiyor. Öyle bir tezgâh kurulmuş ki, Günde 10 meyve veriyor, 9’u zehirli. Öylesine kir pas üretiyor ki, Dokunduğu her yeri, herkesi, kendine benzetiyor. Bu sebepledir ki Türkiye, Boğazına kadar çamura bulanmış haldedir. Diyorum ya, tezgâh belli. Vatandaşın sorunları birikir, Biriktikçe millet Erdoğan’a bakar. Ve tam o anda, Seçilmiş veya atanmış paratonerler eliyle Meseleler, sağa sola saptırılır. Birini çözelim demezler. Bir kesimi mutlu edelim demezler. Çünkü bunlarda, İlke yok, düstur yok, akıl yok, Yol yok, yordam yok, yöntem yok. Aslında bunlarda, VİCDAN YOK! VİCDAN! Ama BİZ VARIZ! BİZ BURADAYIZ! Varlığımız bu oyunun panzehridir. Duruşumuz bu tezgâhın tek çaresidir. İktidarımızsa Türkiye için yegâne kurtuluş reçetesidir. Masanın altına süpürülmek istenen tüm acıları Bugün bu kürsüden haykırmak, Yarın iktidarımızda çözmek için buradayız. Yıkılmadan, bozulmadan, dağılmadan, Büyüyerek, çoğalarak, güçlenerek buradayız! Değerli dava arkadaşlarım, Yaşadığımız tüm bu krizlerin, Sokaktaki buhranın, cüzdandaki yangının, hanelerimizdeki acıların bir tek sebebi var! O da Türk devletinin ve Türk milletinin boynuna bir kement gibi geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir! Bunun kurbanı, Eğilip bükülen siyasettir. Omurgası yok edilen bürokrasidir! Cübbesine düğme dikilen yargıdır! Paramparça edilen toplumsal ahdimizdir! Tek adamın dar kalıplarına hapsedilmek istenen, Kısaca, Bir zümrenin tapulu malı, şahsi hırsların oyuncağı zannedilen Türkiye Cumhuriyeti’dir! Ve tüm bunların bedelini ödeyen, Yaşadığı hayat burnundan fitil fitil getirilen bizim insanlarımızdır. Bu sisteme geçildiğinden beri devlet nizamının çivisi çıkmıştır. Hatırlayın, ormanlarımız günlerce cayır cayır yanarken Kurumlar müdahale etmek için saatlerce bekledi. Neden? Çünkü bakanlar uçağa binmek için bile ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla’ cümlesini kurmak zorundaydı. Şimdi yine yangın mevsimine giriyoruz. İktidarın ne kadar hazırlık yaptığını, Allah korusun kaç dönüm orman yandığıyla anlayacağız. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti Tek bir imzayla, tek bir kararla yönetilen Adeta tek bir gruba kâr payı dağıtan Bir şirkete dönüştürülmüştür. Patrona sadakat de tek gaye haline getirilmiştir. Söylemeden geçmeyeyim. Yahu arkadaş, Her birinizin Üzüm misali birbirinize baka baka kararmasının alemi yok! Fikirleriniz, hasletleriniz olabilir de, İşinizi yapın kardeşim. Üzerinize vazife olan işleri yapın! Allah’ın kelamı açık, “Yaptığınız işi güzel yapın” diyor, “Allah işini güzel yapanları sever.” Türk milleti içerisinde 7’den 77’ye sağcısı, solcusu, dindarı, seküleri fark etmez, Herkesin hem fikir olduğu hususların başında da İsrail gelir. Bunların nasıl bir katliam makinası olduğunu, Masumların kanını akıtmaktan keyif alan sapkınlardan oluştuğunu hepimiz biliyoruz. Arkasındaki devletlere ve karanlık odaklara sığınarak, Sağa sola sataştığını da biliyoruz. Ama siz işinizi yapın kardeşim! Kudüs’e vali bulurlar, merak etme. Sen mülki idareden geliyorsun, sen Mülkiyelisin yahu! Vali değilsin artık, Bakansın Bakan. Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı olmak, Seviyorsun eski tabirleri madem Dahiliye Nazırı olmak, Dünya hayatında erişilebilecek en şerefli görevlerden biridir. Anladık dindarsın da, Hayatında güvenlik makalesi okumamış seleflerine özenmek seni yükseltmez. İşinize bakın. Sokaklar güvensizlik dolu, asayiş sorunları diz boyu. Çeteler semtleri, mahalleleri işgal etmiş halde, 7 günün, 24 saatini bunlara ayırsan belki yine kâfi gelmez. Bu memleketin diplomatik makamları var, ordusu var. Türkiye’yi sağa sola karikatürize sataşmalar yapan yöneticilerin ülkesine çevirmeyin arkadaş! Allah aşkına biriniz de işine baksın! İşini tam layıkıyla yapsın! Herkes işini yaparsa, suçlanacak kimse de kalmaz. Merak etme, Kudüs de valisiz kalmaz. Aziz milletim! Konuşturmuyorlar, dinlemiyorlar, çözmüyorlar: Bakın, 5 Haziran’da TÜİK rakamlarını açıkladı. Yıllık enflasyon yüzde 32,61. Merkez Bankası yıl sonu hedefini Yüzde 16’dan yüzde 24’e çekti. Yani hedefi tutturamayınca, hedefi yukarı taşıdılar. Ekonominin kitabını yazdık diyenler sayesinde, Bugün dünya sefalet liginde şampiyonluğa koşuyoruz! Biz, “en kötü kim yönetecek” olimpiyatlarında altın madalyaya koşuyoruz! Eskiden bu ülkede, Bir işçi emekli olduğunda alacağı ikramiyeyle Başını sokacak mütevazı bir ev alabilirdi, Evladının düğününü yapabilirdi. Şimdi ne yapıyor? Aldığı ikramiye ile Elden aldığı borçları kapatıyor, Kartının asgarisini ödüyor, Ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor! Ocak’tan bu yana beş aylık enflasyon yüzde 16’yı geçiyor. Bu oran, hepimizin eriyen satın alma gücünün oranı. Sofralarımızdan eksilen zeytinin, peynirin oranıdır. Bu yangın her yeri sarmışken, Her sabah yeni bir cehenneme uyanırken, İcraat yapması gereken iktidarın sözcüleri çıkıp Sabır bekleyip, Şükür nasihat edip, Masa başında oynadıkları rakamlarla sahte başarı hikâyeleri anlatıyorlar. Oysaki sadece pazar filesi, rakamların gerçeğini anlatmaya yetiyor. Çocuğunun beslenme çantasını boş gönderen anaların gözyaşları Bıçağın kemiğe dayandığını gösteriyor. Buradan bu ülkeyi yönettiğini sananlara, Sarayın itibarını vatandaşının onuruna tercih edenlere sesleniyorum! O saraylardaki oy hesaplarınız, Entrikalarınız, ayak oyunlarınız, Masa başı rakam cambazlıklarınız, Sözde başarı cazgırlıklarınız sizi kurtaramayacak! Biz, milletimle aynı safta omuz omuza geliyoruz! O haram saltanatınızı yıkmaya, Bu milletin anasının ak sütü gibi helal hakkını millete vermeye geliyoruz! Tarih, Haziran 2023. Mehmet Şimşek Hazine ve Maliye Bakanlığı'na atandı. Piyasalarda sevinç var diye manşetler. Şimşek ne dedi? 2023'te açıkladığı Orta Vadeli Program'a göre Enflasyon 2026'da yüzde 8,5'e inecekti. Bugün ne var? Yüzde 32,61. Hedef ile gerçekleşme arasında dağlar var, dağlar! Dünya rekoru var! Bunun adına biz başarı demiyoruz. Bunun adına millet “sınıfta kalmak” diyor. Peki Şimşek bu üç yılda ne yapmıştır? Faizi yüzde 8,5'ten yüzde 50'ye çıkarmış, İki yıl boyunca yüzde 40-50 bandında tutmuştur. Üretim durmuş, yatırım baskılanmıştır. Faizi düşürülünce, Bu sefer enflasyon yeniden hortlamıştır. Şimşek göreve geldiğinde, Dolar 21 liraydı, bugün 45 lira. Avro 22 liraydı, bugün 52 lira. Gram altın bin liranın biraz üzerindeydi, Bugün 6 bin 400 lira. Enflasyon 2026 sonunda tek haneye inecek dedi, 2027'ye erteledi. Takvim değişiyor, Bu kabiliyetsizlik değişmiyor. Küresel yatırımcıya sunumlar yapıyor, Kaynak arıyorlar. Çünkü kaynaklar, saray operasyonlarında harcanıp duruyor. Türk sanayicisi ve esnafı SGK borcunu ödeyemez haldedir. KOBİ'nin KDV alacağı hâlâ devlette beklemektedir Teknoloji girişimcisinin teşviki geçen yıldan kalmadır. Çiftçinin traktöründe yaktığı mazottaki ÖTV hâlâ durmaktadır. Gelir vergisi dilimleri 10 yıldır güncellenmemektedir. Yani maaşlar cebe girmeden, vergi tuzağında erimektedir. Aziz milletim; Biz İYİ Parti olarak sadece eleştiriyle yetinmiyoruz. Çözümü de söylüyoruz. İflas etmiş bu ekonomik programın İlk yaralarını sarmak için, Beş kısa vadeli adım yeterlidir. Birincisi: KOBİ'nin, sanayicinin KDV alacağını ödeyin. Vergi olarak toplayıp harcadığınız paranın hesabını verin. İkincisi: Esnafın, sanayicinin SGK ve vergi borçlarını teminatsız taksitlendirin. Teminat şartıyla çözümsüzlüğü değil, Ona şans verip ve güvenerek üretmesini hedefleyin. Kapısına kilit vurmasını umursamadığınız esnaf ve sanayici, Bu ülkenin bel kemiğidir. Üçüncüsü: Teknoloji girişimcilerinin geçen yıldan kalma teşviklerini ödeyin. Söz verdiniz. Tutun. O vaat ettiğiniz miktarlar kuşa döndü kuşa! Dördüncüsü: Çiftçi için, tarım ürünleri için ve nakliye için mazottaki ÖTV'yi kaldırın. Bu kadar zor değil arkadaş bu ya! Hepimiz yıllardır söylüyoruz, üretici feryat edip duruyor. Yapay zekâ çağındayız, siz de teknoloji atılımıyla övünüyorsunuz. Sonra seçim zamanı patates deposu basıyorsunuz. Bırakın millet sürsün tarlasını, taşısın buğdayını, meyvasını. Beşincisi: Gelir vergisi dilimlerini güncelleyin. Kazançlardan çifte vergilendirme düzenine son verin. Vergiyi haraç olmaktan çıkartın ki, Millet de devlete olan görevini yapsın. Bu beş adım da mucize değildir. Bu beş adım insanlık, yurttaşlık gereğidir. Bu beş adım, Sizin vatan ve millet görevinizdir! Neyini beceremiyorsunuz? Neyini halledemiyorsunuz? Yapmıyorsanız gidin arkadaş, Bırakın gidin! Gelip de yapacak olan var! Bu ülkeye bir bereket barışı lazımdır. Üretim barışı lazımdır. Ama buldukları çözüm, varlık barışıdır. Kaynağı, sahibi kim olursa olsun, Tam 20 yıl boyunca vergisiz bir kazanç taahhüdü sunulmaktadır. Düşünün 20 yıl boyunca, Türkiye ekonomisinden nemalanacak Ama tek kuruş vergi ödemeyecek. Bu yapısal krizin ne denli derinleştiğinin açık kanıtıdır. Ülkeye yeni adım atan, Son üç yıldır burada ne evi ne de tek bir kuruş vergi kaydı olan birileri, Sırf parası var diye 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutuluyor. Peki, bu ülkenin tüm yükünü taşıyan dürüst mükellefler, Üreticiler, yatırımcılar, sıradan vatandaşın günahı nedir? Bu çifte standart toplumun adalet duygusunu kökten sarsmaktadır. Her seferinde istisnalara bel bağlamak, Ülkenin geleceğini ipotek altına almaktır. Merkez Bankasının rezervlerini, Siyasi operasyonlara ve seçim takvimine göre ayarlama politikasının sonu, Türkiye piyasalarının uzun vadeli yıkılmasıyla sonuçlanmıştır. Yapısal bir dönüşüm gerçekleştirmek yerine Her daim belli kişiler odağa alınarak, Ekonomide istisna rejimi genişletilmektedir. Bakınız, Vergide eşitlik ve öngörülebilirlik ilkeleri bir kez feda edildiğinde Toplumsal güveni yeniden inşa etmek imkânsız hâle gelir. İhtiyacımız olan şey, geçici kaynak avcılığıyla piyasayı daha da yozlaştırmak değildir. Üretimi ve istihdamı gerçekten desteklemektir. Riski düşüren ve adil bölüşümü esas alan politikalardır. Vatandaşa dolaylı vergiler yüklüyorsunuz. Vatandaşın cebinden çıkan bu para, TBMM denetiminden kaçırılıyor, Sayıştay denetiminden uzaklaştırılıyor. Bu sistemin en sevdiği şey nedir? Denetimsizlik! Biz bu tabloya ‘gizli vergi’ diyoruz. Üstü kapalı, hesabı sorulmaz bir hortum yaratılıyor. Bizim safımız vergisinin nereye gittiğini soran şeffaflıktır! Onların safı ise yandaş holdinglerdir! Alın size en taze örneği... Eskişehir Mihalıççık’ta, Doruk Madencilik işçileri... Aylardır maaşlarını ve tazminatlarını alamıyorlardı. Beypazarı’ndan Ankara’ya yürüdüler. Devlet araya girdi, üç bakan söz verdi, ‘15 Mayıs’ta ödenecek’ dedi. Söz tutulmadı! İşçiler yeniden yola çıktı. Peki karşılarında ne buldular? TOMA’lar, polis bariyerleri! Hakkını isteyen, Ayakları şişerek yürüyen işçinin önüne barikat kuruluyor Ama onların alacağını gasp eden, İktidarın gözdesi o holdingin önüne Tek bir barikat kurulmuyor! Aynen işçilerin dedikleri gibi, O barikatların işçiye değil, hak yiyen holdinglere kurulması gerekirdi! Safımız, işte o hakkını arayanların safıdır! Ömrümüzün sonuna kadar hak mücadelesinin yanında olacağız. Milletin partisine çöküyorsunuz, Ey vatandaş “Niye sokağa çıktın?” Seçtiği belediyesine çöküyorsunuz, “Niye protesto ettin?” Maaşını vermiyorsunuz, “İşçi, niye grev yaptın?” Doğrudur, Hepimiz itidalli olalım, olmalıyız. Evet, başka Türkiye yok. Yüce Meclisin itibarını kirletmeyelim. Peki, bu milletin sürekli insicamını bozmak nedir o zaman? Bu kışkırtmaların, ayarsızlığın, Kör göze parmak sokmaların maksadı nedir o zaman? Bunca yargısız infazların maksadı nedir? Milleti bu kadar öfkelendirmek neye ve kime hizmet etmektedir? Terörsüz Türkiye’ye mi? İç cepheye mi? Bu iç cephe, milleti cephe cephe bölmek midir? Delirtmek midir? Nedir söyleyin? Milletin boğazından kesmeyi planlarken, O boğaza giren lokmayı üreten çiftçimizi de Çoktan toprağa gömdüler! Bakın, Anadolu’da ekin zamanı, hasat zamanı Artık dert zamanı oldu. Çiftçimiz tarlasına küstürüldü. Mazotun, gübrenin, ilacın ve tohumun fiyatı arşa çıkmış Ama iktidar hala ithalat lobilerini zengin etmenin peşinde. Alın teriyle toprağı sulayan çiftçimize reva görülen, Açıklanan taban fiyatları Maliyetin bile altında kalıyor. Çiftçi borç batağında tarlası ipotekli! Kendi çiftçisini ezip Elin çiftçisini ihya eden Bu çarpık tarım politikası yüzünden Anadolu’da üretim durma noktasına geldi. Ama sorsanız tarımda uçuyoruz! Evet, uçuyoruz ama uçuruma doğru uçuyoruz. Safımız, Anadolu’nun mümbit topraklarını alın teriyle işleyenlerin safıdır. Peki ya yargı? Ya adalet? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde adalet, Saray koridorlarında dağıtılan bir VIP hizmete dönüşmüştür. Bunun bedelini kim ödüyor biliyor musunuz? Adana’da yaşanan o kahredici olaya bakın. Emekli bir polis memuru, Uyuşturucu batağına düşen 23 yaşındaki oğlunun saldırısına uğruyor. Ve kendi evladını vuruyor. Bu sadece bir adli vaka değildir! Bu, adaletin çöktüğü, Sınırların kevgire döndüğü, Uyuşturucunun mahalle aralarına kadar inip Aileleri yuttuğu bir toplumsal cinnetin fotoğrafıdır! Bir baba kendi oğlunu kurşunluyor, Sonra polisi arayıp teslim oluyor. Her gün bu ülkede kaç aile bu felaketi yaşıyor? Safımız, bu ailelerin acısıyla yüzleşen Ve bu belaya gerçek, köklü çözüm arayanların safıdır! Ve bir de güvenlik, beka meselesi var... DEM Partili Meclis Başkanvekili çıkmış, İmralı’yla görüşüp dönüyor ve ‘Kök yasa hazırlanacak’ diyor. Neymiş? Belli örgüt mensuplarının Türkiye’ye gelmesinin önü açılacakmış. Bunun için de İmralı’daki bebek katiline özgürlük mitingleri yapacaklarmış! Hiç yadırgamıyorum. Siz İmralı’daki caniye şayet kurucu önder derseniz, Komisyonu ayağına gönderirseniz, Nevruz Bayramlarında mesajlarını meydanlarda okutursanız, olacağı budur! Bunlara ne söylesek az ne söylesek faydasız! Açık ve net söylüyorum! Bu millet, şehit analarının gözyaşlarını unutmadı. Bu millet, terörün bedelini gencecik fidanlarıyla ödedi. O ödenen bedelleri, Kapalı kapılar ardında ‘bir sefere mahsus’ diyerek sıfırlayamazsınız! Milletin iradesi İmralı’da değil, bu kürsüdedir, bu Meclis’tedir! Safımız bu iradenin hâkimiyetini savunmaktır. Kök yasa ne demektir? Kim uydurmuştur? Son zamanlarda böyle şeyleri zaten iki kişi uyduruyor. Biri İmralı’daki terör hükümlüsü Öcalan. Onun ulağı Pervin Buldan ve avanesi de bunu Ankara'ya taşımak istiyor. “Bir sefere mahsus” diyerek Terör hükümlülerine, Kanlı katillere arka kapıdan af getirmeye, Devleti kökünden sarsmaya çalışacağınızı Biz görmüyor muyuz, anlamıyor muyuz sanıyorsunuz? Tohumu ihanet olanların, Gövdesi kan ve gözyaşı üstüne yükselenlerin, Dalları bu milletin evlatlarının canına uzananların Kökü olmaz! Köksüzler başkasının suyuyla, başkasının rüzgarıyla büyürler. Köksüzler bir katile ram olarak, Türkiye’ye hayır gelmeyeceğini de Aslında çok iyi bilirler. Ve o rüzgâr kesilince devrilir giderler. Bizler ise bu toprakta kök saldık. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da. O kökler bu milletin şehit kanıyla sulandı. O kökler bu milletin analarının yaşıyla beslendi. Ey hayalperestler, Aklınızı başınıza alın! Bu topraklarda bir tane “temel yasa” var, O da Türk milleti olmak yasamızdır. O temel yasa, sizinki gibi pazarlık masalarınızda yazılmadı! 1919'da Samsun'daki iradeyle yazıldı. Amasya'da “milletin azim ve kararı” diyen kararlılıkla, Erzurum'da, Sivas'ta “Vatan bir bütündür, parçalanamaz!” diye yeri göğü inleten imanla yazıldı. O temel yasa Sakarya'nın siperlerinde, Dumlupınar'ın ovasında, Çanakkale'nin geçilmez sularında Toprağa düşen aziz şehitlerimizin mübarek kanıyla yazıldı. Bu devletin ve milletin kökleri Sizin o şifreli kelimelerinizle, Karanlık mahfillerdeki, Sinsi planlarınızla kirletilemeyecek kadar kutsaldır. Bu ülkenin başkenti Ankara'dır! Dili Türkçedir! Bayrağı, şehidimin kanından rengini alan Ay Yıldızlı Al Bayraktır! Temel yasa, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” der. Çiğneyenlerle, çiğnetenler bugün bir aradadır. O temel yasa, “Yurtta sulh, cihanda sulh” der. Yurdu, cephe cephe bölenler bugün bir aradadır. Kendilerine yasa aramaktadırlar. Bağımsızlık. Egemenlik. Hukukun üstünlüğü ve milletin birliğidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran irade budur. Bu dört değer, hiçbir süreçle, Hiçbir düzenlemeyle Yeniden yazılamaz, Törpülenemez, Pazarlık masasına konulamaz. Safımız bellidir. Safımız Cumhuriyeti kuran, kurduran değerlerin safıdır. 27-28 Haziran’da Öcalan’a özgürlük mitingi yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar, Türkiye’yi sahipsiz sanıyorlar. Siz 27 Haziran’da hangi meydana çıkarsanız çıkın, Ben Müsavat Dervişoğlu olarak, İyiler ve cesurlarla birlikte, Büyük Türk millerini arkama alıp, Tandoğan Meydanı’na çıkacağım. Sağcısı, solcusu, doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi Bayrak sevdalısı herkesi, Sevdası Türkiye, kaygısı Türk milletinin geleceği olan herkesi, 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı’na bekliyorum! Şanlı bayrağımızı ellerine alıp gelsinler. O gün bütün Ankara gelincik tarlasına dönecek ve kırmızı beyaz olacak. Bu inanç ve düşünceyle hepinizi selamlıyorum. O gün elinde Türk bayrağı olan herkesi, elimde Türk bayrağı ile karşılayacağım.

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi Haber

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın tarım politikasını eleştirdi. Hububat alım fiyatlarını eleştiren Önder, “Öyle bir fiyat açıklıyorlar ki çiftçi eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle olunca çiftçi üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy kahvelerinde işsiz güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal ediyorsunuz” dedi. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: “Hububat fiyatları açıklandı. "Halkımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz." diyen iktidar, çiftçiyi enflasyon karşısında adeta ezdiriyor. Öyle bir fiyat açıklıyorlar ki üstelik bu fiyat taban fiyat değil, fiilen tavan fiyat niteliği taşıyor. Çiftçi bir yıl boyunca emek verip ekip biçiyor ancak eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle olunca çiftçi üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy kahvelerinde işsiz güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal ediyorsunuz, buğday ithal ediyorsunuz. Üstelik buğday; üretmesi kolay, sulama gerektirmeyen ve Anadolu'nun birçok bölgesinde yetişebilen temel bir üründür. Buna rağmen buğdayın büyük bölümünü Rusya'dan ithal ediyor, milyarlarca dolar ödüyorsunuz. “Yanlış politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar işlenmiyor” Türkiye Cumhuriyeti, tarım ürünleri ithalatı nedeniyle her yıl milyarlarca dolar harcıyor. Cari açığın önemli bir kısmını da bu oluşturuyor. Yazık değil mi? Tarlanız var, o tarlayı ekecek insanınız var. Ancak yanlış politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar işlenmiyor. Sonuçta tarım ürünü getirmek için döviz ödüyorsunuz. Bir taraftan da ‘Dünya savaşı ihtimali var, İsrail her an bize saldırabilir’ diyerek kritik bir dönemden geçtiğimizi söylüyorlar. İşte BTP’nin tarımla ilgili 4 kritik projesi Rahmetli kurucu genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş’ın çok anlamlı bir sözü vardır: "Silahsız savaşabilirsin ama buğdaysız savaşamazsın. Tarım stratejik bir sektördür” Bu konuda çok net projeleri olan tek siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisi. Biz diyoruz ki; Öncelikle çiftçi daha tohumunu toprağa atmadan, ürün bedelinin yarısını avans olarak cebine koyacağız. İkinci olarak üretim maliyetlerini devlet karşılayacak. Çiftçinin üretim giderlerini biz üstleneceğiz. Üçüncü olarak alım garantisi vereceğiz. Çiftçi, ‘Ürünümü nereye satacağım?’ endişesi yaşamayacak. Yeter ki üretsin, yeter ki kaliteli üretim yapsın. Devlet ürünün tamamını satın alacak ve alım garantisi verecek. Dördüncü olarak don, sel ve benzeri doğal afetlerde çiftçinin ürünü zarar görürse devlet tarafından ücretsiz sigortalanacak. Ürün zarar görse bile devlet çiftçinin zararını karşılayacak. “Biz zenginlere değil, bu milletin üreten çiftçisine garanti vereceğiz” Bazıları ‘Bunları nasıl yapacaksınız?’ diye soruyor. Bugün yol yapan firmalara geçiş garantisi veriliyor, hastanelere hasta garantisi, havalimanlarına yolcu garantisi veriliyor yani zenginlere para kazanma garantisi sağlanıyor. Biz ise zenginlere değil, bu milletin üreten çiftçisine garanti vereceğiz. Bu kadar mı zor? Hayır. Bunun için sadece bakış açısının değişmesi gerekiyor. “Çiftçiye yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor” Bugün açıklanan fiyatlar çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor. Üstelik belirlenen fiyatlar fiilen tavan fiyat işlevi görüyor. Devlet en yüksek fiyatı belirlemiş oluyor ve çiftçi ürününü çoğu zaman bunun altında satmak zorunda kalıyor. Çiftçiye yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor. Oysa bundan 20-25 yıl önce Türkiye, tarımda kendi kendine yeten sayılı ülkelerden biriydi. Bugün ise tarımdan hayvancılığa kadar birçok alanda ithalat yapan bir ülke hâline geldi. Bu kadar verimli toprakların bulunduğu, dört mevsimin yaşandığı ve üretken insanların yaşadığı bir coğrafyada tarım ürünü ithal etmek büyük bir başarısızlıktır. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Bağımsız Türkiye Partisi iktidarında çiftçinin yüzü gülecek.”

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Haber

"Varlık barışı iflasın ilanıdır"

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın çıkardığı varlık barışı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır." dedi. Lütfullah Önder'in açıklaması şöyle: "İktidar, ekonominin kontrolünü tümüyle kaybetmiş gözüküyor. Yıllardır 'enflasyonla mücadele ediyoruz' diyerek milleti inim inim inlettiler. Millet yoksullaştı, yoksullukla boğuşuyor. Ancak dönüp baktığımız zaman, dünyadaki 193 ülkenin 188’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Afrika’da 56 ülke var. Bu 56 ülkenin 55’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Enflasyonla mücadelede sınıfta kaldınız. "Böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır?" Öte taraftan yıllardır fabrikaları sattınız, madenleri sattınız, limanları sattınız. Geriye bir şey bırakmadınız. Devletin tek gelir kaynağı vergi ve ceza hâline geldi. Paraya ihtiyacınız var. Bu parayı da bulamıyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiği günden bugüne Avrupa kapılarını aşındırıyor. Sürekli kapı kapı dolaşıp para arıyor; ancak maalesef temiz parayı bu ülkeye getirmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır? Düşünün, bir siyasi partinin genel başkanısınız. Kongrede seçilmişsiniz. Aradan yıllar geçiyor, sizi o koltuktan alıyorlar. Koltuğunuz garanti değil. Ya da bir belediye başkanısınız. Halk sizi belediye başkanı olarak seçmiş. Farklı sebeplerle sizi görevden alıyorlar ve başkasını getirip belediye başkanlığı koltuğuna oturtuyorlar veya üniversite bitirmişsiniz, diploma almışsınız. Yıllar sonra diplomanız iptal ediliyor. Böyle bir ülkede paranızı yatırdığınızda, o paraya el konulmayacağının, o paranın buharlaşmayacağının veya başına bir iş gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir? "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki.." Dolayısıyla iktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Yani, 'Nereden ve nasıl kazanırsanız kazanın, yeter ki para getirin. Biz soru sormayacağız. Bu paranın nasıl kazanıldığını sormayacağız. Vergilendirilip vergilendirilmediğini sormayacağız. Suçtan elde edilip edilmediğini sormayacağız. Hatta sormamakla kalmayacağız, vergilendirmeyeceğiz.' diyor. "İktidarın ekonomik olarak iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanı" Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır. Geçmiş yıllarda da buna benzer birçok düzenleme yaptı. Bu nedenle Türkiye gri listedeydi. Gri listeden daha listeden yeni çıkmışken, yeniden bu varlık barışıyla birlikte aynı adımı atıyor. Çünkü çaresiz. AK Parti iktidarı, 25 yıl boyunca 15 kez varlık barışı yaptı. "Her seçimden önce varlık barışı.." İlginç olan bir diğer husus ise hemen hemen her seçimden önce varlık barışı yaparak seçim ekonomisi oluşturması, milleti geçici olarak rahatlatması ve oy almaya çalışmasıdır. 2008’de, 2011’de, 2013’te, 2018’de ve 2023’te seçimler öncesinde varlık barışıyla birlikte iktidarın para toplayıp seçim ekonomisi oluşturduğunu görüyoruz. Bu durum, bir taraftan muhalefeti dizayn etme çalışmaları sürerken, diğer taraftan da iktidarın seçime hazırlandığının bir göstergesidir."

BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı Haber

BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı

BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabı Bağımsız Türkiye Partisi’nden (BTP) Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yabancı sermaye için kullandığı, “Şirketler buraya taşınırsa taksiye binecekler, taksicimiz yararlanacak. Alışveriş yapacaklar, restorana gidecekler, THY’ye binecekler, Türkiye’de tatil yapacaklar, ev alacaklar.” şeklindeki sözlerine cevap geldi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, “Sayın Mehmet Şimşek, madem piyasaya para girmesiyle piyasa canlanıyordu, yıllardan bu tarafa ‘talebi daraltacağız, enflasyonla mücadele edeceğiz’ diyerek neden piyasadaki parayı azaltmaya çalıştınız? Neden milletin cebindeki paraya göz diktiniz? Parayı Türk milleti harcayınca piyasa canlanmıyor mu? Yoksa Türk milleti buna mı layık değil?” sorusunu sordu. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: “Mehmet Şimşek, yabancı sermaye ülkemize gelirse nasıl faydalar sağlayacağını anlattı. Şimşek, ‘Bunlar taksiye binecekler, tatil yapacaklar, restorana gidecekler, THY’ye binecekler, ev alacaklar, alışveriş yapacaklar. Bunun herkese faydası var.’ dedi. Yani ‘piyasaya para girerse bundan herkes faydalanır’ dedi. Peki Sayın Mehmet Şimşek, madem piyasaya para girmesiyle bundan herkes faydalanıyordu, piyasa canlanıyordu, yıllardan bu tarafa ‘talebi daraltacağız, enflasyonla mücadele edeceğiz’ diyerek neden piyasadaki parayı azaltmaya çalıştınız? Neden milletin cebindeki paraya göz diktiniz? Bu harcamaları, bu alışverişleri yabancılar değil de Türk milleti yapsa olmuyor mu? Parayı Türk milleti harcayınca piyasa canlanmıyor mu? Yoksa Türk milleti buna mı layık değil? “Yahu bu nasıl enflasyon!” Hemen bunu söyleyince ‘Yabancılar döviz getiriyor, Türk milleti Türk lirası harcıyor. Türk lirası piyasaya girerse enflasyon olur.’ diyorlar. Yahu bu nasıl enflasyon ki? Bu milletin ürettiği emek ve hizmeti dolarla satın alınca hortlamıyor, TL ile satın alınca hortluyor! Bu mümkün mü? Bu kafa, yabancıların söylediği her şeyi kanun gibi gören ve ekonomiye onların gözüyle bakan liberal kafadır. Aynı şekilde, ‘Adaleti düzeltirsek yabancılar bu ülkeye yatırım yapar, biz ekonomiyi ve adaleti düzelterek gelişeceğiz’ diyen muhalefetin kafası da aynı kafadır. “İç ticarette de, dış ticarette de gerçek millî paramızı kullanacağız” Biz liberal bir kafayla, neoliberal bir kafayla ekonomiye bakmıyoruz. Bağımsız Türkiye Partisi olarak ekonomiye Millî Ekonomi Modeli anlayışıyla bakıyoruz. Biz diyoruz ki bu milletin emek ve üretiminin karşılığı dolar olamaz, döviz olamaz. Türk lirası olmalıdır, millî para olmalıdır. Ama bu millî para, şu an olduğu gibi Merkez Bankasının kasasına dolar koyup doları rezerv para yapıp dolardan güç alarak doların karşılığında basılan TL değildir; bu, tercüme paradır. Biz tercüme parayı kastetmiyoruz. Milletin alın terinin karşılığı olarak basılan paradır millî para. Biz diyoruz ki iç ticarette de, dış ticarette de gerçek millî paramızı kullanacağız. Bağımsız Türkiye Partisi olarak diyoruz ki milletin cebine o millî paraları koyacağız. Ev hanımına maaş vereceğiz. Her çocuğa, doğan çocuğa para vereceğiz. Ev hanımı, bir Türk hanımefendisi olarak ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayacak. Biz diyoruz ki asgari ücretliyi, emekliyi, dul ve yetimi; kısaca yoksulluk sınırının altında geliri olan herkesi yoksulluk sınırının üzerinde bir gelire sahip olması için destekleyeceğiz. Hepsinin cebine bu millî parayı koyacağız. “İşte o zaman Türk milleti taksiye binecek” İşte o zaman Türk milleti taksiye binecek, THY’ye binecek, tatile gidecek, ev alacak, restorana gidecek, elektrik kullanacak, su kullanacak, bunların faturalarını ödeyecek. BTP'den Mehmet Şimşek'e yabancı sermaye cevabıKısaca hayatın her alanında ihtiyaç duyduğu alışverişi yapacak, onurlu bir insan olarak yaşayacak. Türk milletine hizmet eden esnaf, çiftçi, tüccar, fabrikatör; herkes emek ve üretim ortaya koyduğu için mal ve hizmetini satabilecek, kazanacak. İşlem hacmi arttığı için devletin geliri de artacak. “Bu millete değil de yabancıya hizmet etme fikri ve duygusu sizleri kuşatmış...” Bütün bunları yapmak çok kolay ama liberal kafayla, ezber kafayla bakarsanız zor. Biz diyoruz ki liberal bakış açısından, size öğretilen ezberlerden kurtulursanız bunları yapmak hiç zor değil. Bu millete değil de yabancıya hizmet etme fikri ve duygusu sizleri kuşatmış ve ezberlerinizden kurtulamıyorsanız veya bilmediğimiz prangalar ayağınızdaysa ve bundan dolayı adım atamıyorsanız lütfen çekilin. Bu millete nasıl hizmet edildiğini, bu problemlerin nasıl kolaylıkla çözüldüğünü biz gösterelim.”

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " Haber

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? "

"Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? " BTP lideri Hüseyin Baş Mehmet Şimşek'e sordu; "Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Emekli aylığı artışlarında kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi?" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş ekonomi üzerine değerlendirmeler yaptı. BTP lideri, "Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu." dedi. Hüseyin Baş'ın paylaşımı şöyle; "Resmi işsiz sayısı 2 milyon 819 bin kişi. 6,5 milyon genç ne eğitimde ne istihdamda. Şanslı olup da iş bulanlar açlık sınırının altında maaş alıyor. Emeklilerin durumunu zaten izaha gerek yok, onlar 20 bin lirayla zor günler yaşıyor. "Savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık" Bitmek bilmeyen zamlar, enflasyon... Hayat pahalı, geçim çok zor ve bu durum yıllardır böyle. Belki de dünya tarihinin en uzun süren ekonomik krizinin içindeyiz. Aslında buna kriz demek doğru değil, içine süreklendiğimiz durum bir tercih... Bu ülke bilerek ve isteyerek ekonomik bir girdabın içine sokuldu. Özelleştirmeler, madenlerin satışı, devlet garantili projeler, maliyetinin kat kat fazlasına yapılan projeler vs... 'Tüccar devlet' diye, 'babalar gibi satarız' diye çıkılan yolda geldiğimiz yer, savaştaki ülkelerin bile hayretle izlediği bir pahalılık. "Madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede?" Manzara bu iken iktidar pembe tablo çiziyor. ➡️Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek, "2025 yılında ekonomimiz yüzde 3,6 büyüdü ve milli gelir 1,6 trilyon dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna dâhil olduğumuzu öngörüyoruz" dedi. Sayın Şimşek'e sormak lazım; madem her şey güllük gülistanlık bu para nerede? Madem yüksek gelirli ülkeler gurubuna yükseldik ➡️AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler'in "Bütçe dengeleri açısından OVP kapsamında emekli aylığı artışlarında da kaynak üretmede zorlandık" sözü de neyin nesi? Büyüyoruz, kasa para dolu ama emekliye bayram ikramiyesine zam yapacak durumumuz yok, öyle mi? "Para faiz lobine, yandaşa..." Yetkililerin açıklamalarından çıkan sonuç şu; evet para var ama emekliye yok, asgari ücretliye yok, memura yok. Para faiz lobine, yandaşa... Türkiye'nin millete ait olanı millete verecek iktidara ihtiyacı var. O iktidar da Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayacak olan Bağımsız Türkiye Partisi'dir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.