Ankara
Hava Durumu

#Btp

ortamhaber.com - Btp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Btp haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

''Ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir'' Haber

''Ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir''

''Ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir'' ''Muhalefet, Meclis aritmetiğine yoğunlaşmak zorundadır'' ''Bu, dalga geçer gibi bir şeydir. Böyle emekli aylığı olmaz'' “Meclis’te çoğunluğu almak, cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar önemli” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündemi değerlendirdi. Muhalefetin birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade eden Hüseyin Baş, “Meclis’te çoğunluğu almak, cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar önemli.” dedi. En düşük emekli maaşının 20 bin lira olmasına da değinen Hüseyin Baş, “Bu, dalga geçer gibi bir şey. Böyle emekli aylığı olmaz.” ifadelerini kullandı. Hüseyin Baş, Meltem TV’de katıldığı programda şu değerlendirmelerde bulundu: “Meclis’te çoğunluğu almak, cumhurbaşkanlığını kazanmak kadar önemli” ''CHP’nin diğer partilerden Meclis’e soktuğu 39 milletvekilinin hatırı sayılır bir çoğunluğunun iktidar kanadına ya geçeceğini ya da oraya hizmet edeceğini düşünüyorum. Bir daha ana muhalefet partisi aynı şeyi yapmazsa, bunların bir daha seçimle Meclis’e girme ihtimalleri zaten yok. Sayın Kılıçdaroğlu’nun o dönemki tercihleri doğru değildi. O tercihlerin doğru olmadığının ispatı da bugün her geçen gün daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Önümüzde yine bir seçim olacak. Türkiye demokratik bir ülke. Seçim dönemleri, tarihleri bellidir. Seçim biraz erkene alınabilir ya da zamanında yapılabilir. O seçim döneminde ana muhalefetin tekrar aynı hatalara düşmemesi çok elzemdir, çok kıymetlidir. Önümüzdeki seçimde cumhurbaşkanlığını kazanmak çok önemli diye bir sayfa açılacak ve bu anlatılacak. Buna bir itirazım yok. Elbette bu önemlidir ancak benim gözümde önümüzdeki seçim dönemine ilişkin, cumhurbaşkanlığı kadar önem arz eden bir kurum daha vardır. O da Meclis’tir. Ne olursa olsun Türkiye’de muhalefet bir şeyleri değiştirmek istiyorsa Meclis’in çoğunluğunu elde etmek zorundadır. Muhalefet, Meclis aritmetiğine yoğunlaşmak zorundadır. Bunu yaparsa cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu ne olursa olsun Meclis’in gücü kullanılabilir. Türkiye’de şu anda Meclis’in bir fonksiyonu kalmadı çünkü Meclis çoğunluğu iktidar tarafındadır. “Ana muhalefetin anayasaya ‘evet’ demesinin tartışılması daha mantıklı” Bir anayasa değişikliğinde DEM Parti’nin, Cumhur İttifakı’nın ya da başka partilerin anayasaya “evet” demesini tartışmaktan ziyade, şu siyasi tabloda ana muhalefetin anayasaya “evet” demesinin tartışılması daha mantıklıdır. 400’ü bulabilirler mi? Belki de 600’ü bulabilirler. Şu anda anayasanın değişmesini istemeyen Meclis’te kaç kişi var acaba? Herkesin anayasayla bir şekilde problemi var. Herkes anayasayı bir şekilde eleştiriyor. Daha birkaç gün önce, o 39 milletvekilinin verildiği ve şu anda Meclis’te üç partinin birleşerek grup kurduğu siyasi partilerin genel başkanlarından biri, Anayasa’nın 66. ve 42. maddeleriyle ilgili “değişmesi lazım, kaldırılması lazım” gibi ifadeler kullandı. Bunu diyenler, anayasa değişikliği gündeme geldiğinde “hayır” mı diyecek? Hayır, “evet” diyecekler. “Bütünleşik muhalefet gerekli, bir şemsiye oluşum şart” Bütünleşik muhalefet gereklidir. Burada bir siyasi oluşumun şemsiye görevi görmesi ve bu şemsiyenin altına başka siyasi oluşumları toplaması gerekiyor. Muhalefet kanadında en son altılı masa denemesi oldu ancak muhtemelen samimiyetsiz bir birliktelik olduğu için hemen dağıldı. İnsan birlikte yürüdüğü kişiye değer verir. Cumhur İttifakı bu değeri veriyor. Kimse yanlış anlamasın, veriyor. İktidarı paylaşmak zordur, muhalefeti paylaşmak kolaydır. Buna rağmen iktidar paylaşılabilirken muhalefet paylaşılamıyor. Burada bir sorun vardır. Şemsiye görevi görmesi gereken kurumların bunu düşünmesi ve hesap etmesi gerekir. Aksi hâlde bugün ittiğiniz, ötelediğiniz toplum kesimleri yarın sizi görmezden gelir. Bu, insan doğasında vardır. Siz gerekli kuşatıcılığı, nezaketi ve birlikteliği göstermezseniz insanlar başka yerde bunu arar. Muhalefet bugüne kadar bu konuda üstüne düşeni yapmamıştır. Bu çok açıktır. “Emeklinin 20 bin TL talebi yok, geçinme talebi var” Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumunun, yani SGK’nin açılımı bence “Sosyal Güvensizlik Kurumu”na dönüşmelidir. Çünkü topluma güven vermiyorsunuz. Yandaş kanallara bakıyorum, “Emeklinin 20 bin TL talebi var.” deniyor. Emeklinin 20 bin TL diye bir talebi yok, geçinme talebi var. Hükûmet 18 bin 900 TL’yi 20 bin TL yapacaksa hiç yapmasın. Bu, dalga geçer gibi bir şeydir. Böyle emekli aylığı olmaz. Bu anlayış, “Vermek zorunda kalıyoruz, hadi verelim.” mantığıdır. Bu kabul edilemez. “Vergide adalet nerede?” Bu ülkenin geliri vergidir. Verginin yüzde 65’i dolaylı vergidir. Multimilyarder de bir gömlek alırken yüzde 20 KDV ödüyor, asgari ücretli de ödüyor. Ben 100 liramın 20 lirasını KDV’ye ödüyorum, yanımdaki vatandaş 100 trilyon lirasının 20 lirasını ödüyor. Nerede adalet? Ne vergide adalet var ne cezada adalet var. Dayısı olanın cezası yok, garibanın cezası var. Ceza hep aynı kesime kesiliyor. Bu ülke öyle bir noktaya geldi ki ne emekliye maaş ödeyebiliyor ne de doğru düzgün asgari ücret açıklayabiliyor. “Devlet, asgari ücretten prim almasın; o para işçiye ödensin” Bugün asgari ücretin neti 28 bin 75 liradır. Brütü ise 40 bin liraya yakındır. İşverene maliyeti 40 bin liranın üzerindedir. İktidara gelsem yarın şunu yaparım: Belirli bir gelir grubuna kadar sigorta primi almam. Böylece asgari ücretlinin eline geçen para otomatik olarak 40 bin liraya çıkar. 35 bin lira alanın cebine 45 bin lira, 40 bin lira alanın cebine 50 bin lira girer. İnsani yaşam baremine kadar insanlardan prim almamak bile büyük bir rahatlama sağlar. Ama mevcut anlayış, “Ben SGK primini alacağım, sen düşük maaşla yaşayacaksın.” diyor. Çünkü başka şansları yok, o parayı almak zorundalar.''

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı Haber

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı

BTP lideri Hüseyin Baş’tan ‘Bütünleşik Muhalefet’ çağrısı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 2025 yılını değerlendirdi ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini anlattı. Muhalefete seslenen Hüseyin Baş, “Cumhuriyetin değerlerinin ve kurucu unsurların yeniden devreye alınabildiği, yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız şekilde işleyebildiği bir parlamenter sistemin geri getirilebildiği bir Türkiye için; hukuk ve adaletin tesisi adına amasız, fakatsız, bütünleşik bir muhalefet şarttır. Aksi hâlde yarın yine bu tablo ortaya çıkarsa, muhalefet dedikleriniz iktidarın koltuk değneğidir.” dedi. Meltem TV’de yayınlanan “2026’ya Bakış” programına konuk olan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. BTP liderinin açıklamalarından satır başları şöyle; “2025 yılında 5 milyon soruşturma açılmış” “2026 yılının ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bugün okuduğum bir haberde, yanlış hatırlamıyorsam 2025 yılında 5 milyon soruşturma açılmış. Herhâlde son 20 yılda ilk kez bu kadar sık ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir’ ifadesini duyduk. Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu anda hukuk devleti ise 5 yıl önce ne devletiydi, 10 yıl önce neydi? Çünkü o gün işleyen hukukla bugün işleyen hukuk arasında dağlar kadar fark var.” “Hukukla ilgili ilk sinyaller bendeniz üzerinden verildi” “Gerçekten zor bir yıl geçirdik. 2025’e girdiğimizde hukukla ilgili ilk sinyalleri bendeniz Hüseyin Baş üzerinden almış olduk. 2024 Aralık ayı sonunda hakkımda soruşturma açıldı; ardından adli kontrol, yurt dışı yasağı getirildi. Akabinde Türkiye’de büyük dosyaların açıldığı ilginç bir yıl yaşandı. Sayın Ümit Özdağ’ın tutuklanması, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptali, ardından tutuklanması süreci, Sayın Fatih Altaylı’nın tutuklanması, gazetecilerin tutuklanması ve adli kontrollere maruz bırakılması… Oldukça dikkat çekici bir yıl oldu. Dolayısıyla 2026 yılının huzur, barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini temenni ediyorum.” “Uyuşturucu ve kara para operasyonları gri listeden çıkmak için yapılıyor” “Türkiye’de son dönemde uyuşturucu ve kara para operasyonları yapılıyor ancak bana göre bu operasyonların asıl sebebi uyuşturucu ya da kara para değil. Türkiye’ye yatırım gelmesi gerekiyor. Gri liste süreci son iki yılda hepimizin malumu. Avrupa’dan yatırım almak ciddi anlamda zorlaştı. Hukuk ortada. Arap sermayesinin yatırımları da zayıfladı. Avrupa’dan sıcak para gelmesi isteniyor. Bu operasyonlarla ‘Türkiye temizleniyor, kimseye göz açtırılmıyor, hukuksuzluğa izin verilmiyor’ mesajı veriliyor. Benim kanaatim budur.” “Bence APO mevcut koşullarda fazlasıyla özgür” “Teröristbaşı Öcalan’a özgürlük mitingi yapılıyor. Bence APO mevcut koşullarda fazlasıyla özgür. Öncelikle bu kişinin bir terörist olduğunu, masum insanları katlettiğini kabul etmemiz gerekir. Hangi etnik kökenden gelirsek gelelim, hangi ideolojiye sahip olursak olalım bu bir insanlık meselesidir. Bunu başka bir noktaya taşımaya çalışmak insani değildir.” “Güneydoğu’daki yurttaşlarımızın önderi gibi lanse ediliyor” “PKK silah bırakacak deniliyor, peki FETÖ ne olacak, IŞİD ne olacak, DHKP-C ne olacak? Türkiye’de tek terör yapılanması PKK değildi. Sürece bilerek ‘Terörsüz Türkiye’ adı veriliyor. Kim terörsüz Türkiye’ye karşı olabilir? Ancak gelinen noktada Güneydoğu’daki yurttaşlarımızın önderi sanki İmralı’daki caniymiş gibi bir algı oluşturuluyor.” “Bebek katili kimin bebeğini katletti?” “O caninin açıklamaları meydanlarda yayınlandı. Kime izletiliyor bunlar? O meydanlarda bulunan insanlar terörist mi? Hayır. Kürt vatandaşlarımız APO’nun arkasından gitmedi, gitmiyor. PKK’nın katlettiği bebekler Kürt vatandaşlarımızın bebekleriydi. Bu mücadeleyi asıl veren Güneydoğu’daki yurttaşlarımızdı. Buna rağmen herkes sanki onun sözünü dinliyormuş gibi bir tablo çiziliyor. Bunu kabul etmiyorum.” “Bütünleşik muhalefet olmadan sonuç alınamaz” “Muhalefetin bazı saplantılardan kurtulması gerekiyor. Türkiye’de bütünleşik bir muhalefet olmadan hiçbir yere varılamaz. Ancak bu, geçmişteki altılı masa gibi bir yapı da olmayacak. Altılı masanın en büyük partisi CHP, kendi milletvekilleri dışında 39 milletvekilini Meclis’e taşıdı. Bugün bakıldığında anayasa değişikliğinde iktidarı destekleyebilecek bir tablo ortaya çıkıyor.” “Muhalefet iktidarın koltuk değneği olmamalı” “Cumhuriyetin değerlerinin yeniden tesis edilmesi, bağımsız erklerin işlemesi için bütünleşik muhalefet şarttır. Aksi hâlde bazı kriterler devreye girer ve sizi saf dışı bırakırlar. Milletin değerlerini yok sayamazsınız.” “Demokrasimiz elden gidiyor” “Ülke elden gidiyor demek istemiyorum ama demokrasimiz elden gidiyor. Bu gizlice yapılmıyor, açık açık yapılıyor. Eğer bu sürecin durmasını istiyorsak bütünleşik muhalefet şarttır.” “Türkiye’nin çözümü Bağımsız Türkiye Partisi’dir” “Türkiye’nin başına Bağımsız Türkiye Partisi dışında kim gelirse gelsin aynı ekonomik ve finansal sistem devam eder. Bugünkü Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’tir. Muhalefet kazansaydı Ali Babacan olacaktı. Aralarında hiçbir fark yok. Türkiye 2050’ye hazırlanacaksa genç zihinlerle hazırlanmalıdır. Biz yarını, yapay zekâyı, Endüstri 5.0’ı konuşuyoruz. Türkiye’nin kronik sorunlarına çözüm üretebilecek tek adres Bağımsız Türkiye Partisi’dir.”

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor Haber

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Bağımsız Türkiye Partisi Ankara’da coşkulu bir kongreye imza attı. BTP’nin 9. Olağan Kongresi “İstikbal biziz, biz geleceğiz” sloganı ile Keçiören’deki Taha Akgül Spor Salonu’nda organize edildi. Sabah 10.00’dan itibaren salonda binlerce kişi yerini aldı. Salona sığmayan binlerce partili dışarıda BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ı karşıladı. İlk konuşmasını onlara hitaben yapan BTP lideri “Dışarıda kaldınız, soğukta kaldınız. Çok büyük salonlar istediğimiz halde bize tahsis etmediler. Defalarca başvurduk, bize “yok” dediler, bu tablo sizin eseriniz, izleyin görün. Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor” dedi. Halk oyunlarının sergilendiği, tarihi marşların okunduğu salonda sinevizyon gösterimi de yapıldı. 1340 delegenin oy kullandığı kongreye tek aday olarak katılan Hüseyin Baş’ın konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle: “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz.” Atamızın bu emrine, Atamızın bu çağrısına biz de kulak verdik ve dedik ki: İstikbal biziz, biz geleceğiz.” “Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler Sayın Yavaş’a çorba soruşturması açıyor” Türkiye son bir buçuk yıldır gerçekten enteresan bir sürecin içerisinden geçiyor. Arkadaşlarımız az önce şu anda tutuklu bulunan Sayın Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okudular. Bugün Ankara’dayız. Sayın Yavaş belki bugün aramızda olacaktı, kendisine davette bulunduk. Ama malum, O’nun da üzerinden bir “çorba soruşturması” geçiyor. Dedim ki: Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler tutup belediye başkanına “niye millete çorba dağıtıyorsun” diye hesap soruyorlar, işe bak. “Demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir” Türkiye’de gazeteci içeride, siyasetçi içeride, iş insanları içeride. Türkiye’de itiraz eden, konuşan veya Türkiye’ye bir şeyler söylemek isteyen herkes içeride. Ondan sonra ne diyorlar: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir.” Yahu Türkiye bir hukuk devleti olsa, yılda 50 kere bunu söylemek zorunda kalmazsınız herhalde. Biz onu anlardık, yaşardık. Kusura bakmayın ama demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir. Demokrasi muhalefet edenin hakkının yok sayıldığı sistem değildir. Demokrasi, devletin bekası diye diye, milletin zekası ile dalga geçme değildir. “Biz yüzde 51 oy aldık, bizim her dediğimiz doğru, sizin de söylediklerinizin hiçbir önemi yok.” Ya şimdi siz bu kalabalığı nasıl görmezden geleceksiniz? Sizin bizim sesimizi duymanız için daha ne yapmamız lazım? Şikayetimiz var, hukuktan şikayetimiz var, adaletten şikayetimiz var, eğitimden şikayetimiz var, ekonomiden şikayetimiz var, bizim geleceğimizden endişemiz var. Bunu duymanız için ne yapmamız lazım? “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” Tuttular Türkiye terörsüz olacak, terörsüz Türkiye. Yani bütün bunlardan anlaşılan şu: Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş, benim anladığım bu. Türkiye’nin terörsüz olması için hukuksuz olması gerekiyormuş. İş buna döndü. “En muhafazakar iktidar Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çok tartışmalara konu oluyor. Dedi ki: “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını gönülden arzu ederim.” Yani Türkiye’nin en muhafazakar iktidarının kendi söylemlerince en muhafazakar bakanı döndü dolaştı, Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor. Yani bunlar epey zaman dindar nesil yetiştireceğiz dediler, o dindarların Hırıstiyanlık dindarı olduğu hiç aklıma gelmezdi. “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Özel bir firma altın madeni bulmuş. Mübarek, memleketin her yerinden altın fışkırıyor, vatandaş meteliğe kurşun sıkıyor. Dolayısıyla ülkemizin ekonomide de çözümü var. Bakın ben dışarıdan bu ülkeyi tanımayan biri olarak baksam derim ki, burayla çalışılmaz, çünkü burası yokuş aşağı gidiyor. Ama vallahi billahi bu ülke o kadar güçlü bir ülke ki, bu ülke o kadar zengin bir ülke ki, bu ülkenin bütün meselelerini çözmemiz şu kadronun bir yılını almaz. Vallahi çözeriz, billahi çözeriz. O yüzden Türkiye’nin ihtiyacı olan şey Milli Ekonomi Modeli’dir. Biz BTP olarak Milli Ekonomi Modeli’ni hayata geçireceğiz. “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” Milli Ekonomi Modeli konuşulmaya başlandı. Ne deniliyor: “Vatandaşlık maaşı.” Bütün dünyada söyleniyor. Bunu benim babam ilk söylediğinde güya dikkate almadılar. İlk defa 2004 yılında çıktı, “bütün vatandaşlarıma vatandaşlık maaşı vereceğim” dedi. “Öyle şey mi olur” dediler. Şimdi bütün dünya neyi konuşuyor, “basic income, evrensel temel gelir.” “Atatürk’ün yolunda güçlü bir ülke inşa etmek için yola çıkıyoruz” Ülkemizin güçlü olmasını istiyoruz. Güçlü Türkiye diyorsanız, o güçlü Türkiye, Türk Milleti’nin güçlü olmasından geçer. Millet fakru zaruret içerisindeyken devlet güçlü olamaz. İstediğiniz kadar anlatın. Pasaportun sağda solda geçmiyorsa, cebinde paran yoksa, sözün dinlenmiyorsa sen güçlü devlet olamazsın. Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye’yi Atatürk’ün yolunda tekrar güçlü inşa etmek için, güçlü bir Türkiye inşa etmek için bugün Ankara’dan yola çıkmıştır. Hayırlı uğurlu olsun.

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Haber

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 9. Olağan Büyük Kongresini yapmaya hazırlanıyor. Kongre, 7 Aralık 2025 Pazar günü Ankara Keçiören'deki Taha Akgül Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. 1340 delegenin oy kullanacağı kongre, saat 11.00'de başlayacak. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kongrede tek aday olarak yer alacak. Hüseyin Baş, konuşmasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Kongre öncesi açıklama yapan BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, "Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz' sloganını kullanacaklarını ifade ederek herkesi kongreye davet etti. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: "7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda 9. Olağan Büyük Kongremizi yapacağız. 81 ilden 1340 delege, on binlerce insanımızın katılımıyla bu kongreyi gerçekleştiriyoruz. Milletimizin en büyük derdi ekonomi. Bunun farkındayız. Özellikle ekonomide partilerin liberal politikaları daha iyi uygulama iddiasıyla birbirleriyle yarıştığı dönemde, ekonomiye bambaşka bir pencereden bakan kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli’ni programına alan bir siyasi parti olarak 'Ekonomiyi biz çözeriz' diyerek milletimizi kongremize davet ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Ey yükselen nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz.' sözünün muhatabı olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz!' sloganıyla insanımızı kongreye davet ediyoruz. Tüm halkımızı 7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda buluşmaya davet ediyoruz."

-  BTP’den Mersin’de “Geleceği Savunmak” programı… Haber

- BTP’den Mersin’de “Geleceği Savunmak” programı…

- BTP’den Mersin’de “Geleceği Savunmak” programı… - İsmail Çetin Andımız gibi milli değerlerin eksikliğine dikkat çekti - Dr. Işıl Özdemir: Gençlerin önüne rol model koymak gerekiyor Bağımsız Türkiye Partisi’nin 81 ilde organize ettiği “Geleceği Savunmak” program serisi Mersin’de de düzenlendi. Programda BTP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Çetin, Uzm. Dr. Işıl Özdemir, Hukukçu Gülsün Gebel, Psikoterapist Filiz Tülek ve Yeşilay Yenişehir Şube Başkanı Hukukçu Beyza Korkmaz sunumlarıyla katılımcıları aydınlattı. “Andımızın eksikliğini yaşıyoruz” BTP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Çetin milli ve manevi değerleri kaybolan gençliğin suça sürüklendiğini, uyuşturucu ve bahis gibi tuzaklara düştüğünü belirtti. Çetin, “2013’te doğan 12 yaşındaki bir çocuk Andımız’ı, “Türk’üm, Doğruyum, Çalışkanım” ifadelerini, Türkiye’deki devrimleri bilmiyor. Bunlarla yoğrulmayan gençlik çöküntüye geçiyor. Biz bunlarla yoğrulmuştuk” dedi. “Siyasi iradenin sorunu kabul etmesi gerekiyor” Programa katılan uzmanlardan Dr. Işıl Özdemir öncelikle siyasi irade başta olmak üzere toplumun gençlerin sorunlarını kabul etmesi gerektiğinin altını çizdi. Dr. Özdemir, “Bu konunun ciddi bir şekilde siyasi irade tarafından da, sosyal kuruluşlar tarafından da ele alınması gerekiyor. Ülkenin çok ciddi bir sorunu olduğunu bilinmesi gerekiyor. Gençliğin gerçekten kaybedilmek üzere olunduğunun bilinmesi gerekiyor” diye konuştu. “Sadece kendi çocuğunuzu korumanız yetmez” Anne babaların sadece kendi çocuklarını korumasının yeterli olmadığını belirten Işıl Özdemir “Tüm toplumu bilinçlendirmeliyiz, ayıktırmalıyız, hepsine sahip çıkmalıyız, hepsi bizim evladımız, hepsine içimiz parçalanmalı, içimiz acımalı” dedi. “Gençler rol model eksikliği yaşıyor” “Gençleri uyuşturucu, kumar, bahis ve çeteleşme gibi tuzaklardan nasıl koruyabiliriz” sorusuna Dr. Işıl Özdemir, “gençlerin önüne Atatürk gibi rol modeller koymak gerekir” diye cevap verdi. Dr. Özdemir “Gençlerin önüne rol model koymalıyız. Onun önünde hem dini hem de milli bir modeli olursa o zaman onu örnek alacak, toplumda kaybolmayacak” ifadelerini kullandı.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Haber

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder

BTP'den açılım için 'Vardır bir bildikleri' diyenlere FETÖ hatırlatması "Bugün yaşananlara anlam veremeyip 'Vardır bir bildikleri' diyenlere şunu hatırlatıyorum; gelecekte yine büyük bedeller, büyük faturalar ödeyerek ne bildiklerini öğrenmek durumunda kalmayalım" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder basın toplantısı düzenleyerek gündemi değerlendirdi. Lütfullah Önder şunları söyledi; "Milletimizin gündeminde açlık var, yoksulluk var, sağlıklı beslenememek var, barınma ihtiyacı var, ekonomik problemler var ama Türkiye'nin gündeminde maalesef çok uzun bir süredir ekonomi yer alamıyor. Siyasilerimizin 50 bin insanın katili teröristbaşı Abdullah Öcalan'ı çıkarmak gibi bir çok daha önemli dertleri var. Siyasilerin Öcalan'ın yol göstericiliğinde Türkiye'nin problemlerini - problem dedikleri şey milleti etnik kimlik üzerinden tanımlama - çözmek gibi bir gündemleri var. Geçmişte Selahattin Demirtaş'ın tahliyesini ima edenleri bile teröristlikle, teröristlere destek vermekle suçlayanların şu an Türkiye'de Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi ile ilgili bir gündem oluşturma gibi bir dertleri var. "Bugün yaşananlara anlam veremeyip 'Vardır bir bildikleri' diyenlere..." Siyasilerimiz çok ciddi bir dönüş ve dönüşüm içerisinde maalesef. Bu dönüşüme tabanın ayak uydurması, hazmetmesi çok zor ama buna rağmen, 'Ne olursa olsun ben kendi siyasi partimden dönmem' diyenlere bu konuları sorduğunuz zaman, 'Büyüklerimizin var bir bildiği, devleti yönetenlerin, siyasetçilerin var bir bildiği, bizim aklımız ermez' cevabını duyuyorsunuz. Bu cevapları duyunca ben geçmişe şöyle bir yolculuk yapıyorum. Fethullah Gülen organizasyonunun Türkiye'de milli ve dini değerlerimizin aleyhine faaliyetler yürüttüğü 2000'li yıllarda örneğin Müslüman bir kadını Hristiyan bir erkekle evlendirip müftü, hahan papaz huzurunda nikah kıydırılıp Zaman Gazetesinin manşetinden de 'Bu bir devrim' diye verildiğinde o dönem de FETÖcüler, 'Bizim aklımız ermez. Hocaefendinin var bir bildiği' derlerdi. Aradan yıllar geçti, 15 Temmuz yaşandı ve o sözde hocaefendinin ne bildiğini gördük ama bedeli çok ağır oldu. Büyük bedeller ödedik, insanımız canını kaybetti, kendi yetiştirdiğimiz insanların bizim üzerimize bomba attığını gördük. Onların büyük bir fatura ödeyerek ne bildiğini gördük! Bugün yaşananlara anlam veremeyip 'Vardır bir bildikleri' diyenlere de şunu hatırlatıyorum; gelecekte yine büyük bedeller, büyük faturalar ödeyerek ne bildiklerini öğrenmek durumunda kalmayalım. O nedenle yanlış gördüğümüzün karşısında 'yanlış' diyelim. En azından yanlış yanında yanlışa destek vermek durumunda değiliz. "Bunlara fırsat verirseniz değil Selahattin Demirtaş'ı, Apo'yu bile hapisten çıkarırlar diyorlardı" Selahattin Demirtaş üzerinden yürüyen tartışmaya da bir bakış açısı getirmek istiyorum. Selahattin Demirtaş'ın tahliyesini ilk kez Sayın Devlet Bahçeli, 'Hayırlara vesile olmasını dileyerek' gündeme getirdi. Bunun ardından da gerek Adalet Bakanlığı'ndan ve gerek kendi avukatlarından adımlar, açıklamalar gelmeye başladı. Selahattin Demirtaş'ın tahliyesini ima edenlere bile ciddi tepki gösteriyorlardı. Hem Sayın Cumhurbaşkanı, hem Sayın Devlet Bahçeli çok değil 2023'teki seçimlerde neredeyse propagandanın büyük bölümünü bu tartışma üzerinden yürütmüşlerdi, 'Bunlara fırsat verirseniz değil Selahattin Demirtaş'ı, Apo'yu bile hapisten çıkarırlar' diyorlardı. Milletten bu sözler sayesinde aldıkları oylarla seçildikten sonra 'olmasın' dedikleri şeyleri bizzat kendileri maalesef yapıyorlar. "Hiç kimse hukuk penceresinden konuşmuyor" İşin üzücü taraflarından bir tanesi de şu; Selahattin Demirtaş'ın hapiste kalmasını savunanlar ya da Selahattin Demirtaş'ın tahliye edilmesini isteyenlere baktığınız zaman hiç kimsenin hukuk penceresinden konuşmadığını görüyoruz. Siyasi duruşuna göre kimisi 'hapiste kalmalı' diyor, kimisi 'çıkmalı' diyor ama hukuk çerçevesinde konuşulmuyor. İki taraf da hukuk çerçevesinde talebini gerekçelendiremiyor. Bu da Türkiye'de hukuk devletinin ne hale geldiğini, hangi noktaya geldiğini, yargı bağımsızlığının artık sadece bir söz olarak kaldığını gösteren üzücü bir fotoğraf." ,

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.