Ankara

#Btp

OrtamHaber - Btp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Btp haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

-Devletin sahibi millettir Haber

-Devletin sahibi millettir

-Devletin sahibi millettir -Türkiye’de ekonomi dengesini kaybetmiş durumda -Kriz dediğimiz bir yıl, belki iki yıl, en fazla üç yıl sürsün diyelim. Türkiye belki de on yıldır derin bir krizin içerisinde -Devlet piyasaya yatırımcı ve vatandaş lehine müdahil olmalı -Millî Ekonomi Modeli, mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır" -BTP lideri Hüseyin Baş Bursa’da RUMELİSİAD'ı ziyaret etti Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş parti kurmaylarıyla birlikte Bursa'da Rumelili Yönetici Sanayici ve İş Adamları Derneği RUMELİSİAD'ı ziyaret etti. Başkan Murat Evke tarafından karşılanan BTP lideri önce RUMELİSİAD’ın Rumeli Parkı’nı gezdi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş parkta, Balkanlar’daki Türk-İslam ve Osmanlı eserlerinin minyatürlerini inceledi. "Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir" Daha sonra görüşmeye geçildi. BTP lideri Hüseyin Baş, "Türkiye aslında bir Balkan ülkesidir. Biz ne tam anlamıyla bir Avrupa ülkesiyiz ne de bir Ortadoğu ülkesi. Müziğiyle, kültürüyle, mimarisiyle, sanatıyla ve insan yaşayış biçimiyle yoğun bir Balkan esintisi taşımaktayız" derken RUMELİSİAD Başkanı Evke, "Toplamda 60 bin çalışanı istihdam eden ve yıllık ticaret hacmi 2,5 milyar doları bulan, 330 üyeden oluşan bir derneğiz. Bünyemizde sanayiciler, inşaatçılar, tekstilciler, mobilyacılar ve daha birçok sektörden temsilciler bulunmaktadır. Toplam 36 farklı sektörde hizmet veren üyelerimiz vardır. Balkanlara yönelik hissiyatımız yalnızca ekonomik değildir; kültürel boyutu da vardır. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi hususunda Balkanlarla ciddi temas hâlindeyiz" ifadelerini kullandı. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş RUMELİSİAD ziyaretinde şu yaptığı değerlendirme şöyle; "Devlet dediğiniz millettir" "Devleti toplum olarak tanımlarım. Türkiye’de bu anlayış son yıllarda biraz farklılaşmıştır. Devlet ve millet ayrı kavramlarmış, devlet milletin sahibiymiş gibi bir yönetim ve işleyiş anlayışı ortaya çıkmıştır. Ben buna bütünüyle karşıyım. Çünkü devlet dediğiniz millettir ve devletin sahibi de millettir. Şeyh Edebali’nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturu da bunun bir başka ispatıdır. Velhasıl, biz de bu köprüyü görmek adına bir siyasi yolculuk yapıyoruz. "Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır" Piyasada mali açıdan ciddi bir zorluk ve problem bulunmaktadır. Üstelik bu sorun çözülememektedir. Normal şartlarda kriz dediğimiz süreç bir yıl, belki iki yıl sürer; en fazla üç yıl sürsün diyelim ancak Türkiye belki de on yıldır derin bir krizin içerisindedir. Son bir ya da bir buçuk yıldır dövizin ciddi şekilde baskılanmış olması da ihracat açısından rekabeti zorlaştıran bir unsur hâline gelmiştir. Dövizi serbest bıraksanız bu kez ithalata dayalı iç piyasa ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Ekonomi dengesini kaybetmiş durumdadır. Hiç kimse aldığı maaştan memnun değildir. Hatta bırakın maaşı; ailenizle bir yemeğe gitseniz gelen hesap sizi şaşırtıyor. Hesabı ödeyen 'Bu kadar para mı ödenir?' diyor. İşletmeci ise parayı alırken 'Bu parayla para kazanamıyoruz.' diyor. Bu durum mobilya sektöründe de böyledir, diğer sektörlerde de. "Millî Ekonomi Modeli, mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır" Bu noktada Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2004 yılında kaleme aldığı Millî Ekonomi Modeli, dünyadaki mevcut ekonomik anlayışlardan farklı bir perspektif ortaya koymaktadır. Bu model üzerine 11 farklı uluslararası kongre gerçekleştirilmiştir. Modelin temel farklılıklarından biri, dünyada hâkim para birimi olan Amerikan doları yerine millî paralarla ticaret yapılmasını savunmasıdır. Bugünlerde dünyada sıkça duyduğunuz bu fikir ilk kez Millî Ekonomi Modeli’nde yer almıştır. Buna göre devletler ticaret yaparken Amerikan doları yerine kendi millî para birimlerini kullanmalıdır. Nitekim Venezuela’da Nicolás Maduro’ya yönelik giriş…

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir Haber

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir -En hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler; Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şey… -Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu -Halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Halkı bu kadar düşünüyorsanız, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı… -BTP Lideri Hüseyin Baş Yalova’da konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Yalova’da partisinin Genişletilmiş İl Divan Toplantısına katıldı. İl teşkilatıyla bir araya gelip parti faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda konuşan Hüseyin Baş sıcak gündeme dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle; “Türkiye’de cumhuriyetle kavga eden bir anlayış hakim olmaya başladı” “Türkiye bugünlerde yaşadığını belki de Cumhuriyet tarihinde hiç yaşamadı. Çünkü geçmişte Türkiye'de yaşanan bütün arızalar, öyle veya böyle cumhuriyeti ayakta tutmak için yaşanan arızalardı. Şu anda tam tersini yaşıyoruz. Bugün insanların yediği baskı, cumhuriyete uyum sağlasınlar diye değil. Bugün insanların özgürlüklerinden, hürriyetlerinden endişe etme sebebi, devlete karşı bir suç işlemiş olduklarından dolayı değil. Şimdi baktığınızda adeta cumhuriyetle kavga eden bir anlayışın Türkiye'de hâkim olmaya çalıştığını gözlemliyoruz. “En hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri” Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir. Çünkü elinizde cumhuriyet var. Geri kalan bütün kazanımları tekrar kazanabilirsiniz. Yitirir, yeniden elde edebilirsiniz. Ancak elinizde cumhuriyet, milletin iradesi, halkın gücü kalmazsa geçmişte elde ettiğimiz hiçbir şeyin de bir değeri olmaz. Bu hayatı ne için yaşıyor olursanız olun, örnek verelim en hassas olunan noktalardan biri dini için bütün hayatını yaşayan ve en hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri. “Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu” Cumhuriyet sahip olduğumuz her şeyin garantörü. O yüzden çok ilginç bir süreçten geçiyoruz. Peki, bu noktaya nasıl geldik diye dönüp bakacak olursak değerli arkadaşlar; sadece son 25 yıldır değil, belki de 50 yıldır yoklukla imtihan edilen, açlıkla sınanan bir millet hâline getirildik. Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize öyle bir kadermiş gibi yutturuldu ki şu anda sizlere sorsam veya hep birlikte çıkıp sokakta anket yapsak, bu ülkede bir emekli 100 bin lira maaş alabilir mi? Yani bir şey olsa, ne bileyim, gökten bir fil düşse olur mu? Evet, der... Mesela gökten bir fil bu masanın üstüne düşecek... Olabilir mi? Evet, olabilir deriz. Bir emekli 100 bin lira alabilir mi desek, "Yok canım, mümkün değil." deriz. Yani o garibanlık kaderine öyle bir ikna edilmişiz ki… Ya da bir işçi tek başına bir maaşla dört tane evladı olsa, onları okutur, büyütür, evlendirir. Hatta çocuklar işini gücünü oturtana kadar ceplerine harçlık koymaya devam eder desek, hanginiz inanır buna? Hiç kimse inanmaz. Çünkü garibanlık bu toplumun kodlarına işlendi. Şimdi bu garibanlık psikolojisi, bizim millet olarak düştüğümüz yerden kalkacağımıza olan inancımızı yok etti. Türkiye, önündeki ekonomik meselelerini çözmediği müddetçe başka hiçbir meseleyi çözme imkân ve kabiliyetine sahip olamayacaktır. “Mevcut ekonomik meseleleri kim çözer?” Bugün Türkiye'de siyasete baktığınız zaman, mevcut ekonomik meseleleri kim çözer sorusunun cevabı gerçekten yok. Zaten bir emekli 100 bin lira alabilir mi diye sorduğumda kimsenin inanmamasının sebebi nedir? Onu sağlayabilecek bir siyasi iradenin Türkiye'de olmadığına inandığından dolayıdır. Yani hiç kimse demiyor ki, ‘Ya bu iktidar devam etsin, şunu da halledince bana bu parayı verecek’ veya ‘Bu iktidar gitsin, ana muhalefet gelsin. Onlar geldiği zaman biz bu paraları kazanabiliriz.’ demiyor. Kimsenin böyle bir inancı yok. “Rusya ve Çin Milli Ekonomi Modeli ile değişti” Biz, bir kere diğer bütün siyasi partilerden, bütün fikir hareketlerinden farklı olarak bir ekonomik modele sahip siyasi bir oluşumuz. Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomik fikirlerini ve parti programının temelini oluşturan şey Millî Ekonomi Modeli'dir. Nedir bu Millî Ekonomi Modeli dediğiniz zaman, bugün dünyada Amerikan hegemonyasına, Amerikan tek kutbuna karşı başkaldırabilmiş, kendi ekonomileri Amerika ekonomisini dahi geçebilecek noktaya hızla ilerleyen ülkelerin kullandığı modeldir. Mesela bu modeli biz 2013 tarihinde merhum liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte Rusya'nın meclisinde anlattık. Haydar Baş bu modeli Rusya'nın meclisinde anlattı. Kime? Rus bilim insanlarına, Rus akademi öğrencilerine ve Rus siyasetçilerine. Rusya, o tarihlerden daha öncesinden beri süregelen şekilde bugüne kadar Millî Ekonomi Modeli'ni uygulamış bir devlet ve bugün Amerika'yla çatışabilen dünyadaki ender devletlerden biri. Yine bakıyoruz; Çin şu anda Amerika'nın en büyük derdi. Çin'in bu gidişatı bu hızla devam ettikçe Amerika şunu görüyor ki; dünya artık benim çiftliğim olmayacak! Peki Çin nasıl bu noktaya geldi dersek, Çin de Millî Ekonomi Modeli'ni uygulayarak bu noktaya geldi. Yani buradan şu sonuç çıkıyor: Bizim elimizde Bağımsız Türkiye Partisi olarak öyle bir model var ki dünyada hiçbir siyasi partinin böyle bir kabiliyeti ve imkânı yok arkadaşlar. Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı Millî Ekonomi Modeli. BTP'nin parti programı, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen ekonomistler tarafından dünyanın kurtuluş reçetesi olarak ortaya konuyor. Şimdi siz bana lütfen şunu söyleyin: Türkiye'deki herhangi bir siyasi partinin, buna iktidar partisi de dâhil, parti programındaki bir cümleyi dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir konudaki akademisyen çıkıp, ‘Bu cümle doğrudur’ desin. “Tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar….” Şimdi halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Yaa halkı bu kadar düşünüyordunuz madem, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı, şeker fabrikaları elimizde dursaydı, limanlar bizde olsaydı, altın madenleri özelleştirilmeseydi. Bu halkın en çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi tavuğu çok sevmesi değil. Halkı bu kadar düşünmenize gerek yok. En çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi cebinde para olmayışı. Sözde halkı düşünüyorlar ama halkın kârına ne varsa elden gitti. Dolayısıyla bu ekonomik tablonun, bu tutarsız tablonun bir iktidar değişimiyle düzeleceğini düşünürseniz orada da yanılırsınız arkadaşlar. Bu ekonomik tablonun düzelebileceği tek yol Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.”

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Video Galeri

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi.  Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır.  "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir.  "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum;  Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Haber

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi. Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır. "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir. "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum; Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi Haber

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi

BTP’den iktidara buğday alım fiyatı tepkisi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın tarım politikasını eleştirdi. Hububat alım fiyatlarını eleştiren Önder, “Öyle bir fiyat açıklıyorlar ki çiftçi eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle olunca çiftçi üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy kahvelerinde işsiz güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal ediyorsunuz” dedi. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: “Hububat fiyatları açıklandı. "Halkımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz." diyen iktidar, çiftçiyi enflasyon karşısında adeta ezdiriyor. Öyle bir fiyat açıklıyorlar ki üstelik bu fiyat taban fiyat değil, fiilen tavan fiyat niteliği taşıyor. Çiftçi bir yıl boyunca emek verip ekip biçiyor ancak eline para geçmek şöyle dursun, zarar ediyor. Böyle olunca çiftçi üretimden vazgeçiyor, tarlalar boş kalıyor, insanlarımız köy kahvelerinde işsiz güçsüz bekliyor. Siz ise yurt dışından tarım ürünü ithal ediyorsunuz, buğday ithal ediyorsunuz. Üstelik buğday; üretmesi kolay, sulama gerektirmeyen ve Anadolu'nun birçok bölgesinde yetişebilen temel bir üründür. Buna rağmen buğdayın büyük bölümünü Rusya'dan ithal ediyor, milyarlarca dolar ödüyorsunuz. “Yanlış politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar işlenmiyor” Türkiye Cumhuriyeti, tarım ürünleri ithalatı nedeniyle her yıl milyarlarca dolar harcıyor. Cari açığın önemli bir kısmını da bu oluşturuyor. Yazık değil mi? Tarlanız var, o tarlayı ekecek insanınız var. Ancak yanlış politikalar nedeniyle hem insan boşta kalıyor hem de tarlalar işlenmiyor. Sonuçta tarım ürünü getirmek için döviz ödüyorsunuz. Bir taraftan da ‘Dünya savaşı ihtimali var, İsrail her an bize saldırabilir’ diyerek kritik bir dönemden geçtiğimizi söylüyorlar. İşte BTP’nin tarımla ilgili 4 kritik projesi Rahmetli kurucu genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş’ın çok anlamlı bir sözü vardır: "Silahsız savaşabilirsin ama buğdaysız savaşamazsın. Tarım stratejik bir sektördür” Bu konuda çok net projeleri olan tek siyasi parti Bağımsız Türkiye Partisi. Biz diyoruz ki; Öncelikle çiftçi daha tohumunu toprağa atmadan, ürün bedelinin yarısını avans olarak cebine koyacağız. İkinci olarak üretim maliyetlerini devlet karşılayacak. Çiftçinin üretim giderlerini biz üstleneceğiz. Üçüncü olarak alım garantisi vereceğiz. Çiftçi, ‘Ürünümü nereye satacağım?’ endişesi yaşamayacak. Yeter ki üretsin, yeter ki kaliteli üretim yapsın. Devlet ürünün tamamını satın alacak ve alım garantisi verecek. Dördüncü olarak don, sel ve benzeri doğal afetlerde çiftçinin ürünü zarar görürse devlet tarafından ücretsiz sigortalanacak. Ürün zarar görse bile devlet çiftçinin zararını karşılayacak. “Biz zenginlere değil, bu milletin üreten çiftçisine garanti vereceğiz” Bazıları ‘Bunları nasıl yapacaksınız?’ diye soruyor. Bugün yol yapan firmalara geçiş garantisi veriliyor, hastanelere hasta garantisi, havalimanlarına yolcu garantisi veriliyor yani zenginlere para kazanma garantisi sağlanıyor. Biz ise zenginlere değil, bu milletin üreten çiftçisine garanti vereceğiz. Bu kadar mı zor? Hayır. Bunun için sadece bakış açısının değişmesi gerekiyor. “Çiftçiye yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor” Bugün açıklanan fiyatlar çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor. Üstelik belirlenen fiyatlar fiilen tavan fiyat işlevi görüyor. Devlet en yüksek fiyatı belirlemiş oluyor ve çiftçi ürününü çoğu zaman bunun altında satmak zorunda kalıyor. Çiftçiye yıllardır ‘Ekmeyin’ deniliyor. Oysa bundan 20-25 yıl önce Türkiye, tarımda kendi kendine yeten sayılı ülkelerden biriydi. Bugün ise tarımdan hayvancılığa kadar birçok alanda ithalat yapan bir ülke hâline geldi. Bu kadar verimli toprakların bulunduğu, dört mevsimin yaşandığı ve üretken insanların yaşadığı bir coğrafyada tarım ürünü ithal etmek büyük bir başarısızlıktır. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Bağımsız Türkiye Partisi iktidarında çiftçinin yüzü gülecek.”

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Haber

"Varlık barışı iflasın ilanıdır"

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın çıkardığı varlık barışı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır." dedi. Lütfullah Önder'in açıklaması şöyle: "İktidar, ekonominin kontrolünü tümüyle kaybetmiş gözüküyor. Yıllardır 'enflasyonla mücadele ediyoruz' diyerek milleti inim inim inlettiler. Millet yoksullaştı, yoksullukla boğuşuyor. Ancak dönüp baktığımız zaman, dünyadaki 193 ülkenin 188’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Afrika’da 56 ülke var. Bu 56 ülkenin 55’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Enflasyonla mücadelede sınıfta kaldınız. "Böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır?" Öte taraftan yıllardır fabrikaları sattınız, madenleri sattınız, limanları sattınız. Geriye bir şey bırakmadınız. Devletin tek gelir kaynağı vergi ve ceza hâline geldi. Paraya ihtiyacınız var. Bu parayı da bulamıyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiği günden bugüne Avrupa kapılarını aşındırıyor. Sürekli kapı kapı dolaşıp para arıyor; ancak maalesef temiz parayı bu ülkeye getirmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır? Düşünün, bir siyasi partinin genel başkanısınız. Kongrede seçilmişsiniz. Aradan yıllar geçiyor, sizi o koltuktan alıyorlar. Koltuğunuz garanti değil. Ya da bir belediye başkanısınız. Halk sizi belediye başkanı olarak seçmiş. Farklı sebeplerle sizi görevden alıyorlar ve başkasını getirip belediye başkanlığı koltuğuna oturtuyorlar veya üniversite bitirmişsiniz, diploma almışsınız. Yıllar sonra diplomanız iptal ediliyor. Böyle bir ülkede paranızı yatırdığınızda, o paraya el konulmayacağının, o paranın buharlaşmayacağının veya başına bir iş gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir? "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki.." Dolayısıyla iktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Yani, 'Nereden ve nasıl kazanırsanız kazanın, yeter ki para getirin. Biz soru sormayacağız. Bu paranın nasıl kazanıldığını sormayacağız. Vergilendirilip vergilendirilmediğini sormayacağız. Suçtan elde edilip edilmediğini sormayacağız. Hatta sormamakla kalmayacağız, vergilendirmeyeceğiz.' diyor. "İktidarın ekonomik olarak iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanı" Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır. Geçmiş yıllarda da buna benzer birçok düzenleme yaptı. Bu nedenle Türkiye gri listedeydi. Gri listeden daha listeden yeni çıkmışken, yeniden bu varlık barışıyla birlikte aynı adımı atıyor. Çünkü çaresiz. AK Parti iktidarı, 25 yıl boyunca 15 kez varlık barışı yaptı. "Her seçimden önce varlık barışı.." İlginç olan bir diğer husus ise hemen hemen her seçimden önce varlık barışı yaparak seçim ekonomisi oluşturması, milleti geçici olarak rahatlatması ve oy almaya çalışmasıdır. 2008’de, 2011’de, 2013’te, 2018’de ve 2023’te seçimler öncesinde varlık barışıyla birlikte iktidarın para toplayıp seçim ekonomisi oluşturduğunu görüyoruz. Bu durum, bir taraftan muhalefeti dizayn etme çalışmaları sürerken, diğer taraftan da iktidarın seçime hazırlandığının bir göstergesidir."

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri Haber

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri

BTP'den Mutlak Butlan krizini bitirecek öneri Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Mutlak Butlan kriziyle ilgili dikkat çekici bir öneride bulundu. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirirseniz genel mahkemeler kendini görevli sayamaz ve bu konu biter" dedi. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi: "Sayın Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden Türkiye’de yaşanan gelişmelerle ilgili 'Bunlar bizim dışımızda, biz bunları izliyoruz' dedi. Öncelikle şunu ifade edelim; 'Bu millet sizi Türkiye’de olanı biteni izleyesiniz diye değil, Türkiye’de bir yanlış varsa bunu düzeltin görevlendirdi. İktidarın geçmişte 'paralel devlet' diye bir kara lekesi var. Bu ülkede paralel devlet inşa edilirken, o dönemde mahkeme kararlarıyla birlikte yargı eliyle Türkiye’de bürokratlar, gazeteciler ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları üzerinden operasyonlar yapılırken, 'Biz izliyoruz, bizim dışımızda bütün bu gelişmeler oluyor' diyorlardı ve sonrasında 15 Temmuz’u bu devlet, bu millet yaşadı ve ağır bedeller ödedi. "Paralel muhalefet inşa ediliyor" Bugün yine mahkeme kararlarıyla birlikte bir 'paralel CHP, paralel muhalefet' inşa ediliyor. Bu paralel muhalefet inşa edilirken iktidar yine, 'Bunlar mahkeme kararları, bunlar kendi aralarındaki meseleler, biz izliyoruz' diyor. Geçmişte Bağımsız Türkiye Partisi olarak bu paralel yapı FETÖ ile ilgili iktidarı çok defa uyardık ama dinlemediler ve bunun faturasını hem bu millet, hem de bu devlet ödedi. Bugün yine uyarıyoruz; Siz izleyici değilsiniz, siz bunu düzeltecek mevkidesiniz! "Mutlak butlan meselesi kendiliğinden sona erer" Çok net ve basit bir çağrı yapmak istiyorum; Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurulları varken genel mahkemelerin yetkili olmasına sebep olan düzenleme, Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesidir. 121. maddedeki Dernekler Kanunu’na yapılan atıftır. Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirirseniz genel mahkemeler kendini görevli sayamaz ve bu konu biter. Görevle ilgili olduğu için de bu kanun yürürlüğe girer girmez uygulanmaya başlar ve böylece 'Mutlak butlan' meselesi kendiliğinden sona erer. "İktidar samimiyse Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirsin" Bunu düzeltmek Meclis'te bir kanun değişikliği kadar kolaydır. İktidar eğer samimiyse, eğer bu gelişmelerden rahatsızsa hemen Siyasi Partiler Kanunu’nun 121. maddesini değiştirsin. Biz İktidarın samimi olduğu kanaatinde değiliz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Meclis Grubuna da çağrıda bulunuyoruz; Siz Meclis'e bu kanun teklifini sunun. Bu kanun değişikliği ile birlikte 'mutlak butlan' üzerinden yürüyen bütün bu tartışmaları sonlandırmak mümkündür. Zaten Meclis uzun süredir hiçbir vazife icra edemiyor. Böylesine bir tıkanmışlıkta bu kanun değişikliği Türkiye’nin önünü açabilir ve bu tartışmaları sonlandırabilir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.