"ABD, görüşmeleri İran karşısında kaybettiği askerî avantajı yeniden kazanmak için bir araç olarak kullanmak istiyor"
"ABD, görüşmeleri İran karşısında kaybettiği askerî avantajı yeniden kazanmak için bir araç olarak kullanmak istiyor"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısıyla gündemi değerlendirdi.
Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder ADB ile İran arasında Pakistan'da başlayan görüşmeler için ABD'nin samimi olmadığını belirterek, "ABD'nin adeta maçta arka arkaya sayı kaybeden bir basketbol takımının mola alması gibi bir tavır içerisinde olduğunu düşünüyorum. Bu tutumu samimi bulmuyorum" dedi.
BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi;
"İran kendini savunuyor"
"İran kendini savunuyor, kendi topraklarını savunuyor, kendi egemenlik hakkını savunuyor. İran’a
saldırıldı, hem de barış masası kurulmuşken, müzakere masası kurulmuşken saldırıldı. Tabii ki buna karşılık verme hakkı vardı ve karşılık verirken bile ölçülü davrandı.
"ABD kendisine duyulan tepkinin dinmesi için masaya oturdu"
İran'ın dünya üzerindeki itibarı hızla artarken, Amerika ve ortağı İsrail’in itibarı hızla aşağıya doğru düştü. Bu iki ülkeye birlikte iş yaptığı devletlerin güveni ciddi şekilde sarsıldı. Dolayısıyla İran masaya birçok açıdan üstün pozisyonda, ABD ise birçok açıdan kaybetmiş pozisyonda masaya oturuyor. ABD kaybettiği itibarı yeniden kazanmak ve psikolojik üstünlüğü tekrar elde etmek için bu masayı kurarak bir normalleşme oluşturmaya çalışıyor. ABD'nin kendisine karşı Avrupa’dan bir blok oluştu, dünyanın birçok ülkesinden sesler yükselmeye başladı. Bu seslerin yeniden eski hâline dönmesini ve yaşananların unutulmasını istiyorlar.
"ABD, kaybettiği askerî avantajı yeniden kazanmak istiyor"
ABD'nin adeta maçta arka arkaya sayı kaybeden bir basketbol takımının mola alması gibi bir tavır içerisinde olduğunu düşünüyorum. Bu tutumu samimi bulmuyorum. İran’ın on maddelik taleplerinin müzakere edilebilir olduğunu ifade ederek ateşkesi karşılıklı kabul etmişlerdi. Hemen akabinde yapılan açıklamalarda ise İsrail’in aslında Lübnan konusunda bu ateşkese 'evet' demediği, İranlıların yanlış anladığı ifade edildi. Hâlbuki bütün cephelerde savaşın sonlandığı duyurulmuşken Lübnan’ın hariç tutulduğu söylendi. Dolayısıyla ABD'nin sözünün aslında bir kıymeti olmadığını, görüşmeleri sadece kaybettiği psikolojik üstünlüğü ve sahadaki askerî avantajı yeniden kazanmak için bir araç olarak kullanmak istediklerini düşünüyorum.
"ABD'nin hedefi doların dünyada yeniden kabul görmesi"
ABD bu barış görüşmelerinde nasıl bir kazanımla çıkarsa savaş o şekilde biter. Amerikan dolarının yeniden dünyada kabul görmesi gibi bir hedef söz konusu; ancak bu sadece İran’ın elinde olan bir şey değil ve bunun gerçekleşmesi artık pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle umarım barışla biter ama ben zor görüyorum.
"Türkiye net bir tavır ortaya koymadı"
Türkiye bugüne kadar ortaya koyamadığı net duruşu, en azından bu barış görüşmeleri sırasında ortaya koymalıdır. İran 163 çocuk öldürüldü ve Türkiye’den güçlü bir ses çıkmadı. Sivil hedefler doğrudan hedef alındı; siviller, dinî liderler ve siyasetçiler öldürüldü, savaş suçu sayılabilecek eylemler gerçekleştirildi ama buna rağmen ABD’ye karşı bir kınama dahi dillendirilemedi. Türkiye bugüne kadar bu duruşu ortaya koyamadı. En azından bu süreçte, NATO’yu ülkemizde daha çok güçlendirme politikasından vazgeçip Amerika’nın bu yanlışlarına karşı çıkan, tekrar tekrar hata yapmasına fırsat vermeyecek ve İran’ın elini güçlendirecek bir pozisyon alması gerektiğini düşünüyorum.
"Türkiye Bakü – Ceyhan hattından İsrail'e giden petrolü kesmeli"
İsrail’in Lübnan’a devam eden saldırıları ise bölgede sadece genişleme değil, demografik yapıyı değiştirme amacı taşıyor. İnsanları katlederek, o topraklarda kalıcı olmaya çalıştığı gözlemleniyor. Sivilleri, savunmasız insanları öldüren bir devletin terör devleti olarak nitelendirilmemesi mümkün değildir. Buna rağmen dünyanın birçok devleti, Türkiye dâhil, hâlâ bu ülkeyi tanımakta ve diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir. Gerçekten samimi olunacaksa, bu devletle tüm diplomatik, siyasi ve ticari ilişkilerin kesilmesi gerekir. Örneğin Bakü-Ceyhan boru hattı üzerinden İsrail’e giden petrolün Türkiye üzerinden geçişine izin verilmemelidir. Türkiye “Bir terör devletinin enerjiye ulaşmasına izin vermiyorum.” diyebilmelidir. Bunun bile birçok sonucu değiştirmeye yeteceğini düşünüyorum."