Ankara

#Bağımsızlık

OrtamHaber - Bağımsızlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımsızlık haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Haber

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu,

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen süreç kapsamında yaşanan gelişmelere tepki göstererek "DEM Partili Meclis Başkanvekili İmralı’yla görüşüp dönüyor ve 'Kök yasa hazırlanacak’ diyor. Neymiş? Belli örgüt mensuplarının Türkiye’ye gelmesinin önü açılacakmış. Bunun için de İmralı'daki bebek katiline özgürlük mitingleri yapacaklarmış" dedi. "Ey hayalperestler aklınızı başınıza alın! Bu topraklarda bir tane temel yasa var, o da Türk milleti olmak yasamızdır" diyen Dervişoğlu, 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı'nda miting yapacaklarını da açıkladı Aziz milletim, Değerli milletvekilleri, Kıymetli dava arkadaşlarım... Sizleri sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Kendime de sizlere de bir soru sorarak başlamak istiyorum. Ekranlarda ne görüyoruz? Haberlerde ne duyuyoruz? Biz neler yaşıyoruz, neler konuşuyoruz? İki haftadır, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar, Her kanalda tek bir konu var! Tek bir başlık var! Tek bir gündem var! Ve bu konu, bu başlık, bu gündem Salt bir parti meselesi, şahısların çekişmesi olarak ele alınıyor. O ekranları seyredince, Sanırsınız ki; Memlekette başka bir şey olmuyor da, Bir siyasi parti içinde “adil bir rekabet” yaşanıyor. Sanki hiç kimse, Herhangi bir müdahalede bulunmamış da, Bir sorun kendi kendine oluşmuş, Türkiye de o sorunla uğraşıyor. Ayrıca bu sorun, bize diğer tüm sorunlarımızı da unutturmuş. Enflasyon ve hayat pahalılığı ortadan kalkmış. Ekonomi programı tıkır tıkır işliyor. Emekli ve asgari ücretli hakkını almış, alın teri karşılığını bulmuş. İşsizlik problemi aşılmış. Çiftçi ürettiğinin karşılığını alıyor. Asayiş diye bir derdimiz kalmamış. Kadınlar, gençler, çocuklar güvende. Esnaf, tüccar, sanayici halinden memnun. Dış politikada her şey güllük gülistanlık. Hukuk, adalet, demokrasi baharı yaşıyoruz öyle mi? İnsanın, “ne butlanmış be arkadaş” diyesi geliyor. Bizi, değerlerimizi, canlarımızı, sevdiklerimiz, doğrularımızı Kemiren, tüketen, öldüren tüm bu sorunlar ortadayken, Kasten ve taammüden sahnelenen bu “cambaza bak” oyunuyla Milletimin gözüne perdeler indiriliyor! Kimdir sebebi? İktidar ve ortaklarıdır. Kimdir sebebi? İktidar ve yabancı ortaklarıdır. Kimdir sebebi? Buna ses etmeyenler, itiraz etmeyenlerdir. Nedir çözümü? Duyduğunu ayırt etmektir, Gördüğünü anlamaktır, Konuştuğunu bilmektir. Yani idraktir, idrak. Biz, bu partiyi, işte bu idrakle kurduk. Bu idrakle de bu iradeyle de Niye kurulduysak, hangi amaçla yola çıktıysak, O menzile varmadan durmayacağız. Değerli arkadaşlar, Bugün iktidar, kendini yiyen bir yılan misalidir. Kendi tarihinde, eskiliğinde ve köhneliğinde boğulmuş haldedir. Bozukluğu düzeltirim diyemiyor, Çünkü eğrilik, kendinden. Daha iyisini yaparım diyemiyor, Çünkü her seferinde daha berbat eden kendisi. Temizim, ahlaklıyım, dürüstüm diyemiyor, O sebeple, ötekine, berikine operasyon çekiyor. Öyle bir tezgâh kurulmuş ki, Günde 10 meyve veriyor, 9’u zehirli. Öylesine kir pas üretiyor ki, Dokunduğu her yeri, herkesi, kendine benzetiyor. Bu sebepledir ki Türkiye, Boğazına kadar çamura bulanmış haldedir. Diyorum ya, tezgâh belli. Vatandaşın sorunları birikir, Biriktikçe millet Erdoğan’a bakar. Ve tam o anda, Seçilmiş veya atanmış paratonerler eliyle Meseleler, sağa sola saptırılır. Birini çözelim demezler. Bir kesimi mutlu edelim demezler. Çünkü bunlarda, İlke yok, düstur yok, akıl yok, Yol yok, yordam yok, yöntem yok. Aslında bunlarda, VİCDAN YOK! VİCDAN! Ama BİZ VARIZ! BİZ BURADAYIZ! Varlığımız bu oyunun panzehridir. Duruşumuz bu tezgâhın tek çaresidir. İktidarımızsa Türkiye için yegâne kurtuluş reçetesidir. Masanın altına süpürülmek istenen tüm acıları Bugün bu kürsüden haykırmak, Yarın iktidarımızda çözmek için buradayız. Yıkılmadan, bozulmadan, dağılmadan, Büyüyerek, çoğalarak, güçlenerek buradayız! Değerli dava arkadaşlarım, Yaşadığımız tüm bu krizlerin, Sokaktaki buhranın, cüzdandaki yangının, hanelerimizdeki acıların bir tek sebebi var! O da Türk devletinin ve Türk milletinin boynuna bir kement gibi geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir! Bunun kurbanı, Eğilip bükülen siyasettir. Omurgası yok edilen bürokrasidir! Cübbesine düğme dikilen yargıdır! Paramparça edilen toplumsal ahdimizdir! Tek adamın dar kalıplarına hapsedilmek istenen, Kısaca, Bir zümrenin tapulu malı, şahsi hırsların oyuncağı zannedilen Türkiye Cumhuriyeti’dir! Ve tüm bunların bedelini ödeyen, Yaşadığı hayat burnundan fitil fitil getirilen bizim insanlarımızdır. Bu sisteme geçildiğinden beri devlet nizamının çivisi çıkmıştır. Hatırlayın, ormanlarımız günlerce cayır cayır yanarken Kurumlar müdahale etmek için saatlerce bekledi. Neden? Çünkü bakanlar uçağa binmek için bile ‘Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla’ cümlesini kurmak zorundaydı. Şimdi yine yangın mevsimine giriyoruz. İktidarın ne kadar hazırlık yaptığını, Allah korusun kaç dönüm orman yandığıyla anlayacağız. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti Tek bir imzayla, tek bir kararla yönetilen Adeta tek bir gruba kâr payı dağıtan Bir şirkete dönüştürülmüştür. Patrona sadakat de tek gaye haline getirilmiştir. Söylemeden geçmeyeyim. Yahu arkadaş, Her birinizin Üzüm misali birbirinize baka baka kararmasının alemi yok! Fikirleriniz, hasletleriniz olabilir de, İşinizi yapın kardeşim. Üzerinize vazife olan işleri yapın! Allah’ın kelamı açık, “Yaptığınız işi güzel yapın” diyor, “Allah işini güzel yapanları sever.” Türk milleti içerisinde 7’den 77’ye sağcısı, solcusu, dindarı, seküleri fark etmez, Herkesin hem fikir olduğu hususların başında da İsrail gelir. Bunların nasıl bir katliam makinası olduğunu, Masumların kanını akıtmaktan keyif alan sapkınlardan oluştuğunu hepimiz biliyoruz. Arkasındaki devletlere ve karanlık odaklara sığınarak, Sağa sola sataştığını da biliyoruz. Ama siz işinizi yapın kardeşim! Kudüs’e vali bulurlar, merak etme. Sen mülki idareden geliyorsun, sen Mülkiyelisin yahu! Vali değilsin artık, Bakansın Bakan. Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı olmak, Seviyorsun eski tabirleri madem Dahiliye Nazırı olmak, Dünya hayatında erişilebilecek en şerefli görevlerden biridir. Anladık dindarsın da, Hayatında güvenlik makalesi okumamış seleflerine özenmek seni yükseltmez. İşinize bakın. Sokaklar güvensizlik dolu, asayiş sorunları diz boyu. Çeteler semtleri, mahalleleri işgal etmiş halde, 7 günün, 24 saatini bunlara ayırsan belki yine kâfi gelmez. Bu memleketin diplomatik makamları var, ordusu var. Türkiye’yi sağa sola karikatürize sataşmalar yapan yöneticilerin ülkesine çevirmeyin arkadaş! Allah aşkına biriniz de işine baksın! İşini tam layıkıyla yapsın! Herkes işini yaparsa, suçlanacak kimse de kalmaz. Merak etme, Kudüs de valisiz kalmaz. Aziz milletim! Konuşturmuyorlar, dinlemiyorlar, çözmüyorlar: Bakın, 5 Haziran’da TÜİK rakamlarını açıkladı. Yıllık enflasyon yüzde 32,61. Merkez Bankası yıl sonu hedefini Yüzde 16’dan yüzde 24’e çekti. Yani hedefi tutturamayınca, hedefi yukarı taşıdılar. Ekonominin kitabını yazdık diyenler sayesinde, Bugün dünya sefalet liginde şampiyonluğa koşuyoruz! Biz, “en kötü kim yönetecek” olimpiyatlarında altın madalyaya koşuyoruz! Eskiden bu ülkede, Bir işçi emekli olduğunda alacağı ikramiyeyle Başını sokacak mütevazı bir ev alabilirdi, Evladının düğününü yapabilirdi. Şimdi ne yapıyor? Aldığı ikramiye ile Elden aldığı borçları kapatıyor, Kartının asgarisini ödüyor, Ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor! Ocak’tan bu yana beş aylık enflasyon yüzde 16’yı geçiyor. Bu oran, hepimizin eriyen satın alma gücünün oranı. Sofralarımızdan eksilen zeytinin, peynirin oranıdır. Bu yangın her yeri sarmışken, Her sabah yeni bir cehenneme uyanırken, İcraat yapması gereken iktidarın sözcüleri çıkıp Sabır bekleyip, Şükür nasihat edip, Masa başında oynadıkları rakamlarla sahte başarı hikâyeleri anlatıyorlar. Oysaki sadece pazar filesi, rakamların gerçeğini anlatmaya yetiyor. Çocuğunun beslenme çantasını boş gönderen anaların gözyaşları Bıçağın kemiğe dayandığını gösteriyor. Buradan bu ülkeyi yönettiğini sananlara, Sarayın itibarını vatandaşının onuruna tercih edenlere sesleniyorum! O saraylardaki oy hesaplarınız, Entrikalarınız, ayak oyunlarınız, Masa başı rakam cambazlıklarınız, Sözde başarı cazgırlıklarınız sizi kurtaramayacak! Biz, milletimle aynı safta omuz omuza geliyoruz! O haram saltanatınızı yıkmaya, Bu milletin anasının ak sütü gibi helal hakkını millete vermeye geliyoruz! Tarih, Haziran 2023. Mehmet Şimşek Hazine ve Maliye Bakanlığı'na atandı. Piyasalarda sevinç var diye manşetler. Şimşek ne dedi? 2023'te açıkladığı Orta Vadeli Program'a göre Enflasyon 2026'da yüzde 8,5'e inecekti. Bugün ne var? Yüzde 32,61. Hedef ile gerçekleşme arasında dağlar var, dağlar! Dünya rekoru var! Bunun adına biz başarı demiyoruz. Bunun adına millet “sınıfta kalmak” diyor. Peki Şimşek bu üç yılda ne yapmıştır? Faizi yüzde 8,5'ten yüzde 50'ye çıkarmış, İki yıl boyunca yüzde 40-50 bandında tutmuştur. Üretim durmuş, yatırım baskılanmıştır. Faizi düşürülünce, Bu sefer enflasyon yeniden hortlamıştır. Şimşek göreve geldiğinde, Dolar 21 liraydı, bugün 45 lira. Avro 22 liraydı, bugün 52 lira. Gram altın bin liranın biraz üzerindeydi, Bugün 6 bin 400 lira. Enflasyon 2026 sonunda tek haneye inecek dedi, 2027'ye erteledi. Takvim değişiyor, Bu kabiliyetsizlik değişmiyor. Küresel yatırımcıya sunumlar yapıyor, Kaynak arıyorlar. Çünkü kaynaklar, saray operasyonlarında harcanıp duruyor. Türk sanayicisi ve esnafı SGK borcunu ödeyemez haldedir. KOBİ'nin KDV alacağı hâlâ devlette beklemektedir Teknoloji girişimcisinin teşviki geçen yıldan kalmadır. Çiftçinin traktöründe yaktığı mazottaki ÖTV hâlâ durmaktadır. Gelir vergisi dilimleri 10 yıldır güncellenmemektedir. Yani maaşlar cebe girmeden, vergi tuzağında erimektedir. Aziz milletim; Biz İYİ Parti olarak sadece eleştiriyle yetinmiyoruz. Çözümü de söylüyoruz. İflas etmiş bu ekonomik programın İlk yaralarını sarmak için, Beş kısa vadeli adım yeterlidir. Birincisi: KOBİ'nin, sanayicinin KDV alacağını ödeyin. Vergi olarak toplayıp harcadığınız paranın hesabını verin. İkincisi: Esnafın, sanayicinin SGK ve vergi borçlarını teminatsız taksitlendirin. Teminat şartıyla çözümsüzlüğü değil, Ona şans verip ve güvenerek üretmesini hedefleyin. Kapısına kilit vurmasını umursamadığınız esnaf ve sanayici, Bu ülkenin bel kemiğidir. Üçüncüsü: Teknoloji girişimcilerinin geçen yıldan kalma teşviklerini ödeyin. Söz verdiniz. Tutun. O vaat ettiğiniz miktarlar kuşa döndü kuşa! Dördüncüsü: Çiftçi için, tarım ürünleri için ve nakliye için mazottaki ÖTV'yi kaldırın. Bu kadar zor değil arkadaş bu ya! Hepimiz yıllardır söylüyoruz, üretici feryat edip duruyor. Yapay zekâ çağındayız, siz de teknoloji atılımıyla övünüyorsunuz. Sonra seçim zamanı patates deposu basıyorsunuz. Bırakın millet sürsün tarlasını, taşısın buğdayını, meyvasını. Beşincisi: Gelir vergisi dilimlerini güncelleyin. Kazançlardan çifte vergilendirme düzenine son verin. Vergiyi haraç olmaktan çıkartın ki, Millet de devlete olan görevini yapsın. Bu beş adım da mucize değildir. Bu beş adım insanlık, yurttaşlık gereğidir. Bu beş adım, Sizin vatan ve millet görevinizdir! Neyini beceremiyorsunuz? Neyini halledemiyorsunuz? Yapmıyorsanız gidin arkadaş, Bırakın gidin! Gelip de yapacak olan var! Bu ülkeye bir bereket barışı lazımdır. Üretim barışı lazımdır. Ama buldukları çözüm, varlık barışıdır. Kaynağı, sahibi kim olursa olsun, Tam 20 yıl boyunca vergisiz bir kazanç taahhüdü sunulmaktadır. Düşünün 20 yıl boyunca, Türkiye ekonomisinden nemalanacak Ama tek kuruş vergi ödemeyecek. Bu yapısal krizin ne denli derinleştiğinin açık kanıtıdır. Ülkeye yeni adım atan, Son üç yıldır burada ne evi ne de tek bir kuruş vergi kaydı olan birileri, Sırf parası var diye 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutuluyor. Peki, bu ülkenin tüm yükünü taşıyan dürüst mükellefler, Üreticiler, yatırımcılar, sıradan vatandaşın günahı nedir? Bu çifte standart toplumun adalet duygusunu kökten sarsmaktadır. Her seferinde istisnalara bel bağlamak, Ülkenin geleceğini ipotek altına almaktır. Merkez Bankasının rezervlerini, Siyasi operasyonlara ve seçim takvimine göre ayarlama politikasının sonu, Türkiye piyasalarının uzun vadeli yıkılmasıyla sonuçlanmıştır. Yapısal bir dönüşüm gerçekleştirmek yerine Her daim belli kişiler odağa alınarak, Ekonomide istisna rejimi genişletilmektedir. Bakınız, Vergide eşitlik ve öngörülebilirlik ilkeleri bir kez feda edildiğinde Toplumsal güveni yeniden inşa etmek imkânsız hâle gelir. İhtiyacımız olan şey, geçici kaynak avcılığıyla piyasayı daha da yozlaştırmak değildir. Üretimi ve istihdamı gerçekten desteklemektir. Riski düşüren ve adil bölüşümü esas alan politikalardır. Vatandaşa dolaylı vergiler yüklüyorsunuz. Vatandaşın cebinden çıkan bu para, TBMM denetiminden kaçırılıyor, Sayıştay denetiminden uzaklaştırılıyor. Bu sistemin en sevdiği şey nedir? Denetimsizlik! Biz bu tabloya ‘gizli vergi’ diyoruz. Üstü kapalı, hesabı sorulmaz bir hortum yaratılıyor. Bizim safımız vergisinin nereye gittiğini soran şeffaflıktır! Onların safı ise yandaş holdinglerdir! Alın size en taze örneği... Eskişehir Mihalıççık’ta, Doruk Madencilik işçileri... Aylardır maaşlarını ve tazminatlarını alamıyorlardı. Beypazarı’ndan Ankara’ya yürüdüler. Devlet araya girdi, üç bakan söz verdi, ‘15 Mayıs’ta ödenecek’ dedi. Söz tutulmadı! İşçiler yeniden yola çıktı. Peki karşılarında ne buldular? TOMA’lar, polis bariyerleri! Hakkını isteyen, Ayakları şişerek yürüyen işçinin önüne barikat kuruluyor Ama onların alacağını gasp eden, İktidarın gözdesi o holdingin önüne Tek bir barikat kurulmuyor! Aynen işçilerin dedikleri gibi, O barikatların işçiye değil, hak yiyen holdinglere kurulması gerekirdi! Safımız, işte o hakkını arayanların safıdır! Ömrümüzün sonuna kadar hak mücadelesinin yanında olacağız. Milletin partisine çöküyorsunuz, Ey vatandaş “Niye sokağa çıktın?” Seçtiği belediyesine çöküyorsunuz, “Niye protesto ettin?” Maaşını vermiyorsunuz, “İşçi, niye grev yaptın?” Doğrudur, Hepimiz itidalli olalım, olmalıyız. Evet, başka Türkiye yok. Yüce Meclisin itibarını kirletmeyelim. Peki, bu milletin sürekli insicamını bozmak nedir o zaman? Bu kışkırtmaların, ayarsızlığın, Kör göze parmak sokmaların maksadı nedir o zaman? Bunca yargısız infazların maksadı nedir? Milleti bu kadar öfkelendirmek neye ve kime hizmet etmektedir? Terörsüz Türkiye’ye mi? İç cepheye mi? Bu iç cephe, milleti cephe cephe bölmek midir? Delirtmek midir? Nedir söyleyin? Milletin boğazından kesmeyi planlarken, O boğaza giren lokmayı üreten çiftçimizi de Çoktan toprağa gömdüler! Bakın, Anadolu’da ekin zamanı, hasat zamanı Artık dert zamanı oldu. Çiftçimiz tarlasına küstürüldü. Mazotun, gübrenin, ilacın ve tohumun fiyatı arşa çıkmış Ama iktidar hala ithalat lobilerini zengin etmenin peşinde. Alın teriyle toprağı sulayan çiftçimize reva görülen, Açıklanan taban fiyatları Maliyetin bile altında kalıyor. Çiftçi borç batağında tarlası ipotekli! Kendi çiftçisini ezip Elin çiftçisini ihya eden Bu çarpık tarım politikası yüzünden Anadolu’da üretim durma noktasına geldi. Ama sorsanız tarımda uçuyoruz! Evet, uçuyoruz ama uçuruma doğru uçuyoruz. Safımız, Anadolu’nun mümbit topraklarını alın teriyle işleyenlerin safıdır. Peki ya yargı? Ya adalet? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde adalet, Saray koridorlarında dağıtılan bir VIP hizmete dönüşmüştür. Bunun bedelini kim ödüyor biliyor musunuz? Adana’da yaşanan o kahredici olaya bakın. Emekli bir polis memuru, Uyuşturucu batağına düşen 23 yaşındaki oğlunun saldırısına uğruyor. Ve kendi evladını vuruyor. Bu sadece bir adli vaka değildir! Bu, adaletin çöktüğü, Sınırların kevgire döndüğü, Uyuşturucunun mahalle aralarına kadar inip Aileleri yuttuğu bir toplumsal cinnetin fotoğrafıdır! Bir baba kendi oğlunu kurşunluyor, Sonra polisi arayıp teslim oluyor. Her gün bu ülkede kaç aile bu felaketi yaşıyor? Safımız, bu ailelerin acısıyla yüzleşen Ve bu belaya gerçek, köklü çözüm arayanların safıdır! Ve bir de güvenlik, beka meselesi var... DEM Partili Meclis Başkanvekili çıkmış, İmralı’yla görüşüp dönüyor ve ‘Kök yasa hazırlanacak’ diyor. Neymiş? Belli örgüt mensuplarının Türkiye’ye gelmesinin önü açılacakmış. Bunun için de İmralı’daki bebek katiline özgürlük mitingleri yapacaklarmış! Hiç yadırgamıyorum. Siz İmralı’daki caniye şayet kurucu önder derseniz, Komisyonu ayağına gönderirseniz, Nevruz Bayramlarında mesajlarını meydanlarda okutursanız, olacağı budur! Bunlara ne söylesek az ne söylesek faydasız! Açık ve net söylüyorum! Bu millet, şehit analarının gözyaşlarını unutmadı. Bu millet, terörün bedelini gencecik fidanlarıyla ödedi. O ödenen bedelleri, Kapalı kapılar ardında ‘bir sefere mahsus’ diyerek sıfırlayamazsınız! Milletin iradesi İmralı’da değil, bu kürsüdedir, bu Meclis’tedir! Safımız bu iradenin hâkimiyetini savunmaktır. Kök yasa ne demektir? Kim uydurmuştur? Son zamanlarda böyle şeyleri zaten iki kişi uyduruyor. Biri İmralı’daki terör hükümlüsü Öcalan. Onun ulağı Pervin Buldan ve avanesi de bunu Ankara'ya taşımak istiyor. “Bir sefere mahsus” diyerek Terör hükümlülerine, Kanlı katillere arka kapıdan af getirmeye, Devleti kökünden sarsmaya çalışacağınızı Biz görmüyor muyuz, anlamıyor muyuz sanıyorsunuz? Tohumu ihanet olanların, Gövdesi kan ve gözyaşı üstüne yükselenlerin, Dalları bu milletin evlatlarının canına uzananların Kökü olmaz! Köksüzler başkasının suyuyla, başkasının rüzgarıyla büyürler. Köksüzler bir katile ram olarak, Türkiye’ye hayır gelmeyeceğini de Aslında çok iyi bilirler. Ve o rüzgâr kesilince devrilir giderler. Bizler ise bu toprakta kök saldık. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da. O kökler bu milletin şehit kanıyla sulandı. O kökler bu milletin analarının yaşıyla beslendi. Ey hayalperestler, Aklınızı başınıza alın! Bu topraklarda bir tane “temel yasa” var, O da Türk milleti olmak yasamızdır. O temel yasa, sizinki gibi pazarlık masalarınızda yazılmadı! 1919'da Samsun'daki iradeyle yazıldı. Amasya'da “milletin azim ve kararı” diyen kararlılıkla, Erzurum'da, Sivas'ta “Vatan bir bütündür, parçalanamaz!” diye yeri göğü inleten imanla yazıldı. O temel yasa Sakarya'nın siperlerinde, Dumlupınar'ın ovasında, Çanakkale'nin geçilmez sularında Toprağa düşen aziz şehitlerimizin mübarek kanıyla yazıldı. Bu devletin ve milletin kökleri Sizin o şifreli kelimelerinizle, Karanlık mahfillerdeki, Sinsi planlarınızla kirletilemeyecek kadar kutsaldır. Bu ülkenin başkenti Ankara'dır! Dili Türkçedir! Bayrağı, şehidimin kanından rengini alan Ay Yıldızlı Al Bayraktır! Temel yasa, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” der. Çiğneyenlerle, çiğnetenler bugün bir aradadır. O temel yasa, “Yurtta sulh, cihanda sulh” der. Yurdu, cephe cephe bölenler bugün bir aradadır. Kendilerine yasa aramaktadırlar. Bağımsızlık. Egemenlik. Hukukun üstünlüğü ve milletin birliğidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuran irade budur. Bu dört değer, hiçbir süreçle, Hiçbir düzenlemeyle Yeniden yazılamaz, Törpülenemez, Pazarlık masasına konulamaz. Safımız bellidir. Safımız Cumhuriyeti kuran, kurduran değerlerin safıdır. 27-28 Haziran’da Öcalan’a özgürlük mitingi yapacaklarmış. Buyursunlar yapsınlar, Türkiye’yi sahipsiz sanıyorlar. Siz 27 Haziran’da hangi meydana çıkarsanız çıkın, Ben Müsavat Dervişoğlu olarak, İyiler ve cesurlarla birlikte, Büyük Türk millerini arkama alıp, Tandoğan Meydanı’na çıkacağım. Sağcısı, solcusu, doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisi Bayrak sevdalısı herkesi, Sevdası Türkiye, kaygısı Türk milletinin geleceği olan herkesi, 27 Haziran Cumartesi günü Tandoğan Meydanı’na bekliyorum! Şanlı bayrağımızı ellerine alıp gelsinler. O gün bütün Ankara gelincik tarlasına dönecek ve kırmızı beyaz olacak. Bu inanç ve düşünceyle hepinizi selamlıyorum. O gün elinde Türk bayrağı olan herkesi, elimde Türk bayrağı ile karşılayacağım.

BTP’den 19 Mayıs şöleni… BTP Lideri Hüseyin Baş: “Milli kimliğimizi kaybedersek vatanımızı da kaybederiz” Haber

BTP’den 19 Mayıs şöleni… BTP Lideri Hüseyin Baş: “Milli kimliğimizi kaybedersek vatanımızı da kaybederiz”

BTP’den 19 Mayıs şöleni… BTP Lideri Hüseyin Baş: “Milli kimliğimizi kaybedersek vatanımızı da kaybederiz” Bağımsız Türkiye Partisi Ankara Gençlik Kolları, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı düzenlenen programla kutladı. Kutlama programına BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program şölen havasında geçti. Hep birlikte söylenen marşlar salonda büyük coşku oluştururken, Hüseyin Baş dikkat çekici açıklamalarda bulundu. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın konuşmasından satır başları şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti kıyamet sabahına kadar var olacak” “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlamak için buradayız. Türkiye, tarihinde bu kadar şanlı ve büyük başarıların olduğu dünyadaki tek ülke. Biz millet olarak birliğimizi tesis etmeyi başarırsak, bizi bölüp parçalamaya çalışan bütün dış mihraklara en şiddetli biçimde karşı durursak, kıyamet sabahında şu dünya üzerinde bir tane devlet ayakta kalırsa o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti olacak arkadaşlar, bundan hiç endişeniz olmasın. Tarihin en büyük adamlarından biri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun gibi tutkuyla hatırlanan ve anılan başka bir örnek de hiçbir yerde bulamazsınız.” “Prof. Dr. Haydar Baş’ın dediği gibi; evlerinize bayrak asın…” “Bu milli bayramlar bizler için, bizden sonra gelen nesiller için, evlatlarımız için; Atamızı, cumhuriyetimizi ve bağımsızlığımızı muhafaza etmek adına en önemli günlerdir. O yüzden ebedi liderimiz merhum Haydar Baş her zaman milli bayramlar için bize bir öğütte bulunurdu ve ‘Evlerinize bayrak asın. Eğer evlerinize bayrak asmazsanız başka ülkelerin askerleri gelir sizin evinize kendi bayraklarını asar’ derdi. Biz de bu motivasyonla, bu kararlılıkla, bu inançla ve bu bilinçle milli bayramları layıkıyla kutlamaya devam edeceğiz arkadaşlar.” “1919’da Anadolu işgal edilmiş, Sevr Anlaşması imzalanmış…” “19 Mayıs 1919’da Anadolu işgal edilmiş, Sevr Anlaşması imzalanmıştı. İstanbul, payitaht işgal altındaydı. Hiç kimsenin yarınlara dair bir umudu yoktu. Herkes mevcut durumu kabullenmiş, yeni bir yönetim ve yöntem oluşturmaya çalışıyordu. O dönem bir adam çıkıyor. Bütün dünya onu 1915 Çanakkale’den tanıyor. Yıllar sonra Mahatma Gandhi bile ‘Atatürk İngiliz’i yenene kadar biz tanrıyı İngiliz zannediyorduk’ diyor. Atatürk, 16 Mayıs’ta Sarayburnu’ndan gemiye biniyor ve Samsun’a doğru yola çıkıyor. Mustafa Kemal Samsun’a ayak basıyor ve o büyük yürüyüş orada başlıyor. Yaklaşık 3,5 yıl süren, çok büyük yokluklarla ve acılarla dolu bir milli mücadele başlatıyor. O mücadeleyi kazanıyor ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak devleti yeniden ayağa kaldırıyor.” “Atatürk devletin mülkiyetini vatandaşa verdi” “Atatürk kendi saltanatını ilan etme imkânı olan bir insan olmasına rağmen, ‘Hayır, bu devletin yönetim biçimi cumhuriyet olacak’ diyor. Nedir cumhuriyet arkadaşlar? Devletin mülkiyetini vatandaşa vermektir. Meclis’te kocaman yazar; ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.’ Atatürk bunu yaptı. Bu kadar önemli bir günü bayram ilan edip Türk gençliğine armağan etti.” “Biz bir medeniyeti muhafaza çalışması yapıyoruz” “Buradan Türk gençliğine düşen bir vazife var değerli arkadaşlar. Atatürk, Gençliğe Hitabe’de söylediği gibi; eğer bu devletin yine bir bağımsızlık mücadelesi olacaksa o mücadele Türk gençliğinin omuzlarında olacaktır diyor. Biz de Türk gençliği olarak bu vazifenin her daim farkında olmak zorundayız. Ülkemizi korumak, bağımsızlığımızı muhafaza etmek adına her daim tetikte olmalıyız. Bizim siyaset arenasında yapmaya çalıştığımız şey bir medeniyeti muhafaza çalışmasıdır arkadaşlar. Bir kültürü, bir tarihi, bir anlayışı gelecek yüzyıllara aktarma mücadelesi veriyoruz.” “Bütün coğrafya savaştayken Türkiye ayakta” “Dünya büyük bir kırılma noktasında. Ekonomik sistemler değişiyor, sınırlar değişiyor. Hemen yanı başımızda savaşta olmayan neredeyse tek bir devlet kalmamış durumda. Allah’a binlerce şükür ki Türkiye hâlâ dimdik ayakta. Bu durum, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin kodlarının bize kazandırdığı kültürel ve manevi değerlerin sonucudur.” “Milli kimliğimizi muhafaza etmezsek vatanımızı da kaybederiz” “Bugün teknolojik ilerlemelerin baş döndürücü hızla değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Yakın gelecekte hayatımızın birçok alanına yapay zekâ karar verecek. Böyle bir ortamda milli kimliğimizi muhafaza etmediğimiz sürece başka hiçbir şeyi muhafaza etme şansımız yok. Bugün siyasetin gündelik tartışmalarıyla milletin önüne yapay kavgalar koyuyorlar. Eğer bu ideolojik ve etnik kavgaların içinde kaybolmaya devam edersek, çok değil 10-15 yıl sonra kavga edecek bir meselemiz bile kalmayacak. Çünkü belki de ait olacağımız bir vatanımız olmayacak. Bu yüzden her şeyden önce milli kimliğimize sımsıkı sarılmamız gerekiyor. Milli kimliğimize sarılacağımız Türkiye’deki yegâne adres de Bağımsız Türkiye Partisi’dir.”

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir Haber

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir

-Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir -TBMM’deki kavga için; Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım! -Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor -Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı -Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır -Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı… -Viyana'da 11. Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik -Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil -BTP Lideri Hüseyin Baş Sözcü TV’de Liderler Özel programında konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Sözcü TV'de Liderler Özel programına konuk oldu. BTP lideri programda Sözcü TV Genel Müdürü Güney Öztürk, Genel Yayın Yönetmeni İpek Özbey ve Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını cevaplandırdı. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Meclis’teki kavga Türkiye adına kabul edilemez utanç verici bir durum” Bir söz vardır, 'Fikirlerimiz savaşsın isterdim ama sanırım silahsızsınız bayım' diye. Biz o Meclis'e milletvekillerini fikirlerini ortaya koyması için millet olarak gönderiyoruz. İdeolojilerin, söylemlerin, geleceğe dair tasavvurların tartışıldığı bir yer olsun diye o vekiller Meclis'e gönderiliyor. Toplumun kahir ekseriyetinin hayal dahi edemeyeceği maaşlarla, imkanlarla orada zaman geçiriyorlar. Ama günün sonunda fikirler değil düşünceler değil yumruklar havada uçuşuyor. Bu Türkiye adına kabul edilemez bir durum, utanç verici bir durum. “Kabinedeki değişiklikler seçim olmayacağını gösteriyor” Şu tablo (Gökçek'in boksörlü paylaşımı) bu atamaların dövmeye gelen bir atama olduğu sonucunu çıkarır. Seçim için bu kabine değişikliklerinin yapıldığı yazılıp çiziliyor. Ben bu değişiklikleri seçime giden bir Türkiye olarak değil, bilakis seçime gitmeyen bir Türkiye'nin kabine değişiklikleri olarak görüyorum, çünkü böyle seçime gidemezsiniz. Şu anda yapılan her şeyin iktidara zarar verdiğini iktidar mensupları ve Sayın Cumhurbaşkanı çok iyi biliyor. Bunlar oy getirmiyor. Bunlar oy götürüyor ama buna rağmen yapılıyor. “Kemal Kılıçdaroğlu bize verdiği sözü tutmadı” Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizden destek talep ettiler. Ben de açıkça kendisine, 'Biz Türkiye'de değişimin olması gerektiğini düşünüyor ve sizi destekleyeceğimizi buradan ifade ediyoruz. Fakat Bağımsız Türkiye Partisi'nin fikirlerinin, düşüncelerinin, söylemlerinin, ki nitekim bu söylemler ve düşünceler Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet ve bağımsızlık fikrini savunan düşünce ve söylemler, bu düşüncenin Meclis'te temsil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte hareket edebiliriz' dedim. Bunlar karşılıksız bırakıldı. 39 milletvekili biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi sıralarından Meclis'e sokuldu, hatta bunlardan birisi Sadullah Ergin’di. -Size verilen söz tutulmadı mı orada? Doğru mu anlıyoruz? - Evet, doğru anlıyorsunuz. Öyle oldu! -Kemal Kılıçdaroğlu size verdiği sözü tutmadı- Evet, sözünü tutmadı! O zaman CHP'nin teşkilat başkanı olan Oğuz Kaan Salıcı'ya, 'Bu konuyu halledelim' dedi. Atatürk ve Cumhuriyet ortak paydasında buluştuğumuz halde biz Meclis'te o zaman var olamadık. Yaşandı bitti saygısızca mı denir? Meral Hanımla da o dönemde çok yakın ilişkilerimiz vardı. Geçti gitti. Önümüzdeki seçimlere bakacağız. “Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır” Bir sonraki seçimde Bağımsız Türkiye Partisi Meclis'te olacaktır. Bağımsız Türkiye Partisi Türkiye'ye çok şey söyleyecektir. Önümüzdeki süreçte de, seçim döneminde de bunları göstereceğiz, anlatacağız, yaşayacağız. Ben şunu iddia ediyorum; Türkiye'de farklı sesi olan tek siyasi yapılanma biziz. Bugün vergi oranlarındaki veya maaşlardaki ufak tefek farklılıklar haricinde ne iktidarın, ne muhalefetin, ne ana muhalefetin hiçbir farkı yoktur. Çünkü dünyaya ve Türkiye'ye aynı gözle, aynı sistematik bakış açısıyla bakarlar. Bağımsız Türkiye Partisi bu noktada tamamen ayrışır. Yine baktığınızda terörsüz Türkiye diye bir süreç işliyor. Bugün Meclis muhalefetiyle, iktidarıyla bu sürecin destekçisi. “Laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir” Atatürk'ün laiklik yaklaşımı olmasaydı bugün ben inandığım dini yaşayamazdım. Laiklik dinsizlik değildir. Bunu ben muhafazakar ve mütedeyyin seçmen kardeşlerime söylüyorum. Bilakis laiklik insanların dinini yaşama hürriyetidir. Laiklik olmasaydı bu ülkede Hüseyin, Ahmet'in dayattığı dini yaşayacaktı! Bugün laiklik olduğu için Hüseyin kendi inancını yaşayabiliyor. Laiklik dinin emniyet supabıdır benim gözümde. Neden? Çünkü hiç kimse kimseye bir din dayatamaz, bir inanç yaşatamaz ama laiklik kimsenin dinini yaşamasının önünde bir engel değildir. İsteyen istediği gibi dinini yaşayabilir. Türkiye'de cumhuriyete karşı, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı, laik düzene karşı hangi kurum veya kuruluş varsa bu milletin, bu devletin aleyhine çalışıyordur. Bu hangi kurum veya kuruluşsa... Bu bahsettiğimiz tarikat ve cemaatler de bunların aleyhine çalışıyor, Türkiye'nin kurucu değerlerinin, Atatürk ilke ve inkılaplarının, cumhuriyet değerlerinin aleyhine çalışıyor. Bu milletin aleyhinedir. Bu milleti bölmekten, parçalamaktan ve sömürülen bir toplum yapmaktan başka hiçbir yere itmeyecektir. Bülent Arınç'a dindarlık ve ahlaki çöküntü cevabı (Sunucu: Bülent Arınç toplumda dindarlık ve ahlaki değerler konusunda ciddi bir gerileme yaşandığını söylüyor...) -Arınç Türkiye'nin son 25 yıllık dönüşümünün ana aktörlerinden biri. Türkiye son 25 yılda bu kadar yozlaştı Bir toplumda ekonomi ne kadar kötüye gidiyorsa ahlak o kadar bozuluyor. O zaman sorumlular bellidir ve çözümün nasıl ve nereden başlatılacağı da bellidir. Dolayısıyla söylenenler doğru ama bunun sorumlularının bence önce öz eleştiri yapması lazım. “Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirdik” Viyana'da 11. Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli kongresini gerçekleştirmiş olduk. Viyana'nın seçilmesindeki en temel faktörlerden biri şu; Viyana Avrupa'nın bilim, entellektüelite ve kültür anlamında, eğitim anlamında başkenti sayılabilecek birkaç lokasyondan birisi. Kongre Viyana Teknik Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşti. 21 farklı ülkeden 50'den fazla akademisyenin katıldığı bir kongreden bahsediyoruz. Milli Ekonomi Modeli, babamın yazdığı model. Fransa'dan, Hollanda'dan, Portekiz'den, Avusturya'dan, Endonezya'dan, Özbekistan'dan yani dünyanın bambaşka coğrafyalarından gelen akademisyenler şunu söylediler; Bu tez, değişen dünyada bütün dünyanın ihtiyacı olan bir tez! “Hiçbir partinin parti programı bu kadar farklı ve geniş akademik çevreden onay almış değil” Şimdi buradaki en önemli şey şu; Milli Ekonomi Modeli Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı. Sonuçta bizim parti programımız bir ekonomi programı. Bir ekonomi programı içeriyor ve dünyanın farklı coğrafyalarından onlarca akademisyenin onayladığı bir parti programından bahsediyoruz. Türkiye'de ben inanıyorum ki başka hiçbir siyasi parti olmasın ki bu kadar farklı çevrelerden ve akademik camiadan onay almış ve kabul almış olsun. Bu, Bağımsız Türkiye Partisi'nin de, programının ve yapmak istediklerinin ne kadar güçlü unsurlar ihtiva ettiğinin bir başka göstergesidir.”

BTP'den Adana'da Geleceği Savunmak programı Haber

BTP'den Adana'da Geleceği Savunmak programı

Btp'den Adana'da Geleceği Savunmak Programı Bağımsız Türkiye Partisi'nin Türkiye Genelinde Başlattığı Geleceği Savunmak Programlarının Adana Ayağı Da Gerçekleştirildi. Btp Adana İl Başkanlığı Tarafından Düzenlenen Programa Yeşilay Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım, Avukat Zeynep Düldül, Prof.dr. Oğuz Üsküdar Ve Btp Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu Da Konumacı Olarak Katıldı. Konuşmacılardan Deniz Tengip, "türkiye Geneli, Adana Geneli, Dünya Geneli Uyuşturucuyla Mücadele Etmek Vatandaşlık Görevimiz. Siz Ebeveynlere Seslenmek İstiyorum; Anneler Lütfen, Benim De Başıma Geldi. Sizlerin De Başına Gelmesini İstemiyorum. Evinizin Narkotik Annesi Olun" Derken Yunus Emre Yıldırım "en İyi Narkotik Polisi Annedir Diye Devletimizin Emniyet Teşkilatıyla Yürütmüş Olduğu Bir Program Var. Anneler Sizlere Sesleniyorum, Bu Program Neredeyse Bu Eğitimi Muhakkak Alın" Dedi. Uyuşturucu, Sanal Bahis, Alkol, Çeteleşme Ve Ahlaki Yozlaşma Konularının Ele Alındığı Programın Kapanış Konuşmasını Btp Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu Yaptı. Eyercioğlu Şunları Söyledi; "atatürk Çok Büyük İnsan. Atatürk, "cumhuriyet Sizden Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür İnsanlar İster" Diyor. Nedir Hürriyet? Bağımsızlık. Her Alanda Her Alanda Bağımsız İnsanı Yetiştirmemiz Lazım. O Tarihlerden Bize Bu Yönü Veriyor; Bağımsız İnsan Yetiştirmek. Bizim Ebedi Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş Ömrünü Gençliği Yetiştirmek Üzerine Adadı. O "gençlik Büyük Bir Nimet. Genç Kalmak İçin Ölümsüz Bir İnanca Sahip Olmanız Lazım" Derdi. Bir İdealinizin Olması Lazım. Bir Gücünüz, Kuvvetiniz Ve Bunu Aktaracağınız Bir Hizmetiniz Olması Lazım. Gençliğini Milletinin Yararına Kazanmamış, Devletinin Yararına Kazanmamış Hiçbir Devlet Ayakta Duramaz. Siz En Teknolojik Silahları Üreti, Bir Dünya Kurun Ama Onu Uygulayacak Gençleriniz Yoksa, Bunların Çoğu Bağımlı Ve Hastaysa Nasıl Bu Ülkeyi Manet Edersiniz? Asıl Problem Burada Yatıyor. Genç Yetiştirmek 20 Yıllık Bir Süreç İstiyor. Bir Nesli Heba Ettiğiniz Zaman 20 Yıl Geriye Gidersiniz. Onun İçin Bu Konu Çok Önemli. Bizim Hayalimiz Atatürk'ün 'bütün Ümidim Gençliktedir' Dediği Kavramda Birleşmek, Buluşmak. Herkesin Birbirini Anladığı Bir Dünyayı Da Yaşamak. Şu Anki Tablo İçin Konuşuyorum. Dünya İçin De Konuşalım Sadece Türkiye Değil. Dünyayı İdare Eden Adamlara Bakın. Ne Bir Nezaket Kalmış, Ne Bir Diplomasi Kalmış, Değil Mi? Delinin Bir Tanesi Sabah Kalkıyor 'vergi Koydum' Diyor, Akşam Kalkıyor 'kaldırdım' Diyor. Dünyayı Bu İnsanlar Yönetiyor. Yani Güzel Bir Dünyayı Çocuklarımıza Bırakamıyoruz Ama En Azından Bu Dünyaya Güzel Çocuklar Bırakalım Ki Onlar Güzel Bir Dünya Kursunlar."

BAŞKENT’TE CUMHURİYET’İN 102. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Haber

BAŞKENT’TE CUMHURİYET’İN 102. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

BAŞKENT’TE CUMHURİYET’İN 102. YILI COŞKUYLA KUTLANDI · Cumhuriyet Ateşi Zafer Meydanı’nda yandı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın katılımıyla “Zafer Genç Akademi” kapılarını gençlere açtı. · Açılış töreninde konuşan Yavaş, “Gençler, sizler bu topraklara ekilen Cumhuriyet tohumlarısınız. Yürüyün, biz yanınızdayız. Umut edin, üretin, gerçekleştirin; çünkü biz Türk gençliğine sonuna kadar güveniyoruz” dedi. · Ardından on binlerce Ankaralı, Mareşal Atatürk Anıtı’ndan Birinci Meclis’e meşalelerle yürüdü. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Cumhuriyet’in ilanının 102. yıl dönümünü on binlerce Başkentlinin katıldığı etkinliklerle kutladı. Başkentliler, Zafer Meydanı’ndan Birinci Meclis’e uzanan kutlama programında Cumhuriyet coşkusunu hep birlikte yaşarken Ankara “kırmızı-beyaz” renklere büründü. (ORTAMHABER) - CUMHURİYET ATEŞİ ZAFER MEYDANI’NDA YAKILDI Kutlamaların başladığı Zafer Meydanı’nda düzenlenen törende, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın katılımıyla 3 bin metrekarelik “Zafer Genç Akademi”nin açılışı gerçekleştirildi. Gençlerin; eğitim, kültür, sanat ve teknoloji alanlarında gelişmelerine destek olacak şekilde tasarlanan genç akademinin açılış töreninde vatandaşlara seslenen Yavaş, “Tarihin derinliklerinden yükselen Türk milletinin destansı yürüyüşü, Ankara’nın bağrında yanan bağımsızlık ateşiyle ilmek ilmek dokunmuş ve Cumhuriyet’le taçlanmıştır. 29 Ekim, yalnızca bir tarih değildir. Bu topraklarda yakılan özgürlük ateşinin, tüm dünyaya yayıldığı gündür. O gün, bir milletin yeniden doğduğu; adını ‘Cumhuriyet’ koyduğu büyük bir ailenin doğum günüdür. Cumhuriyet ailesinin doğum günüdür. Bu büyük aile, aynı toprağın bereketinden beslenen, aynı gökyüzüne bakan, aynı idealin peşinde yürüyen milyonların ailesidir. Gençler, sizler bu topraklara ekilen Cumhuriyet tohumlarısınız. Yürüyün, biz yanınızdayız. Umut edin, üretin, gerçekleştirin. Çünkü biz Türk gençliğine sonuna kadar güveniyoruz. İşte bu inançla, bugün sizler için bir gençlik merkezini daha hayata geçiriyoruz: Zafer Genç Akademi. Cumhuriyet Bayramı kutlamalarımız kapsamında hizmete açtığımız bu merkez, Başkentli gençlerin eğitim, üretim ve sosyalleşme merkezi olacak” dedi. “SADECE GEÇMİŞİ ONARMIYOR, YENİDEN ANLAMLANDIRIYORUZ” Zafer Meydanı’nın, Cumhuriyet’in ilk yıllarında modern başkent hayalinin sembolü olarak tasarlandığını belirten Yavaş, “1950’lerde mimar Emin Onat imzalı yapı, kentin kültür ve kamusal yaşamının kalbi olmuştur. Zamanla Zafer Çarşısı’na dönüşen bu yapı, yıllar içinde sessizleşmiştir. Bugün biz sadece geçmişi onarmıyor, yeniden anlamlandırıyoruz. Emin Onat’ın hayata geçirdiği özgün yapıyı koruyarak, onu öğrenci ve kültür merkezine dönüştürüyoruz. Çünkü Cumhuriyet demek; öğrenmek, üretmek, paylaşmak demektir. Burası artık gençlerin düşüncelerini özgürce ifade ettiği, sanatın sokakla buluştuğu, herkesin kendini Ankara’ya ait hissedeceği bir buluşma noktası olacak. Burası aynı zamanda öğrencilerin ücretsiz yapay zekâdan faydalanacağı, kullanacağı bir alan da olacak” ifadelerini kullandı. “CUMHURİYET'İN TANIĞI OLAN BİNALARIN HEPSİNİ AYAĞA KALDIRIYORUZ” Cumhuriyet’in simgesel mekânlarını ve mimarisini yeniden kent yaşamına taşımaya ve Atatürk’ün emanetini en güzel şekilde yaşatmaya çalıştıklarının altını çizen Yavaş, “Bizden önceki yönetimin ihmal ettiği bu alanları yeniden onarıyoruz ve Cumhuriyet'in bizzat tanığı olan bu binaların hepsini ayağa kaldırıyoruz. Özellikle bu binayı gençlik merkezi yapmamızın sebeplerinden birisi de artık çöküntü alanı hâline gelmiş Ulus ve Kızılay'ı yeniden canlandırmaktır. Çünkü şehrin her tarafına yapılan yeni imar planlarıyla kentin merkezi kaymaya başlamıştır. Oysa kentin merkezleri bir şehrin, Başkent’in hafızasıdır, anısıdır. Biz bu merkezleri yok edersek, canlı tutmazsak hafızasını kaybetmiş insandan farkımız olmaz. Bu nedenle bir yandan yeni modern kentler yapılırken eski tarihi kent merkezimizi de mutlaka ayakta tutmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “KARANLIĞA BOYUN EĞMEDEN CUMHURİYET’İN IŞIĞINDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Yavaş konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Bir konuyu mutlaka belirtmek için tekrar bunu okuyorum. Anayasa’dan okuyorum. ‘Türkiye'nin hükümet şekli Cumhuriyet’tir. Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Türkiye ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.’ Bu cümleyi anlamıyorlar. Ülkenin veya bir devletin ülkesi veya milleti olmaz gibi saçma sapan tartışmaların içine gidiyoruz. ‘Dili Türkçe’dir. Bayrağı al bayraktır.’ Milli marşı biraz önce coşkuyla söylediğimiz İstiklal Marşı’dır. Başkenti de Ankara'dır. Cumhuriyet bize miras değildir. Cumhuriyet Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emanetidir. Dolayısıyla bize bırakılan bu emaneti sonsuza kadar koruyarak yaşatacak, bir aydınlık geleceğe taşıyacağız. Karanlığa bir gün bile boyun eğmeden Cumhuriyet’in ışığında yürümeye devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlık tutkusudur, gelecek umududur. Biz bu umudu milletimizin gücü, gençliğimizin enerjisi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonuyla sonsuza dek yaşatacağız, azimliyiz.” ATATÜRK BULVARI HINCAHINÇ DOLDU Açılışın ardından Samsun Atakum Belediyesi Cumhuriyet Kadınları Bandosu ve Ankaralı Seğmen Gruplarının eşliğinde Fener Alayı Yürüyüşü düzenlendi. Mareşal Atatürk Anıtı’ndan Birinci Meclis’e kadar meşalelerle yürüyen vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla Cumhuriyet marşlarını hep bir ağızdan söyledi. ABB Başkanı Mansur Yavaş da kortejde yer alarak vatandaşlarla birlikte yürüdü. On binlerce Başkentlinin oluşturduğu Fener Alayı, yürüyüş güzergâhı olan Atatürk Bulvarı’na sığmadı. ZAFER GENÇ AKADEMİ HİZMETE AÇILDI ABB’nin Başkentli gençlere armağanı olan Zafer Genç Akademi kapılarını açtı. Toplam 3 bin metrekarelik alana sahip olan merkezde; sessiz çalışma odaları, bilgisayar salonları, toplantı alanları, fuar ve sosyal donatı alanları yer alıyor. Engelli erişimine uygun altyapısı bulunan Genç Akademi, aynı anda 500’den fazla gence hizmet verebilecek kapasitede tasarlanırken bünyesinde ayrıca BelPa Kafe, fuar alanı, mescit, mutfak ve Harikalar Meydanı da yer alıyor. Kızılay’ın merkezinde yer alan Zafer Genç Akademi, ABB’nin Başkent genelinde hizmete soktuğu 6’ncı “Genç Akademi”si oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.