Ankara

#Bağımsız Türkiye Partisi

OrtamHaber - Bağımsız Türkiye Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımsız Türkiye Partisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız" Haber

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız"

"Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutladı. Basın açıklaması yapan Önder "Emekçinin hakkını aldığı bir dünyanın inşası temennisiyle 1 Mayıs’ı kutluyorum" dedi. Lütfullah Önder'in açıklaması şöyle: "Maalesef bugün 1 Mayıs işçi bayramı ama işçilerimiz hakkını almaktan çok uzak. Bir işçi düşünün; üzerine düşen bütün vazifeyi yerine getiriyor. Haftada 45 saat, 50 saat çalışıyor. Kendisine verilen bütün vazifeleri hakkıyla yapıyor. Ama bu işçi bütün bunları yapmasına rağmen örneğin asgari ücretli ise açlıkla karşı karşıya. Eşinin de çalıştığını düşünün. O da kendisine verilen bütün vazifeleri yapıyor, elinden geleni yapıyor. Dört dörtlük yapıyor ama yine de bu aile yoksul. Yoksul olmaya mahkûm, yoksulluktan kurtulma şansı yok. "Böyle bir dünyayı maalesef bu kapitalist, bu liberal anlayış inşa etti" Böyle bir dünyayı maalesef bu kapitalist, bu liberal anlayış inşa etti. Bundan kurtulmak zor değil, kurtuluş mümkün. Her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir geliri koymak devletin asli görevidir. 21. yüzyıldayız. Bu kadar büyük imkânların olduğu, üretim olanaklarının bu kadar geniş olduğu, kaynakların adeta sonsuz olduğu bir dünyada hâlen 1000 yıl öncesinin, 2000 yıl öncesinin insanlık sorunlarını yaşıyorsak; barınma, giyinme, sağlıklı beslenme gibi temel ihtiyaçları konuşuyorsak tümüyle yanlış yönetimden, yanlış sistemden, yanlış bakış açısından bahsetmemiz lazım. "İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacağız" Bizler Bağımsız Türkiye Partisi olarak bunun için varız. Doğru bir bakış açısıyla, doğru bir sistemle, Milli Ekonomi Modeli’yle her ailenin cebine yoksulluk sınırının üzerinde bir gelir koyacağız. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacağız. İşte o zaman 1 Mayıs gerçek anlamda işçiler için, çalışanlar için, emekçiler için bayram olur."

"ABD'nin yeşil kağıttan imparatorluğu Milli Ekonomi Modeli ile çöktü" Haber

"ABD'nin yeşil kağıttan imparatorluğu Milli Ekonomi Modeli ile çöktü"

"ABD'nin yeşil kağıttan imparatorluğu Milli Ekonomi Modeli ile çöktü" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Meltem TV'de katıldığı programda gündeme ilişkin önemli değerlendirmeler yaptı. İran savaşına değinen BTP lideri, saldırının ana nedeninin petrol ticaretinin dolar yerine yuanla yapma kararı olduğunu belirtti. Hüseyin Baş şunları söyledi; "İran çok farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bir devlet. Onları birleştiren şey vatanperverlik. Bizi de birleştirecek unsur vatanımızı sevmek. Çünkü milliyetçiliğimizi de vatan sahibi olmaya borçluyuz, dinimizi de vatan sahibi olmaya borçluyuz, sahip olduğumuz her şeyi vatan sahibi olmaya borçluyuz. İran'da ben bunu gördüm. "İktidarın İran konusunda duruşu olumlu" Bu noktada hükümetin de bu son İran gelişmelerinde özellikle durduğu yeri de biraz aklı karışık olabilir hükümet yetkililerin ama genel itibariyle bir yanlış yola sapılmadığı kanaatindeyim. En azından Irak harekatında durduğumuz yerde durmadık. Bence çok çok önemli bir nokta. Libya'da durduğumuz yerde durmadık. Burada bir değişim var. Bu önemli bir nokta. "Mezhep kavgası İslam dünyasının içerisindeki en büyük fitne" Türkiye'de bir mezhepçilik hikayesi bu savaş üzerinden türetildi. Bunu ben ahlak dışı görüyorum. Yani çok net söyleyeyim. Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz. Öyle bir şey olmaz. Bir yandan da hiçbir mezhebin kabul etmediği bazı tarihi kişileri büyük önderler, din önderleri olarak pazarladılar. İthal edilmiş bazı emperyalist düşünceler mezhepler arasında kavga çıkarmıştır. Şimdi mezhep kavgası İslam dünyasının içerisindeki en büyük fitne. Bunun da önüne geçmek her birimizin boynunun borcu, hem vatandaş olarak hem devlet olarak. Bu noktada da ben şu anda hükümet yetkililerinin söylemlerini de doğru buluyorum. "Savaşın kazananı İran halkı..." Bu savaşın kazananı İran halkıdır ve Müslüman dünyadır. Amerikan emperyalizminin 3-5 füzeyle yıkılabileceğini bütün dünyaya göstermiştir. İsrail'in o övündüğü demir kubbelerin delik deşik olabileceğini bütün dünyaya göstermiştir. Bütün Orta Doğu coğrafyasına, 'Aslında çok da korkmamıza gerek yokmuş' dedirtmiştir. Dolayısıyla bu çark ediş bütün coğrafyaları saracak ve ben inanıyorum ki büyük bir değişime sebep olacaktır. "Prof. Dr. Haydar Baş tüm dünyayı uyandırdı" Bugün İran'da yaşanan ne? İran'da yaşanan İran petrolünü kendi (ABD) lehine elde etmek, Çin'e giden petrolü engellemek ve dolarla satışını tekrar tesis etmek. Bütün savaşın ana amacı bu. İran'ın petrolünü almak ve Çin'e İran'ın petrol ihraç etmesini kısıtlayıp o ihraç edilecek petrolü de dolarla satmasını sağlamak. Venezuela'da neden Maduro'yu gittiler yatağından aldılar? Çünkü Çin'e petrol satıyordu. Sattığı petrolün ödemesini de Amerikan dolarıyla değil, Yuan'la tahsil ediyordu. Adam bu yüzden gece yatağından alındı. Bugün İran'da yaşanan da bu. 70'ten beri petro-dolar sistemiyle dünya kavga ediyor. Bunun bir problem olduğu ortada. Bunun herkes farkında. Ama bunu nasıl çözeceğiz dediğiniz zaman dünyada bunu çözebilen hiç kimse olmamıştı Prof. Dr. Haydar Baş'a kadar. Haydar Baş, 'Bu dolar hakimiyetini ancak ve ancak devletlerin egemen para birimlerini ticarette kullandıklarında, milli paralarıyla ticaret yaptıklarında çözebilirsiniz' deyince dünya uyandı. "Trump'a şu soruyu soracak bir NATO üyesi ülke lideri arıyorum!" ABD Başkanı Trump, 'NATO bize sahip çıkmadı' dedi. Şimdi ben dünyada bir lider arıyorum, NATO üyesi bir lider arıyorum. Trump'a şunu söylesin. Trump, “NATO bize sahip çıkmadı. Biz halbuki NATO'nun her zaman yanında olduk. Onların ne zaman ihtiyacı olsa onlara sahip çıktık ama NATO bugün bizim yanımızda olmadı. Anladık ki NATO bir kağıttan kaplanmış" diyor. Şimdi ona şunu demek gerekmiyor mu; Dünyada NATO kurulduğundan beri herhangi bir coğrafyada Amerika'dan başka savaş çıkaran bir devlet oldu mu? V…

Hüseyin Baş: Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Haber

Hüseyin Baş: Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor.

Hüseyin Baş: Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Bu ne Müslüman’a ne Türk'e yakışmaz. O yüzden bu dünyayı yöneten irade olmak gerekiyor Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş partisinin Almanya Berlin teşkilatınca düzenlenen iftar programına katıldı. Gurbetçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Hüseyin Baş konuşmasında Orta Doğu’daki duruma ilişkin değerlendirmeler yaptı. BTP lideri Baş, “İnsanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Hiç kimsenin karar vermesini beklemek ne Müslüman’a ne Türk'e yakışmaz. O yüzden bu dünyayı yöneten irade olmak gerekiyor” dedi. Hüseyin Baş şunları söyledi; "Katil ruhlu magandalar..." “Allah bayrama ulaşmayı ve nice bayramlara ulaşmayı hepimize nasip eylesin. Bugün dünyada, bizim coğrafyamızda yani sizin de ait olduğunuz topraklarda insanların şerefleri, haysiyetleri ve onurları emniyet altında değil. Kimin yaşayacağına, kimin yaşamayacağına, dünyanın sahibi olduğunu zanneden katil ruhlu birkaç maganda karar veriyor. Böyle bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünyada bu dünyaya hakim olmaktan başka seçeneğimiz yoktur. Hiç kimsenin karar vermesini beklemek ne Müslüman’a ne Türk'e yakışmaz. O yüzden ne yapmamız gerekiyor? Bu dünyayı avucunun içine alıp yöneten irade olmak gerekiyor. “Prof. Dr. Haydar Baş dünyayı yönetecek sistemin fikri temellerini attı” İşte benim babam Prof. Dr. Haydar Baş bütün dünyada bunun fikri temellerini attı. Dünyayı yönetecek bir tezi ortaya attı. Bugün İran Hürmüz Boğazı'nı kapattığında, ‘Ödemesini Yuanla yapan ülkeler Hürmüz Boğazı'nı kullanabilir’ diyor. Yani ne demek istiyor? Ey Amerika, ‘Kağıdını boyayıp yeşile istediğin yerden babanın malı gibi alışveriş yapma dönemi bitti’ diyor. Bugün Yuanla ödemesini yapan Karaçi isimli gemi Hürmüz Boğazı'ndan geçti, Pakistan'a doğru ilerliyor. Bu dünya tarihinde olağanüstü bir devrim arkadaşlar. İşte bunlar nereden çıktı? Bunu nereden keşfetti bu İran? Prof. Dr. Haydar Baş’ın, ebedi liderimizin, 2005 yılında ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modelinin içinde yazan milli paralarla ticaret tezi işte buydu. Bugün dünyayı değiştiren, dünyanın seyrini belirleyen fikir o fikir. “Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk'e yakışır” Kimin öleceğine, kimin yaşayacağına onlar karar verirken bizim kendi geleceğimizi inşa etmemiz lazım. İşte Bağımsız Türkiye Partisi'nin sadece ülkesi için değil sınırlarını aşan, kıtaları aşan, bütün dünyaya haykıran mücadelesi işte bu mücadele. Birilerinin karar verdiği, birilerinin keyfine göre yaşanan bir dünya değil! Bu, ne Müslümana yakışır ne de Türk'e yakışır. Bizim kendi kaderimizi belirlememiz lazım. “Bizi mezhep çatışmasına çekiyorlar” Bizi öyle bir kavganın içine atıyorlar ki o kavgadan vakit bulup kafamızı kaldırıp hakikati görmemizi engelliyorlar. Ne o kavga? Yıllardan beri bölgemizde yaşanan, milyonlarca insanın ölmesine sebep olan, milyonlarca insanın evsiz kalmasına, yurtsuz kalmasına sebep olan mezhep kavgası. Bizi sağcı solcu diye Türkiye'de böldüler, Kürt Türk diye böldüler. Yetmedi. Şimdi ne diye bölüyorlar? Hem Ortadoğu'da hem Türkiye'de Alevi Sünni diye, Şii Sünni diye bizi bölmeye çalışıyorlar. “Haydar Baş, ‘Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt’tir diyerek mezhep kavgasının önüne geçti” Vatandaşın arasında hiçbir mesele olmamasına rağmen çok büyük bir kavga varmış gibi insanları öldüren iradeler ortaya çıkarıyorlar. İşte bunu da Haydar Hoca engelledi. Nasıl engelledi? "Tevhidin merkezi Ehlibeyt'tir" diyerek bu kavganın önüne geçti. Şimdi bizim Haydar Hoca'nın önümüze koyduğu o ideallere sarılmamız ve onların peşinden gitmemiz gerekiyor. Neymiş o sarılacağımız şeyler? Milli ekonomi modeli ve tevhidin merkezi Ehl-i Beyt fikri. Ali Şeriati’nin duasını okudu Bu mezhep kavgası dediğimiz kavganın, bu yalandan üretilmiş hikayenin artık simge ismine dönüştü. Onun üzerinden kavga çıkarmaya çalışıyorlar. Kim o? Ali Şeriati... Onun bir duasıyla bitireceğim. O dua bugün bu Ramazan günü bizim de duamız olsun; "Ey kadir olan Allah'ım, alimlerimize mesuliyet, halkımıza ilim, dindarlarımıza din, müminlerimize aydınlık, aydınlarımıza iman, tutucularımıza kavrayış, kavramışlarımıza tutuculuk, kadınlarımıza bilinç, erkeklerimize şeref, yaşlılarımıza bilgi, gençlerimize asalet, öğretmenlerimize inanç, öğrencilerimize inanç, uyuyanlarımıza uyanıklık, uyanıklarımıza irade, muhafazakarlarımıza hareket, suskunlarımıza feryat, yazarlarımıza güvenilirlik, sanatçılarımıza dert, şairlerimize şuur, araştırmacılarımıza hedef, tebliğlerimize gerçek, kıskançlıklarımıza şifa, bencillerimize insaf, sevenlerimize edep, mezheplerimize vahdet, halkımıza kendini bilme, tüm milletimize samimiyet, himmet, özveri, kurtuluşa yaraşırlık ve izzet bağışla." Çok güzel bir dua ediyor ve en çok hoşuma giden, dikkatimi çeken o duadaki ifadesi de ‘halkımıza ilim, dindarlarımıza din ver’ ya Rabbi diyor. Bugün belki de ülkemizin ve coğrafyamızın da en çok ihtiyaç duyduğu şey dindarlarımızın dinidir. Din sahibi olmasıdır. “Milli Ekonomi Modeli, Ehl-i Beyt ve Atatürk’e sarılalım” Emperyalizmin uşaklığını yapan, kuklalığını yapan, başka milletlerin sömürgeci hesaplarının elemanlığını yapan bazı tiplerin ülkemizde de bölücü faaliyetlerine hepimiz şahitlik ediyoruz. Bu vatanın, bu milletin, hepimizin aydınlık yarınlara ulaşabilmesinin tek teminatı laik, demokratik, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkmaktır. Onun kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ışığında, onun ortaya koyduğu ilkelerle birlikte yarınlara ülkemizi taşımaktır. Başka hiçbirimizin çıkış yolu yoktur arkadaşlar. Atatürk'e sarılalım, Ehl-i Beyt'e sarılalım, Milli Ekonomi Modeline sarılalım, Haydar Hoca'ya sarılalım, Bağımsız Türkiye Partisi'ne sarılalım. Davamızı iktidar edip yarınlara, yeni nesillerimize, evlatlarımıza yaşanabilir bir ülke, yaşanabilir bir dünya bırakalım”

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor Haber

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor 21 ülkeden akademisyenler küresel krizlere çözüm arayacak Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Milli Ekonomi Modeli (MEM), uluslararası akademik platformda bir kez daha kapsamlı biçimde ele alınacak. 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek. ______ 50’yi Aşkın Akademisyen ve İktisatçı Katılacak İki gün sürecek kongrede, 21 ülkeden 50’yi aşkın akademisyen ve iktisatçı tebliğ sunacak. Kongre kapsamında düzenlenecek 9 ayrı oturumda; • Küresel ekonomik krizlerin çözüm yolları • Daha adil ve barışçıl bir ekonomik düzen arayışı • Milli Ekonomi Modeli’nin sunduğu tezler çok yönlü biçimde değerlendirilecek. ______ Uluslararası Üniversitelerden Güçlü Katkı Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Birliği tarafından düzenlenen kongre, önemli akademik kurumların katkısıyla hayata geçiriliyor. Kongreye destek veren kurumlar arasında: • Viyana Teknik Üniversitesi • Viyana Bilim Kulübü • Malezya Taylor Üniversitesi • Bosna Hersek Zenica Üniversitesi yer alıyor. ______ Kapanış Konuşmasını Hüseyin Baş Yapacak Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gerçekleştirecek. Bugüne kadar düzenlenen on ayrı uluslararası kongrede dünya akademik çevrelerinde büyük ilgi gören model, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik istikrar için güçlü bir alternatif olarak görülüyor. ______ Milli Ekonomi Modeli: İnsanı Merkeze Alan Çözüm Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli; insanı merkeze alan yaklaşımı, vatandaşın tüketim kabiliyetini artırarak üretimi tetikleyen yapısı ve milli para anlayışıyla ekonomi bilimine özgün bir bakış kazandırıyor. Model, aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi tarafından parti programı haline getirilerek Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizlere yönelik somut proje ve önerilerle kamuoyuna sunuldu. ______ Viyana’da Ekonominin Geleceği Tartışılacak 7-8 Şubat tarihlerinde Viyana’da düzenlenecek bu önemli kongrede, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenler bir araya gelerek ekonomik krizlerin çözümüne dair yeni perspektifler ortaya koyacak. 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, daha adil, güçlü ve sürdürülebilir bir dünya ekonomisi için önemli bir buluşma olma niteliği taşıyor. Toplantı Muhtemelen Bu Salonda Yapılacak

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir Haber

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir -Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz -ABD bölgeye artık vekil güçlerle değil vekil devletlerle yerleşiyor Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Meltem TV’de Gündem Özel programına konuk olan Hüseyin Baş Suriye’deki son durum ve Nusaybin’de Türk bayrağına yapılan saldırı üzerine açıklamalarda bulundu. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Mardin'deki bayrak olayı terörsüz Türkiye'nin sonucu değil. Bu ülkede bayrak tartışmaya açıldı, millet tartışmaya açıldı, Türklük tartışmaya açıldı. Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı. Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi. İfade özgürlüğünün sınırları çok geniş olmalı ancak tarihiyle bu kadar kavga eden bir milletin ortaya çıkmasına sebep olmak da biraz sorumluluk gerektiren bir durum. Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, cumhuriyet tartışmaya açıldı hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde. İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümü de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymuyorlar hatta bir bölümü iktidarını cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu zannediyor ve düşünüyor. “O eller kırılır normalde” Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızıçizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı. Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı. O eller kırılır normalde. Bu böyledir. Bunun izah edilecek bir tarafı da yoktur, görmezden gelinecek de bir tarafı yoktur. “PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir” Kürtlerin temsilcisi kim? Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı varmış gibi bir siyasi ortam oluşturuldu. Hem PKK, hem DEM her zaman marksist bir çizgide olmuştur, bölücü bir çizgide olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti ile Türklükle kavga eder bir çizgide olmuştur. Hatta o partilerden bir tanesinin parti tüzüğünde Kıbrıs’taki Türk askeri için ‘işgalci’ deniyor. Bunlar Türkiye'nin sahip olduğu hinterlandı hiçbir zaman kabul etmeyen, etmek istemeyen bir çizgide olmuşlardır. Bizim Güneydoğu halkımıza baktığınız zaman da son derece muhafazakar, değerlerine düşkün, değerlerine aşık bir toplum olduğunu biliriz, görürüz, yaşarız. Bugün Kürtleri temsil ettiğini iddia eden siyasi çizginin bu tip öz değerlerle buluştuğu hangi nokta var? Bunlar muhafazakarlık noktasında marksist bir çizgidedir, dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimizdir, baktığınız zaman hiç alakaları yoktur. Onların, yaşam tarzları inançları, ideolojileri, zevk aldıkları şeyler, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler Kürt vatandaşlarımızdan farklı. Suriye’de SDG Kürtlerin temsilcisi değildir. SDG bir terörist yapıdır, YPG bir terörist yapıdır. Aynı şekilde PKK da Kürtlerin temsilcisi değildir ve bir terörist yapılanmadır. Dolayısıyla YPG'yi ayrı tutalım, PKK'yı ayrı tutalım hülyalarına da girmeye gerek yok. “Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz” Şimdi Suriye'de YPG geri çekildi. Bu bence de Türkiye adına da bir başarıdır, Suriye'nin yeni hükümeti adına da bir başarıdır. Sonuçta terörden arındırılmış bir bölge oluşuyor. Bunlarda problem yok. Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyasi çizgi olarak bugüne kadar durduğu nokta her zaman şudur; Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz. Biz bölgemizde birilerinin bizi at edip binmesini, eşek edip sürmesini istemiyoruz! İşin Türkçesi bu. Biz bağımsız karar verebilen, hür düşünebilen bir yapıda olmak istiyoruz. “Vekil güçler yerine vekil devletler” Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da, ‘YPG artık varlık maksadını doldurdu’ diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık.”

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Haber

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 9. Olağan Büyük Kongresini yapmaya hazırlanıyor. Kongre, 7 Aralık 2025 Pazar günü Ankara Keçiören'deki Taha Akgül Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. 1340 delegenin oy kullanacağı kongre, saat 11.00'de başlayacak. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kongrede tek aday olarak yer alacak. Hüseyin Baş, konuşmasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Kongre öncesi açıklama yapan BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, "Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz' sloganını kullanacaklarını ifade ederek herkesi kongreye davet etti. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: "7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda 9. Olağan Büyük Kongremizi yapacağız. 81 ilden 1340 delege, on binlerce insanımızın katılımıyla bu kongreyi gerçekleştiriyoruz. Milletimizin en büyük derdi ekonomi. Bunun farkındayız. Özellikle ekonomide partilerin liberal politikaları daha iyi uygulama iddiasıyla birbirleriyle yarıştığı dönemde, ekonomiye bambaşka bir pencereden bakan kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli’ni programına alan bir siyasi parti olarak 'Ekonomiyi biz çözeriz' diyerek milletimizi kongremize davet ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Ey yükselen nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz.' sözünün muhatabı olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz!' sloganıyla insanımızı kongreye davet ediyoruz. Tüm halkımızı 7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda buluşmaya davet ediyoruz."

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Haber

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür"

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında Türkiye'deki siyaset ortamını değerlendirdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi; "Ülkemizde özellikle Meclis'te grubu olan siyasi partilere baktığımız zaman artık bir duruş tarifleyemediğimizi maalesef görmekteyiz. Hâlbuki siyasi partilerin temel bir renkleri olur, bir duruşları olur, bir politikaları olur ve o temel çizgileri değişmez. Örneğin “Milliyetçi Hareket Partisi ya da AK Parti terörle ilgili nerede duruyor?” diye sorduğunuz zaman dün farklı yerde duruyordu, daha önceki gün daha farklı yerde duruyordu, bugün çok daha farklı bir yerde durduklarını görüyoruz. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi'nin ekonomiyle ilgili, devletçilikle ilgili, milliyetçilikle ilgili — ki bu altı okun temel altı oktan birer başlıktır — bu başlıklarda nerede duruyor, nasıl tarifliyor diye sorduğunuz zaman dün farklı tanımladıklarını, bugün farklı tanımladıklarını görüyoruz. Hâlbuki siyasi partilerin belli ilkeleri olmalı, belli renkleri olmalı ve bu değişmemeli. İnsanlar o renkleri benimsediği için o partilere gitmeli. Şimdi bırakın o temel çizgiyi, oy verirken yapılan propagandanın bugün aksinin yürütüldüğünü, yapıldığını maalesef görmekteyiz. Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak kurulduğumuz günden bugüne çizgisi değişmeyen, rengi değişmeyen ve bu anlamda da bir davası olan bir siyasi partiyiz. Çünkü dava dediğiniz şey budur. Aksi hâlde dün farklı, bugün farklıysanız sizin bir davanız yoktur anlamına gelir. "FETÖ'nün CIA ve Vatikan bağlantısını anlattık" 2000’li yıllarda FETÖ Türkiye’de çok aktifti. Toplumun belki muhafazakâr kesimin büyük bölümü FETÖ’ye sempati besliyordu. O dönemde biz Fethullah Gülen organizasyonunun CIA bağlantısını, Vatikan bağlantısını anlattık. Bu anlatım bize oy kaybettirdi; zaten kaybettireceğini de biliyorduk. Ama oy kaybettirme pahasına vatana, millete, devlete yararlı olacağına inandığımız için milleti ve devleti ayıktırmamız gerektiğini düşündüğümüzden oy kaybetsek de doğruyu anlatmaktan geri durmadık. "En büyük milli Kahramanımız Atatürk'ü anlattık" Yine 2010’lu yıllarda “Milli Kahramanlar” programlarını icra ettik. Bizim en büyük milli kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bu programlarda Anadolu’yu il il, ilçe ilçe dolaşarak anlattık. Hem de milletin bilmediği bir yönüyle anlattık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dindar Atatürk’ü anlattık; dine hizmet eden bir Atatürk’ü anlattık. Diyanet İşleri Başkanlığını kuran, Kur’an’ı Türkçe'ye tercüme ettiren, tefsir ettiren, Kütüb-i Sitte’yi Türkçe'ye tercüme ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlattık. Kendini Atatürkçü olarak tanımlayanların bile kafalarında farklı bir ezber vardı. Bu anlatıklarımız başta onların da kafasına yatmadı. Kendini muhafazakâr olarak tanımlayanlar da Atatürk’ü din konusunda farklı bir yere koyuyorlardı. Bizim anlattıklarımız onların da kafasına yatmamıştı. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş bunun kitabını yazdı, anlattı. Bugün topluma baktığımız zaman örneğin 10 Kasım’da Anıtkabir’deydik. Anıtkabir’i ziyaret eden insan sayısının her geçen sene arttığını görüyoruz. 10 Kasım’da Anıtkabir’e gittiğimizde mozolenin önüne gelindiğinde birçok insanın ellerini açarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dualar ettiğini görüyorsunuz. Prof. Dr. Haydar Baş, “Anıtkabir’e gittiğinizde abdestli olacaksınız ve ellerinizi açarak en güzel duaları ona hediye edeceksiniz.” diye öğütlemişti. Bu öğüde uyan ve orada dualar eden on binlerce, yüz binlerce insanımızı görüyorsunuz. Siyasi partilerin aslında millete doğruları anlatmak, milleti doğru bir noktaya çekmek, siville askeri, devletle milleti kaynaştırmak, birleştirmek gibi bir sorumluluğu üstlenmesi gerekirken maalesef farklı yerde durduğunu, bu konuda hiçbir duruş ortaya koymadığını görüyoruz. "7 Aralık'ta 9. Olağan Bütük Kongremizi yapacağız" Bağımsız Türkiye Partisi olarak 7 Aralık 2025 tarihinde 9. Olağan Kongremizi yapıyoruz. 9. Olağan Kongreyi yapan bir parti olmakla da övünüyoruz. Türkiye’de siyasi partilerin maalesef ömürleri çok uzun sürmüyor. Çözümün adresi olduğumuzu göstermek, çare olduğumuzu göstermek üzere on binlerce insanımızla Ankara’da buluşacağız. 7 Aralık’ta tüm halkımızı Ankara’ya davet ediyoruz. Türkiye’nin çaresi var, Türkiye’nin çözümü var. Bu kokuşmuş, bu rengi kalmamış, bu duruşu kalmamış siyasete format atmak için insanımızı Bağımsız Türkiye Partisinde buluşmaya, beraber yol yürümeye davet ediyoruz. "

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.