Ankara

#Bağımsız Türkiye Partisi

OrtamHaber - Bağımsız Türkiye Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağımsız Türkiye Partisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir Haber

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir

-Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir -En hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler; Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şey… -Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu -Halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Halkı bu kadar düşünüyorsanız, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı… -BTP Lideri Hüseyin Baş Yalova’da konuştu Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Yalova’da partisinin Genişletilmiş İl Divan Toplantısına katıldı. İl teşkilatıyla bir araya gelip parti faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda konuşan Hüseyin Baş sıcak gündeme dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle; “Türkiye’de cumhuriyetle kavga eden bir anlayış hakim olmaya başladı” “Türkiye bugünlerde yaşadığını belki de Cumhuriyet tarihinde hiç yaşamadı. Çünkü geçmişte Türkiye'de yaşanan bütün arızalar, öyle veya böyle cumhuriyeti ayakta tutmak için yaşanan arızalardı. Şu anda tam tersini yaşıyoruz. Bugün insanların yediği baskı, cumhuriyete uyum sağlasınlar diye değil. Bugün insanların özgürlüklerinden, hürriyetlerinden endişe etme sebebi, devlete karşı bir suç işlemiş olduklarından dolayı değil. Şimdi baktığınızda adeta cumhuriyetle kavga eden bir anlayışın Türkiye'de hâkim olmaya çalıştığını gözlemliyoruz. “En hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri” Bu milletin 5 bin yılda elde ettiği en büyük kazanım cumhuriyettir. Çünkü elinizde cumhuriyet var. Geri kalan bütün kazanımları tekrar kazanabilirsiniz. Yitirir, yeniden elde edebilirsiniz. Ancak elinizde cumhuriyet, milletin iradesi, halkın gücü kalmazsa geçmişte elde ettiğimiz hiçbir şeyin de bir değeri olmaz. Bu hayatı ne için yaşıyor olursanız olun, örnek verelim en hassas olunan noktalardan biri dini için bütün hayatını yaşayan ve en hassas noktası inancı olan vatandaşlarımız şunu bilsinler: Ellerinden cumhuriyet kavramı gittiği anda ne dinleri kalır, ne bir şeyleri. “Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize kadermiş gibi yutturuldu” Cumhuriyet sahip olduğumuz her şeyin garantörü. O yüzden çok ilginç bir süreçten geçiyoruz. Peki, bu noktaya nasıl geldik diye dönüp bakacak olursak değerli arkadaşlar; sadece son 25 yıldır değil, belki de 50 yıldır yoklukla imtihan edilen, açlıkla sınanan bir millet hâline getirildik. Yokluk ve yoksulluk, garibanlık milletimize öyle bir kadermiş gibi yutturuldu ki şu anda sizlere sorsam veya hep birlikte çıkıp sokakta anket yapsak, bu ülkede bir emekli 100 bin lira maaş alabilir mi? Yani bir şey olsa, ne bileyim, gökten bir fil düşse olur mu? Evet, der... Mesela gökten bir fil bu masanın üstüne düşecek... Olabilir mi? Evet, olabilir deriz. Bir emekli 100 bin lira alabilir mi desek, "Yok canım, mümkün değil." deriz. Yani o garibanlık kaderine öyle bir ikna edilmişiz ki… Ya da bir işçi tek başına bir maaşla dört tane evladı olsa, onları okutur, büyütür, evlendirir. Hatta çocuklar işini gücünü oturtana kadar ceplerine harçlık koymaya devam eder desek, hanginiz inanır buna? Hiç kimse inanmaz. Çünkü garibanlık bu toplumun kodlarına işlendi. Şimdi bu garibanlık psikolojisi, bizim millet olarak düştüğümüz yerden kalkacağımıza olan inancımızı yok etti. Türkiye, önündeki ekonomik meselelerini çözmediği müddetçe başka hiçbir meseleyi çözme imkân ve kabiliyetine sahip olamayacaktır. “Mevcut ekonomik meseleleri kim çözer?” Bugün Türkiye'de siyasete baktığınız zaman, mevcut ekonomik meseleleri kim çözer sorusunun cevabı gerçekten yok. Zaten bir emekli 100 bin lira alabilir mi diye sorduğumda kimsenin inanmamasının sebebi nedir? Onu sağlayabilecek bir siyasi iradenin Türkiye'de olmadığına inandığından dolayıdır. Yani hiç kimse demiyor ki, ‘Ya bu iktidar devam etsin, şunu da halledince bana bu parayı verecek’ veya ‘Bu iktidar gitsin, ana muhalefet gelsin. Onlar geldiği zaman biz bu paraları kazanabiliriz.’ demiyor. Kimsenin böyle bir inancı yok. “Rusya ve Çin Milli Ekonomi Modeli ile değişti” Biz, bir kere diğer bütün siyasi partilerden, bütün fikir hareketlerinden farklı olarak bir ekonomik modele sahip siyasi bir oluşumuz. Bağımsız Türkiye Partisi'nin ekonomik fikirlerini ve parti programının temelini oluşturan şey Millî Ekonomi Modeli'dir. Nedir bu Millî Ekonomi Modeli dediğiniz zaman, bugün dünyada Amerikan hegemonyasına, Amerikan tek kutbuna karşı başkaldırabilmiş, kendi ekonomileri Amerika ekonomisini dahi geçebilecek noktaya hızla ilerleyen ülkelerin kullandığı modeldir. Mesela bu modeli biz 2013 tarihinde merhum liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte Rusya'nın meclisinde anlattık. Haydar Baş bu modeli Rusya'nın meclisinde anlattı. Kime? Rus bilim insanlarına, Rus akademi öğrencilerine ve Rus siyasetçilerine. Rusya, o tarihlerden daha öncesinden beri süregelen şekilde bugüne kadar Millî Ekonomi Modeli'ni uygulamış bir devlet ve bugün Amerika'yla çatışabilen dünyadaki ender devletlerden biri. Yine bakıyoruz; Çin şu anda Amerika'nın en büyük derdi. Çin'in bu gidişatı bu hızla devam ettikçe Amerika şunu görüyor ki; dünya artık benim çiftliğim olmayacak! Peki Çin nasıl bu noktaya geldi dersek, Çin de Millî Ekonomi Modeli'ni uygulayarak bu noktaya geldi. Yani buradan şu sonuç çıkıyor: Bizim elimizde Bağımsız Türkiye Partisi olarak öyle bir model var ki dünyada hiçbir siyasi partinin böyle bir kabiliyeti ve imkânı yok arkadaşlar. Bağımsız Türkiye Partisi'nin parti programı Millî Ekonomi Modeli. BTP'nin parti programı, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen ekonomistler tarafından dünyanın kurtuluş reçetesi olarak ortaya konuyor. Şimdi siz bana lütfen şunu söyleyin: Türkiye'deki herhangi bir siyasi partinin, buna iktidar partisi de dâhil, parti programındaki bir cümleyi dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir konudaki akademisyen çıkıp, ‘Bu cümle doğrudur’ desin. “Tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar….” Şimdi halk zarar görüyor diye tavuk şirketlerine kayyum atıyorlar. Yaa halkı bu kadar düşünüyordunuz madem, SEKA'yı kapatmasaydınız, TEKEL'i satmasaydınız, Sümerbank dursaydı, şeker fabrikaları elimizde dursaydı, limanlar bizde olsaydı, altın madenleri özelleştirilmeseydi. Bu halkın en çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi tavuğu çok sevmesi değil. Halkı bu kadar düşünmenize gerek yok. En çok tavuk dürüm yiyor olmasının sebebi cebinde para olmayışı. Sözde halkı düşünüyorlar ama halkın kârına ne varsa elden gitti. Dolayısıyla bu ekonomik tablonun, bu tutarsız tablonun bir iktidar değişimiyle düzeleceğini düşünürseniz orada da yanılırsınız arkadaşlar. Bu ekonomik tablonun düzelebileceği tek yol Bağımsız Türkiye Partisi iktidarıdır.”

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Video Galeri

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi.  Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır.  "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir.  "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum;  Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Haber

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı"

"Türk milleti çözümsüz siyasette sıkıştı" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Türkiye'deki siyaset ortamı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde açıklama yapan Önder, "Türk milleti, iktidar ve muhalefetin çözüm üretemediği bir siyasal tablo içinde ekonomik sıkıntılarla birlikte çaresiz bırakılmış bir durumdadır" dedi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi: "Türk milletini derin bir yoksulluğa yuvarlayan iktidar, 25 yılın sonunda her şeyini tüketti. Öyle bir noktaya geldi ki artık toplumsal desteğini kaybetti ve seçim kazanmak için muhalefeti tasfiye etmek dışında hiçbir seçeneği kalmamış bir iktidar hâline geldi. Öte taraftan muhalefete baktığımız zaman, mağduriyeti dışında millete anlatabileceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir çözümü olmayan bir muhalefet ve bunların arasında, bu ikisi arasında sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış bir millet vardır. "Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş kişilerden kurtulması gerekir" Ülkeyi bu hâle getiren, bu tabloyu oluşturan mevcut siyasetçilerdir. Değerli arkadaşlar, siyaseti meslek hâline getirmiş, 15 yıl, 20 yıl milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, orada kendisine bir gelecek bulamadığı zaman gidip başka bir partiye geçerek orada siyaset yapmaya devam eden kişiler vardır. Milletimizin artık siyaseti meslek hâline getirmiş, o partiden bu partiye geçmiş, bugüne kadar bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış ve siyaseti profesyonel olarak yapanlardan kurtulması gerekir. "Biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik" Bugüne kadar siyasete bulaşmamış, 'siyaset kirli, siyaset bana göre değil' diyen; ancak ülkenin gidişatından da memnun olmayan, bunun derdini çeken insanlar siyasete girecek ve öne çıkacaktır. Kurtuluş, çıkış ancak böyle mümkündür. Peki bunlar ne yapacak? Bunlar gidip yeni bir parti mi kursun? Zaten yüzlerce parti var; yeni parti kurmak çözüm değildir. Bakın, Bağımsız Türkiye Partisi olarak biz bugüne kadar hiç güce boyun eğmedik, siyasetten menfaat temin etmedik. Hep veren olduk. Vaktimizden verdik, cebimizden verdik. Projeler hazırladık, millete çıkış aradık. Bizi teslim almaya çalışanlara direndik, boyun eğmedik. Bu siyasi olarak bize bedel ödetmiş olsa bile eğilip bükülmedik. "BTP çatısı altında bir araya gelelim" Bugüne kadar siyasete girmemiş olan insanlarımıza sesleniyorum; Artık oy kullanmak yeterli bir siyasi hamle değildir. Gelin, şimdi seçim yokken Bağımsız Türkiye Partisi çatısı altında bir araya gelelim. Bu ülkenin geleceğini birlikte şekillendirelim, kararlarımızı birlikte verelim. Ancak o zaman millî egemenlik gerçek anlamda sağlanmış olur."

- Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir? Haber

- Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir?

- Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir? - Anayasanın hangi maddelerini değiştireceksiniz? - Millete gitmeden işi Meclis'te 400 milletvekiliyle çözmek istiyorlar çünkü milletin önüne gitseler boylarının ölçüsünü alacaklar. - BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'tan yeni anayasa çıkışı… Teşkilat ziyaretlerini sürdüren Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş bu kapsamda Sakarya ve Bolu’yu ziyaret etti. Sakarya’da esnaf ve vatandaşla buluştu BTP lideri ilk durağı olan Sakarya merkezde esnaf ziyareti yaptı. Vatandaşın yoğun ilgisi ile karşılanan BTP lideri sorunları dinledi çözüm önerilerini anlattı. Esnafla sohbet eden Hüseyin Baş, "Türkiye'nin nüfusu kalabalık, altyapısı da kısıtlı. Türkiye böyle bir ülke… Dolayısıyla kalabalık nüfustaki az sayıdaki zengin her yeri domine ediyor. Şimdi az geliyor, bak yakında haberlere, 'Bodrum'da trafik, Muğla'ya şu kadar araba girdi, Antalya'da işte adım atacak yer yok' diye çıkar. O haberlerde gördüğün insan sayısı toplasan 3 milyondur. 3 milyon insan oraya gidince buralar çakılı doluyor ama kalan 83 milyonu kimse konuşmuyor. Bayramda memleketine gidemeyen adamı kimse konuşmuyor, bayramda torununa harçlık veremeyen emekliyi kimse konuşmuyor. Herkes Bodrum'a tatile kaç kişi gitti, oteller oldu vs. bunu konuşuyor. Bütün otellerin kapasitesi zaten 200 – 300 kişi. Bütün oteller dolsa ne olur" dedi. Partisinin Sakarya'daki standını da ziyaret eden BTP lideri burada partisine yeni üye olan bazı vatandaşlara rozetlerini taktı. Bolu il başkanına taziye ziyareti BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş Sakarya'dan Bolu'ya geçti. Önce geçen hafta babası vefat eden Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı’ya taziye ziyaretinde bulunan BTP lideri daha sonra Bolu teşkilatıyla bir araya geldi. Kentteki parti çalışmaları hakkında bilgi alan BTP lideri konuşmasında Türkiye'nin sıcak gündemi üzerine de değerlendirmelerde bulundu. Hüseyin Baş şunları söyledi: "Milli duyguların erozyona uğradığı bir Türkiye ile manzarasıyla karşı karşıyayız" "Her geçen gün milli duyguların erozyona uğradığı bir Türkiye ile manzarasıyla karşı karşıyayız. Her ne kadar siyaset toplumu birleştirmek için mücadele ettiğini iddia etse de iktidarıyla muhalefetiyle ne yazık ki Türkiye'yi 20 küsur yıldan beri hatta bu son 20 yılın da günahı vebali değil, Atatürk'ten sonrasından beri toplum bir şekilde her zaman kutuplaştırılmış. Hiçbir zaman bu milletin ortak yönlerinin ortaya koyulup ortak kültürün, ortak medeniyetin inşası için bir çalışma yapılmamış. Bunu Türkiye'de kurulduğu günden beri ortaya koyan ve bu uğurda çalışma yapan yegane hareket Bağımsız Türkiye Partisi Hareketi. O yüzden hem toplum için, hem milletimiz için, devletimiz için, ailemizin, çoluğumuz, çocuğumuz, evlatlarımız, nesillerimizin istikbali için bu gayreti, bu çabayı ortaya koymakla mükellefiz. "Mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir?" Bugünlerde anayasa değişikliği tekrar sürekli gündemde. Sürekli Türkiye'nin özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı var deniyor. Her zaman sorarım burada bir daha sorayım; mevcut anayasanın özgürlükleri kısıtlayan tarafı nedir? Bunun cevabını versinler. Anayasada bazı maddelerin değişmesi lazım diyorlar. O zaman yine soru basit. Hangi maddelerin değişmesi lazım? Bakın hiç açıkça bunları söylemiyorlar. "Anayasayı millete gitmeden Meclis'te değiştirmek istiyorlar" Benim dikkatimi çeken ifade biçimleri şu; 'Yeni bir anayasa Türk siyasetinin millete borcudur' diyorlar. Bakın arkadaşlar bu ifadede bir gizli mesaj var. O gizli mesajı ben size söyleyeyim; Yeni anayasayı siyaset yapmalı. Nerede? Mecliste... Mümkün mü? Mümkün... Nasıl mümkün? 400 milletvekili 'evet' derse anayasa değişikliği yapılabilir. Şimdi oradaki ince mesaj şu; bakın biz yeni bir anayasa istiyoruz ama bunu da Meclis'te istiyoruz. Çünkü biliyorlar ki milletin önüne gitseler boylarının ölçüsünü alacaklar. Kimse onlara anayasa değişme yetkisi vermeyecek. Bunun farkında siyaset dolayısıyla işi Meclis'te 400 milletvekiliyle çözmek istiyor. "İktidarın Meclis'te 400 milletvekili var mı?" Peki iktidarın Meclis'te 400 milletvekili var mı? Biz yok diye biliyoruz ama belki de var! Gizli, başka yerlerde saklanan, farklı gömleklerle içinde aynı atleti giyen... Normalde bu millet 400 milletvekili gücünü geçtiğimiz seçimlerde iktidara vermedi ama muhalefetin oylarıyla Meclis'e bir sürü milletvekili girdi. Şimdi iktidarın anayasa değiştirmek için 400 milletvekiline ihtiyacı olduğu anda bakalım kim nasıl pozisyon alacak! Bunu da bugünden tarihe bir not düşelim. Yarın bu sözler, bu meseleler daha da gündeme geldiğinde bu söylediklerimi hatırlayın."

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” Haber

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, Kocaeli’de esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Esnafın sorunlarını dinleyip partisinin çözüm önerilerini anlatan BTP Lideri, Türkiye’nin adaletten korkulmayan bir döneme girmesi gerektiğini söyledi. Hüseyin Baş, “Bugün esnafın maliyeden, vergi dairesinden, adliyeden korktuğu bir Türkiye yaşıyoruz. Esnaf bunu yaşıyor, siyasetçi bunu yaşıyor, vatandaş bunu yaşıyor. Yaa bu devlet öcü mü? Bu devlet düşman mı? Bakın, Türk devlet anlayışının temelinde ne vardır? ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ Eğer insanı yok ederseniz, insanı ezerseniz; ortada ne devlet kalır ne başka bir şey kalır.” ifadelerini kullandı. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, Kocaeli’de düzenlenen esnaf buluşması programına katıldı. BTP Lideri, İzmit İstiklal Caddesi girişinde partililer, esnaf ve vatandaşlar tarafından karşılandı. Daha sonra beraberindekilerle birlikte İstiklal Caddesi’nde yürüyüş gerçekleştiren Hüseyin Baş, cadde üzerindeki esnafları ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti. İstiklal Caddesi’nde kurulan kahvaltı masasında İzmitli esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Hüseyin Baş’ın katıldığı programda konuşan İzmit Kent Merkezi Ticari Dayanışma Derneği (İKM) Başkanı Murat Öztürk, esnafın yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek çözüm odaklı siyasetin önemine vurgu yaptı. “Esnaf kirasını, sigortasını ödeyemiyor” Öztürk, “Böyle zor bir süreçte değerli genel başkanımızın bizlerle beraber olup esnafın yanında olması çok kıymetli. Bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan Genel Başkanımız Hüseyin Baş’a teşekkür ediyorum. Esnaf olarak sıkıntılarımız çok büyük. İnsanlar kiralarını, sigortalarını ödeyemiyor. Genel başkanımız her geldiğinde esnaf ziyareti yapıyor. Diğer parti genel başkanları ve bürokratlara örnek olmasını istiyoruz.” dedi. Programda konuşan BTP Kocaeli İl Başkanı Muharrem Can ise vatandaşın yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını belirterek, “İktidara ulaşana kadar bu yolda devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Daha sonra konuşan BTP Lideri Hüseyin Baş, sabahın erken saatlerinde düzenlenen etkinliğe dikkat çekerek, “Burası bildiğim kadarıyla İzmit’in en canlı noktası. Burayı da işgal etmiş gibi olduk ama güzel bir cumartesi sabahında Halil İbrahim sofrası kuruldu. Allah bütün sofralarınızı böyle bereketli ve muhabbetli kılsın.” dedi. Hüseyin Baş’ın konuşmasından satır başları şöyle: “Zor günleri atlatmanın yolu el ele verip çalışmaktır” “Türkiye zor günlerden geçiyor. Bu zor günleri atlatmanın tek yolu el ele verip ülke için canhıraş çalışmaktır. Türkiye’nin bu zor günleri ayrışarak, kavga ederek, ideolojiler peşinde birbirini kırıp dökerek aşabileceği bir ortamda değiliz. Dolayısıyla bugün Kocaeli’de kardeşliğin, birliğin ve beraberliğin simgesi olan bir sofra kurulmuş oldu.” “Herkes sorunun farkında ama çözüm ortaya koyan yok” “Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak esnafımızın, iş insanımızın, memurumuzun, emeklimizin, işçimizin; toplumun her kesiminin yaşadığı sorunların farkındayız. Ne yazık ki Türk siyasetinde aslında herkes bu sorunların farkında. Siyasetin bugün en büyük problemi şu; bütün siyasetçiler geliyor, sizlere yaşadığınız sorunları anlatıyor ve gidiyor. Ama çözüm noktasında ortaya gerçek bir formül koyan yok.” “Türkiye bir vergi cennetine dönüşmüştür” “Türkiye bir vergi cennetine dönüşmüştür. Devlet için bütün vatandaşlar ve esnaflar, son kuruşuna kadar cebindeki parası alınacak insanlar olarak görülmüştür. Bugünlerde ise ‘varlık barışı’ diye bir şey konuşuyorlar. Yine zenginler için bir vergi cenneti oluşturulmuştur. İstedikleri gibi para kazanıyorlar, sonra bir şekilde devletle barışıyorlar; ne vergi ödüyorlar ne başka bir yükümlülükle karşılaşıyorlar. Ama burada küçük bir berber esnafı, küçük bir taksici esnafı, kendi halinde bir kuyumcu; vergisini ödemek, maaşını yatırmak, sigorta primini karşılamak için mücadele ediyor. Milyonlarca dolarla oynayan büyük sermaye sahipleri ise günü geldiğinde devletle el sıkışıyor. Dolayısıyla bu hükümet, devletin tek gelir kaleminin vergi olduğu bir düzen oluşturdu.” “Çözüm, devlete ait olanı yeniden devlete kazandırmaktır” “Ülkemizdeki ekonomik problemi çözmenin tek yolu millet olarak devlete sahip çıkmaktır ve devlete ait olanı yeniden devlete kazandırmaktır. İşletmelerimiz, fabrikalarımız, madenlerimiz; bu ülkenin bütün zenginlikleri son 20 yıl içerisinde elimizden çıktı. Özelleştirme adı altında ya kapılarına kilit vuruldu ya da satılıp elden çıkarıldı. Bunları yeniden devlete ve millete kazandırmadan ekonomik refaha ulaşmamız mümkün değildir.” “Bu devlet öcü mü?” “Türkiye’nin aynı zamanda adaletten korkulmayan bir döneme girmesi gerekiyor. Bugün esnafın maliyeden korktuğu, vergi dairesinden korktuğu, adliyeden korktuğu bir Türkiye yaşıyoruz. Esnaf bunu yaşıyor, siyasetçi bunu yaşıyor, vatandaş bunu yaşıyor. Yaa bu devlet öcü mü? Bu devlet düşman mı? Bakın, Türk devlet anlayışının temelinde ne vardır? ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ Eğer insanı yok ederseniz, insanı ezerseniz; ortada ne devlet kalır ne başka bir şey kalır. Dolayısıyla el ele vereceğiz, beraber olacağız ve Türkiye’yi hep birlikte güzel yarınlara kavuşturacağız inşallah.” Programın ardından yeniden esnaf ziyaretlerinde bulunan Hüseyin Baş, vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi ve yoğun ilgi eşliğinde bölgeden ayrıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.