Ankara
Hava Durumu

#Ankara

ortamhaber.com - Ankara haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

MANSUR YAVAŞ’TAN ANKARA’DAKİ SU TEDBİRLERİNE YÖNELİK AÇIKLAMA  “ANKARA’DA ŞU ANDA SU PROBLEMİ YOK” Haber

MANSUR YAVAŞ’TAN ANKARA’DAKİ SU TEDBİRLERİNE YÖNELİK AÇIKLAMA “ANKARA’DA ŞU ANDA SU PROBLEMİ YOK”

MANSUR YAVAŞ’TAN ANKARA’DAKİ SU TEDBİRLERİNE YÖNELİK AÇIKLAMA “ANKARA’DA ŞU ANDA SU PROBLEMİ YOK” · Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, kuraklık nedeniyle kentte son dönemde uygulanmak durumunda kalan debi ve basınç düşüklüğü uygulamasının nedenlerini açıkladı. · Ankara genelinde şu anda bir su kesintisi bulunmadığını vurgulayan Yavaş, “Tekrar ediyorum Ankara'da şu anda su problemi yok. Eksiksiz bir şekilde ileriyi öngörerek çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi. · Yavaş, yaşanan sıkıntılar nedeniyle Ankaralılardan özür diledi ve “Elimizden gelen her şeyi yapmamıza rağmen, hatamız da olmamasına rağmen bu sıkıntı yaşandı. Ben sıkıntı yaşayan az da olsa çok da olsa hatta bir kişi de olsa sıkıntı yaşayan tüm Ankaralı hemşehrilerimizden, tüm abonelerimizden ASKİ ve şahsım adına da özür diliyorum. Hatta ister kabul etsinler, ister kabul etmesinler; barajlarımızda yeterli su olmadığı hâlde bunu öngörmeyen, önemsemeyen Devlet Su İşleri adına da özür diliyorum” diye konuştu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ABB Konferans Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, Ankara’da barajlardaki su seviyelerinin kritik düzeye gerilemesi sonrası hayata geçirilen debi ve basınç düşüklüğü uygulamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. “BUNLAR AKLINI PEYNİR EKMEKLE YEMİŞ” Konuşmasına Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik dezenformasyon faaliyetlerinin arttığını dile getirerek başlayan Yavaş, Hıdırlıktepe’de yapımı devam eden 100. Yıl Şükran ve Şehitler Anıtı üzerinden yürütülen algı operasyonuna değindi. Yavaş, “Televizyonlara İletişim Başkanlığı’ndan talimat gitmiş. Oradan sürekli bu haliyle yayın yapın, o 2 kuleyi gösterin denmiş. O 2 kulenin maliyeti de 2.2 milyar diye yaygara edecekler. Bunlar aklını peynir ekmekle yemiş. Kim inanır benim buraya 2.2 milyar harcadığıma. Henüz yarım, inşallah bittiğinde projeyi gördünüz Ankara halkına yakışır, Cumhuriyet’i kuranlara Şükran Anıtı ve arka tarafında tüm şehitlerimizin isimlerinin bulunduğu bir rekreasyon anıtı ortaya çıkacak” diye konuştu. “YAĞMUR YAĞIYOR TOPRAĞA İŞLEMİYOR, KAR YAĞIYOR BARAJLARI DOLDURMUYOR” Yavaş, dünyanın içinden geçtiği sürecin sıradan bir kuraklık olmadığını vurgulayarak, yaşanan tabloyu “iklim kırılması” olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler, Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası bilim çevrelerinin Akdeniz havzasını dünyanın en hızlı kuruyan bölgesi olarak tanımladığını hatırlatan Yavaş, “Yani eski düzenin bittiği, yeni ve çok daha sert bir doğa rejiminin başladığı bir dönemdeyiz. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor. Kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor” dedi. Bu tablonun yalnızca Ankara’ya özgü olmadığını belirten Yavaş, Elazığ’dan Konya’ya, Kayseri’den Malatya’ya kadar birçok ilin benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. “BİR YANDA 6 MİLYONA YAKLAŞAN ŞEHİR, ÖTE YANDA AZALAN SU” Ankara’daki durumu rakamlarla anlatan Yavaş, Başkent’in tarihinin en kurak hidrolojik döneminden geçtiğini vurgulayarak, kişi başına düşen yıllık su miktarındaki düşüşe dikkat çekti. Yavaş, şu verileri paylaştı: “1994’te Ankara’da kişi başına düşen yıllık su miktarı 41 metreküptü. 2008’de 45 metreküptü. 2025’te bu rakam 19 metreküpe düştü. Yani Ankara, su açısından yarıdan fazla fakirleşmiştir. Bir yanda 6 milyona yaklaşan bir şehir, öte yanda her geçen yıl daha az gelen su… Ekranda gördüğünüz baraj görüntüleri, Ankara’nın bu gerçeğinin fotoğrafıdır. Geçen yıl bu noktaların tamamında su vardı. Bu tablo; iklim krizinin Ankara’ya düşen payıdır. Bizim görevimiz bu gerçeği gizlemek değil, bu gerçeğe rağmen Ankara’yı ayakta tutmaktır.” GEREDE PROJESİ’NDEN DAMLA SU GELMİYOR Yavaş, Ankara’nın mevcut su rezervine de değinerek, “Ben bugün burada Ankara'yı izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. 'Ankara'nın 200 günlük suyu var' demiştim; 200 gün dediğiniz de göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte de ciddi miktarda tasarruf ettik. Şimdi zaman zaman siyasiler 'var olan suyun musluklara ulaştırılamadığı' gibi saçma sapan konuşmalar, dezenformasyon yapıyorlar. Şu anda suyumuz, barajlardan şehre gelecek su alma yapısının altında. 'Su neden verilemiyor?' deyince meşhur bir barut fıkrası vardır, hepiniz bilirsiniz. Komutan askere sormuş: 'Niye savaşı kaybettiniz?' Asker cevap vermiş, 'Bir, barut bitti.' Komutan demiş ki, 'Gerisini saymana gerek yok.' Su yok! Sizin '2050'ye kadar yetecek' dediğiniz baraja, Gerede Projesi’nden damla gelmiyor. Su yok, olay bu kadar basit. Bunu da mazeret etmeden, elbette bir yönetici olarak şehre nasıl su vereceğimizin tedbirlerini alıp projelerini yapıyoruz” ifadelerini kullandı. “ANKARA SUSUZ KALDI” HABERLERİNE TEPKİ Son günlerde Anadolu Ajansı, Habertürk, TGRT gibi bazı medya kuruluşlarında yer alan haberleri eleştiren Yavaş, “şehir susuz kaldı”, “evlerde su yok”, “Ankara çöktü” şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Salonda bulunanlara “Suyu kesilenler Allah rızası için elini kaldırsın” diyen Yavaş, bu iddiaların siyasi polemik konusu hâline getirildiğini dile getirerek şöyle konuştu: “İçlerinde bir kişi var ki halk arasında bir deyim vardır. Şehrin içine, halkın karşısına çıkmaya yüzü olmayan bu insanlar kalkıp Ankara Büyükşehir hakkında dezenformasyon yapıyor. Benim aklıma şu geliyor onları televizyon ekranlarında gördükçe, ‘Katır defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş.’ Kalkmış bunları anlatıyorlar. Kerbela dönemini de sosyal medyadan vereceğiz. Eski dönemde şunlar oldu ya da bizim dönemde de böyle kıyasına ihtiyacımız yok arkadaşlar. Biz buraya seçilirken en iyi hizmeti yapmaya, en iyisini yapmaya talip olduk. Ve Ankara halkı da bize güvendiği için seçti ve aynı şekilde çalışmaya da devam edeceğiz.” “HABER YAYINLANDIĞI GÜN TRT HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM” TRT’de hazırlanmakta olduğu öne sürülen bir dosya habere ilişkin konuşan Yavaş, “Daha önce TRT'ye bir çağrı yapmıştım, buradan bir kez daha çağrı yapıyorum. Nedir bu telaşınız? Şu anda Ankara'da tüm musluklardan su akıyor arkadaşlar. Hiçbir tane kesinti yok. Telaş ne? Bu karalama kampanyasının mutlaka bir amacı olması lazım. O amacın ne olduğunu biliyoruz. Ve arkasına şunu söyleyecekler. ‘Ankara'da salgın hastalık başlıyor’, ‘İnsanlar leğenle çamaşır yıkıyor’, ‘Şehir susuz kaldı’ gibi sahte haberler de bundan sonra hazır olun. O konuşan insanlar, ilçe yöneticileri dahil hepsinin ne kadar su kullandığını görüyoruz. Hepsini dezenformasyondan, halka panik yaratmaktan dolayı savcılığa vereceğiz. TRT'ye sesleniyorum veya İletişim Başkanlığı’na, sizler bu ülkenin 86 milyon vatandaşının vergileriyle yayın yapan bir kurumsunuz. Halkın parasını kullanıp halka yalan söylemeye lütfen utanın. Haber merkezlerinde kurulan WhatsApp gruplarında, ‘Su akmayan çeşme bulun gidin oradan yayın yapın’, ‘Tankerle su verilen bir yer bulun, ne pahasına olursa olsun görüntü çıkarın’ şeklinde talimatlar verildiğini bilmediğimizi mi sanıyorsunuz? Şimdi de bütün Türkiye biliyor. Şunu açıkça söylüyorum; o dosya haberin yayınlandığı gün TRT hakkında bir suç bir kez daha suç duyurusunda bulunacağım” ifadelerini kullandı. “ASKİ VE ŞAHSIM ADINA ÖZÜR DİLİYORUM” Yavaş, sunum eşliğinde Ankara'yı küresel krize rağmen nasıl susuz bırakmadıklarını, hangi yatırımlarla, hangi tekniklerle ve hangi fedakârlıkla suyu korumaya çalıştıklarını anlatarak, konuşmasının sonunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle Ankaralılardan özür diledi. Yavaş, “Bugüne kadar hiçbir hemşehrimizin başını öne eğdirecek bir işin içinde olmadık. Bundan sonra da olmayacağız. Hiçbir zaman rantın, çıkarın, partiler üstü kirli ilişkilerin yanında olmadık. Ankara'yı bir avuç insanın değil, 6 milyon Başkentlinin şehri olarak gördük. Bundan sonra da böyle görmeye devam edeceğiz. Ben su sorunu yaşadığımız bu süreçte bundan etkilenen Mamak'ın yüksek kesimlerinde yaşayan, Çankaya'nın üst kotlarında oturan, Keçiören’in ve Yenimahalle'nin bazı bölgelerindeki ve Lalahanlı hemşehrilerimizden söz etmek istiyorum. Bu bölgelerimizde biraz önce söylediğim gibi Ankara'da kuraklıktan dolayı yaşanan su sorunu olmasa dahi problemlerimizin var olduğunu biliyorum. 2026 yılından itibaren bu problemleri çözmek için neler yapıyoruz biraz önce bunları hep tek tek gösterdim, tek tek anlattım. Ancak elimizden gelen her şeyi yapmamıza rağmen hatamız da olmamasına rağmen bu sıkıntı yaşandı. Ben sıkıntı yaşayan az da olsa çok da olsa hatta bir kişi de olsa sıkıntı yaşayan tüm Ankaralı hemşehrilerimizden, tüm abonelerimizden ASKİ ve şahsım adına da özür diliyorum. Hatta ister kabul etsinler, ister kabul etmesinler; barajlarımızda yeterli su olmadığı hâlde bunu öngörmeyen, önemsemeyen Devlet Su İşleri adına da özür diliyorum. Barajlarımızda su olmadığı için görevim olan musluklara Ankara'nın küçük bölümünde suyu ulaştıramadım. Hakkınızı helal edin” diye konuştu. “ANKARA’DA ŞU ANDA SU PROBLEMİ YOK” Yavaş, Ankara genelinde bir su kesintisi bulunmadığını vurgulayarak sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Ankara'da şu anda su problemi yok. Ankara'da şu anda su problemi yok. Tekrar ediyorum yayın yapacaklara, Ankara'da şu anda su problemi yok. Ankara'da su problemi yok. Ben burada asıl Kerbela'yı yaratanların, devrin Başbakanı'nı susuz bırakanların, ameliyathanelerde ameliyatı yarım bırakılıp hastaların dışarı çıkarıldığından, hatta o günün başbakanını da yağmur duasına çıkarmışlar. ‘Ankara'yı terk edin’ diyenleri tek tek anlatacak durumum yok. Asla eski yapılan kötü şeyler bizim örneğimiz, mazeretimiz, ölçümüz olamaz. Ankara halkı bizi bunun için seçti. Eksiksiz bir şekilde ileriyi öngörerek çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor Haber

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor

BTP’nin 9. Olağan Kongresi şölen havasında geçti Hüseyin Baş: Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Bağımsız Türkiye Partisi Ankara’da coşkulu bir kongreye imza attı. BTP’nin 9. Olağan Kongresi “İstikbal biziz, biz geleceğiz” sloganı ile Keçiören’deki Taha Akgül Spor Salonu’nda organize edildi. Sabah 10.00’dan itibaren salonda binlerce kişi yerini aldı. Salona sığmayan binlerce partili dışarıda BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ı karşıladı. İlk konuşmasını onlara hitaben yapan BTP lideri “Dışarıda kaldınız, soğukta kaldınız. Çok büyük salonlar istediğimiz halde bize tahsis etmediler. Defalarca başvurduk, bize “yok” dediler, bu tablo sizin eseriniz, izleyin görün. Bağımsız Türkiye salonlara sığmıyor” dedi. Halk oyunlarının sergilendiği, tarihi marşların okunduğu salonda sinevizyon gösterimi de yapıldı. 1340 delegenin oy kullandığı kongreye tek aday olarak katılan Hüseyin Baş’ın konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle: “İstikbal biziz, biz geleceğiz” “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz.” Atamızın bu emrine, Atamızın bu çağrısına biz de kulak verdik ve dedik ki: İstikbal biziz, biz geleceğiz.” “Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler Sayın Yavaş’a çorba soruşturması açıyor” Türkiye son bir buçuk yıldır gerçekten enteresan bir sürecin içerisinden geçiyor. Arkadaşlarımız az önce şu anda tutuklu bulunan Sayın Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okudular. Bugün Ankara’dayız. Sayın Yavaş belki bugün aramızda olacaktı, kendisine davette bulunduk. Ama malum, O’nun da üzerinden bir “çorba soruşturması” geçiyor. Dedim ki: Milleti bir kase çorbaya muhtaç edenler tutup belediye başkanına “niye millete çorba dağıtıyorsun” diye hesap soruyorlar, işe bak. “Demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir” Türkiye’de gazeteci içeride, siyasetçi içeride, iş insanları içeride. Türkiye’de itiraz eden, konuşan veya Türkiye’ye bir şeyler söylemek isteyen herkes içeride. Ondan sonra ne diyorlar: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir.” Yahu Türkiye bir hukuk devleti olsa, yılda 50 kere bunu söylemek zorunda kalmazsınız herhalde. Biz onu anlardık, yaşardık. Kusura bakmayın ama demokrasi yüzde 51’in yüzde 49’a tahakküm ettiği sistem değildir. Demokrasi muhalefet edenin hakkının yok sayıldığı sistem değildir. Demokrasi, devletin bekası diye diye, milletin zekası ile dalga geçme değildir. “Biz yüzde 51 oy aldık, bizim her dediğimiz doğru, sizin de söylediklerinizin hiçbir önemi yok.” Ya şimdi siz bu kalabalığı nasıl görmezden geleceksiniz? Sizin bizim sesimizi duymanız için daha ne yapmamız lazım? Şikayetimiz var, hukuktan şikayetimiz var, adaletten şikayetimiz var, eğitimden şikayetimiz var, ekonomiden şikayetimiz var, bizim geleceğimizden endişemiz var. Bunu duymanız için ne yapmamız lazım? “Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş” Tuttular Türkiye terörsüz olacak, terörsüz Türkiye. Yani bütün bunlardan anlaşılan şu: Türkiye’nin terörsüz olması için demokrasisiz olması gerekiyormuş, benim anladığım bu. Türkiye’nin terörsüz olması için hukuksuz olması gerekiyormuş. İş buna döndü. “En muhafazakar iktidar Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çok tartışmalara konu oluyor. Dedi ki: “Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını gönülden arzu ederim.” Yani Türkiye’nin en muhafazakar iktidarının kendi söylemlerince en muhafazakar bakanı döndü dolaştı, Heybeliada Ruhban Okulu’nu açıyor. Yani bunlar epey zaman dindar nesil yetiştireceğiz dediler, o dindarların Hırıstiyanlık dindarı olduğu hiç aklıma gelmezdi. “Bu ülke o kadar zengin ki, tüm meseleleri çözmek 1 yılımızı almaz” Özel bir firma altın madeni bulmuş. Mübarek, memleketin her yerinden altın fışkırıyor, vatandaş meteliğe kurşun sıkıyor. Dolayısıyla ülkemizin ekonomide de çözümü var. Bakın ben dışarıdan bu ülkeyi tanımayan biri olarak baksam derim ki, burayla çalışılmaz, çünkü burası yokuş aşağı gidiyor. Ama vallahi billahi bu ülke o kadar güçlü bir ülke ki, bu ülke o kadar zengin bir ülke ki, bu ülkenin bütün meselelerini çözmemiz şu kadronun bir yılını almaz. Vallahi çözeriz, billahi çözeriz. O yüzden Türkiye’nin ihtiyacı olan şey Milli Ekonomi Modeli’dir. Biz BTP olarak Milli Ekonomi Modeli’ni hayata geçireceğiz. “Vatandaşlık maaşını ilk 2004 yılında Prof. Dr. Haydar Baş anlattı” Milli Ekonomi Modeli konuşulmaya başlandı. Ne deniliyor: “Vatandaşlık maaşı.” Bütün dünyada söyleniyor. Bunu benim babam ilk söylediğinde güya dikkate almadılar. İlk defa 2004 yılında çıktı, “bütün vatandaşlarıma vatandaşlık maaşı vereceğim” dedi. “Öyle şey mi olur” dediler. Şimdi bütün dünya neyi konuşuyor, “basic income, evrensel temel gelir.” “Atatürk’ün yolunda güçlü bir ülke inşa etmek için yola çıkıyoruz” Ülkemizin güçlü olmasını istiyoruz. Güçlü Türkiye diyorsanız, o güçlü Türkiye, Türk Milleti’nin güçlü olmasından geçer. Millet fakru zaruret içerisindeyken devlet güçlü olamaz. İstediğiniz kadar anlatın. Pasaportun sağda solda geçmiyorsa, cebinde paran yoksa, sözün dinlenmiyorsa sen güçlü devlet olamazsın. Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye’yi Atatürk’ün yolunda tekrar güçlü inşa etmek için, güçlü bir Türkiye inşa etmek için bugün Ankara’dan yola çıkmıştır. Hayırlı uğurlu olsun.

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Haber

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak

BTP 9. Olağan Büyük Kongresini 7 Aralık Pazar Günü Yapacak Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 9. Olağan Büyük Kongresini yapmaya hazırlanıyor. Kongre, 7 Aralık 2025 Pazar günü Ankara Keçiören'deki Taha Akgül Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek. 1340 delegenin oy kullanacağı kongre, saat 11.00'de başlayacak. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kongrede tek aday olarak yer alacak. Hüseyin Baş, konuşmasında gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulunacak. Kongre öncesi açıklama yapan BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, "Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz' sloganını kullanacaklarını ifade ederek herkesi kongreye davet etti. BTP Sözcüsü Önder’in açıklaması şöyle: "7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda 9. Olağan Büyük Kongremizi yapacağız. 81 ilden 1340 delege, on binlerce insanımızın katılımıyla bu kongreyi gerçekleştiriyoruz. Milletimizin en büyük derdi ekonomi. Bunun farkındayız. Özellikle ekonomide partilerin liberal politikaları daha iyi uygulama iddiasıyla birbirleriyle yarıştığı dönemde, ekonomiye bambaşka bir pencereden bakan kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'a ait Milli Ekonomi Modeli’ni programına alan bir siyasi parti olarak 'Ekonomiyi biz çözeriz' diyerek milletimizi kongremize davet ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Ey yükselen nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizsiniz.' sözünün muhatabı olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu kongrede 'İstikbal biziz, biz geleceğiz!' sloganıyla insanımızı kongreye davet ediyoruz. Tüm halkımızı 7 Aralık Pazar günü Ankara Taha Akgül Spor Salonu'nda buluşmaya davet ediyoruz."

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Haber

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür"

"En büyük milli kahramanımız Atatürk'tür" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında Türkiye'deki siyaset ortamını değerlendirdi. BTP Sözcüsü Lütfullah Önder şunları söyledi; "Ülkemizde özellikle Meclis'te grubu olan siyasi partilere baktığımız zaman artık bir duruş tarifleyemediğimizi maalesef görmekteyiz. Hâlbuki siyasi partilerin temel bir renkleri olur, bir duruşları olur, bir politikaları olur ve o temel çizgileri değişmez. Örneğin “Milliyetçi Hareket Partisi ya da AK Parti terörle ilgili nerede duruyor?” diye sorduğunuz zaman dün farklı yerde duruyordu, daha önceki gün daha farklı yerde duruyordu, bugün çok daha farklı bir yerde durduklarını görüyoruz. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi'nin ekonomiyle ilgili, devletçilikle ilgili, milliyetçilikle ilgili — ki bu altı okun temel altı oktan birer başlıktır — bu başlıklarda nerede duruyor, nasıl tarifliyor diye sorduğunuz zaman dün farklı tanımladıklarını, bugün farklı tanımladıklarını görüyoruz. Hâlbuki siyasi partilerin belli ilkeleri olmalı, belli renkleri olmalı ve bu değişmemeli. İnsanlar o renkleri benimsediği için o partilere gitmeli. Şimdi bırakın o temel çizgiyi, oy verirken yapılan propagandanın bugün aksinin yürütüldüğünü, yapıldığını maalesef görmekteyiz. Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak kurulduğumuz günden bugüne çizgisi değişmeyen, rengi değişmeyen ve bu anlamda da bir davası olan bir siyasi partiyiz. Çünkü dava dediğiniz şey budur. Aksi hâlde dün farklı, bugün farklıysanız sizin bir davanız yoktur anlamına gelir. "FETÖ'nün CIA ve Vatikan bağlantısını anlattık" 2000’li yıllarda FETÖ Türkiye’de çok aktifti. Toplumun belki muhafazakâr kesimin büyük bölümü FETÖ’ye sempati besliyordu. O dönemde biz Fethullah Gülen organizasyonunun CIA bağlantısını, Vatikan bağlantısını anlattık. Bu anlatım bize oy kaybettirdi; zaten kaybettireceğini de biliyorduk. Ama oy kaybettirme pahasına vatana, millete, devlete yararlı olacağına inandığımız için milleti ve devleti ayıktırmamız gerektiğini düşündüğümüzden oy kaybetsek de doğruyu anlatmaktan geri durmadık. "En büyük milli Kahramanımız Atatürk'ü anlattık" Yine 2010’lu yıllarda “Milli Kahramanlar” programlarını icra ettik. Bizim en büyük milli kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bu programlarda Anadolu’yu il il, ilçe ilçe dolaşarak anlattık. Hem de milletin bilmediği bir yönüyle anlattık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, dindar Atatürk’ü anlattık; dine hizmet eden bir Atatürk’ü anlattık. Diyanet İşleri Başkanlığını kuran, Kur’an’ı Türkçe'ye tercüme ettiren, tefsir ettiren, Kütüb-i Sitte’yi Türkçe'ye tercüme ettiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlattık. Kendini Atatürkçü olarak tanımlayanların bile kafalarında farklı bir ezber vardı. Bu anlatıklarımız başta onların da kafasına yatmadı. Kendini muhafazakâr olarak tanımlayanlar da Atatürk’ü din konusunda farklı bir yere koyuyorlardı. Bizim anlattıklarımız onların da kafasına yatmamıştı. Kurucu liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş bunun kitabını yazdı, anlattı. Bugün topluma baktığımız zaman örneğin 10 Kasım’da Anıtkabir’deydik. Anıtkabir’i ziyaret eden insan sayısının her geçen sene arttığını görüyoruz. 10 Kasım’da Anıtkabir’e gittiğimizde mozolenin önüne gelindiğinde birçok insanın ellerini açarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dualar ettiğini görüyorsunuz. Prof. Dr. Haydar Baş, “Anıtkabir’e gittiğinizde abdestli olacaksınız ve ellerinizi açarak en güzel duaları ona hediye edeceksiniz.” diye öğütlemişti. Bu öğüde uyan ve orada dualar eden on binlerce, yüz binlerce insanımızı görüyorsunuz. Siyasi partilerin aslında millete doğruları anlatmak, milleti doğru bir noktaya çekmek, siville askeri, devletle milleti kaynaştırmak, birleştirmek gibi bir sorumluluğu üstlenmesi gerekirken maalesef farklı yerde durduğunu, bu konuda hiçbir duruş ortaya koymadığını görüyoruz. "7 Aralık'ta 9. Olağan Bütük Kongremizi yapacağız" Bağımsız Türkiye Partisi olarak 7 Aralık 2025 tarihinde 9. Olağan Kongremizi yapıyoruz. 9. Olağan Kongreyi yapan bir parti olmakla da övünüyoruz. Türkiye’de siyasi partilerin maalesef ömürleri çok uzun sürmüyor. Çözümün adresi olduğumuzu göstermek, çare olduğumuzu göstermek üzere on binlerce insanımızla Ankara’da buluşacağız. 7 Aralık’ta tüm halkımızı Ankara’ya davet ediyoruz. Türkiye’nin çaresi var, Türkiye’nin çözümü var. Bu kokuşmuş, bu rengi kalmamış, bu duruşu kalmamış siyasete format atmak için insanımızı Bağımsız Türkiye Partisinde buluşmaya, beraber yol yürümeye davet ediyoruz. "

BAŞKENT ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLERLE ATA’SINI ANDI Haber

BAŞKENT ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLERLE ATA’SINI ANDI

BAŞKENT ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLERLE ATA’SINI ANDI · Ankara Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 87’nci yılında “Ankara Kültür” çatısı altında çeşitli etkinliklerle andı. · Kocatepe Kültür Merkezİ’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını, fikirlerini ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecini anlatan “Atatürk Temalı Çocuk Atölyeleri” düzenlendi. · Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Kocatepe Camii’de Atatürk’ün anısına vatandaşlara lokma ikramı yapıldı. Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 87. yılında Başkent’te saygı, minnet ve özlemle anıldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi, Kocatepe Kültür Merkezi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını, fikirlerini ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecini anlatan “Atatürk Temalı Çocuk Atölyeleri” düzenledi. Ayrıca Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Kocatepe Camii’de ise vatandaşlara lokma ikramında bulundu. 100 ÇOCUK ATÖLYE ÇALIŞMASINDA ATA’YI ANDI Atatürk’ ün sanata verdiği öneme vurgu yapmak amacıyla yaklaşık 100 çocuk Kocatepe Kültür Merkezi’nde 3 farklı deneyim atölyesi için bir araya geldi. “Atatürk’ün Sevdiği Yemekler”, “Bu Bizim Şehrimiz, Sembollerle Ankara”, “10 Kasım Anı Kartları” atölyeleri ile çocuklara Atatürk’ün hayatı ve fikirlerine ilişkin bilgiler verildi. Atölye’ye katılan çocuklar duygularını şu sözlerle dile getirdi: -Ela Demirdaş: “Bu etkinlik çok eğlenceli. Atatürk’ün yemeklerini öğrenerek mirasımızı devam ettirebiliriz. Atatürk’ün sevdiği yemeklerin çizimlerini kesip tabaklarımızın üzerine yapıştırarak bir sofra kurduk. Mesela kuru fasulye, enginar, yaprak sarma, bamya gibi yemekler var. 10 Kasım’da bunu yapmak Atatürk’e saygılı bir davranış olarak gösterilebilir.” -Ali Poyraz Çopur: “Atatürk’ü anmak için, Atatürk’ün sevdiği yemekleri yapmak için geldim. Arkadaşlarımla Atatürk’ün anısına sevdiği yemekleri yapıştırdık. Hem duygulu hem eğlenceli bir gündü.” -Barbaros Sefa: “Bugün 10 Kasım olduğu için üzgünüz. Bugün Atatürk’ü yeniden hatırlamak için onun sevdiği şeyleri öğreniyoruz.” BÜYÜKŞEHİR’DEN LOKMA İKRAMI Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Kocatepe Camii’de vatandaşlara lokma ikramı yapıldı. Atatürk’ü özlem ve minnetle andıklarını ifade eden vatandaşlar, duygularını şu sözlerle dile getirdi: -Bülent Kılıç: “Cumhuriyet’imizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün önünde saygıyla eğiliyoruz. Ben bir öğretmenim. Atatürk öğretmeniyim. Ruhu şad olsun.” -Bülent Reşat: “Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e saygı, minnet ve özlemle anıyoruz. Onun ve şehitlerimizin ruhları şad olsun. Rabbim dualarımızı kabul etsin.” -Süleyman Çavdar: “İzmir’den geldim. Oğlumu Anıtkabir’e getirdim. Ulu Önder Atatürk’ümüzün ölüm yıl dönümü nedeniyle buraya geldik. Ruhu şad olsun, o olmasaydı bizler de olmazdık.”

Dervişoğlu, Atatürk için okutulan Mevlid-i Şerif'e katıldı Haber

Dervişoğlu, Atatürk için okutulan Mevlid-i Şerif'e katıldı

Dervişoğlu, Atatürk için okutulan Mevlid-i Şerif'e katıldı İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, Atatürk'ün ebediyete irtihalinin 87’nci yılı dolayısıyla Hacı Bayram-ı Velî Camii’nde okutulan Mevlid-i Şerif'e katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk’e hakaret edenlere yönelik uyarısına dikkat çeken Dervişoğlu, “Bu açıklama bizim açımızdan son derece kıymetlidir. Ayrıca biliyorsunuz Cumhuriyet Bayramlarında hatta bu 10 Kasım'ın arifesinde de Cuma hutbelerinde Mustafa Kemal'in isminden bahsedilmemesi gibi bir garabet ile karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu tavrının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ciddiye alınıp önemsenmesi gerektiğini ve böyle günlerde Cuma hutbelerinde Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan değerin camilerimizde de ifade edilmesini buradan hassaten ifade ediyorum.” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete irtihalinin 87’nci yılı dolayısıyla partisince Hacı Bayram-ı Velî Camii’nde okutulan Mevlid-i Şerif'e katıldı. Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle andığını belirten Dervişoğlu, “20. yüzyılın en büyük lideri, büyük asker, büyük komutan, büyük devlet ve siyaset adamı. Bence ve dünyadaki birçok insanın ortak kabulüyle son bin yılın dahisi. Onun kaybının yıl dönümünde yüz binlerin Ankara'ya attığına şahit oluyoruz. Sabahtan itibaren herkesin yüreğinde O’nun yokluğunun acısı ve zihninde geleceğe dair beslediği umutlar var. Herkes bugün Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü şükranla, minnetle, rahmetle yâd edip, bağrına bastı. Büyük adam olmak böyle bir şey. O, bu büyük milletin yetiştirdiği en önemli evlatlarından biri” dedi. “Burada siyasi bir amaç söz konusu değil” Kocaeli Valiliği’nin 10 Kasım’da “Atatürk'e mevlit” kararından sonra bazı kesimlerin buna tepki göstermesiyle başlayan tartışmalara değinen Dervişoğlu, “Kocaeli Valimiz, Mustafa Kemal'in vefatının yıl dönümünde bütün ilçelerin camilerinde Mevlid-i Şerif okutulacağını ve Kur’an-ı Kerim tilavetinde bulunacağını ifade etmişti. Kayda değer olmayan meczuplar da onun bu düşüncesiyle ilgili karşı duruşlarını ifade etmişti. Bunlar toplumun içinde çok küçük azınlıklar. Biz her 10 Kasım'da Atamızı rahmet ve minnetle alıyoruz ama Kocaeli Valisi'nin karşılaştığı muameleden rahatsız olarak, Türkiye'nin her yerinde Atamızın ruhuna Kur’an tilavetinde bulunulması ve Mevlid-i Şerif okutulması için teşkilatlarımızı bilgilendirdik. Burada bir siyasi amaç da söz konusu değildir. Önemli olan bu memleketin en büyük evlatlarından birinin rahmetle yad edilmesiydi” ifadesini kullandı. Diyanet’e hutbe çağrısı Dervişoğlu, “Hatta bu işin siyasallaşmaması için de bir kısım meczupların sistemle ilişkilendirilmesinden bahisle, Mustafa Kemal Atatürk için yapacağımız Kur’an tilavetine Sayın Cumhurbaşkanı’nı Hacı Bayram Camii'ne davet etmiştik. O elbette ki hem konumu hem durumu itibariyle bu davete icabet etmedi ama Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik saldırılara karşı da bugün bir açıklamada bulunup tepkisini gösterdi ve Cumhuriyet’in kurucusuna sahip çıkılması gerektiğine altını çizerek işaret etti. Bu açıklama bizim açımızdan son derece kıymetlidir. Ayrıca biliyorsunuz Cumhuriyet Bayramlarında hatta bu 10 Kasım'ın arifesinde de Cuma hutbelerinde Mustafa Kemal'in isminden bahsedilmemesi gibi bir garabet ile karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu tavrının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ciddiye alınıp önemsenmesi gerektiğini ve böyle günlerde Cuma hutbelerinde Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan değerin camilerimizde de ifade edilmesini buradan hassaten ifade ediyorum. Türkiye'den yüz binlerce insan geldi ve bu memleketin kurucusuna sahip çıktı. Bu demektir ki Cumhuriyetimiz sahipsiz değildir. Milletimiz, kurucusuna sıkı sıkıya sarılmış, onun ülkü ve hedeflerini gerçekleştirmek için mücadele ediyor. Hem Atatürk'ün ruhuna ve maneviyatına, hatırasına saygımızı ifade ettik hem de O’nun hedeflerine bağlılığımızı dile getirdik.” diye ekledi.

BAŞKENT’TE CUMHURİYET’İN 102. YILI COŞKUYLA KUTLANDI Haber

BAŞKENT’TE CUMHURİYET’İN 102. YILI COŞKUYLA KUTLANDI

BAŞKENT’TE CUMHURİYET’İN 102. YILI COŞKUYLA KUTLANDI · Cumhuriyet Ateşi Zafer Meydanı’nda yandı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın katılımıyla “Zafer Genç Akademi” kapılarını gençlere açtı. · Açılış töreninde konuşan Yavaş, “Gençler, sizler bu topraklara ekilen Cumhuriyet tohumlarısınız. Yürüyün, biz yanınızdayız. Umut edin, üretin, gerçekleştirin; çünkü biz Türk gençliğine sonuna kadar güveniyoruz” dedi. · Ardından on binlerce Ankaralı, Mareşal Atatürk Anıtı’ndan Birinci Meclis’e meşalelerle yürüdü. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Cumhuriyet’in ilanının 102. yıl dönümünü on binlerce Başkentlinin katıldığı etkinliklerle kutladı. Başkentliler, Zafer Meydanı’ndan Birinci Meclis’e uzanan kutlama programında Cumhuriyet coşkusunu hep birlikte yaşarken Ankara “kırmızı-beyaz” renklere büründü. (ORTAMHABER) - CUMHURİYET ATEŞİ ZAFER MEYDANI’NDA YAKILDI Kutlamaların başladığı Zafer Meydanı’nda düzenlenen törende, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın katılımıyla 3 bin metrekarelik “Zafer Genç Akademi”nin açılışı gerçekleştirildi. Gençlerin; eğitim, kültür, sanat ve teknoloji alanlarında gelişmelerine destek olacak şekilde tasarlanan genç akademinin açılış töreninde vatandaşlara seslenen Yavaş, “Tarihin derinliklerinden yükselen Türk milletinin destansı yürüyüşü, Ankara’nın bağrında yanan bağımsızlık ateşiyle ilmek ilmek dokunmuş ve Cumhuriyet’le taçlanmıştır. 29 Ekim, yalnızca bir tarih değildir. Bu topraklarda yakılan özgürlük ateşinin, tüm dünyaya yayıldığı gündür. O gün, bir milletin yeniden doğduğu; adını ‘Cumhuriyet’ koyduğu büyük bir ailenin doğum günüdür. Cumhuriyet ailesinin doğum günüdür. Bu büyük aile, aynı toprağın bereketinden beslenen, aynı gökyüzüne bakan, aynı idealin peşinde yürüyen milyonların ailesidir. Gençler, sizler bu topraklara ekilen Cumhuriyet tohumlarısınız. Yürüyün, biz yanınızdayız. Umut edin, üretin, gerçekleştirin. Çünkü biz Türk gençliğine sonuna kadar güveniyoruz. İşte bu inançla, bugün sizler için bir gençlik merkezini daha hayata geçiriyoruz: Zafer Genç Akademi. Cumhuriyet Bayramı kutlamalarımız kapsamında hizmete açtığımız bu merkez, Başkentli gençlerin eğitim, üretim ve sosyalleşme merkezi olacak” dedi. “SADECE GEÇMİŞİ ONARMIYOR, YENİDEN ANLAMLANDIRIYORUZ” Zafer Meydanı’nın, Cumhuriyet’in ilk yıllarında modern başkent hayalinin sembolü olarak tasarlandığını belirten Yavaş, “1950’lerde mimar Emin Onat imzalı yapı, kentin kültür ve kamusal yaşamının kalbi olmuştur. Zamanla Zafer Çarşısı’na dönüşen bu yapı, yıllar içinde sessizleşmiştir. Bugün biz sadece geçmişi onarmıyor, yeniden anlamlandırıyoruz. Emin Onat’ın hayata geçirdiği özgün yapıyı koruyarak, onu öğrenci ve kültür merkezine dönüştürüyoruz. Çünkü Cumhuriyet demek; öğrenmek, üretmek, paylaşmak demektir. Burası artık gençlerin düşüncelerini özgürce ifade ettiği, sanatın sokakla buluştuğu, herkesin kendini Ankara’ya ait hissedeceği bir buluşma noktası olacak. Burası aynı zamanda öğrencilerin ücretsiz yapay zekâdan faydalanacağı, kullanacağı bir alan da olacak” ifadelerini kullandı. “CUMHURİYET'İN TANIĞI OLAN BİNALARIN HEPSİNİ AYAĞA KALDIRIYORUZ” Cumhuriyet’in simgesel mekânlarını ve mimarisini yeniden kent yaşamına taşımaya ve Atatürk’ün emanetini en güzel şekilde yaşatmaya çalıştıklarının altını çizen Yavaş, “Bizden önceki yönetimin ihmal ettiği bu alanları yeniden onarıyoruz ve Cumhuriyet'in bizzat tanığı olan bu binaların hepsini ayağa kaldırıyoruz. Özellikle bu binayı gençlik merkezi yapmamızın sebeplerinden birisi de artık çöküntü alanı hâline gelmiş Ulus ve Kızılay'ı yeniden canlandırmaktır. Çünkü şehrin her tarafına yapılan yeni imar planlarıyla kentin merkezi kaymaya başlamıştır. Oysa kentin merkezleri bir şehrin, Başkent’in hafızasıdır, anısıdır. Biz bu merkezleri yok edersek, canlı tutmazsak hafızasını kaybetmiş insandan farkımız olmaz. Bu nedenle bir yandan yeni modern kentler yapılırken eski tarihi kent merkezimizi de mutlaka ayakta tutmaya devam edeceğiz” diye konuştu. “KARANLIĞA BOYUN EĞMEDEN CUMHURİYET’İN IŞIĞINDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ” Yavaş konuşmasını şu cümlelerle tamamladı: “Bir konuyu mutlaka belirtmek için tekrar bunu okuyorum. Anayasa’dan okuyorum. ‘Türkiye'nin hükümet şekli Cumhuriyet’tir. Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Türkiye ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.’ Bu cümleyi anlamıyorlar. Ülkenin veya bir devletin ülkesi veya milleti olmaz gibi saçma sapan tartışmaların içine gidiyoruz. ‘Dili Türkçe’dir. Bayrağı al bayraktır.’ Milli marşı biraz önce coşkuyla söylediğimiz İstiklal Marşı’dır. Başkenti de Ankara'dır. Cumhuriyet bize miras değildir. Cumhuriyet Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emanetidir. Dolayısıyla bize bırakılan bu emaneti sonsuza kadar koruyarak yaşatacak, bir aydınlık geleceğe taşıyacağız. Karanlığa bir gün bile boyun eğmeden Cumhuriyet’in ışığında yürümeye devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti bağımsızlık tutkusudur, gelecek umududur. Biz bu umudu milletimizin gücü, gençliğimizin enerjisi ve Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonuyla sonsuza dek yaşatacağız, azimliyiz.” ATATÜRK BULVARI HINCAHINÇ DOLDU Açılışın ardından Samsun Atakum Belediyesi Cumhuriyet Kadınları Bandosu ve Ankaralı Seğmen Gruplarının eşliğinde Fener Alayı Yürüyüşü düzenlendi. Mareşal Atatürk Anıtı’ndan Birinci Meclis’e kadar meşalelerle yürüyen vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla Cumhuriyet marşlarını hep bir ağızdan söyledi. ABB Başkanı Mansur Yavaş da kortejde yer alarak vatandaşlarla birlikte yürüdü. On binlerce Başkentlinin oluşturduğu Fener Alayı, yürüyüş güzergâhı olan Atatürk Bulvarı’na sığmadı. ZAFER GENÇ AKADEMİ HİZMETE AÇILDI ABB’nin Başkentli gençlere armağanı olan Zafer Genç Akademi kapılarını açtı. Toplam 3 bin metrekarelik alana sahip olan merkezde; sessiz çalışma odaları, bilgisayar salonları, toplantı alanları, fuar ve sosyal donatı alanları yer alıyor. Engelli erişimine uygun altyapısı bulunan Genç Akademi, aynı anda 500’den fazla gence hizmet verebilecek kapasitede tasarlanırken bünyesinde ayrıca BelPa Kafe, fuar alanı, mescit, mutfak ve Harikalar Meydanı da yer alıyor. Kızılay’ın merkezinde yer alan Zafer Genç Akademi, ABB’nin Başkent genelinde hizmete soktuğu 6’ncı “Genç Akademi”si oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.