Ankara

#Ak Parti

OrtamHaber - Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Haber

"Varlık barışı iflasın ilanıdır"

"Varlık barışı iflasın ilanıdır" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder iktidarın çıkardığı varlık barışı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır." dedi. Lütfullah Önder'in açıklaması şöyle: "İktidar, ekonominin kontrolünü tümüyle kaybetmiş gözüküyor. Yıllardır 'enflasyonla mücadele ediyoruz' diyerek milleti inim inim inlettiler. Millet yoksullaştı, yoksullukla boğuşuyor. Ancak dönüp baktığımız zaman, dünyadaki 193 ülkenin 188’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Afrika’da 56 ülke var. Bu 56 ülkenin 55’inde enflasyon Türkiye’den daha düşük. Enflasyonla mücadelede sınıfta kaldınız. "Böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır?" Öte taraftan yıllardır fabrikaları sattınız, madenleri sattınız, limanları sattınız. Geriye bir şey bırakmadınız. Devletin tek gelir kaynağı vergi ve ceza hâline geldi. Paraya ihtiyacınız var. Bu parayı da bulamıyorsunuz. Mehmet Şimşek göreve geldiği günden bugüne Avrupa kapılarını aşındırıyor. Sürekli kapı kapı dolaşıp para arıyor; ancak maalesef temiz parayı bu ülkeye getirmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü böyle bir ülkeye kim güvenip parasını yatırır? Düşünün, bir siyasi partinin genel başkanısınız. Kongrede seçilmişsiniz. Aradan yıllar geçiyor, sizi o koltuktan alıyorlar. Koltuğunuz garanti değil. Ya da bir belediye başkanısınız. Halk sizi belediye başkanı olarak seçmiş. Farklı sebeplerle sizi görevden alıyorlar ve başkasını getirip belediye başkanlığı koltuğuna oturtuyorlar veya üniversite bitirmişsiniz, diploma almışsınız. Yıllar sonra diplomanız iptal ediliyor. Böyle bir ülkede paranızı yatırdığınızda, o paraya el konulmayacağının, o paranın buharlaşmayacağının veya başına bir iş gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir? "İktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki.." Dolayısıyla iktidar da temiz paranın bu ülkeye geleceğinden umudunu kesmiş olacak ki “varlık barışı” diyerek kaynağı belirsiz paraya kapılarını açtı. Yani, 'Nereden ve nasıl kazanırsanız kazanın, yeter ki para getirin. Biz soru sormayacağız. Bu paranın nasıl kazanıldığını sormayacağız. Vergilendirilip vergilendirilmediğini sormayacağız. Suçtan elde edilip edilmediğini sormayacağız. Hatta sormamakla kalmayacağız, vergilendirmeyeceğiz.' diyor. "İktidarın ekonomik olarak iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanı" Bu, gerçekten de iktidarın ekonomik olarak battığının ve iflas ettiğinin bütün dünyaya ilanıdır. Geçmiş yıllarda da buna benzer birçok düzenleme yaptı. Bu nedenle Türkiye gri listedeydi. Gri listeden daha listeden yeni çıkmışken, yeniden bu varlık barışıyla birlikte aynı adımı atıyor. Çünkü çaresiz. AK Parti iktidarı, 25 yıl boyunca 15 kez varlık barışı yaptı. "Her seçimden önce varlık barışı.." İlginç olan bir diğer husus ise hemen hemen her seçimden önce varlık barışı yaparak seçim ekonomisi oluşturması, milleti geçici olarak rahatlatması ve oy almaya çalışmasıdır. 2008’de, 2011’de, 2013’te, 2018’de ve 2023’te seçimler öncesinde varlık barışıyla birlikte iktidarın para toplayıp seçim ekonomisi oluşturduğunu görüyoruz. Bu durum, bir taraftan muhalefeti dizayn etme çalışmaları sürerken, diğer taraftan da iktidarın seçime hazırlandığının bir göstergesidir."

“AK Parti Mesut Özil gibi isimlerle, muhalefetten transferlerle uluslararası meşruiyet peşinde” Haber

“AK Parti Mesut Özil gibi isimlerle, muhalefetten transferlerle uluslararası meşruiyet peşinde”

“AK Parti Mesut Özil gibi isimlerle, muhalefetten transferlerle uluslararası meşruiyet peşinde” Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan “Öyle Mi Sahiden?” programında gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı. BTP Lideri programda gündeme ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Muhalefetten AK Parti’ye transferler, ekonomi gündemi ve İran savaşı, Hüseyin Baş’ın gündemindeki konular arasındaydı. Hüseyin Baş’ın açıklamalarından satır başları şöyle: Muhalefetten AK Parti’ye transferlerin amacı nedir? “Yerel seçimlerde ikinci olarak tamamladığı seçim sonuçlarından sonraki süreçte iktidar partisinin tek bir gündemi ve derdi var; uluslararası alanda meşruiyet. Uluslararası ilişkiler bağlamında daha iyi ilişkiler geliştirmek isteyen ve buna bahane arayan bir irade, bu seçim sonucunu şöyle yorumlayabilir; Türkiye’de iktidar partisi hâlâ bir merkez parti, hâlâ bir çekim kuvveti oluşturuyor ve dolayısıyla muhalefetten bile geçişler oluyor.” “Türk Milli Takımı’nda oynamadı, AK Parti MYK’sına girdi” “Mesela bugün AK Parti’nin MYK üyelerinden birisi Mesut Özil oldu. Bu kişi Türk Milli Takımı’nda oynamayı kabul etmedi ama Türkiye’nin iktidar partisinin MYK’sında yer aldı. AK Parti, Mesut Özil’i MYK’ya aldığında toplumdan artı bir oy dahi almadığını biliyor. Meşruiyet için bu insanları bünyesine katıyor. AK Parti’nin şu anda peşinde olduğu şey bu! Bu aynı zamanda bir güçsüzlüğün, kaybetmişliğin ispatı. Eğer güçlü olsanız, kaybetmiyor olsanız, kazanan tarafta olsanız bunlara ihtiyaç duymazdınız.” CHP kapatılabilir mi? “Ben bu koltuğu bırakmayacağım ve bunun için her şeyi göze alıyorum.” diyen bir iktidar varsa bunlar yapılabilir ama sonunda kaybeden yine bunu yapan olur. Ben Türkiye’de bunların olabileceğini düşünmüyorum, ihtimal vermiyorum; vermek de istemiyorum. Ben, AK Parti’nin bugüne kadar kazandığı hiçbir seçimin tamamen adil olduğu kanaatinde değilim. Bunun en büyük örneklerinden biri, 2017’de mühürsüz oyların geçerli sayıldığı referandumdur. Son seçimde de birçok soru işareti vardı; daha önce de vardı.” Anadolu Ajansı’na eleştiri “Altı yıldır siyasi parti genel başkanıyım. Anadolu Ajansı’nda ismim sadece bir kere geçti; o da ‘Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açıldı.’ haberiyle. Sonra beraat ettim ama Anadolu Ajansı bunu yazmadı. Şimdi bu Anadolu Ajansı benim devletimin değil mi? Milletin değil mi? Neden tek bir organizasyona çalışıyor?” “Önümüzdeki kış bizi kıtlık bekliyor” “Ekonomik meseleyi çözmenin çok farklı yolları düşünülmek zorunda. Türkiye’de iktidar değişmese bile bu şekilde devam edilirse önümüzdeki kış bizi kıtlık bekliyor. Çünkü çiftçi üretmiyor, hayvancı üretmiyor, ‘Para kazanamıyorum, zarar ediyorum’ diyor. Paranız olsa bile ürün bulamayacağınız bir döneme gidiyoruz. Az sayıdaki ürün de çok pahalı olacak. Bankaların internet sitelerinde tarla ilanları var. Çünkü çiftçi kredi çekiyor; mazot almak, traktörünü tamir ettirmek ve üretim yapmak için borçlanıyor. Ürünü satarken örneğin 10 liraya satacağını düşünüyor ama devlet fiyatı 7,5 lira olarak açıklıyor. Devlet de sınırlı alım yapıyor. Çiftçi, mecburen tüccara 5,5 liradan satıyor. Sonra krediyi ödeyemiyor ve banka tarlasına el koyup satışa çıkarıyor. Bir zengin gidip o tarlayı alıyor ve ‘10-15 yıl bekleyeyim, imar gelir’ diye düşünüyor. Böyle bir düzen olabilir mi? Bunu devletten başka kimse çözemez. Gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’inin tarıma destek olarak ayrılması gerekiyor; bu kanunda yazıyor ama hiçbir zaman tam uygulanmadı.” “ÇAYKUR’u satmak için zarar ettiriyorlar” “Bütün bu işletmeler, limanlar ve madenler devletin elinden çıkınca devletin gelir kaynakları da azaldı. TEKEL satıldı, SEKA kapatıldı, Sümerbank kapatıldı. Bunlar ‘Zarar ediyor’ denildi. Ama zarar eden kurumları düzeltmek yerine satmak tercih edildi. ÇAYKUR’un zarar ettiği açıklanıyor. Oysa matematiksel olarak ÇAYKUR’un zarar etmesi iş bilmezlikten başka bir şey değildir. Bu söylemler, özelleştirmeye zemin hazırlamak için kullanılıyor.” “Bunun adı varlık barışı değil, yokluk barışı” “Sizce varlık barışı neden getiriliyor Türkiye’ye? Bu aslında isim oyunu. Bu, yokluk barışı. Yani ‘Bende para yok, getirin’ demek. Bakın şu anda iktidar bu ortamda yüzde 50’yi bırakın, yüzde 40 oy alamaz. Bu iktidarın kendilerinin de söylediği en yüksek oy potansiyeli emekliler. Şu anda emeklilerin hiçbiri iktidara oy vermeyecek. Bunu açık açık da söylüyorlar. İşçiler oy vermeyecek, memurlar mutsuz oy vermeyecek, ev hanımları oy vermeyecek. Vermeyecekler. Bunu açık açık ifade ediyorlar. Dolayısıyla biraz piyasayı rahatlatmadan iktidarın seçime gitme ihtimali yok. Nasıl rahatlatacağım? Para lazım. Parayı nereden bulacağım? Varlık barışı yapacağım. Özelleştirme yapacağım. Bir şeyleri satacağım falan. Yani bunun adı varlık barışı ama aslında yokluğun barışı. Ve ne yazık ki AK Parti iktidarı 23-24 yıldır sürekli varlıklı insanlarla barışıyor, yoksulla hiç barıştığını biz görmedik. Paranız varsa gelin anlaşalım. Vergide anlaşabiliriz, ondan sonra başka konularda anlaşabiliriz.” “Yeni anlatılan hikâye: İstanbul Dubai olacak” “Şimdi yeni anlatılan hikâye şu: İran-Amerika-İsrail geriliminden sonra Dubai boşaldı, yatırımcı Türkiye’ye gelecek ve Türkiye ‘yeni Dubai’ olacak! Ama Dubai demokratik bir yer değil. ‘Yeni Dubai olacağız.’ denirken bunun ne anlama geldiğine de bakmak lazım. Türk toplumu tarih boyunca hayatını sadece maddi değerler üzerine kurmadı; özgürlük ve bağımsızlık da önemliydi.” “Bu aslında Amerika’nın İran’la değil, Çin’le savaşıdır” “İran savaşı çıktığından beri bizim görüşümüz şu: Bu aslında Amerika’nın İran’la değil, Çin’le savaşıdır. Amerika uzun yıllardır dolar sayesinde dünyadaki ekonomik sistemi kontrol etti. Ancak son yıllarda Çin’in ekonomik yükselişiyle dolar hegemonyası zayıflamaya başladı. Eskiden ülkeler arası ticaret büyük ölçüde dolar üzerinden yapılıyordu. Ancak milli paralarla ticaret fikri yaygınlaşmaya başladı. Rusya, Çin ve Venezuela gibi ülkeler bu sisteme yöneldi. Venezuela’nın Çin’e petrol satıp karşılığında dolar yerine yuan alması Amerika açısından önemli bir sorundu. Çünkü mesele sadece petrol değil, doların küresel hâkimiyetiydi. Bugün Çin, ülkelerin kendi para birimleriyle ticaret yapmasını desteklerken Amerika doların hâkimiyetini sürdürmek istiyor.” “ABD’nin derdi petrol değil, dolar hâkimiyetini korumak” “Burada merhum babama bir parantez açmak gerekiyor. 2005 yılında kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli’nde dünyada ilk defa ülkelerin kendi aralarındaki ticaretlerde Amerikan dolarını değil, kendi paralarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Bununla ilgili 10 tane uluslararası kongre yaptı. Rusya’nın meclisinde bunu anlattı ve bütün dünyaya deklare etti. O tarihten sonra 2010’lu yıllardan itibaren başta Rusya, sonra Çin, sonra Venezuela olmak üzere dünyada bir şey değişti. Mesela Venezuela’da Maduro bir gece operasyonuyla yatağından alındı. Sebebi petrol falan değildi. Amerika’nın İran’da olmasının, Venezuela’ya gitmesinin sebebi petrol deniyor. Bakın, dünya petrol rezervlerinin dörtte biri Amerika’da. Dünyadaki şu anda en yüksek petrol üreticisi Amerika. Dünyada ürettiği petrolden fazlasını ihraç eden ülkelerden biri Amerika. Yani Amerika’nın başkasının petrolüne normalde ihtiyacı yok. Neydi mesele? Venezuela Çin’e petrol satıyordu ve karşılığında para olarak Çin parası alıyordu. Amerika’nın dolarını ortadan kaldırmıştı. Şimdi Çin’le Amerika arasında böyle bir mücadele var. Yani Çin milli parayı, ülkelerin kendi paralarını kullanmasını öncelerken Amerika doların hâkimiyetinin sürmesini istiyor. Şimdi Trump oraya bir pazarlık için gitti. İran’a yansıması ne olur? İnşallah iyi olur.” “Dünyada yeni bir düzen kuruluyor” “İran bizim komşumuz. Bunun bize de çok olumsuz etkileri olduğu gibi vicdanen de bizleri çok rahatsız ediyor. Buranın durması inşallah Gazze’deki zulmün de durmasına, Lübnan’daki zulmün de bir şekilde sona ermesine vesile olacaktır ama ben Trump’a çok da güvenmiyorum açıkçası. Dünyada yeni bir düzen kuruluyor. Büyük bir değişimin eşiğindeyiz ve Türkiye’nin buna hazırlıklı olması gerekiyor.”

BTP'den CHP'ye ara seçim eleştirisi Haber

BTP'den CHP'ye ara seçim eleştirisi

BTP'den CHP'ye ara seçim eleştirisi Önder: CHP maalesef doğru zamanda, doğru yerde durmayı bir türlü başaramıyor Bağımsız Türkiye Partisi'nden CHP'ye ara seçim eleştirisi geldi. Parti Sözcüsü Lütfullah Önder, "Ülkemizde adalet problemi, ekonomik problemler milletin birinci gündemi ve problemiyken seçim tartışması yapmayan CHP bölgemizde savaş yaşanırken, insanımızın güvenlik kaygısı birinci sıraya yerleşmişken seçim tartışmasını gündeme getiriyor" dedi. Önder şunları söyledi: "Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ara seçim istiyor. İktidarsa 'ara seçim diye bir gündemimiz yok' diyor. CHP maalesef doğru zamanda, doğru yerde durmayı bir türlü başaramıyor. Bundandır ki 25 yıldır AK Parti halen iktidarda. Örneğin son cumhurbaşkanlığı seçiminde milletin cumhurbaşkanı adayına dönük CHP'den talepleri vardı. Hatta ciddi şekilde bir kamuoyu oluşmuştu. CHP yönetimi bunu dikkate almadı. CHP milletin taleplerine kulak tıkayarak kendi adayını millete dayattı ve AK Parti'nin tekrar seçimi kazanması sonucunu ortaya çıkardı. Sonra ise ortada seçim yokken milletin önüne sandık koyup 'cumhurbaşkanı adayını millet seçsin' diyerek cumhurbaşkanı adayını belirledi. "Bölgemizde savaş yaşanırken ara seçimi gündeme getiriyor" Ülkemizde adalet problemi, ekonomik problemler milletin birinci gündemi ve problemiyken seçim tartışması yapmayan CHP bölgemizde savaş yaşanırken, insanımızın güvenlik kaygısı birinci sıraya yerleşmişken seçim tartışmasını gündeme getiriyor. Neden böyle? Çünkü maalesef parti hesapları, kişisel hesaplar toplum hesabının, toplum adına hesap yapmanın önüne geçiyor. Cumhurbaşkanı adayı belirlerken de gerçekten milletin karşısına bir aday çıkarmanın ötesinde iktidarın atacağı adıma bir hamle yapmak üzere adım atılmış oldu ve netice vermedi. Bugün de ara seçim tartışmasını yine iktidarın kendileriyle ilgili atacağı bir adımın önüne geçme gayreti olarak görüyoruz. CHP bu tarz hesaplarla siyaset yaptığı için de maalesef 25 yıldır AK Parti iktidarda, CHP de muhalefet olmayı sürdürüyor."

İYİ Parti Grup Başkanvekili  Turhan Çömez, Haber

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez,

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, TBMM Genel Kurulu’ndaki yoklama krizi üzerinden sandık güvenliği mesajı verdi. Meclis'te düzenlediği basın toplantısında konuşan Çömez, “Meclis çatısı altında bugün buna tevessül edenlerin, yarın oy sandıkları geldiğinde neleri yapabileceklerini aziz Türk milletimiz takdir etsin” dedi. Çömez’den sandık güvenliği mesajı İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, TBMM Genel Kurulu’ndaki yoklama krizi üzerinden sandık güvenliği mesajı verdi. Çömez, “Meclis çatısı altında bugün buna tevessül edenlerin, yarın oy sandıkları geldiğinde neleri yapabileceklerini aziz Türk milletimiz takdir etsin” dedi. İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, TBMM’de gündeme dair basın toplantısı düzenledi. TBMM Genel Kurulu’nda en düşük emekli maaşını 20 bin liraya yükselten teklifin görüşüldüğü oturumda yaşanan yoklama krizine değinen Çömez, “İktidar sıralarına baktığımızda yeterli sayıda milletvekilinin olmadığını gördük. Ve milletvekillerinin çoğu parmak izi vererek yoklamaya katıldı. Bir kısmı ise imza atarak pusula gönderdi. Pusula gönderen isimlerin, Meclis Başkanı Sayın Celal Adan tarafından tek tek sorgulanmasını talep ettik. O da nezaket gösterip bu talebimizi kabul etti. Fakat gördük ki; AKP’li vekillerden birinin adına, bir başka AKP'li vekil sahte bir imza atarak pusula göndermiş. Yani emeklilerin hakkını savunmak için parlamentoda olmak yerine, sahte bir pusulayla hem parlamentoyu hem de aziz Türk milletini kandırmaya çalışmış. Önemli bir şey olmadığını vurgulamaya çalıştılar ama hepsinin başı önlerindeydi. Çünkü haksızlar, çünkü ortada büyük bir oy sahtekarlığı vardı” dedi. Yaşananların kabul edilemez olduğunu vurgulayan Çömez, “Meclis’in çatısı altında bugün buna tevessül edenler, yarın bu milletin huzuruna oy sandıkları geldiğinde neleri yapabileceklerini aziz Türk milletimiz takdir etsin” ifadelerini kullandı. “Kurtulmuş ‘Gereğini yapacağım’ dedi ama…” Geçmişte de benzer olaylar yaşanması üzerine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan gereğinin yapılmasını istediklerini hatırlatan Çömez, “Sayın Kurtulmuş da bize bir cevap gönderdi. 2025’in yedinci ayında gelen bir cevap. ‘Genel Kurula gelmeyen, orada hazır bulunmayan milletvekilleri adına sahte pusula düzenlemenin iç tüzükte bir karşılığı yok’ dedi. Demek ki yasa yapıcı irade; milletvekillerinin bir sahtekarlık yapacağını, pusula hırsızlığı yapacağını ön görmemiş. Bunun üzerine Sayın Kurtulmuş'a, ‘Lütfen vaziyet edin’ dedik. ‘Ben gereğini yapacağım’ dedi ama maalesef yine son derece can sıkıcı bir geceye tanık olduk” şeklinde konuştu. Meclis’teki görüşmelerin sabaha kadar sürdüğüne işaret eden Çömez, “Emeklilerle ilgili maddenin ısrarla ertesi güne kalmasını istedik. Bu maddeyi televizyonlar canlı yayınlasın, bu maddeyle ilgili bütün tarafların, iktidarın, muhalefetin neler söylediğini, ne söyleyeceğini bütün Türkiye canlı olarak izlesin istedik. Ancak gecenin ikisinden sonra, bize göre utanç kararı olan emekliyi. 20 bin liralık sefalet ücretine mahkum eden kanunun maddesini geçirdiler” dedi. “AKP’nin ‘en iyisi’ dediği açlık sınırının altında” AK Partili bir genel başkan yardımcısının, “Emekliler için her zaman en iyisini yapmayı düşünüyoruz” dediğini hatırlatan Çömez, “Demek ki en iyisi dedikleri bu. Yani emekliye vermeyi taahhüt ettikleri ya da tavsiye ettikleri ya da yasal olarak Meclise getirdikleri 20 bin lirayı; en iyisi olarak görüyorlar. Açlık sınırının, sefalet sınırının 10 bin lira altının en iyisi olduğunu düşünüyorlar” ifadesini kullandı. AK Partili bir milletvekilinin ise “Daima emeklilerimizin yanında olduk. Bunu lafla değil icraatla gösterdik.” şeklindeki sözlerine değinen Çömez, “20 bin lira vermeyi bir icraat olarak görüyorlar. 5 milyon emeklimizi açlık sınırının altında sefalete yaşatmayı bir icraat olarak görüyorlar ve bununla gurur duyuyorlar” şeklinde konuştu. Çömez şöyle devam etti: “SGK Başkanı da geçtiğimiz haftalarda bir açıklama yaptı. ‘Aslında para vereceğiz de çok yaşıyorlar. Yaşadıkları için de para bulamıyoruz’ dedi. İktidarın, iktidar temsilcilerinin, ışıltılı salonlarda siyaset yapanların, ışıltılı salonlardan millete tepeden bakanların anlayışı bu. ‘Ölseler sorun yok, yaşadıkları için veremiyoruz’ Aynısını AKP’li bir vekil de komisyonda tekrar etti. ‘Bizim sayemizde karınları doydu. İyi beslendiler. Bizim sayemizde sağlık hizmeti aldılar ve uzun yaşıyorlar. Uzun yaşadıkları için paramız yok, veremiyoruz. Yapabileceğimiz bu kadar’ dedi. AKP’nin millete reva gördüğü bu sefalet ücretini, bu şekilde savunup anlatmaya çalıştılar” AK Parti Grup Başkanvekili Zengin'in sözlerine tepki AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin'in, emekli maaşları için dile getirdiği “Türkiye'nin şartları en müsait olduğunda tekrar gözden geçirilecektir” şeklindeki sözleri üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Çömez, “Garantili projelerle, otoyollarla, köprülerle, hastanelerle beşli çeteleri zengin edip; milletin istikbalini, yavruların, çoluğun çocuğun geleceğini ipotek altına almışlar. Ve bütün bunlardan sonra; bu rant, talan ve yalan düzeninde ‘müsait değiliz’ diyorlar. Müsait olamazsın tabii. Çünkü sen baktığı yerde rant ve talan gören, ülkenin nesi var nesi yoksa peşkeş çeken, yandaşları zengin eden, fakire fukaraya geldiğinde tepeden bakan bir anlayışa sahipsin. ‘Bütçemiz müsait değil, veremiyoruz’ Niye veremiyorsunuz? Çünkü yıllardır milletten topladığımız vergiyi, satıp savurup elde ettiğiniz parayı, yeraltı-yerüstü satışlarından elde ettiğiniz her şeyi yandaşlara boca ettiniz” dedi. “Vah bu ülkenin haline!” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Göreve geldiğimizde emekli maaşı 40 dolardı, bugün 480 dolar” şeklindeki çıkışına da tepki gösteren Çömez, “Sayın Erdoğan'ın etrafında aklı başında bir danışman, kendisine doğru düzgün yol gösterecek rasyonel insanlar heralde kalmamış. 40 dolar dediği; çiftçilerin BAĞ-KUR emeklisi yapıldığı dönem. 9-10 bin kişi. Bunları örnek gösteriyor. Bugün reva gördüğün 480 dolar -ki bu, açlık ve sefalet sınırının altında bir rakamdır. ‘Gördünüz mü bak neler yaptık’ diyor. Vah bu ülkenin haline! Demek ki saraydan bakınca, o ışıltılı atmosferden bakınca bunlar böyle görünüyor” şeklinde konuştu. İYİ Parti’nin teklifini hatırlattı En düşük emekli maaşının asgari ücretle eşitlenmesi gerektiğini vurgulayan Çömez, “Battık, tükendik; elde avuçta bir şey kalmadı’ diyorsunuz o zaman 25 bin lira yapacaksınız. Diğer emekli maaşlarına da aynı oranda artış uygulayacaksınız. Bunu yapmadığınız sürece iki elimiz yakanızda olacak ve sizinle siyasal mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz” diye ekledi. “Aklınızdan bir daha geçirmeyin, karşılığını misliyle alırsınız” Nusaybin’de, Türk bayrağına yapılan saldırıya değinen Çömez, “Buradan aziz Tüt milletine sesleniyorum. Bayrak hepimizin ortak değeridir. Ne istismar edilmesine ne suiistimal edilmesine izin veririz ne de ona birinin yan gözle bakmasına müsaade ederiz. İYİ Parti kadrolarının bu konudaki hassasiyeti, samimiyeti, duruşu, vatan sevgisi bellidir. Hiç kimse bir daha böyle bir şeyi aklından dahi geçirmesin. Karşılığını misliyle alacaktır. Öte yandan hem Adalet Bakanlığı'na hem de İçişleri Bakanlığı'na açık çağrıda bulunuyorum. Gereğini yapın ve parlamentoyu bilgilendirin. Kimdir bu alçaklar, sınırımızı nasıl geçmişlerdir? Türkiye'deki uzantıları kimlerdir? Ve bu alçak eylemi nasıl gerçekleştirmişlerdir? Tek tek hesabı sorulmalı ve aziz Türk milleti bilgilendirilmelidir” ifadesini kullandı. “DEM Parti talimatları Kandil'den aldığını açık seçik ortaya koymuştur” Çömez, “Yaşanan gelişmeler ve bu alçak saldırı girişimi bir gerçeği daha ortaya koydu. Peki ne bu gerçek? DEM Parti yetkilileri, ‘PKK ayrı SDG ayrı’ diyorlardı. Bunun böyle olmadığı ortaya çıktı. Suriye'de yaşanan gelişmelerle ilgili Kandil'den gelen talimatlar var. ‘Dört parçalı Kürdistan'da isyan edin’ diye talimat veriyorlar. Nerede bu parçalar, söyleyin de bilelim! Hadi cesaretiniz varsa çıkın söyleyin bakayım! Biz de bir bilelim. Bu parçalar nerelerdir? Aynı alçak örgütün siyasal temsilcisinin bir vekili de çıkıyor ve ‘Dört parçalı Kürdistan'a sesleniyorum’ diyor. Meclis’e geldiğinde ‘Say bakayım bu dört parça neresidir’ diye kendisine soracağız! Kandil temsilcisi gibi siyaset yapmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla çok net bir şey artık ortaya çıkmıştır. DEM Parti talimatı Kandil'den aldığını açık seçik ortaya koymuştur.” diye ekledi.

-BTP'den Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi, İYİ Parti'ye teşekkür... Haber

-BTP'den Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi, İYİ Parti'ye teşekkür...

-BTP'den Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi, İYİ Parti'ye teşekkür... -Eskiden 'Kurucu önder' denince akla Atatürk gelirdi. -İslam dünyası İsrail karşısında en azından İspanya kadar dik durmalı. Bağımsız Türkiye Partisi Sözcüsü Lütfulah Önder gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Önder Gazze'de 2 yıldan fazla süren İsrail terörünün en büyük destekçisi olan ABD Başkanı Trump'ın barışı getiren adam olarak lanse edilmesine itiraz etti. Önder, "Bu katliamları yapanlar, silah sağlayanlar, siyasi destek verenler, her anlamda 'yürüyün arkanızdayız' diyenler bir barış sözü ile birlikte sahneye çıkıyorlar ve dünya kamuoyu nezdinde köşeye sıkışmış olan İsrail'e adeta kapı aralıyorlar. Bugüne kadar Mısır'da yapılan Gazze anlaşmasının İsrail'e yapılan uluslararası baskıların bir sonucu olduğunu ifade eden Önder, "Hedef İsrail'e yeni bir alan açmak ve soykırımı meşrulaştırmak." dedi. "İslam dünyası en azından İspanya kadar dik durmalı" Önder, "İsrail yaptıklarının hesabını vermediği takdirde bugünden sonra da aynı şeyleri rahatlıkla yapacaktır. Bu anlaşma Bugüne kadar yaptıklarının hesabının sorulmayacağının belgesi oluşturulmuş oluyor. En azından İspanya Başbakanı kadar dik durmalı başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleri. İspanya Başbakanı, 'Bu anlaşma imzalanmış olabilir ama bu bugüne kadar İsrail'in yaptıklarını temize çıkarmaz. İnsanlık suçu işlemiştir. Bunun hesabı İsrail'e sorulmalı. Buna ilişkin yaptırımlar uygulanmalı' diyor" ifadelerini kullandı. Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi Türkiye'de devam eden açılım sürecine de değinen BTP sözcüsü Lütfullah Önder, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin terörist başı Öcalan için 'Kurucu önder' ifadesi kullanmasını eleştirdi. Önder, "Sayın Devlet Bahçeli Apo için bu kavramı kullanmadan önce Türkiye'de 'Kurucu önder' dendiği zaman bu topraklarda yaşayan herkesin aklına Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk gelirdi. Ve yine 'Kurucu önderin çizdiği çizgide, gösterdiği yolda yürünsün' dendiğinde Atatürk'ün çizdiği çizgide, gösterdiği yolda yürümek herkesin aklına gelirdi. Ama ne hazin durumdur ki, ne hazin bir tablodur ki Sayın Bahçeli'nin 'Kurucu önder' dediği kişi 'O'nun çizdiği istikamette yürünmeli' dediği kişi 50 bin insanın katili, bebek katili, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan" dedi. "İYİ Parti grubunu tebrik ediyoruz" Bu süreçte milletin aklı selimle hareket etmesi gerektiğini ifade eden Lütfulah Önder, İYİ Parti'nin bu süreçteki duruşunu tebrik etti. Önder, "CHP ile AK Parti arasında kavgalar olacak ama temelde yürünen yolda ne Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir itirazı var ne de komisyonda üyeleri bulunan diğer siyasi partilerin bir itirazı var. Bu anlamda net duruş koyan bir tek mecliste İyi Parti, İYİ Parti grubunu tebrik ediyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.