Ankara

#Adalet

OrtamHaber - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BTP'den Kahramanmaraş okul saldırısı hakkında açıklama Haber

BTP'den Kahramanmaraş okul saldırısı hakkında açıklama

BTP'den Kahramanmaraş okul saldırısı hakkında açıklama Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder Kahramanmaraş'ta medyana gelen okul saldırısı üzerine açıklama yaptı. Parti genel merkezinde basın açıklaması yapan Önder, "Kahramanmaraş’ta yaşanan bu vahim olay hepimizi çok üzdü. Başta orada hayatını kaybeden çocuklarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun" dedi. BTP Sözcüsü Önder açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Bu olayı sadece münferit bir olay, bir çocuğun ya da bir ailenin eksikliği olarak görmek mümkün değil. Bu olay ilk değil münferit bir olay değil. Çünkü rakamlar bunu açıkça ortaya koyuyor. Yılda ortalama 600 bin civarında, mağduru ve faili çocuk olan olay karakollara intikal ediyor. Dolayısıyla yüz binlerce olay yaşanıyorsa, bu ülkede çocukların mağdur ya da fail olduğu durumlar münferit değildir. Demek ki siyaset, devlet ve toplum bir şeyleri yanlış yapıyor ki böyle bir sonuçla karşı karşıya kalıyoruz. "Ülkeyi yönetenler kendilerini korumak için onlarca koruma ile geziyor" Münferit olarak olaya bakacak olan yargıdır. Burada annenin ya da babanın bir ihmali varsa, elbette soruşturulacaktır. Ceza yasalarımız bu yaptırımları uygulamak için uygundur. Gerekli yaptırımlar, cezai müeyyideler uygulanacaktır. Ancak devletin, siyasetin ve toplumun alması gereken tedbirler vardır. Bu tedbirler alınmadığı sürece bu tür olaylar azalmıyor, artıyor. Okulun güvenli olmaması ne demek? Çocuklarımızı okula gönderirken “Acaba başına bir şey gelecek mi?” diye endişe içinde beklemek zorunda kalıyoruz. Böyle bir tablo düşünülebilir mi? Okullarda güvenlik görevlisi bulundurulamaması kabul edilebilir mi? Bu durum devletin ekonomik imkânsızlığıyla açıklanabilir mi? Ülkeyi yönetenler kendilerini korumak için onlarca, yüzlerce koruma ile geziyor; uzun araç konvoyları oluşturuyor. Bu konvoylar biraz kısaltılsa, buradan ayrılacak bütçeyle okullara güvenlik görevlisi konulabilir. Okullarımız güvenli hâle getirilebilir. "Okullarda tuvaletlerde sabun yok, peçete yok" Okullarda tuvaletlerde sabun yok, peçete yok, temizlik görevlisi yok. Okul müdürleri velilerden para toplayarak temizlik görevlisi istihdam etmeye çalışıyor, temel ihtiyaçları karşılamaya uğraşıyor. Buna rağmen bu çabayı gösterenlere de “Para toplayamazsınız.” denilerek tepki gösteriliyor. Peki ne yapsınlar? Çocuklar hijyenik bir ortamda bulunmasın mı? Bu çabayı gösterenlere teşekkür etmek gerekir. Ancak bir devletin bu temel ihtiyaçları karşılayamaması kabul edilemez. Burada ciddi bir bakış açısı sorunu vardır. "Bu ülkede eğitim unutulalı yıllar oldu" Eğitim ve öğretim diyoruz ama bu ülkede eğitim unutulalı yıllar oldu. “Milli Eğitim” ifadesi sadece isimde kaldı. Gerçekte sadece öğretim yapılıyor. Keşke o öğretim de yeterli düzeyde yapılabilse. On iki yıllık zorunlu eğitim sonunda öğrencilerin üniversite kazanması hedefleniyor. Ancak sınavlarda sıfır çeken, üniversiteye yerleşemeyen çok sayıda öğrenci var. Yani öğretim de istenilen düzeyde başarılamıyor. İktidara 'dindar nesil' cevabı Eğitim çocuğun duygusuna dokunmak, iyi insan, ahlaklı insan, adaletli ve merhametli bireyler yetiştirmek demektir. Ancak bu yönde ciddi bir çalışma görülmemektedir. Bu konu açıldığında “dindar nesil yetiştirme” söylemleri gündeme geliyor. Ancak inanç bir duygudur ve bu duygu sadece anlatılarak kazandırılamaz. Adalet, merhamet ve inanç gibi değerler tanımlarla değil, yaşayarak öğrenilir. Çocuklar toplumda merhameti görmeli, devlet mekanizmasında adaleti hissetmeli, insanların inançlarını gerçekten yaşadığını gözlemlemelidir. Bu değerler sadece sözde kaldığında, gençlerin bu duyguları kazanması mümkün olmaz. Bu nedenle gençlerin gerçek anlamda eğitilebilmesi için, bu değerlerin toplumda yaşanır hâle getirilmesi gerekmektedir."

BTP Lideri Hüseyin Baş’tan Ramazan bayramı mesajı; Haber

BTP Lideri Hüseyin Baş’tan Ramazan bayramı mesajı;

BTP Lideri Hüseyin Baş’tan Ramazan bayramı mesajı; - Müslüman devletler İran’ı kınadı, “bu İsrail'in suçu, Amerika'nın suçu” demedi - 3 günlük dünya için oturacağımız iki günlük koltuğun çok da heveslisi olmamak lazım Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş bayram namazını İstanbul Florya’da kıldı. Namaz sonrası partililerle bayramlaşan BTP Lideri basın mensuplarına yaptığı açıklamada Orta Doğu’da yaşananların asıl sorumlusunun ABD ve İsrail olduğunu vurguladı. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın mesajı şöyle: Bu kanlı sürecin sorumluları Amerika ve İsrail Tüm milletimize hayırlı bayramlar diliyoruz. Bu Ramazan Bayramı İslam Alemi’ne, Türk milletine, Orta Doğu coğrafyasına inşallah barış, esenlik, huzur, refah getirsin. Yaradan’dan duamız budur, bu bayramdan beklentimiz, isteğimiz budur. Malumunuz çok karmaşık bir süreçten geçiyoruz. Orta Doğu'da her gün bombaların patladığı, milyonların canından olduğu, evinden olduğu, çok kaotik ve kanlı bir süreç. Bu kanlı sürecin sorumluları dünyaya adalet getirdiğini iddia eden, dünyaya demokrasi getirdiğini ve getireceğini iddia eden eli kanlı birkaç yönetici tarafından yönetilen Amerika ve İsrail ve bunların emperyalist emelleri. Müslüman devletler bir Müslüman devleti kınadı ama hiçbirisi çıkıp da “bu İsrail'in suçu, Amerika'nın suçu” demedi Buna mukabil daha dün ne yazık ki Arap ülkeleri toplanıp böyle bir ortamda İran'ı kınadılar malumunuz Bayram öncesi. Müslüman devletler bir Müslüman devleti kınadı, saldırılarından ötürü. Hiçbirisi çıkıp da “bunu İsrail yaptı, bu İsrail'in suçu, Amerika'nın suçu, Orta Doğu'yu kana bulayan bu iradelerdir” demedi. Zaten bu bölgede yaşanan meselelerin özü; yaklaşık 50 yıldır, belki biraz daha fazla zamandır, emperyalist emellerin bu bölgede hakim olması ve ona maşalık yapan bölgedeki ülkeler. Dolayısıyla bunların bir an evvel ayıkması, meselenin aslını idrak etmesi ve hak üzere hareket etmesini biz, yüce Yaradan’dan bu bayram döneminde niyaz ediyoruz, istiyoruz. Dediğim gibi, bütün Orta Doğu'ya, ülkemize, İslam dünyasına barış, huzur, esenlik getirmesini dilediğimiz bir bayram olacak. 3 günlük dünya için oturacağımız iki günlük koltuğun çok da heveslisi olmamak lazım Zamanın çok hızlı akıp geçtiği bir süreçten geçiyoruz. Ramazan dün başladı, bugün bitti gibi bir şey. Ömürler de çok hızlı bir şekilde akıp tükenip gidiyor. Dolayısıyla bu kısacık ömürde iyi ve güzel işleri, hayırlı işleri yapmayı hedeflemekte fayda var. 3 günlük dünya için oturacağımız iki günlük koltuğun çok da heveslisi olmamak lazım. Kalıcı, güzel eserler ve hoş bir seda bırakmak tabiri caizse, bunun için mücadele etmek lazım. Bu bayram bunlara vesile olsun diyorum. Tüm milletimize de hayırlı bayramlar diliyorum.

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? Haber

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı?

-Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine neden havalimanı yapıldı? -Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız -Özelleştirmelere karşı olan tek partiyiz -Alamadıkları belediyeleri özelleştirme kararı alabilirler -Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! -MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? -Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır -Kürt sorunu nedir? -BTP Lideri Hüseyin Baş, sıcak gündemi değerlendirdi. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meltem TV’de yayınlanan Özel Gündem programına konuk oldu. BTP lideri, programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. İşte Hüseyin Baş’ın açıklamalarından satır başları: “Çukurova’nın göbeğine neden havalimanı yapıldı?” "Çukurova gibi verimli bir ovanın göbeğine havalimanı yapıldı. Tarımı desteklemek gerekirken, oradaki üretimin maliyetini düşünmek gerekirken… Milletimiz hiç esnafta, üreticide, çiftçide suç aramasın. Çukurova’nın göbeğine tarım yapılacağına havalimanı yapılıyorsa, ürünün fiyatının niye yüksek olduğunun cevabı oradadır. Sanki başka yer yokmuş gibi ve ihtiyaç varmış gibi… Niye Çukurova’nın göbeğine yapılıyor? Orada kaç bin hektar alan tarım yapılamayacak hâle geldi. Bir de havalimanı bir yere konumlandığı zaman ne olacak? Etrafında rant oluşacak, şehirleşme olacak; konut, otel, dükkân olacak; ticaret olacak, betonlaşma olacak. Koca Çukurova’nın tarımı bitiyor. Biz diyoruz ki ürün niye pahalı? Niye pahalı? Bundan pahalı. Başka sebep aramaya gerek yok. “Fabrikayı değil, ürettiği ürünü satacaksınız” ABD’nin başına Trump geçiyor. Adam, Boeing uçağı satmak için ülke ülke geziyor, değil mi? Sonuçta ülkesine bir finansman oluşturmaya çalışıyor. Bizde kimsenin böyle bir derdi yok. Biz kimseye ürettiğimiz bir şeyi satmaya çalışmıyoruz. Biz ya köprü satacağız ya fabrika satacağız ya da toprak satacağız. Üretin, onu satın! Niye üretilen fabrikayı satıyorsunuz? Hiç siz Donald Trump’ın Boeing fabrikasını satmaya çalıştığını gördünüz mü? Bizim sattığımız SEKA, bizim sattığımız TEKEL! Sizin yapmanız gereken, iktidar olarak SEKA’da üretilen kâğıdı satmaktı, TEKEL’de üretilen tütünü satmaktı. Ama siz ne yaptınız? Atatürk döneminde yapılan fabrikaları sattınız. Bu fabrikaların hiçbirini de kendileri yapmadı. Bunlar Atatürk döneminde yapıldı; Cumhuriyet’in kazanımı! “Özelleştirmelere karşı tek partiyiz” Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi haricinde sistematik olarak özelleştirmelere bu şekilde karşı olan hiçbir siyasi organizasyon yok. Herkes bir şekilde bir şeyin özelleştirilmesine karşı ya da bir şeyin ucuza verilmesine karşı; yani pahalıya verilince iş çözülüyormuş gibi bir mantık türetildi ülkede. Mesela gidiyorlar, kömür santralini satıyorlar. İtiraz ediyor muhalefet. Niye? Ucuza satılıyor diye. Enerji üreten bir firma, bir fabrika pahalıya satılsa ne yazar? Bu enerji çok stratejik bir şey. Bu satılamaz. Bunun pahası olmaz. Bunun değeri biçilmez. Dolayısıyla Türkiye’de Bağımsız Türkiye Partisi dışında bunu çözebilecek de hiçbir irade yoktur. Biz, stratejik olan hiçbir üretimin, hiçbir sektörün yabancının eline geçmemesi hususunda kararlıyız. Biz, devletin de piyasada para kazanabilen, vatandaşı lehine para kazanabilen, sektörlerde var olabilen bir oyuncu olması gerektiği şeklinde ekonomiye bakış açısı olan tek siyasi partiyiz. Emeklilere kritik çağrı: Oyunuzu almak için atacakları adımlara kanmayın! Ben emekli vatandaşlarımızdan, abilerimizden, büyüklerimizden şunu istirham ediyorum; Yarın size gözünüzü boyamak için yapılacak olan zamlar sizi kandırmasın. Çünkü seçime giderken belki size zamlar yapılarak, ekstra harcırahlar verilerek, bir iki maaş ikramiye ödenerek sizin gönlünüz alınmaya çalışılacak. Buna kanmayın. Bu, sizin seçimde oyunuzu almak için yapılacak. Oyunuzu aldıktan sonra hiç kimse sizin gönlünüzü umursamayacak. Sizi yine bir kenara buruşturup atacaklar. Çünkü bu iktidarın istikrarını düşündüğü kesim, o sermaye kesimi. Emeklinin istikrarı diye bir derdi yok, işçinin istikrarı diye bir derdi yok, asgari ücretlinin istikrarı diye bir derdi yok. Böyle bir derdi olsaydı bu piyasayı bu hâle getirirler miydi? Getirmezlerdi. Kur korumalı mevduat işçi için mi yapıldı? Emekli için mi yapıldı? Kim için yapıldı? Yine sermaye sahibi için yapıldı. Faiz düşürüldü. Kim için? Sermaye sahibi için. Faiz yükseltildi. Kim için? Sermaye sahibi için. “MB kasasında 300 milyar dolar varsa emekli niye 20 bin TL alıyor?” Bakın, Türkiye’de para olmadığı için insanlar açlık ve yoksullukla mücadele etmiyor. Bugün hükûmet yetkilileri çıkıp gerine gerine, “Gayrisafi millî hasılamız yani millî gelirimiz 1,5 trilyon doları aştı.” diyor. Millî gelir 1,5 trilyon doları aştıysa bu adam niye aç? Yine “Merkez Bankası rezervleri tarihî rekor düzeyde, 300 milyar doları geçti.” diyorlar. O kadar para var da bu adam niye aç? Merkez Bankası’nın rezervlerinde 300 milyar dolardan fazla para varsa emekli niye 20 bin TL alıyor? O rezerv milletin değil mi? Bu millete ait bir gelirse bu adam niye aç geziyor? Bunu biri izah etsin. Bunun izahı yok. Neden? Çünkü adalet yok. Gelirde adalet yok, sokakta adalet yok, okulda adalet yok, üniversitede adalet yok, adliyede adalet yok. Hiçbir yerde adalet olmayınca işte birileri aç geziyor, birileri inanılmaz zenginlik içinde yaşıyor. “Bu iş belediyelerin satışına kadar gider” Belediyelerin, savunma firmalarının özelleştirilmesine, satılmasına kadar gider bu iş. Hele ki belediyeler kaybedildikçe “Ya bu belediyecilik mantığı yanlış, belediyeleri özelleştirelim.” derler mi? Derler. Çünkü yapabilecekleri başka hiçbir şey yok. O sermaye grubunun rantı ve istikrarının sağlanması için onların önündeki bütün engelleyici faktörler temizlenmeli ve onların hem psikolojik hem mali hem de medyatik desteği iktidarın arkasında kalmalı ki bu iktidar, iktidarını sürdürebilsin. “Bu komisyonu meşrulaştıran CHP’nin varlığıdır” Niye Meclis’te komisyon kuruldu sorusunu ben çok sordum. Meclis’in söylediği her şeyin önemsiz olduğu bir son 10 yılda ne oldu da bu kadar kritik bir meselede Meclis’in ne dediği önem arz etmeye başladı? Bunun cevabı şuydu: Hükûmet bir şey yapmak istiyor. Buna milleti ortak etmek istiyor. Komisyon bu yüzden kuruldu. Bu komisyonu meşru kılan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin orada var olmasıdır. Ana muhalefet oraya oturmasaydı bu komisyonun söylediği hiçbir şeyin bir önemi yoktu. Son sürecin sorumlusu benim gözümde iktidardan öte ana muhalefettir. Çünkü bunu haklı ve meşru kılan ana muhalefetin orada var olmasıdır. CHP oraya girmeseydi bambaşka bir sonuç çıkacaktı. İşin diğer taraflarına girdiğimizde ortada elle tutulur bir şey yok. Bu, toplumun kabul ettiği bir şey değil. Hiç kimsenin böyle bir süreci desteklediği falan da yok. Medyadaki birkaç kişinin haricinde topluma indiğinizde böyle bir kabul yok. “Kürt sorunu nedir?” “Kürt sorunu” deniyor. Kürt sorunu var deniyorsa sorunun ne olduğu ortaya konsun. Sorun ne? Eğer Apo’nun dediği gibi sorun vatandaşlık tanımıysa, “Kabul edilmedi.” de, çek çizgiyi, geç. Sorun ne? Sorun Güneydoğu’da işsizlikse evet, hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun okullardaki eğitim kalitesinin düşüklüğüyse hepimizin sorunu; çözmemiz lazım. Sorun geçim sıkıntısıysa hepimizin sorunu. Adalet arayışıysa hepimizin sorunu. Güneydoğu’da da vardır; çözmemiz lazım."

ANNE MINGUZZI'DEN MANSUR YAVAŞ’A ZİYARET Haber

ANNE MINGUZZI'DEN MANSUR YAVAŞ’A ZİYARET

ANNE MINGUZZI'DEN MANSUR YAVAŞ’A ZİYARET MATTIA AHMET MINGUZZI’NİN ADI KAYKAY PARKI’NDA YAŞATILACAK · Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), 14 yaşında hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin adını Çankaya’daki Kaykay Parkı’nda yaşatacak. · Oğlunu bıçaklı saldırıda kaybeden anne Yasemin Akıncılar Minguzzi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaret etti. · Yavaş, “Ahmet'imizin, yavrumuzun acısını hepimiz bir aile babası olarak içimizde hissettik. Belediye Meclisi’mizden Ahmet'imizin isminin Kaykay Parkı’mıza verilmesi kararı alındı. Umuyorum bir farkındalığa katkısı olur. Ve inşallah yasa değişikliğiyle artık herkes, özellikle çocuklar sokakta güvenli gezer hâle gelir” dedi. Ankara Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Kadıköy’de kaykay malzemesi almak için gittiği pazarda saldırıya uğrayan ve 14 yaşında hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin adını Çankaya’daki parkta yaşatacak. ABB Meclisi’nin Ekim ayı olağan toplantısında, Çankaya İşçi Blokları Mahallesi’nde bulunan Kaykay Parkı’na “Mattia Ahmet Minguzzi Parkı” adının verilmesi oy birliğiyle kararlaştırıldı. 24 Ocak 2025’te uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi avukatıyla beraber Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaret etti. “İNŞALLAH YASA DEĞİŞİKLİĞİYLE HERKES SOKAKTA GÜVENLİ GEZER HȂLE GELİR” Başkanlık Makamı’nda gerçekleşen ziyarette, Yavaş acılı anneye taziyelerini ileterek, “Ahmet'imizin, yavrumuzun acısını hepimiz bir aile babası olarak içimizde hissettik. Üstelik görüntülerde gördükçe hep içimiz acıdı. Ve Ahmet'in ölümü çok acı ama büyük bir farkındalık yarattı. Yani suç işleyen çocuklarla ilgili olarak, çeteleşmeyle ilgili olarak ve büyük ihtimal bir yasa değişikliği söz konusu. Bugün aile onun için geldi. Meclis’i de ziyaret edecekler” dedi. Belediye Meclisi’nin aldığı kararla Mattia Ahmet Minguzzi’nin adının Kaykay Parkı’na verileceğini belirten Yavaş, “Hem oraya ismi hem de karekod ile beraber kendi görüntüleri ve hayatı işlenecek. Umuyorum bir farkındalığa katkısı olur. Ve inşallah yasa değişikliğiyle artık herkes sokakta, özellikle çocuklar güvenli gezer hâle gelirler. Ben tekrar hem baş sağlığı diliyorum, sabır diliyorum” ifadelerini kullandı. MINGUZZI: “BİR AHMET'İM GİTTİ, BAŞKA AHMETLER GİTMESİN” Anne Yasemin Akıncılar Minguzzi ise Mansur Yavaş’a teşekkür ederek, “Biz buraya adalet için, adaleti sağlamak için geldik İstanbul'dan. Bir Ahmet'im gitti, başka Ahmetler gitmesin diye bunun mücadelesi içerisinde olduk. Yaklaşık dokuz aydır ailecek hiç durmadık. Umarım sokaktaki bu canilerden artık kurtuluruz. Evlatlarımız daha huzurlu, mutlu, parklara gidebileceği şekilde daha mutlu yaşasınlar istiyorum” diye konuştu. 24 Ocak 2025’te Mattia Ahmet Minguzzi, kaykay malzemesi almak için gittiği Kadıköy'deki bir pazarda bıçaklı saldırıya uğramış ve 9 Şubat 2025’te hayatını kaybetmişti. BAŞKENT’İN İLK BETONARME KAYKAY PARKI Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 2021 yılında Çankaya ilçesi İşçi Blokları Mahallesi 1524. Sokak’ta Başkentlilerin kullanımına açılan Kaykay Parkı; 3 bin 400 metrekarelik alana kuruldu, bu alanın 1452 metrekarelik kısmı ise sert zemin yani kaykay alanından oluşuyor. Başkent’in ilk betonarme Kaykay Parkı olma özelliğini taşıyan alanda bulunan 110 ve 160 metrekarelik iki parkur, çevresindeki rampa ve kaykay çıkıntıları ile farklı yaş gruplarına hitap ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.