Ankara
Hava Durumu

#Abd

ortamhaber.com - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir Haber

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir

-PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir -Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz -ABD bölgeye artık vekil güçlerle değil vekil devletlerle yerleşiyor Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Meltem TV’de Gündem Özel programına konuk olan Hüseyin Baş Suriye’deki son durum ve Nusaybin’de Türk bayrağına yapılan saldırı üzerine açıklamalarda bulundu. Hüseyin Baş şunları söyledi; “Mardin'deki bayrak olayı terörsüz Türkiye'nin sonucu değil. Bu ülkede bayrak tartışmaya açıldı, millet tartışmaya açıldı, Türklük tartışmaya açıldı. Bu ülkenin her şeyi tartışmaya açıldı. Bu ülkede iktidarı eleştirmek suç sayıldı ama milletin öz değerlerini eleştirmek hiçbir zaman suç olmadı hatta bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirildi. İfade özgürlüğünün sınırları çok geniş olmalı ancak tarihiyle bu kadar kavga eden bir milletin ortaya çıkmasına sebep olmak da biraz sorumluluk gerektiren bir durum. Bu ülkede Atatürk tartışmaya açıldı, cumhuriyet tartışmaya açıldı hala iktidarı destekleyenlerin bir bölümü cumhuriyetle kavga eder halde, Atatürk'le kavga eder halde. İktidar temsilcilerinin büyük bir bölümü de bundan hiçbir zaman rahatsızlık duymuyorlar hatta bir bölümü iktidarını cumhuriyet karşıtlığına, Atatürk karşıtlığına borçlu olduğunu zannediyor ve düşünüyor. “O eller kırılır normalde” Bu ülkede Lozan tartışmaya açıldı ki Lozan bu ülkenin kırmızıçizgilerinin belirlendiği anlaşmaydı. Lozan bu ülkenin tapusuydu ama tartışmaya açıldı. Dolayısıyla her şeyin bu kadar tartışıldığı bir çeyrek asrın sonunda Türk bayrağına da bu tip girişimler ortaya çıkmış oldu. Bunlar bu kadar tartışıldıktan sonra birileri şımarıklık ortaya koydu, haddini aştı. O eller kırılır normalde. Bu böyledir. Bunun izah edilecek bir tarafı da yoktur, görmezden gelinecek de bir tarafı yoktur. “PKK ve DEM Kürtlerin temsilcisi değildir” Kürtlerin temsilcisi kim? Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı hiçbir zaman olmadı. Kürtlerin bir temsilciye ihtiyacı varmış gibi bir siyasi ortam oluşturuldu. Hem PKK, hem DEM her zaman marksist bir çizgide olmuştur, bölücü bir çizgide olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti ile Türklükle kavga eder bir çizgide olmuştur. Hatta o partilerden bir tanesinin parti tüzüğünde Kıbrıs’taki Türk askeri için ‘işgalci’ deniyor. Bunlar Türkiye'nin sahip olduğu hinterlandı hiçbir zaman kabul etmeyen, etmek istemeyen bir çizgide olmuşlardır. Bizim Güneydoğu halkımıza baktığınız zaman da son derece muhafazakar, değerlerine düşkün, değerlerine aşık bir toplum olduğunu biliriz, görürüz, yaşarız. Bugün Kürtleri temsil ettiğini iddia eden siyasi çizginin bu tip öz değerlerle buluştuğu hangi nokta var? Bunlar muhafazakarlık noktasında marksist bir çizgidedir, dini kabul etmez bir tavırdadırlar ama hep kullandıkları bizim Güneydoğu'daki başörtülü teyzelerimizdir, baktığınız zaman hiç alakaları yoktur. Onların, yaşam tarzları inançları, ideolojileri, zevk aldıkları şeyler, sevdikleri ve sevmedikleri şeyler Kürt vatandaşlarımızdan farklı. Suriye’de SDG Kürtlerin temsilcisi değildir. SDG bir terörist yapıdır, YPG bir terörist yapıdır. Aynı şekilde PKK da Kürtlerin temsilcisi değildir ve bir terörist yapılanmadır. Dolayısıyla YPG'yi ayrı tutalım, PKK'yı ayrı tutalım hülyalarına da girmeye gerek yok. “Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz” Şimdi Suriye'de YPG geri çekildi. Bu bence de Türkiye adına da bir başarıdır, Suriye'nin yeni hükümeti adına da bir başarıdır. Sonuçta terörden arındırılmış bir bölge oluşuyor. Bunlarda problem yok. Bağımsız Türkiye Partisi'nin siyasi çizgi olarak bugüne kadar durduğu nokta her zaman şudur; Biz bölgemizde emperyalizmin yerleşmesini istemiyoruz. Biz bölgemizde birilerinin bizi at edip binmesini, eşek edip sürmesini istemiyoruz! İşin Türkçesi bu. Biz bağımsız karar verebilen, hür düşünebilen bir yapıda olmak istiyoruz. “Vekil güçler yerine vekil devletler” Amerika bölgeye vekil güçler vesilesiyle değil vekil devletler vesilesiyle yerleşiyor. Bugün Suriye dediğimiz aslında Amerika için bir uydu devlet haline getirildi. Suriye'de Amerika'nın istediği bir ortam oluştu. Tom Barrack da, ‘YPG artık varlık maksadını doldurdu’ diyor. Suriye'de yönetim değiştikten sonra YPG'nin misyonu da tamamlanmış oluyor. Yönetim değişti. Peki nasıl bir yönetim? Amerika'nın tam istediği gibi bir yönetim, İsrail'in arkasını rahat hissedeceği bir yönetim. Dolayısıyla bizim karşı olduğumuz şey bölgemizde yerleşik bir emperyalizmdi. Biz hala buna karşıyız. Bu noktada biz kazanmadık.”

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" Haber

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı"

"Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" "Madem dünyada itibarınız yüksek KKTC'yi neden tanıtamadınız?" "Madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez" Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. KKTC yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Eskişehir Beylikova'daki nadir toprak elementlerinin ABD'ye verileceği iddiası Önder'in gündemindeki konulardı. BTP Sözcüsü Önder şunları söyledi; "Denktaş kovulmuştu hatta ağlatılmıştı" (ORTAMHABER) - "Bu hafta sonu Kıbrıs'ta seçimler yapıldı. CTP seçimleri kazandı. Bunun üzerine Türkiye'de çok farklı tartışmalar yükselmeye başladı. Bu vesileyle 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs politikası nedir?' diye sormak istiyoruz. Çünkü özellikle son 15 - 20 yıldır birbiriyle çelişen birçok adım atıldığını görmekteyiz. KKTC'de CTP seçimleri ilk kez kazanmıyor. CTP 2005 yılında da Mehmet Ali Talat'la birlikte seçimleri kazanmıştı. O dönem Kıbrıs davasının sembol ismi, ömrünü o davaya adamış olan Rauf Denktaş, Türkiye'de yetkililere işin önemini anlatmaya çalışmak istediğinde dışlanmıştı, kovulmuştu hatta ağlatılmıştı. Türkiye o dönem Annan Planına destek veriyordu yani Mehmet Ali Talat'ın CTP'sinin savunduğu fikirlere destek veriyordu. O zaman Annan planı Rum tarafınca reddedilmeseydi şu an zaten uygulamaya çoktan konmuştu. "Madem dünyada itibarınız yüksek KKTC'yi neden tanıtamadınız?" Türkiye neden KKTC'yi dünyaya tanıtmak için bir girişimde bulunmuyor? Bizlere, 'Dünyada itibarımız çok, İslam ülkeleri bizim ağzımıza bakıyor, Türk devletleri elimizi kaldırsak koşmaya hazırlar, Trump bile bize hayran' deniyor. Peki dünyada böylesine itibarımızın yüksek olduğu bir dönemde biz KKTC'yi tanıtmak için uğraşmıyor muyuz? Uğraşmıyorsak o zaman demek ki Rumlarla birleşmek isteyenlerin fikirlerini yanlış bulmuyoruz demektir. Eğer uğraşıyoruz ama kimse bizim sözümüzü dinlemiyorsa o zaman da kendimizde gördüğümüz itibarda bir sorun var. "Türkiye, Kıbrıs politikasını net bir şekilde belirlemeli" Kıbrısla ilgili yıllarca 'çözümsüzlük çözüm değil' dediler. Peki neden bu tablonun devam etmesi istenebilir? Çünkü Kıbrıs tanınmadığı zaman ne oluyor? Kıbrıs'ta her türlü suç örgütü rahatlıkla faaliyet gösterebiliyor, kara para aklanma yeri haline gelebiliyor, mafya örgütlerinin hesaplaştığı bir alan haline gelebiliyor, kumarın yer bulduğu bir yer haline gelebiliyor maalesef. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kıbrıs politikasını net bir şekilde belirlemeli ve bütün adımlarını buna göre atmalı. Yoksa bu zigzaklarla bir adım ilerleyemeyiz. "Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'de her geçen gün kan kaybediyoruz" İsrail, Rum kesimiyle işbirliği yapıp Kıbrıs'ın etrafında doğalgaz araması yapıp Doğu Akdeniz'de kendisi için münhasır ekonomik bölge oluşturup hak sahibi oluyor. Rusya bölgede hak sahibi olduğunu iddia ediyor, ABD zaten hak sahibi olduğunu iddia ediyor. Dünyadaki birçok devlet Doğu Akdeniz'deKİ kaynakları önemsiyor. Kıbrıs Türkiye için sadece Doğu Akdeniz'deki varlığımız ve ekonomik çıkarlarımız için değil güvenlik açısından da çok önemli. Kıbrıs'ta şehit vererek bir kazanım elde ettik ama maalesef iktidarın bu konuda net bir politika çizmemesi ve net bir duruş ortaya koymaması nedeniyle Kıbrıs'ta her geçen gün kan kaybediyoruz. "İktidar yalanlıyorsa daha sonra bunun doğru olduğunu büyük ihtimal görürüz" Eskişehir'de nadir toprak elementlerine ilişkin ciddi bir kaynağın varlığı Cumhurbaşkanımız tarafından da ifade edildi. Bu ne zaman ifade edildi? Amerika'yla bu konuda anlaşma yapıldığı, nadir toprak elementlerinin Amerika'ya verildiği yönünde Türkiye'de muhalefetin eleştirileri üzerine böyle bir kaynağın varlığından bahsedildi ve hiçbir devlet ile anlaşma yapılmadığı söylendi. Öncelikle şunu ifade edelim. İktidar bunu yalanlıyorsa daha sonra bunun doğru olduğunu büyük ihtimal görürüz. Çünkü şu ana kadar genelde yalanlanan şeylerin doğru olduğuna şahit olduk. "Türkiye hazinenin üstünde oturan dilenci gibi" Kurucu liderimiz Prof.Dr. Haydar Baş yıllarca 'Türkiye 3 katrilyon dolarlık bir maden rezervine sahip' dedi. Yine kurucu liderimizin ifadesiyle bu, biz bu kaynağı devreye koyduğumuzda Türk milletini kıyamet sabahına kadar bir eli yağda, bir eli balda bakacak bir ekonomik güç demektir. Ama maalesef Türkiye hazinenin üstünde oturan dilenci gibi. Neden? Çünkü madenlerimizi millet yararına, devlet yararına kullanamıyoruz. Peki neden kullanamıyoruz? 2023'ten 'Lozan'da gizli anlaşma var. Bundan dolayı çıkaramıyoruz, kullanamıyoruz' gibi bir yalanı alttan alta yaymışlardı. Asıl mesele şu: Madenler çıkarılıyor ama milletimiz ve devletimiz menfaatine kullanamıyoruz. Neden? Çünkü 2005'te, 2007'de maden yasasında, petrol yasasında değişiklikler yaptık ve bu yaptığımız değişikliklerle devletin payını yok denecek kadar azalttık. Bu pay yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişiyor. Öteyandan vergide de beyan usulünü getirdik. Yani madeni çıkaran firma ne kadar beyan ederse o beyanı üzerinden vergi verecek. Dolayısıyla vergi almak da mümkün değil bu faaliyetten. Bunların birçoğu yabancı firma. İçeride yerli taşaronu, yerli ortağıyla birlikte faaliyet gösteren yabancı firmalar maden alanlarını ruhsatlandırdı ve götürüyor. Madenleri yurt dışına götürürken de ihracat yaptığı için teşvik alıyor. Yani adeta çıkarıyorlar devlete hiçbir şey vermeden bedavaya çıkarıyor. Yurt dışına götürürken nakliye parasını bile bu millete ödetircesine bir yasal düzenlemeler oluşturuldu. Bu yasal düzenlemelerden sonra Türkiye'de her taraftan maden çıkmaya başladı ama bu madenlerden millete, devlete bir fayda yok. "Madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez" Bu konuda Bağımsız Türkiye Partisi farklı bir partidir. Kurulduğumuz günden bugüne madenler en çok üzerinde durduğumuz başlıkların başında gelir. Bizim maden politikamız şudur; devlet millet ortaklığıyla madenlerin yüzde 51'i devletin, yüzde 49'u milletin olmak üzere işletilecek ve ekonomiye kazandırılacaktır. İsteyen o madenlerde çalışacak, kazanacak, isteyen oraya ortak olacak, kazanacak. Kazanan Türk milleti olacak. Kazanan Türk devleti olacak. İşte 3 katrilyon dolarlık büyük bir rezerv o zaman devlet millet menfaatine kullanılır, buradan devlet çok büyük gelirler elde eder. Şimdi artık her şeyden vergi alınıyor. Cezalar devletin en temel gelir kalemlerinden biri oldu. Vergiler dışında devletin başka bir gelir kalemi kalmadı. Madenlerimiz devlet millet ortaklığıyla işletilmiş olsa yani Bağımsız Türkiye Partisi'nin programı devreye girmiş olsaydı devletin vergileri bu gelirlerin yanında küçük kalırdı. Türkiye'de her yerden maden çıkmasına, doğalgaz çıkmasına, petrol çıkmasına rağmen devletin bütçesine bakıyoruz. 2025 bütçesini açın inceleyin. Bu kadar zenginlik içerisinde madenlerden elde edilen gelirin yok denecek kadar az olduğunu görüyorsunuz. Peki çıkarıldığı halde neden bu gelir yok? İşte biraz önce anlattığım sebeplerin sağlamasıdır bu. Son cümlemiz şu olsun; madenlerimiz Türk milletinin ve Türk devletinin malıdır, hiçbir yabancı firmaya verilemez, madenlerimiz yabancılara peşkeş çekilemez. Bu madenler millet menfaatine, devlet menfaatine devreye sokulup milletin zenginleşmesine aracılık etmelidir."

-BTP'den Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi, İYİ Parti'ye teşekkür... Haber

-BTP'den Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi, İYİ Parti'ye teşekkür...

-BTP'den Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi, İYİ Parti'ye teşekkür... -Eskiden 'Kurucu önder' denince akla Atatürk gelirdi. -İslam dünyası İsrail karşısında en azından İspanya kadar dik durmalı. Bağımsız Türkiye Partisi Sözcüsü Lütfulah Önder gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Önder Gazze'de 2 yıldan fazla süren İsrail terörünün en büyük destekçisi olan ABD Başkanı Trump'ın barışı getiren adam olarak lanse edilmesine itiraz etti. Önder, "Bu katliamları yapanlar, silah sağlayanlar, siyasi destek verenler, her anlamda 'yürüyün arkanızdayız' diyenler bir barış sözü ile birlikte sahneye çıkıyorlar ve dünya kamuoyu nezdinde köşeye sıkışmış olan İsrail'e adeta kapı aralıyorlar. Bugüne kadar Mısır'da yapılan Gazze anlaşmasının İsrail'e yapılan uluslararası baskıların bir sonucu olduğunu ifade eden Önder, "Hedef İsrail'e yeni bir alan açmak ve soykırımı meşrulaştırmak." dedi. "İslam dünyası en azından İspanya kadar dik durmalı" Önder, "İsrail yaptıklarının hesabını vermediği takdirde bugünden sonra da aynı şeyleri rahatlıkla yapacaktır. Bu anlaşma Bugüne kadar yaptıklarının hesabının sorulmayacağının belgesi oluşturulmuş oluyor. En azından İspanya Başbakanı kadar dik durmalı başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleri. İspanya Başbakanı, 'Bu anlaşma imzalanmış olabilir ama bu bugüne kadar İsrail'in yaptıklarını temize çıkarmaz. İnsanlık suçu işlemiştir. Bunun hesabı İsrail'e sorulmalı. Buna ilişkin yaptırımlar uygulanmalı' diyor" ifadelerini kullandı. Bahçeli'ye 'Kurucu önder' tepkisi Türkiye'de devam eden açılım sürecine de değinen BTP sözcüsü Lütfullah Önder, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin terörist başı Öcalan için 'Kurucu önder' ifadesi kullanmasını eleştirdi. Önder, "Sayın Devlet Bahçeli Apo için bu kavramı kullanmadan önce Türkiye'de 'Kurucu önder' dendiği zaman bu topraklarda yaşayan herkesin aklına Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk gelirdi. Ve yine 'Kurucu önderin çizdiği çizgide, gösterdiği yolda yürünsün' dendiğinde Atatürk'ün çizdiği çizgide, gösterdiği yolda yürümek herkesin aklına gelirdi. Ama ne hazin durumdur ki, ne hazin bir tablodur ki Sayın Bahçeli'nin 'Kurucu önder' dediği kişi 'O'nun çizdiği istikamette yürünmeli' dediği kişi 50 bin insanın katili, bebek katili, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan" dedi. "İYİ Parti grubunu tebrik ediyoruz" Bu süreçte milletin aklı selimle hareket etmesi gerektiğini ifade eden Lütfulah Önder, İYİ Parti'nin bu süreçteki duruşunu tebrik etti. Önder, "CHP ile AK Parti arasında kavgalar olacak ama temelde yürünen yolda ne Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir itirazı var ne de komisyonda üyeleri bulunan diğer siyasi partilerin bir itirazı var. Bu anlamda net duruş koyan bir tek mecliste İyi Parti, İYİ Parti grubunu tebrik ediyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.