İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın,

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, stagflasyon riskine karşı yapılması gerekenleri sıraladı.

Haber Giriş Tarihi: 27.03.2026 12:15
Haber Güncellenme Tarihi: 27.03.2026 12:15
https://www.ortamhaber.com

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, stagflasyon riskine karşı yapılması gerekenleri sıraladı. “Stagflasyon kader değildir” diyen Dalgın, “Motorindeki vergi indiriminin tamamını pompaya yansıtın. Gübre desteğini acil devreye alın. Doğal gaz depolarını doldurun. Kritik medikal gazlar için acil envanteri çıkarın. İmalat sanayisine girdi desteği verin. Turizmde güvenli ülke kampanyasını başlatın ve genel ekonomik senaryoları paylaşın” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Dalgın: “Stagflasyon kader değildir”

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, stagflasyon riskine karşı yapılması gerekenleri sıraladı. “Stagflasyon kader değildir” diyen Dalgın, “Motorindeki vergi indiriminin tamamını pompaya yansıtın. Gübre desteğini acil devreye alın. Doğal gaz depolarını doldurun. Kritik medikal gazlar için acil envanteri çıkarın. İmalat sanayisine girdi desteği verin. Turizmde güvenli ülke kampanyasını başlatın ve genel ekonomik senaryoları paylaşın” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın, bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin bütün yönleriyle incelenmesi ile stagflasyon riskinin üretim, istihdam ve fiyat istikrarı üzerindeki muhtemel sonuçlarının araştırılması ve ekonomik güvenliği güçlendirecek politika önerilerinin belirlenmesi amacıyla verilen meclis araştırması önergesinin gerekçesini açıklamak üzere TBMM Genel Kurulu’nda söz aldı.

“İran'da yaşananlar bir jeoekonomi problemidir”

Hem enflasyonun yüksek olmasının hem de ekonominin durgunluğa girmesinin stagflasyon anlamına geldiğini belirten Dalgın, “Karşı karşıya kaldığımız risk budur. Çünkü İran'da yaşananlar sadece bir güvenlik riski, sadece bir jeopolitik risk değil; aynı zamanda ekonomik bir risktir, bir jeoekonomi problemidir. Peki bu nasıl işler? Önce bir fiyat şoku gerçekleşir. Mesela, petrol fiyatlarında yaşadığımız gibi. Fiyat şoku bir noktadan sonra bir tedarik şokuna dönüşebilir. Yani parasıyla bile o malı bulamaz hâle gelinebilir. Mesela gübrede kısmen yaşandığı gibi. Daha sonra da bu, bir üretim şokuna dönüşebilir. Çiftçi tarlasını ekemez, sanayici ham maddesini bulamaz hâle gelebilir. Kaçınmamız gereken, yönetmemiz gereken risk tam da budur.” dedi.

“Hem enerji hem de gıda güvenliğinde en riskli 10 ülkeden bir tanesi Türkiye”

Hürmüz Boğazı’nda devam eden durumun küresel etkilerine değinen Dalgın, “Hürmüz Boğazı'ndan savaşın ilk 23 gününde geçen gemi sayısı, savaş öncesi bir günde geçen gemi sayısına eşit. Asya'da bilhassa bir domino etkisi başladı. Tayvan'da 11 günlük LNG stoku kaldı, Hindistan'da mutfak gazı ve gübre bulunmuyor ve enerji kıtlığı riski Avrupa'ya doğru ilerliyor. Daha önemlisi, bizi ilgilendiren kısım gıda ve gübre -ki zaten Kiel Enstitüsüne göre; dünyada hem enerji hem de gıda güvenliğinde en riskli 10 ülkeden bir tanesi Türkiye. Bunu üre fiyatlarında görüyoruz. Son bir haftada yüzde 30'luk bir artışla karşı karşıyayız. Sanayi girdilerinde de benzer bir tablo var; petrokimya ve plastik ham maddelerinde ciddi bir artış var” ifadelerini kullandı.

“35 milyar dolarlık ilave bir açıkla karşı karşıya kalabiliriz”

“Bu tablo ülkemiz için ne anlama geliyor?” diye devam eden Dalgın, “Enerji ithalatı 63 milyar dolar olacak diye hesap yapıldı. 100 milyar doları geçme ihtimali var. Bu hesap savaş başlamadan bir hafta önce yapıldı. Bu derece bir öngörüsüzlükten bahsediyoruz. Karşı karşıya kaldığımız riskle petrol fiyatları 100 dolar mertebesinde olursa, enflasyonumuz 4 puan mertebesinde artacak, cari açığımız ikiye katlanacak. Dış dengemizde 35 milyar dolarlık ilave bir açıkla karşı karşıya kalabiliriz. Doğalgaz tarafında; İran'dan gelen gaz bizim aşağı yukarı alımımızın yüzde 13'ü. Bunu karşılayacak depolama kapasitemiz var ama umuyorum ki depo yönetimimiz bunu karşılayacak seviyede kullanılıyordur. Beklenmedik kırılganlıklar da var. Mesela helyum gazı. Rusya'da vurulan bir fabrika çerçevesinde helyum kıtlığı var. Helyum gazı MR’larda kullanıyor. Senede 25 milyon MR çekiminden bahsediyoruz.” şeklinde konuştu.

“Sadece bu yıl çevireceğimiz dış borçta 1 milyar dolarlık zararımız var”

Söz konusu tablonun en bariz göstergesini finans alanında gördüklerini belirten Dalgın, “Mesela, iki yıllık tahvil faizimiz yüzde 40'ın üzerinde. Beş yıllık enflasyon fiyatlaması, yüzde 25'ten yüzde 31'e çıktı. Yani piyasa, ‘Öyle tek haneye inecek meselelerini bir unutun, yüzde 30 enflasyon fiyatlıyorum.’ diyor. Forward piyasalar eskiden faiz indirimi fiyatlarken, şimdi ciddi bir faiz artışını fiyatlar hâlde. Çalışıyor denilen programın Türkiye'yi getirdiği hâl; hem yüksek enflasyon hem yüksek faiz. Üstelik bunun neticesinde bir sermaye çıkışıyla da karşı karşıyayız. İki haftada 12 milyar dolarlık carry trade çıktı. İki haftada 5 milyar dolarlık tahvil satışı oldu. İki haftada bir milyar dolarlık tahvil çıktı ve risk primimiz 38 baz puan yükseldi. Bu ne demek? Sadece bu yıl çevireceğimiz dış açıkta, dış borçta bir milyar dolarlık zararımız var demek.” dedi.

“Üretemeyen Türkiye yaratan program riskleri artırıyor”

Reel sektörde artan kredi faizleriyle yaşananları gördüklerini ekleyen Dalgın, “Üretemeyen Türkiye yaratan program ciddi şekilde risklerimizi artırıyor. Üretemeyen Türkiye'den ne kastettiğimi de söyleyeyim: Bugün Türkiye'de tarım üretimi 2020 yılıyla aynı. Bugün Türkiye'de sanayi üretimi, sanayi kapasite kullanımı Covid dönemiyle aynı. Bugün Türkiye'de istihdam, Sayın Mehmet Şimşek'in göreve geldiği dönemle aynı. Yani üç senede, dört senede, beş senede; sanayide, istihdamda, tarımda, Türkiye'yi yerinde saydırmış; ciddi de faiz ödemiş bir programla karşı karşıyayız. Dışarıdan gelen maliyet şokları talep kısmayla yönetilemez. Bunun altını çiziyorum. Her şeyi talep kısmaya bağlıyorsunuz. Elinizde bir çekiç var, gördüğünüz şeyi çivi olarak görüyorsunuz. Ya faizi ya vergiyi basıyorsunuz. Dış talep şokuna da bunu yapmayın. Bunun neticesinde stagflasyon çözülmez, derinleşir” ifadelerini kullandı.

“Stagflasyon kader değildir”

Çözüm önerilerini sıralayan Dalgın “Sizlere 7 madde öneriyorum. Motorindeki vergi indiriminin tamamını pompaya yansıtın. Gübre desteğini acil devreye alın. Doğal gaz depolarını doldurun. Kritik medikal gazlar için acil envanteri çıkarın. İmalat sanayisine girdi desteği verin. Turizmde güvenli ülke kampanyasını başlatın ve genel ekonomik senaryoları paylaşın. Stagflasyon kader değildir” şeklinde konuştu.